Kidal yeniden Bamako'nun elinde: Mali'nin kuzey planı ne?

Göktuğ Çalışkan Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AFP

6 Ekim Salı sabahı Mali ordusu ve Rus Africa Corps'un yanı sıra Bamako'yla birlikte hareket eden Azavad'ı Kurtarma Hareketi (MSA) ile İmğad Tuaregleri ve Müttefikleri Öz Savunma Grubu'nun (GATIA) mensupları da Anéfis'ten Kidal'a uzanan yaklaşık yüz kilometrelik yola çıktı. Öğleden sonra birlikler şehre girdi. Adları açıklanmayan Malili subaylar direnişle karşılaşmadıklarını, hatta takvimin önüne geçtiklerini söyledi.

Kidal 25 Nisan'da, JNIM ile FLA'nın ülkenin birçok noktasına eş zamanlı saldırdığı gün hükümetin elinden çıkmıştı. Savunma Bakanı Sadio Camara da o gün Kati'deki konutuna yönelik saldırıda öldürüldü. 6 ayı bulmayan bir sürenin sonunda bayrak bir kez daha değişiyor. Ordu şehri bir önceki seferinde 2 yıl 5 ay elinde tutabilmişti ve bu kez sorulacak soru girişin ne kadar süreceği.


Yüz kilometrelik yol

Ordu nisandan sonra Anéfis ve Aguelhok çevresindeki konuşlanmasını yeniden düzenlemişti. Konvoy yola çıktığında 4 Ekim'den beri yoğunlaşan hava saldırıları sürüyordu. FLA aynı gün yayımladığı bildiride "stratejik ve kontrollü" bir geri çekilme kararı aldığını söyledi. Direnişsiz giriş büyük ölçüde bu iki gelişmenin birleşiminden doğmuş olabilir.

FLA geri çekilmeyi geçici bir önlem olarak tanımladı, insan ve lojistik kapasitesini koruduğunu öne sürdü ve Africa Corps ile ordunun hava gücünü orantısız kullandığını söyledi. Ordu ise saldırılarının hassas olduğunu savunuyor ve operasyonu silahlı grupları etkisizleştirme, sığınaklarını ve ikmal ağlarını yok etme kampanyası olarak sunuyor. İki anlatı arasındaki farkı gösterecek bağımsız bir bilanço henüz ortada yok.

Şimdi durup bir soralım: Hava üstünlüğü karşı tarafta olan bir güç açık arazide neden bir şehre kapanıp direnmeyi göze alsın? Yoğun bombardıman altında sabit bir mevzide kalmak kayıpları büyütür, dağılmak ise gücü korur. FLA'nın "geçici" vurgusu bu hesaba işaret ediyor olabilir.

Timbuktu Institute'tan Bakary Sambe, FLA'nın uzun vadeli stratejisini bir aşınma savaşı olarak okuyor, yani bölgeden geçici olarak çekilip sonra güçlü şekilde dönmek. Sambe, Cezayir ile Bamako arasındaki yakınlaşmanın FLA'nın sığınabileceği stratejik derinliği daraltmış olabileceğini de ekliyor.

Aynı değerlendirmeye göre ordu yerel halkın desteğini kazanmaya çalışıyor, ancak Sambe lojistik zorluklar ve başkentin uzaklığı yüzünden şehrin uzun vadede tutulmasından kuşkulu. Bence bu görüş, geri çekilmenin neden bir yenilgi sayılmayabileceğini iyi açıklıyor. Yine de bir yorum bu ve saha bunu henüz sınamadı.

Şehirdeki sivil durumu da ancak parça parça biliyoruz. FLA şehirde çok az sivil kaldığını öne sürüyor ve pazartesi günü Kidal'dan ayrılan bir sakinin anlattıkları da bu yönde. Dolayısıyla sayının tam olarak doğrulanmadığını ifade edelim. 


Anahtarı almak, eve yerleşmek

Uzun süre kapalı kalmış kendi evine dönen biri için kapıyı açmak işin başlangıcıdır. Çatıyı onarmak, su ile elektriği bağlamak, komşularla yeniden geçinmeyi öğrenmek haftalar alır. Kidal için de durum böyle, üstelik şehir çölün ortasında ve en yakın büyük ikmal noktası yaklaşık yüz kilometre uzakta.

Havadan kurulan üstünlük bir şehri boşaltabilir ama kasabada nöbet tutacak, kontrol noktasında bekleyecek asker karadan gelir. Yakıt da su da aynı yoldan taşınır ve konvoyları korumak için ayrılan birlikler başka bir cepheden eksilir. Temmuzda Anéfis hattındaki ordu konvoyları pusuya düştü. Bence Kidal'ın kaderi şehrin sokaklarında olduğu kadar bu yolda belirlenecek.

Ordunun 8 Ekim'de yayımladığı açıklama, birliklerin 7 Ekim'de şehirdeki konumlarını güçlendirdiğini bildirerek kişilerin ve malların serbest dolaşımını hedefler arasında sayıyor. Doğu Harekât Bölgesi Komutanı Karim Traoré de 8 Ekim'de Kidal'daki birlikleri ziyaret etti. Hükümetin açıklamasına göre, Traoré askerlere dikkat ve disiplini korumalarını söyledi ve işin yeni başladığını vurguladı. Dolayısıyla bu ziyaret askerî varlığın sürdüğünü gösteriyor, şehrin tamamının güvenliğine dair de açıklamada herhangi bir bilgi yok.

Bu noktada rakamlar bu konuda bize birkaç ders veriyor. Devletin şehirdeki varlığı Mayıs 2014'te kesilmiş ve ancak yaklaşık dokuz buçuk yıl sonra, 14 Kasım 2023'te ordu şehri geri alabilmişti. Ordu Kidal'ı iki yıl beş ay elinde tuttu, FLA ise beş buçuk ay. Yani şehre her giriş kalıcı bir siyasi düzene bağlanamadığı ölçüde bir sonraki el değişimine kapı araladı.

Bu düzenin yerel ayağı da var. Konvoydaki MSA ve GATIA, Tuareg topluluklarının tek bir blok oluşturmadığını gösteriyor, zira FLA'ya yakın, Bamako'ya yakın ve ikisine de mesafeli kesimler var. Adlandırma bile bir siyaset aracı. Biri Bamako karşıtlarına terörist derken, FLA kendini Azavad'ın temsilcisi sayıyor ve bu iki tanım arasındaki mesafe müzakerede kimin muhatap alınacağını belirliyor. Bamako 2024 başında 2015 tarihli Cezayir Anlaşması'nı feshetmişti ve o günden bu yana ortada bir müzakere masası kalmadı.

Hükümet, 6 Ekim'de ordunun Kidal'daki varlığının kamu idaresinin ve temel hizmetlerin yeniden başlamasını kolaylaştıracağını açıkladı. Ancak insanların evlerine dönmeye başladığını veya şehirde ticaretin yeniden canlandığını gösteren güvenilir bir bilgi henüz yok. Bamako'nun bundan sonraki başarısı biraz da burada belli olacak. Pazarın yeniden açılması, yolların güvenle kullanılması ve çocukların okullarına dönebilmesi, halkın günlük hayatında devletin varlığını hissettirecek.


Bamako'nun hesabı

Kidal'ın Bamako için taşıdığı ağırlık nüfusundan oldukça büyük. Şehir 2012'den beri süren krizin simgesi ve devletin kuzeyde otoriteyi yeniden kurması egemenliğin sınandığı yer olarak görülüyor. Hükümet de bu yüzden operasyonları devlet egemenliğinin fiilen kullanılması olarak sundu.

Goïta yönetimi, ülkenin güvenlik ortaklarını kendisinin belirleme hakkını öne çıkarıyor. Batılı güçlerin çekilmesinin ardından Rusya'yla kurulan yakın ilişki de bu anlayışın bir sonucu. Haziran 2025'te Wagner'in yerini alan Africa Corps, Rusya Savunma Bakanlığı'na bağlı olarak Mali ordusuna havadan ve karadan destek veriyor. Bamako bu iş birliğini egemenlik politikasının bir parçası olarak görürken, Moskova da Sahel'deki askerî varlığını sürdürüyor. Yine de Rusya'dan alınan desteğin zamanla yeni bir bağımlılık yaratabileceği yönündeki eleştiriler gündemdeki yerini koruyor.

FLA ile JNIM arasındaki ilişki de kuzeydeki güç dengelerini anlamak açısından dikkat çekiyor. Nisan ayındaki saldırıları birlikte üstlenen iki örgütün temmuzdaki konvoy baskınında da ortak hareket ettiği biliniyor. Buna karşılık JNIM, Kidal'ın yeniden ordu denetimine geçmesi sırasında sessiz kaldı. Bu sessizlik, iki örgüt arasındaki yakınlığın sınırlarına işaret ediyor olabilir. FLA kuzeydeki siyasi iddiasını ve askerî varlığını korumaya çalışırken JNIM, Mali ordusunu daha geniş bir coğrafyada baskı altında tutmayı hedefliyor. Bamako'ya karşı ortak çıkarları onları zaman zaman bir araya getirse de sahadaki öncelikleri farklılaştığında bu iş birliğinin nasıl süreceği belirsizliğini koruyor.

Geçiş yönetimi meşruiyetini büyük ölçüde güvenlik vaadi üzerine kuruyor. Nisan'dan sonra gösterilebilecek somut bir kazanım bu vaadi güçlendirebilir ve beklentiyi de yükseltebilir. Hükümetin 6 Ekim akşamı yaptığı açıklamada Kidal'daki durumu "pekişme" diye nitelemesi bu beklentiyi yansıtıyor. Ordudan şehirle yetinmeyip yolları ile kasabaları da güvence altına alması istenecek.

Bu noktada yaklaşan takvimle ilgili de yorum yapmak lazım. Üçüncü Rusya-Afrika Zirvesi 28-29 Ekim'de Moskova'da toplanacak ve Kidal'ın dönüşü Malili heyetin elini güçlendirebilir. Ancak operasyonun zirveye hazırlık olduğunu gösteren bir kanıt yok.

Bamako'nun iki cephesi var. Kuzeyde Kidal, merkezde eylülde Dioura kampında ağır kayıplara yol açan saldırının ardından Bamako çevresine uzandığı bildirilen JNIM baskısı. Ordunun iki cepheyi birlikte yürütecek imkâna sahip olup olmadığı önümüzdeki haftaların sorusu.

Kidal'ı elinde tutan bir devlet pazarlıkta daha güçlü olabilir. Bu ihtimalin gerçekleşmesi, Bamako'nun kuzeydeki topluluklara siyasi bir teklif sunmaya istekli olup olmadığına bağlı. Kamuoyuna yansıyan böyle bir teklif henüz yok, hükümetin dili şimdilik güvenlik ve egemenlik başlıklarında kalıyor.


Sınırın ötesinde

Kidal vilayetinin kuzeyi Cezayir'e dayanıyor. Cumhurbaşkanı Tebboune, 3 Ekim'de yayımlanan röportajında Ağustos sonunda Nijer'e savaş uçağı gönderdiğini söyledi. Mali ile Cezayir arasındaki ilişkiler bir İHA olayının ardından neredeyse kopmuş, sonra onarılmıştı. Dolayısıyla yaz başından beri bir yakınlaşmadan söz ediliyor. Sınır hattındaki her hareketlilik iki başkent arasındaki teması daha hassas kılabilir.

Sınırın iki yanındaki çöl yolları yüzyıllardır ticaretin ve göçün güzergâhı. Kuzeyde güvenlik sağlanırsa bu yollar yeniden canlanabilir, sağlanamazsa kaçakçılık ağlarının elinde kalır. Yolların kapanmasının bedelini önce taşımacılar ve küçük esnaf öder, bu yüzden güvenlik hükümetin ekonomik vaadinin de ilk sınavı olacak.

Sahel Devletleri Konfederasyonu içinde Burkina Faso ile Nijer, Kidal'ın dönüşünü kendi güvenlik anlatılarını güçlendiren bir örnek olarak okuyabilir. 2023'te imzalanan Liptako-Gourma Şartı üç ülkeye karşılıklı yardım yükümlülüğü getiriyor. Bunun sahada nasıl işleyeceği, ortak komuta ve istihbarat paylaşımıyla sınanacak. Nijer ile Burkina Faso kendi topraklarında benzer baskı altında olduğu için kaynaklarını nereye ayırdıkları, ortak iradenin sahadaki ağırlığını gösterecek.

Anéfis'ten yola çıkan o konvoyun bir de dönüş yolu var. Yakıt da su da o yoldan gelecek, nöbet değişimi de. O yolun her gün açık kalıp kalmadığı, Kidal'ın bu kez kalıcı bir adres olup olmadığını önümüzdeki haftalarda gösterecek.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU