30 Ekim’de Beştepe’de 5 dilde imzalanan 163 maddelik Ankara Beyannamesi’nin haberlere yansıyan satırlarında, zirvenin en çok konuşulan cümlesinin izi yok. O cümleyi Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev kurdu ve Teşkilat’ın bir askerî ittifaka dönüşmemesi gerektiğini söyledi. Aynı konuşmada Rusya’yı da “TDT+” biçiminde ya da gözlemci olarak masaya çağırdı. Zirveden bu öneriye herhangi bir yanıt çıkmadı.
Beyanname ise hiç bu perdeden konuşmuyor. Gazetelerin başlığa taşıdığı “TDT Savunma Sanayii Koleji” için haberlere yansıyan ifade, Türkiye’nin ev sahipliğinde böyle bir programın kurulmasının araştırılmasını teşvik etmek ya da konuyu gündeme getirmek düzeyinde kalıyor. Bir haberdeki cümlede hem program hem araştırma hem teşvik sözcükleri yan yana duruyor, yani ortada kurulmuş bir okul yok, kurulabilirliği yoklanan bir fikir var.
Zirve, Türkiye’nin dönem başkanlığını Azerbaycan’dan devraldığı ve Genel Sekreterliğin ilk kez bir Özbek’e, Mirvahid Azimov’a geçtiği bir toplantıydı. Maddeleri tek tek sayınca ortaya bir doktrinden çok bir envanter çıkıyor. Kıbrıs satırı Kıbrıslı Türklerin eşit haklarını ve müzakereyle bir çözümü savunuyor ve bu büyük ölçüde Ankara’nın önceliği, Gazze satırı ise BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararının tam uygulanmasını istiyor. Kırgızistan’ın ilk ulusal uydusunu tebrik eden madde ile Özbekistan’ın önerdiği 2027 Doğa Koruma Yılı’nı benimseyen madde de başka başkentlerin kendi kalemlerini listeye eklediğini gösteriyor.
Böyle bir envanterde değerli olan, hangi kalemin hangi fiille anıldığı. Memnuniyetle karşılandı ile araştırılması teşvik edildi aynı ağırlıkta fiiller değil. Metnin gerçek vaadi burada okunuyor, zira yeni kurumlar için kuruldu denmiyor, incelenmesi ya da hızlandırılması isteniyor.
Okulun adı var, müfredatı yok
Elimizdeki veriler kısıtlı ama yön belli. Bakü’de 1 Ekim’de savunma sanayii kurumlarının başkanları ikinci kez toplanıp bir yol haritası kabul etmişti ve beyanname bu haritayı memnuniyetle karşılıyor. Haritanın içeriği paylaşılmadığı gibi koleje ilişkin şehir, takvim, bütçe ve kontenjan bilgisi de aktarılmıyor. Amaç olarak bilgi paylaşımı ve nitelikli personel yetiştirme ile teknolojik gelişmelerin izlenmesi sayılıyor.
Güvenlik başlığındaki öteki kalemler de aynı aşamada duruyor. Suçla mücadele konseyinin kuruluş anlaşmasının imzalanması teşvik ediliyor, siber güvenlik mutabakat zaptının imzası ve Siber Güvenlik Konseyi için istişareler hızlandırılmak isteniyor. Yani güvenlik sepetinde 3 kurum adayı var ve hiçbirinin kuruluş belgesi imza aşamasına gelmedi.
Okulun adına dikkat edelim, savunma sanayii deniyor, savunma denmiyor. Küçük bir fark gibi görünür, yine de sınıflara kimin oturacağını belirleyebilir. Komuta kademesinden çok mühendis, tedarik uzmanı ve standart hazırlayan bürokrat bu tür bir okulun öğrencisi olur.
Bana kalırsa beyannamenin başka bir yerindeki satır bu okulu anlamaya yardım ediyor. Metin, Türk Akademisi’nin ortak alfabe ve ortak terminoloji çalışmalarını takdirle anıyor. Savunma koleji aynı fikrin teknik karşılığı olabilir ve yıllar sonra aynı derslikten geçmiş mühendisler tedarik yazışmasında aynı terimleri kullanan bir kuşak oluşturabilir. Alfabeyi birleştirmek kolaydır, teknik dili birleştirmek yıllar alır.
Erdoğan’ın önerdiği ortak Türk dil modeli, Oğuz, Kıpçak ve Karluk kollarını tek bir yapay zekâ modelinde buluşturmayı amaçlıyor. Alfabe, terminoloji, dil modeli ve kolej yan yana konunca ortaya bir ortak altyapı arayışı çıkıyor ki bu arayış, ittifaktan önce ittifakın yapılabileceği zemini hazırlıyor.
Okulu barındırmak Ankara’ya itibar kazandırır ama öğretmen, laboratuvar ve yurt gibi kalemlerin maliyetinin nasıl paylaşılacağı bilinmiyor. Öteki başkentler için çekici olan, kendi sanayilerini kurarken başvuracakları bir eğitim havuzuna erişmek olabilir.
Askerî ittifak kurmadan güvenlikte yakınlaşmak
Tokayev’in uyarısını bu okulun gölgesinde okumak gerekiyor. Beyanname egemenlik, toprak bütünlüğü ve içişlerine karışmama ilkelerini yeniden teyit ediyor, Stratejik Ortaklık, Ebedi Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması ise hâlâ taslak aşamasında duruyor. Antlaşmanın adında dostluk ve kardeşlik geçiyor, karşılıklı savunma geçmiyor.
Klasik sıralamada önce antlaşma gelir, kurumlar onu izler. Burada sıra tersine dönmüş görünüyor ve bu bir tercih olabileceği gibi bir zorunluluk da olabilir, çünkü 5 başkentin dış güvenlik bağları birbirine benzemiyor.
Okul, konsey ve yol haritası gibi araçların cazibesi tam da buradan geliyor. Başka güvenlik ilişkilerini ve komşularıyla dengesini korumak isteyen bir başkent bir kolejde ders verilmesine kolayca razı olur, bir savunma paktına imza atmadan önce ise çok daha uzun düşünür. Tokayev’in Rusya’ya yönelik daveti ve Mirziyoyev’in üçüncü ülkelerle önerdiği “TDT+” biçimi de bu açıdan okunabilir. İkisi de Teşkilat’ın kapıları kapalı bir blok gibi görünmesini istemiyor olabilir.
Tokayev’in rakamları bu okumayı destekliyor. Kazakistan’ın Teşkilat ülkeleriyle ticareti 1 yılda yüzde 40 artarak 10 milyar dolara yaklaşmış. Ekonomik bağı bu kadar hızla örülen bir ülke için ittifak uyarısı kazanımları korumanın yolu sayılabilir, ticaretin büyüdüğü yerde askerî kutuplaşma pazarları da küçültür. Tokayev yapay zekâ ve siber güvenlikte Kazakistan’ın uzmanlığını önerirken de iş birliğinin kapısını kapatmıyor, onu sivil ve teknik alanlara kaydırıyor gibi görünüyor.
Orta Koridor’un rakamları iyi, darboğazları eski
Gelelim başlığın ilk yarısına. Tokayev’e göre Orta Koridor’da yük taşımacılığı yılın ilk 9 ayında yüzde 30, transit taşımalar ise yüzde 90 arttı. Açık konuşalım, mutlak hacimler verilmediği için bu yüzde 90 ne kadar büyük bir yükü anlattığını tek başına söylemiyor ama yönü gösteriyor. Kazakistan’ın Teşkilat ülkeleriyle demiryolu yükü de 40 milyon tona yaklaşmış, koridorun cazibesi ise Avrupa pazarına Rusya’dan geçmeyen bir hat sunmasından geliyor.
Sorunlar bu rakamların yanında yıllardır aynı yerde duruyor, liman kapasitesi, sınır işlemleri ve altyapı boşlukları hâlâ aşılmış değil. Beyanname bu darboğazlara ilaç yazıyor ama dozlar belirsiz. Ulaştırma Koridorları Stratejisi’nin hazırlanması teşvik ediliyor, havalimanlarında Teşkilat vatandaşlarına ayrı şeritler “inceleniyor”, elektronik yük belgesi e-CMR’nin yaygınlaşması destekleniyor.
Sonuncusu küçük görünse de önemli. Bir düşünün, evrak tırdan önce sınırı geçebilse kuyruğun bir bölümü kendiliğinden erirdi. Aynı fiil dizisini koleji anlatırken de görmüştük.
Somut adım başka yerden geldi. 15 Ekim tarihli Azerbaycan-Kazakistan Orta Koridor iş birliği anlaşmasına beyanname diğer üyeleri katılmaya çağırıyor. Teşkilat burada kuralı koyan olmaktan çok, 2 ülkenin attığı adıma 3. ve 4. imzaları davet eden bir zemin gibi çalışıyor.
Hazar’ın doğu kıyısında kapasite aranırken Serdar Berdimuhamedov’un Türkmenbaşı Limanı’nın altyapısını önermesi de ilginç, üstelik bu teklif Teşkilat’ın tam üyesinden gelmedi, gözlemci ülkeden geldi.
Mirziyoyev’in önerdiği “Türk Dünyası-100” programı koridorun temel sorusuna dokunuyor, hat neyi taşıyacak? Programın odağında kritik minerallerin yerinde işlenmesi ve yeşil enerji ekipmanı üretimi var. Hammadde yerine işlenmiş ürün taşıyan bir koridorun kazancı, tonajın ötesinde katma değerden gelir.
Çin’in adı, haberlere yansıyan kadarıyla, beyannamede bir demiryolunun adında geçiyor. Caparov Çin-Kırgızistan-Özbekistan hattının Hazar üzerinden Orta Koridor’a bağlanmasını istedi, böylece Çin pazarına açılan bir kapı koridorun hesabına dahil ediliyor gibi görünüyor.
Aliyev’in yokluğu neyi söyler, neyi söylemez?
Zirvenin en çok kurcalanan ayrıntısı Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in gelmemesi oldu ve bir analizde bu yokluk 2 başkent arasında hesaplı bir mesaj olarak yorumlandı. Resmî açıklama ise Bakü’deki FIFA 15 yaş altı festivalinin kapanış törenini gösterdi. Hangisinin doğru olduğunu bilecek veri elimizde yok.
Masadaki fiilî ağırlık yine de ortada. Dışişleri Bakanı Bayramov enerji altyapısı, dijital bağlantılar ve Orta Koridor üzerine konuştu, Teşkilat’ın BM Genel Kurulu’nda gözlemci statüsü kazanması için çağrı yaptı. Koridorun belki de en somut adımının, aşağıda göreceğimiz üzere, Bakü’nün imzasını taşıması da bunu doğruluyor. Bir ülkenin etkisini oturduğu sandalyenin rütbesi kadar sunduğu teklifler de belirler.
Zengezur satırında belirsizlik başka yerde. Beyanname Zengezur Koridoru’nun tam kapasiteyle kullanılmasını destekliyor, haberlere yansıyan hâliyle Ermenistan’ın adı geçmiyor.
Bayramov, bölgede fiilî bir barış hâli bulunduğunu söyledi ve Ermenistan’dan barış anlaşmasının imzalanmasına yönelik siyasi ve hukuki adımlar atılmasını bekledi. Erdoğan ise Türk ailesinde ayrışmaya yer olmadığını vurgularken Bakü’nün Ermenistan’la temaslarına da destek verdi. Kâğıt üzerindeki en iddialı bağlantı, henüz imzalanmamış bir anlaşmaya dayanıyor.
Zirvenin ardından izlenecek göstergeler belli. Koleje bir şehir, bir bütçe ve bir takvim yazıldığında konu söz aşamasından çıkacak. Hazar geçişi için ortak bir kapasite planı açıklandığında ise Orta Koridor’un rakamlarıyla beyannamenin dili aynı hizaya gelecek.
Peki Orta Koridor’dan ortak savunma okuluna ne kuruluyor?
Bana kalırsa beyanname bir inşaat ruhsatına benziyor, arsa konuşuluyor, proje çiziliyor ama kazma henüz vurulmadı. Kazmanın vurulup vurulmayacağını 2027’de Özbekistan’daki zirve ve Tokayev’in hızlandırılmasını istediği 2027-2031 Stratejisi gösterecek. Rusya önerisinin akıbeti de o toplantıda netleşebilir, o güne kadar elimizde tabelası asılmış ama dersliği hazır olmayan bir okul var.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish