CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslenerek, "Bir kez daha hatırlatıyoruz: Adalet Bakanlığı bir partinin yargı kolları başkanlığı değildir. Siz Onursal Adıgüzel'in gözaltına alındığını takip eden gece canlı yayınlardaki beş gazeteciye aynı anda Onursal hakkında yalan ifadeler yolladınız, kayıtları elimizde. O gazeteciler o yalan bilgiyi, 'Onursal Adıgüzel'in yedi milyon dolarlık rüşveti kanıtlandı' denen bilgiyi TGRT’de, A Haber’de, orada burada aynı anda nasıl konuştular? Bu bilgi Adalet Bakanlığı’ndan nasıl servis edildi? Bunun da bir gün iddianamesi olacak. Ertesi gün iktidara yakın gazeteler hepsi aynı manşetle nasıl çıktı? Bir gün bunun da iddianamesi olacak" dedi.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 105’incisi, gözaltına alınan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'e destek olmak için Ataşehir Belediyesi önünde yapıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mitingde yaptığı konuşmada, şunları söyledi:
"Biri karşımıza çıkmış. ‘Siz bilmezsiniz, ben bilirim’ diyor. ‘İstanbul'da Ekrem olmaz, kayyum olacak’ diyor. 'Vaktiyle Ataşehir'i kendimize ayırdık. Hesap kitap yaptık ama olmadı. Ataşehir Cumhuriyet Halk Partisi'ni seçti. Adı gibi Atanın ardından gidenleri seçti. Şimdi de elimizden kaçtı' diyor. 'Siz bilemezsiniz' diyor. Bir arkadaşa, bir kardeşe, bir yoldaşa, bir komşuya sahip çıkmak önemli ama daha önemlisi 'Sözü ben söylerim, kararı ben veririm. Benim sözümün üstüne söz olmaz. Ben milletim, halkın iradesiyim' demek ve darbeye geçit vermemek önemli. Bu millet ezelden beri zalime diz çökmedi. Bu millet en karanlık zamanlarda hep bir çıkış yolu buldu. Bu millet ezelden beri hep şöyle söyledi: 'Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.' Aha da bunu tek başına söyleyebilecek tek meydan, aha da bu meydan: 'Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım. Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım'. ‘Korkuturum, sustururum, sindiririm’ diyen, bak bu meydana; sen birazcık daha kudur.
"Onursal Adıgüzel Cumhuriyet Halk Partisi'nin öz evladıdır"
Onursal Adıgüzel Cumhuriyet Halk Partisi'nin öz evladıdır. Baba ocağına doğmuş, 18 yaşından önce partide büyümüş, gençlik kollarına kaydolmuş, o gün bugün Ataşehir'de siyaset yapmış partimizin bir neferidir. Gencecik yaşında 2015 yılında ön seçime girmiş, gençlerin desteğiyle, sizlerin desteğiyle ön seçimde milletvekili adayı olmuş, üç dönem Meclis’te birlikte çalıştığımız, genel başkan yardımcılığı yapmış, partinin her noktasında katkı sağlamış, mücadele etmiş, belediye başkan adayı olduğunda ilçede büyük bir heyecan, sonrasında beğeni uyandırmış, Ataşehir'de bütün imkânsızlıklara rağmen hem belediyecilikte önemli işler yapan topluma önderlik eden, sokaktan ayrılmayan, yanınızdan ayrılmayan bir belediye başkanı olarak gönlünüze taht kurmuş bir kardeşimiz. İki yıldır Ataşehir'de gece gündüz çalışıyor. Ve şimdi 19 Mart darbecilerinin Anadolu yakasındaki yeni hedefi Onursal Adıgüzel.
Emniyet Müdürlüğü'nde sorulan sorular, verilen cevaplar avukatları tarafından alındı. Buradan ilan ediyorum: Onursal Adıgüzel'e ne bir baz kaydı, ki olsa ne yazar, İstanbul'da herkesin her yerde baz verdiğini ispatladı avukatlar ama ne bir baz kaydı, ne teknik takip, ne dinleme, ne 'Onursal Adıgüzel şunu yaptı, şunu aldı, şunu sattı' diye bir söz. Hiçbir şey yok. Öyle olunca soru soramayacak durumdalar Onursal'a. Diyorlar ki, ‘bir suç örgütü var. Başında Onursal Adıgüzel var. O yüzden onunla bir bağlantı, bir ilinti, bir isnat, bir şüphe bulamayacağım. Onun için bu işi örgüt diye tanımlayacağım ve Onursal'ı ne varsa ne yoksa her şeyden sorumlu tutacağım.’ İşte bu durum suçüstü hâlidir. Bu durum, kendisinde hiçbir suç olmayan, işi gücü çalışmak olan, kendisine savcının iddia edecek kibrit çöpü kadar bir şey bulamadığı birisini, sırf 19 Mart darbesi devam etsin diye, sırf Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının yolculuğu dursun diye, sırf Cumhuriyet Halk Partisi'ne iktidar yolunda çelme çakılsın diye yapılan bir kumpasın Ataşehir kısmıyla karşı karşıyayız. Buradan büyük özgüvenle, partinin genel başkanı, Onursal'ın ağabeyi ve yol arkadaşı olarak söylüyorum ki Onursal Adıgüzel masumdur. Bu iftiranın hesabı eninde sonunda sorulacaktır.
"23 yıllık iktidarın sonunda bu yolu açıp da giderse, birileri bu yoldan kim geçer, geriye kim kalır, hesap edemezsiniz"
Böyle bir kumpasla onu kızından, eşinden, annesinden, babasından ve ailesinden, çok sevdiği Ataşehir'den koparmaya çalışanlara, yarın buna niyet edeceklere söylüyorum: Aklınızı başınıza alın. Yarın keser döner, sap döner. Yarın seçim olur, iktidar değişir. Bu açtığınız yolda bir savcı bulan, bir meczup iftiracı bulan, elinde kanıtı olmayan ama açtığınız yoldan yürümeye kalkan biri çıktığında, geriye dönük dışarıda ne bir AK Partili belediye başkanı kalır, ne bir AK Partili belediye meclis üyesi kalır, ne bir AK Partili siyasetçi kalır. Herkes nasıl bir yol açtığını, sırf seçim kazanamayacağı için nelere tenezzül edildiğini görsün.
AK Parti'de kaldıysa makul insanlara sesleniyorum. Olanı biteni görüyorsunuz. Silivri'deki yalanı dolanı artık kimse örtemiyor. Onursal'a bir tek suçlama yok ama 'örgüt üyesi, örgüt kurdun sen' deyip belediyenin şemasından örgüt şeması çıkarıyorlar. Yarın bunu Konya'ya yaparlar, yarın bunu Kayseri'ye yaparlar, yarın bunu geçmişe dönük yaparlar. Buradan bir kez daha ifade ediyorum ki yapılan iş yanlıştır. Yapılan iş haksızlıktır. Kötü örnektir ve çok kötü bir yolu açmaktır. 23 yıllık iktidarın sonunda bu yolu açıp da giderse, birileri bu yoldan kim geçer, geriye kim kalır, hesap edemezsiniz. Onun için aklınızı başınıza toplayın. Kul hakkına girmeyin. Arkadaşlarımıza haksızlığın arkasında değil, karşısında durun. Bu meydandan kötülük çıkmaz.
Duygu Adıgüzel, sizin evladınız, onun evladı Algı. Dokuz yıl önce bir pazartesi akşamı doğdu. Salı günü grup toplantısı vardı. Ben grup toplantısını açarken aramızdaki örgütleri saydım, saydım, saydım. Bir de dedim, dün gece aramıza Algı Adıgüzel katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi daha da güçlendi, güzelleşti dedim. O Algı’yı babasından ayırmaya çalışıyorlar.
Cumhuriyet Halk Partisi kusuru, hatası, yanlışı olanların partisi değil. Öyle olduğunda hızla yolları ayırırız. Hayrül beşer, insan şaşar ama bunu taşımayız. Ama bunu böyle bilip de Cumhuriyet Halk Partililere iftirayla, hakaretle onları geride bırakmaya, onları yalnız bıraktırmaya, onları sanki bir suçu işlemediği hâlde işlemiş gibi göstermeye çalışanlara karşı da bir tek Cumhuriyet Halk Partili’yi geride bırakmadık, bırakmıyoruz, bırakmayacağız. Onursal Adıgüzel’i örgüt kurmakla suçluyorlar ama başka hiçbir şey bulup sormuyorlar. Onursal Adıgüzel çocuk yaştan beri partiyi örgütleyen, sevgiyi örgütleyen, hizmeti örgütleyen, mücadeleyi örgütleyen bir arkadaşımızdır. Buradan Erdoğan’a söylüyorum: Onursal hangi örgütü kurduysa o örgüte beni de yazın, bizi de yazın.
"Onursal Adıgüzel’in evine gidildiğinde hiçbir şey bulunmadı"
Göreve geldiklerinde, geldiği gün şafak operasyonları bitti, olmayacak diyenlere sesleniyorum. İçişleri Bakanı’na sesleniyorum: Onursal Adıgüzel’in evine gece 1’de gidildi. Onursal Adıgüzel’in evi gece 1’de arandı. CMK 118 diyor ki konutta ve iş yerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz. Bugün Onursal Adıgüzel’in evine gidildiğinde hiçbir şey bulunmadı. Ama o gün yapılan işlem tamamen hukuka aykırıdır, tamamen hukukun ayaklar altına alınmasıdır.
İçişleri Bakanı’na sesleniyorum: Diyorsunuz ki; '591 AK Partili’ye, 321 Cumhuriyet Halk Partili belediyeye soruşturma izni verdik, taraf tutmuyoruz.' Buradan soruyorum: Peki 591 AK Partili’den hangisinin evine gece 1’de, sabah 6’da gittiniz? Hangi AK Partili’yi polisle, jandarmayla evden aldınız? Hangi AK Partili’yi nezarete koydunuz? Hangisini savcıya çıkarıp hakkında tutuklama kararı verdiniz? İddia Cumhuriyet Halk Partililerin iki katı kadar, iddiaların ciddiyeti CHP’ye söylenenlerin iki katı kadar ama yapılan işlem yüzde 1’i bile değil.
Bizim arkadaşlarımıza işlemediği suçtan, gizli tanıkla ya da iftiracıyla bir şey söyleyip tek bir kanıt bulamayanlar, İBB’nin AK Parti döneminden 52 iddiayı 'verin biz inceleyeceğiz' deyip delillerin üstüne oturanlardır. Ankara Büyükşehir’deki 90’dan fazla Melih Gökçek dosyasını alıp karartanlardır.
"Bu alçaklığın fitil fitil burnunuzdan getireceğim, söz veriyorum"
Bu memlekette Ankara’yı parsel parsel sattığını partisini kuranlar, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare kurulu üyeleri söylerken, AK Parti’nin aksaçlılar divanında oturanlar söylerken, Melih Gökçek belediyenin makam arabasını zimmetine geçiren, belediyenin konutunu vermemek için yıllarca direnen, hiçbir kuruşun hesabını vermeyenler orada dururken tertemiz, bir soru, bir şüphe bile söyleyemedikleri gencecik arkadaşlarımıza bunları yapanlara bir kez daha hatırlatıyoruz: Adalet Bakanlığı bir partinin yargı kolları başkanlığı değildir.
Siz Onursal Adıgüzel'in gözaltına alınmasını takip eden gece, beş gazeteciye, canlı yayınlardaki beş gazeteciye aynı anda Onursal hakkında yalan ifadeler yolladınız, kayıtları elimizde. Eninde sonunda o gazeteciler o yalan bilgiyi, 'Onursal Adıgüzel'in 7 milyon dolarlık rüşveti kanıtlandı' denen bilgiyi TGRT’de, A Haber’de, orada burada aynı anda nasıl konuştular? Bu bilgi Adalet Bakanlığı’ndan nasıl servis edildi? Bunun da bir gün iddianamesi olacak. Ertesi gün iktidara yakın gazeteler hepsi aynı manşetle nasıl çıktı? Bir gün bunun da iddianamesi olacak. Haysiyet cellatlarına, vicdansızlara, iftiraları eş zamanlı yazdıranlara meydan okuyorum. Gün gelecek bunu teker teker hesabını verecek. Bu alçaklığın fitil fitil burnunuzdan getireceğim, söz veriyorum.
Ve buradan bir kez daha söylüyorum: Bu kadar haksızlığın, bu kadar edepsizliğin bir sınırı olur. Eğer eline gelen, Adalet Bakanlığı’ndan gelen WhatsApp’ı doğruymuş gibi televizyondan anlatanlara, gazetelere basanlara; ama bugün sorguda bir kelimesi bile doğru çıkmayanlara sesleniyorum: Bu iftiranın, bu kumpasın parçası olmayın. Birazcık vicdanınız olsun diye sesleniyorum.
"Eninde sonunda hak yerini bulacak. Halk da, Allah da sizden hesap soracak"
Burada Onursal Adıgüzel’in annesi burada. Onursal Adıgüzel'in babası burada. Efendim, babasına camide 'Senin oğlanda şöyle böyle' diyenlere üzülüyormuş beyefendi. Şimdi söylüyorum: Ekrem Başkan'ın babasına bütün yaz boyunca 'Senin oğlun hırsız, bahçende kasa arayacağız' deyip huzur vermeyenler, kuyulara balık adam indirenler, kendi yaptıkları işi bizde de olacak sanıp köstebek gibi delik delik para arayanlara; Onursal Adıgüzel gibi tertemiz bir çocuğun annesine, babasına bunları yaşatanlara söylüyorum: Bizi yıldıramazsınız, bizi ezemezsiniz.
Karıncanın kardeşi var, o da bütün cumhuriyetçilerdir, bütün demokratlardır, bütün Ataşehir’dir. Yargı kollarına sesleniyorum. İstanbul’da haysiyet cellatlığı, adalet katilliği yapıp da sürü halinde Adalet Bakanlığı’na göçen, oraya çöken akbabalara sesleniyorum: Eninde sonunda hak yerini bulacak. Halk da, Allah da sizden hesap soracak."
"Ataşehir'in muhteşem klibini Onursal Adıgüzel’in çıktığı akşam aynı meydanda bir daha çekeceğiz"
Bugün buradan, güya geçmişte CHP’li olup sonra parayla satın alınıp yandaş kanallardan her fırsatta arkadaşlarımıza haysiyet cellatlığı, her fırsatta her yalanı yaymaya uğraşanlar; bugün de başka bir iftirayla yalanla, güya benimle sizinle Onursal’ın arasına nifak sokacaklar. Geçenlerde İspanya’ya gittik. Pedro Sanchez’le birlikte dünyanın bütün demokratlarını mücadeleye davet için. O gün vardık, Zülfü Livaneli’nin değerli eşi ameliyat olmuştu. Zor bir ameliyat geçirmişti. Kendisine otele dahi yerleşmeden geçmiş olsun ziyareti için gittik. Yazmışlar ‘Yemeğe gittiler bilmem ne.’ Geçmiş olsun ziyaretine gittik. Onursal’ın gözaltına alındığını öğrenmekten 14 saat önce. Diyorlar ki ‘Efendim Onursal gözaltındaydı, bunlar yemeğe gittiler. Birlikte fotoğraf çektirdiler.’ Aha da buradan söylüyorum. Onursal’la aramıza, bizim birbirimizin mücadelesine sahip çıkışımıza yan gözle bakmak, o eksik akılla kılçık atmak, bu hadsizliklerin hiçbirini unutmayacağım. Bu sefer de asla affetmeyeceğim.
"Katil Netanyahu'ya 'kahramanım' diyen Trump'ı al başına çal Erdoğan"
Hafta sonu herkes sevdikleriyle beraberdi. Ben dostum Pedro Sanchez’le Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva’yla, Alman Sosyal Demokratların Başkanı Lars Klingbeil’le, dünyadaki bütün ilerici güçlerin liderleriyle birlikte İspanya’daydım. Erdoğan da dostu Trump’ın, dostunun dostu senin dostundur, dostu Netanyahu’nun… Tabii Netanyahu ile kayıkçı kavgası yapacak, Trump en yakını olacak, her desteği ondan alacak. Trump Netanyahu'ya ‘savaş kahramanım’ diyor, ‘savaş kahramanım.’ O savaşta 71 bin Filistinli bebek öldü, kadın öldü, çocuk öldü. Katil Netanyahu’ya ‘kahramanım’ diyen Trump’ı al başına çal Erdoğan, al başına çal. Filistinli 71 bin çocuğun, bebeğin, kadının katili İsrailli Netanyahu’ya ‘savaş kahramanı’ diyen Trump, Erdoğan’a hayırlı olsun. Hayrını görsün, tepe tepe kullansın. İkisinin de miadı doluyor. Herkes tarafını bilecek. Kimse enseyi karartmasın. Kıbrıs seçimleri oldu, dedik ki ‘Kıbrıs, Kıbrıslılarındır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kendi kararını verir.’ ‘Hayır, olmaz’ dediler. ‘Taraf olacağız’ dediler, taraf tuttular. Kıbrıslıya istikamet çizmeye kalktılar, yüzde 65’le cevaplarını aldılar. Brezilya’da rakibini hapse atan Bolsonaro nasıl yenildiyse Ekrem Başkan’ı hapse atanlar da öyle yenilecek. Yetmez. ‘Dostum Orban, canım Orban, aman Orban…’ Macaristan’ın diktatörüne, hukuk tanımazına, OHAL ilan edip meclisi yok sayanına ‘kardeşim’ diyen Erdoğan… Ne oldu Orban? Yüzde 65 aşağı. Aynı olacak sonunuz, aynı olacak. Ara seçim talebini, erken seçim talebini, emekliye ara zammı konuştuk. Ama durmadılar, yılmadılar, geldiler CHP’nin evladına saldırdılar. İşte o zaman madem senin hesabın oradaysa, meydan da buradadır. Hodri meydan.
"Trump’tan meşruiyet bekleyenler, o çok güvendikleri Trump’ın ne hale geldiğini görecekler"
Bu yıl bitmeden Trump da seçime girecek. Şu anki anketlerde yüzde 30’a geriledi. Bin beter olacak ve Trump’tan meşruiyet bekleyenler, o çok güvendikleri Trump’ın ne hale geldiğini görecekler. Bugün bütün dünyada saflar netleşmektedir. Bir tarafta otokratlar, bir tarafta demokratlar durmaktadır. Otokratlar yavaş yavaş ve teker teker yıkılmakta, demokratlar kazanmaktadır. Buradan müjdeleriz ki Türkiye’nin aslan sosyal demokratları kazanacak. Muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, liberal demokratları, sosyalist demokratları, Türkiye’nin bütün demokratları kol kola girecek, omuz omuza verecek ve başımızdaki otokrat artık gidecek. Biz kazanacağız, millet kazanacak. Biliyorsunuz ki bu Trump’ın bir takımı var. ‘Trump Team’ diyorlar. İçinde türlü türlü manyak var. Bunlardan biri Harold Ham. Ona sordular, ‘Türkiye’de olanlara ne diyorsun?’ diye. Diyor ki hadsiz ‘Üçüncü dünya ülkeleri böyledir. Rakibini hapse tıkarsın, ondan kurtulursun, yoluna bakarsın. Erdoğan da öyle yaptı. Rakibini içeri tıktı, önüne bakıyor.’ Bu Trump’ın sol kolu.
Trump’ın sağ kolu başımıza bela oldu. Türkiye’ye büyükelçi diye yolladılar; Tom Barrack’ı. Her konuştuğu bir saçmalık, her konuştuğu bir hadsizlik. En son hafta sonu Antalya’da Demokrasi Forumu’nda Atatürk’ün ‘Dünyanın en güzel şehri’ dediği Antalya’da oturmuş, bacak bacak üstüne atmış, küstah küstah konuşuyor. Diyor ki ‘Buralarda…’ ‘Buralar’ dediği Orta Doğu, Türkiye’yi de içine koyuyor. ‘Buralarda demokrasi işlemiyor. Buralarda meşrutiyet yönetimi lazım. Yumuşak monarşiler lazım. Biz ‘demokrasi’ dedik, olmadı. Buralara güçlü liderler, tek adamlar lazım’ diyor. Gelmiş Amerika’nın Türkiye’deki temsilcisi, monarşiden, tek adamdan; Türkiye’yi Meclis’e, Cumhuriyet’e taşımış Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün memleketinde monarşiden bahsediyor. Tom Barrack’a şunu söylüyorum. İster Amerika’nın büyükelçisi ol, ne olursan ol. Ben hangi koltukta oturduğumu, biz kimin partisinde ve kimin ülkesinde olduğumuzu biliyoruz. Her seferinde yaptık, yine yapacağız. Senin gibi bütün emperyalistlerin alnını karşılayacağız.
"Benim arkamda bu kahraman millet var"
Buna bir kelime söylemedikleri için o bir büyüğünü söylüyor. Her dediğine sustukları için bir tane daha söylüyor. Güya bunların verdiği meşruiyetle iktidarda kalacak, Amerika’nın desteğiyle bizi yenecek, arkadaşları hapiste tutacak, iktidarını sürdürecek. Buradan açıkça Erdoğan’a da Tom Barrack’a da Trump’a da Amerika’nın bugünkü yönetimine de meydan okuyoruz. Hepinizi birlikte yeneceğiz. Yedi cihan bir araya geldi, bu milleti yenemedi. Bir kez daha Trump’sa Trump, Barrack’sa Barrack, kim gelirse gelsin hepsini birden tarihe gömeceğiz. Erdoğan, sana soruyorum. Senin arkanda kim var? Trump mı var, Tom Barrack mı var? Bak, benim arkamda kim var? Benim arkamda bu kahraman millet var. Bu vakitten sonra deli Trump’ın küstah elçisi, Türkiye’de istenmeyen kişidir. Gitsin memleketine. Defolsun, gitsin memleketine. Efendim bize diyorlar ki ‘Aman ha Amerika Büyükelçisi’ne çok laf etmeyin. Trump’a çok laf etmeyin. Onlar karşımızda olursa kazanamazsınız.’ Vallahi onlar karşıdayken, seccadeyi serip altıncı filoya namaz kılanları da gördük. Kusura bakmayın biz onları denize dökenleriz. Bundan sonra Amerika’ya, Trump’a güvenen ve dünyanın diğer diktatörlerine özenenler bir şeyi bilsinler ki alayınızı birden yenmek için sadece bir tek şeye ihtiyaç vardır. Seçimin gelmesine, bu milletin elinden sizi hiçbiri kurtaramaz.
"Bir an önce seçim sandığını getirmesi bütün zorlukların çözümüdür"
Türkiye bir fetret döneminin içindedir. Bir ara dönemdedir. Bu ülke ne zaman sıkışsa çareyi bulmuştur. Her sıkıştığında sandık bir nefes olmuştur. Erdoğan iki yıl daha bekleyerek Türkiye’yi iki yıl daha borçlandırabilir. İki yıl daha enflasyonu azdırabilir, işsizliği artırabilir. Bunun için bir an önce seçim sandığını getirmesi bütün zorlukların çözümüdür. Bu sandıktan kaçtığı için anayasa zoruyla bir sandığı kurması için ara seçim talebimizi dile getirdik. Sağ olsunlar, 12 muhalefet partisinden eksiksiz, firesiz destek aldık. Şimdi o ara seçim için, buradaki alkış bana değil Türkiye’deki birleşik muhalefetedir. Bunun için içinde olduğumuz, üstünde durduğumuz İstanbul birinci bölgede de Afyon’da da Kastamonu’da da Adıyaman’da da Kırıkkale’de de ve Kocaeli’nde de bir an önce erken seçim, ara seçim sandığını istiyoruz. Bakın yedi bölgenin yedisinde de son seçimde AK Parti birinciyken, bugün birinci bölgede tam 12 puan gerimizdedir. Tam 12 puan. Cesareti varsa kaçmasın, son sözü millet söylesin. Biz onu ara seçim sandığına, sadece 3 yıl önce tamamında birinci olduğu yedi seçim bölgesinde karşımıza çıkmaya, millete sormaya, milletin sesini duymaya davet ediyoruz. Bunun için emekliye, asgari ücretliye ara zam; demokrasiye ara seçim istiyoruz."
ANKA