Uzaktan eğitimin merak edilen yönleri: Televizyonu-bilgisayarı olmayan çocukların durumu, telafi eğitimleri ve sınıf geçme

Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, uzaktan eğitimin fırsat eşitsizliği oluşturmadığını savunurken, Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Doğan örgün eğitimdeki eşitsizliğin uzaktan eğitimle iyice derinleştiğini ileri sürüyor

Fotoğraf: AA

83 milyon nüfuslu Türkiye’de 26 milyon civarında öğrenci bulunuyor.

Türk Eğitim Derneği Düşünce Kuruluşu (TEDMEM) verilerine göre Türkiye, ortaokul ve lise seviyelerinde yaklaşık 1 milyon 600 bin öğrenciye açık öğretim, üniversite seviyesinde ise yaklaşık 4 milyon öğrenciye uzaktan eğitim ya da açık öğretim verme tecrübesine sahip.

Ancak bu ölçekte öğrenciye ilk kez uzaktan eğitim veriliyor.

Uzaktan eğitimde süre 1 ay uzatıldı

Geçen gün açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un verdiği bilgiye göre koronavirüs tedbirleri kapsamında uygulanan uzaktan eğitim 31 Mayıs’a kadar sürdürülecek.

Bu tarihten sonraki döneme ilişkin durum ise yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının sona erip ermemesine göre şekillenecek.

İlk dönemin notları geçerli

Sınıf geçmede öğrenciler ilk dönemden sorumlu olacak ve ortalama gözetilmeksizin bir üst sınıfa geçiş sağlanacak.

Ancak Türkiye’de hala evinde televizyon, bilgisayar-tablet ve/veya internet erişimi olmayan çocukların varlığı sebebiyle uzaktan eğitimin, eğitimde fırsat eşitsizliğini körüklediği tartışmaları sürüyor.

“Uzaktan eğitim fırsat eşitliğine darbe vurmayacak, telafi süreçleri yaşanacak”

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve çeşitli sivil toplum kuruluşları (STK) başta olmak üzere pek çok oluşumun bu konuda çalıştığını belirten Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, “Elbette ki herkese ulaşmak mümkün değil” yorumunu yaptı.

Ancak Pehlivanoğlu, uzaktan eğitimin fırsat eşitliğine darbe vurmadığını savundu:

Fırsat eşitliğine darbe vurması ancak EBA TV, internet erişimi ve telafi eğitimi sonucunda, her kesim için kazanımlar eşitlenmezse doğar. Ama Sayın Bakan Ziya Selçuk’un da söylediği gibi yaş gruplarına ve bölgelere göre farklı telafi süreçleri yaşanacak. Çocuklar yüz yüze telafi için okula döndüklerinde, bir kazanım testi yapılacak, müfredatla ilgili eksiklikleri tespit edilecek ve ona göre bir telafi süreci yaşanacak.

31 Mayıs sonrasında ne olacağını pandeminin sona ermesine bağlı olduğunu belirten Pehlivanoğlu, “Salgın sona erer ve öğrenciler haziran ayında 2 gün bile okula gidip, karne alsa, bu bir kazançtır” yorumunu yaptı.

“15 yaş altına uzaktan eğitim uygun değil ama ….”

Uzaktan eğitimin aslında yetişkinler için uygun bir sistem olduğunu belirten Selçuk Pehlivanoğlu, “Okulun çocuk gelişimine katkısı vardır. Öğrencilerin okulda bir araya gelerek iletişimi, paylaşımı ile sosyal ve duygusal gelişimi çok önemli. Özellikle 15 yaş altına uzaktan eğitim uygun değil ama salgın nedeniyle bir zorunluluk söz konusu oldu. Ancak MEB, uzaktan eğitimin gelecek dönemlerde eğitimin bir parçası olduğunu öngördüğünden bu alanda çalışıyordu. Bakanlık her şarta, her alternatife hazır” ifadelerini kullandı.

 

Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu Twitter spehlivanoglu.jpg
Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu / Fotoğraf: Twitter / @spehlivanoglu

 

“Türkiye’de sınıfta kalma oranı zaten çok düşük”

Sınıf geçme durumuna ilişkin ise Selçuk Pehlivanoğlu, “Bu dönem, nota dönüştürülecek bir süreç değil” derken, Türkiye’de hali hazırda sınıfta kalma oranının çok düşük olduğunu hatırlattı.

 “Veliler öğretmenlerden televizyon sunucusu performansı beklemesin”

Pehlivanoğlu, velilere de çağrıda bulundu:

Öğretmenlerin ciddi bir kısmı çok yoruldu ve hazırlıklı olmadıkları bir süreci yönetmeye çalışıyorlar. Dünya hazırlıklı değildi. Hiç kimsenin öğretmenlerden bir televizyon sunucusu performansı beklememesi gerekir. Yetkin öğretmen olmak ile bire bir dokunmadığınız öğrencilere ders anlatmak farklıdır. Velilerin öğretmenlerin diksiyon ya da vücut diline bakmaktansa onlara güvenmeleri gerekir.

“Y, Z nesli daha az sıkılıyor ama yasağa karşı daha isyankar”

Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, yeni nesle ilişkin tespitte de bulundu: 

Y ve Z nesli, internetle büyüdü. Biz yetişkinlere göre evde daha az sıkılıyorlar ama yasağa karşı da daha isyankarlar. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’na da danışarak, çocukların en azından hafta sonları apartmanlarının önüne çıkıp nefes almasına izin verilebilir.

Pehlivanoğlu, burslu öğrenci sayısının artırılması gerektiğini de sözlerine ekledi.

 

EBA eğitim öğrenci AA.jpg
Fotoğraf: AA

 

“Uzaktan eğitimde fırsat eşitsizliğinin derinleştiğini gördük”

Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Doğan ise fırsat eşitsizliği konusunda Selçuk Pehlivan’la farklı görüşte.

Örgün eğitimde yaşanan eşitsizliklerin uzaktan eğitimle derinleştiğini ileri süren Doğan, en büyük mağduriyetin sınava hazırlanan öğrencilerde olduğunu savundu:

Uzaktan eğitim başlamadan önce ‘Kamu kaynakları, kamu için kullanılmalı’ diye uyardık. ‘İhtiyaç sahibi öğrencilere sınırsız internet erişimi, bilgisayar, tablet, TV erişimi tespit edilsin, eksiklikler giderilsin’ dedik.  Ancak uzaktan eğitimde, fırsat eşitsizliğinin derinleştiğini gördük. Kırsal kesimde yaşayan öğrenciler, fiziksel engelliler, tüm dezavantajlı grupların eşitsizliği büyüyor. Evinde televizyonu, bilgisayarı, internet erişim imkanı olmayan çocuklar var hala. MEB’in kendi raporunda da eşitsizliğe değiniliyor. Uzaktan eğitimde, özellikle sınava hazırlanan öğrenciler açısından eşitsizlik yaşandı. Kamu ve özel okul arasında eşitsizlik var. Sosyo-ekonomik durumu düşük olan ailelerin olduğu yerlerde, eğitimden donanıma pek çok eksiklik var. Bu eksiklikleri ve eşitsizliği, uzaktan eğitimde daha derin şekilde yaşadık.

"En mağdur kesim 2 milyona yakın mülteci çocuk"

Yurtdışındaki çalışmalara değinen Doğan, “ABD’de 66 bin öğrenciye hızlıca cihaz dağıtıldı, 240 bine daha dağıtılacak. Dünyada böyle örnekler var” dedi.

Feray Aytekin Doğan, uzaktan eğitimde en mağdur olan kesimin sayıları 2 milyona yaklaşan mülteci çocuklar olduğunu da sözlerine ekledi.

 

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Doğan Twitter ferayayd.jpg
Feray Aytekin Doğan / Fotoğraf: Twitter / @ferayayd

 

“LGS ve YKS’nin biçiminin, içeriğinin doğru olmadığını düşünüyoruz”

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) Sınavı ile Yükseköğretim Kurumları Sınavının (YKS) ne zaman gerçekleştirileceği de merak konusu.

Ancak sınav sistemini sadece tarih bakımından ele almanın yeterli olmadığını savunan Feray Aytekin Doğan, "Sınav, öğrencilerin geleceklerini belirleyen bir değer. Ancak bu ölçme-değerlendirmenin, LGS ve YKS’nin biçiminin, içeriğinin doğru olduğunu düşünmüyoruz. Sınavın yanı sıra pek çok kritere bakılıyor yurt dışında. Türkiye’de de böyle olmalı. Soruların zorluk derecesi, içerik ve sonuç değerlendirmesine yönelik de bir planlama yapılmalı” dedi.

"Bakanlık, çalışmalarını imam hatipleşme ve meslek liselileştirme üzerine yaptı"

Salgın sona ermeden sınavların yapılmasının da okulların açılmasının da çok büyük risk teşkil ettiğine değinen Doğan, Türkiye'deki okullaşma politikasının hatalı olduğunu ileri sürdü:

Bu sene 4+4’ün 8. yılı. Liseye geçecek öğrenci sayımız yüzde 50 artmış durumda ama yeterli okul yok. Seçmen tercihine bakılmaksızın Türkiye’de ilk tercih fen liseleri, güzel sanatlar, sosyal bilimler, spor liseleri ve anadolu liseleri. Oysa bakanlık, çalışmalarını imam hatipleşme ve meslek liselileştirme üzerine yaptı. Okullaşma politikasının sonuçları çok ağır oluyor. 1,5 milyon öğrenci açıkta kalıyor, örgün eğitimde olması gerekirken istediği okula yerleşemediğinden açık öğretime yerleşebiliyor. Örgün eğitimin içinde bir eğitime dönüşüyor açık öğretim! 8. sınıf öğrencileri ve veliler üzerinden veri çalışması yapabilir Milli Eğitim. Öğrencilerin lise tercihinde ilk sırası nedir? Birinci tercih akademik liseler. Tercih edilmeyen okul türleri boş kalıyor, akademik liselere dönüştürülmelidir.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU