Hindistan-Japonya yakınlaşması: Yeni eksen mi, stratejik çeşitlendirme mi?

Doç. Dr. Ümit Alperen Independent Türkçe için yazdı

Hindistan Hava Kuvvetleri Komutanı AP Singh ve Japonya Hava Öz Savunma Kuvvetleri Komutanı Takehiro Morita, Veer Guardian-2026 tatbikatı kapsamında Jodhpur'da / Fotoğraf: Hindistan Savunma Bakanlığı

Eylül ayında Hindistan'ın Rajasthan eyaletindeki Jodhpur Hava Üssü'nde dikkat çekici bir görüntü vardı. Japon Hava Öz Savunma Kuvvetleri'nin F-ikiA savaş uçakları, Hint Hava Kuvvetleri'nin Rafale, Su-30MKI ve yerli Tejas uçaklarıyla birlikte uçuyordu. Japon savaş uçaklarının Hindistan topraklarından ilk kez görev yaptığı Veer Guardian tatbikatı, iki ülke arasındaki güvenlik ilişkisinin geldiği noktayı göstermesi açısından dikkat çekiciydi.

Bu gelişme bir anda ortaya çıkmadı. Bu yaz hız kazanan güvenlik yakınlaşmasının sahadaki en görünür sonuçlarından biriydi. Temmuz başındaki Yıllık Zirve'de Narendra Modi, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'yi "kız kardeşim" diye karşılamıştı. Ağustos'ta iki ülkenin savunma bakanları buluştu, eylülde ortak tatbikat yapıldı. Liderler arasındaki samimiyet diplomatik bir görüntü sunuyordu. Ama ilişkinin yönünü belirleyen, görüşmelerde ele alınan deniz güvenliği, savunma üretimi ve teknoloji paylaşımı oldu.

Hindistan-Japonya arasındaki bu ivmeli yakınlaşma yeni soruları da beraberinde getiriyor:

Peki bu yakınlaşma Asya'da yeni bir eksenin habercisi mi, yoksa tarafların mevcut ortaklıklarını tamamlayan bir çeşitlendirme mi?

Şimdilik ortaya çıkan tablo, yeni bir askerî ittifaktan çok, farklı ihtiyaçları aynı iş birliği zemininde buluşturan bir güvenlik ortaklığına işaret ediyor. Bu ortaklığın ne kadar ileri gideceğini diplomatik yakınlık kadar, birlikte üretme ve hareket etme kapasitesi belirleyecek.


Diplomasiden sahaya

Hindistan-Japonya güvenlik ilişkisi yeni değil. Yıllık zirveler, iki+iki mekanizması, lojistik düzenlemeler ve JIMEX gibi deniz tatbikatları güçlü bir kurumsal altyapı oluşturuyor. Bu birikim, ilişkiyi bir sonraki aşamaya taşıyacak bir başlangıç noktası sunuyor: ortak güvenlik kaygılarını sahada birlikte hareket edebilme becerisine dönüştürmek.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ağustos'ta imzalanan Deniz Güvenliği İş Birliği Mutabakatı bu yönde atılmış önemli bir adım. Mutabakat, iki donanma arasında deniz alanı farkındalığı, bilgi paylaşımı, arama-kurtarma ve afet müdahalesini kapsıyor. Ayrıca donanma ziyaretleri, ortak tatbikatlar, personel değişimi ve bakım-onarım iş birliğini öngörüyor.

Bunun arkasında coğrafi bir tamamlayıcılık var. Japonya'nın öncelikli güvenlik kaygıları Doğu Çin Denizi ve Tayvan çevresinde yoğunlaşıyor. Hindistan ise Hint Okyanusu'nun merkezinde duruyor. Bilgi paylaşımı derinleştikçe iki ülke bu geniş deniz alanlarını daha bütünlüklü değerlendirebilir. Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi'nin, iki0 Ağustos'taki toplantı için Yeni Delhi'ye gitmeden önce Mumbai'daki Batı Deniz Komutanlığı'nı ve Hint Donanması'nın yerli yapım güdümlü füze destroyeri INS Chennai'yı ziyaret etmesi de bu açıdan anlamlı. Tokyo'nun ilgisi Bengal Körfezi ve Malakka'yla sınırlı değil, enerji taşımacılığının yoğun olduğu Batı Hint Okyanusu'na da uzanıyor.


Ortak savunma üretimi

Tatbikatlar güveni ve birlikte çalışma becerisini artırır. Ancak uzun bir krizde bu iş birliğinin sürmesi, ekipmanın üretilebilmesine, onarılabilmesine ve yeniden tedarik edilebilmesine bağlı. Savunma sanayi bu yüzden yakınlaşmanın teknik bir ayrıntısı değil, temel unsurlarından biri hâline geliyor.

Koizumi'nin Yeni Delhi'ye taşıdığı doktrin bunu özetliyor: "Savunma üretimi caydırıcılığın kendisidir". Japonya, Pekin'in ekonomik bağımlılığı bir baskı aracına dönüştürmesini önlemek için savunma sanayisinin dayandığı kritik mineral ve bileşen tedarikinde Çin'e bağımlılığı azaltılmış bir tedarik zinciri istiyor. Japonya'nın yaşlanan iş gücü ve zayıflayan küçük tedarikçileri, bunu tek başına yapabilmesini zorlaştırıyor. Hindistan geniş pazarı ve üretim potansiyeliyle bu arayışta ortak adayı olarak öne çıkıyor.

Yeni Delhi'nin beklentisi ise yalnızca Japon ekipmanı satın almak değil. Yerli üretim, teknoloji kazanımı ve kendi sanayi kapasitesinin gelişmesini istiyor. iki ülkenin çıkarları burada kesişiyor, ancak beklentileri aynı değil. Tokyo daha dayanıklı bir üretim ağı arıyor, Yeni Delhi bu ağda daha büyük bir üretim ve teknoloji payı hedefliyor.

Bu farklı beklentilerin somut bir ürüne dönüşebileceğini gösterme potansiyeli taşıyan proje, donanma gemileri için geliştirilen UNICORN entegre iletişim sistemi. iki ülkenin savunma bakanlarının ilk savunma teçhizatı transfer projesi olarak nitelediği UNICORN için ortak geliştirme mutabakatı, Bharat Electronics Limited'in katılımıyla Kasım iki0iki4'te imzalanmıştı. Ağustostaki savunma bakanları toplantısında ise iki taraf, projenin erken hayata geçirilmesi için birlikte çalışma taahhüdünü yineledi.
 

Hindistan ve Japonya hava kuvvetlerine ait savaş uçakları, Eylül 2026'da Jodhpur'da düzenlenen Veer Guardian-2026 ortak tatbikatında. Tatbikat, iki ülkenin savunma iş birliğinin derinleştiğini gösteriyor / Fotoğraf: Hindistan Savunma Bakanlığı
Hindistan ve Japonya hava kuvvetlerine ait savaş uçakları, Eylül 2026'da Jodhpur'da düzenlenen Veer Guardian-2026 ortak tatbikatında. Tatbikat, iki ülkenin savunma iş birliğinin derinleştiğini gösteriyor / Fotoğraf: Hindistan Savunma Bakanlığı

 

Gemi inşasında da benzer bir arayış var. Taraflar, Japon teknolojik uzmanlığını Hindistan'ın üretim kapasitesiyle birleştirecek ortak tasarım ve karşılıklı gemi onarım seçeneklerini ele aldı. İnsansız sistemlerde ise üretim ve test girişimleri, ilişkinin büyük platformlarla sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Bunların stratejik ağırlık kazanması, duyurulmalarına değil, sürdürülebilir projelere dönüşmelerine bağlı.

Ancak diplomatik yakınlık ile sanayi iş birliğinin derinliği aynı düzeyde değil. Asıl sorun siyasi isteksizlikten çok, teknoloji paylaşımının koşullarında ortaya çıkıyor. Hindistan üretimin kendi topraklarında yapılmasını, yerel katkının artmasını ve teknolojinin kendi sanayisi tarafından kullanılabilmesini istiyor. Japonya ise fikrî mülkiyetin korunmasına, hassas teknolojilerin güvenliğine ve aktarılan ekipmanın kullanımına ilişkin güvencelere önem veriyor.


ABD'ye alternatif değil

Vaşington'un gümrük tarifeleri ve müttefiklerden daha fazla yük paylaşımı beklentisi, Japonya'nın Hindistan açılımının bir "alternatif plan" olarak yorumlanmasına yol açması muhtemel. Fakat ABD-Japonya ittifakı, antlaşmaya ve yerleşik bir askerî varlığa dayanan bir güvenlik zemininde. Hindistan'la gelişen ortaklık ise aynı türden bir ilişki değil.

Tokyo'nun Hindistan açılımı bir kaçış yolu değil, "ittifak içinde çeşitlendirme". Hindistan'ın bakışı ise farklı olabilir. Delhi için aynı yakınlaşma, tek bir ortağa bağımlı kalmadan teknolojiye, üretim imkânlarına ve geniş bir güvenlik ağına erişme arayışı olarak okunabilir.

Ekonomik ilişkiler bu zemini destekliyor. Geçen yıl belirlenen 10 trilyon yenlik yatırım hedefi, Modi'nin son 1 yılda yapıldığını söylediği yaklaşık 1iki9 özel sektör anlaşması ve Temmuz zirvesinde duyurulan yaklaşık iki trilyon yenlik ilk dilim, ortaklığı genişletme iradesini gösteriyor.

Güvenlik ile ekonomi arasındaki bağ da giderek belirginleşiyor. Enerji güvenliği, yarı iletken tedariki ve kritik minerallere erişim, askerî güvenlikten ayrı düşünülmüyor. Yine de ilişkiyi yalnızca ekonomik riskleri azaltan bir ortaklık olarak tanımlamak eksik kalır. Tatbikatlar ve deniz güvenliği girişimleri, doğrudan askerî bir boyutu olduğunu gösteriyor.


Çin'in ötesinde

Koizumi'nin ziyareti sırasında ortak açıklamalarda Çin'den bahsedilmedi. Buna karşılık, seyrüsefer özgürlüğünü engelleyen tek taraflı eylemlere karşı çıkıldı. Statükonun güç ya da baskıyla değiştirilmesine de karşı duruldu. Çin'in adı açıklamada doğrudan geçmese de kullanılan ifadeler, Pekin'in politikalarına yönelik örtülü bir eleştiri olarak okunabilir. Pekin ise Temmuz zirvesinin ardından, uluslararası iş birliğinin üçüncü tarafların çıkarlarına zarar vermemesi ve "dışlayıcı kliklerin" gerekçesi olmaması gerektiğini söyledi.

Yine de ortaklığı yalnızca Çin'e verilen mesaj üzerinden değerlendirmek dar bir çerçeve olur. Deniz güvenliği, afet müdahalesi, bakım-onarım kapasitesi ve dayanıklı tedarik zincirleri iki tarafın daha geniş ihtiyaçlarına karşılık veriyor. İlişkinin ne kadar derinleşip derinleşmeyeceğini yalnızca ortak tehdit algısı değil, bu alanlarda üreteceği somut fayda da belirleyecek.

Sonuç olarak, Hindistan ve Japonya'nın kurduğu yapı bugün için yeni bir askerî ittifak değil. Daha çok, iki ülkenin farklı stratejik ihtiyaçlarını aynı zeminde buluşturan bir çeşitlendirme modeli. Japonya için bu, ABD ittifakının ötesinde daha dayanıklı bir güvenlik ve üretim ağı; Hindistan için ise tek bir ortağa bağımlı kalmadan teknoloji, sermaye ve savunma kapasitesine erişim anlamına geliyor.

Bu ilişkinin geleceğini ise liderlerin sıcak mesajlarından çok fabrikalar, tersaneler, bakım merkezleri ve ortak tatbikatlar belirleyecek. Eğer UNICORN gibi projeler somut üretim kapasitesine dönüşür, teknoloji paylaşımının önündeki engeller aşılır ve deniz güvenliği iş birliği kalıcı hâle gelirse, bugün "stratejik çeşitlendirme" olarak görülen ilişki yarının daha kapsamlı güvenlik ortaklığına dönüşebilir.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU