40 yılda ne değişti, ne değişmedi?

Zeki Sarıhan Independent Türkçe için yazdı

Kolaj: Independent Türkçe

Dünya durmadan dönüyor. Toplumlar da değişiyor, gelişiyor. Bazı sorunlar geride kalırken yeni bazı sorunlar baş gösteriyor. Hükümetler, bazı konularda ayak diremekten vazgeçerek çağın ve toplumun isteklerine uymak zorunda kalıyor.

Ocak 1980-Aralık 2019 tarihleri arasında tam 40 yıl yayın hayatında kalan aylık Öğretmen Dünyası dergisinin evrakı arasında yayımlanmamış bir metin çıktı: Eğitim Bildirgesi.

Öğretmen kuruluşları, zaman zaman varmak istedikleri kısa ve orta vadeli hedeflerini "Acil Talepler" başlığı ile liste hâlinde yayınlarlar. Benim içinde yer aldığım öğretmen mücadelesi platformlarından TÖB-DER Fatsa Şubesi’nde 1975’te bir Acil Talepler Listesi yayımladığımızı hatırlıyorum. Acil Talep kavramı kısa sürede diğer bazı TÖB-DER şubelerine, daha sonra da TÖB-DER Genel Merkezi’ne yansımıştır. TÖB-DER içindeki gruplardan biri olan Yurtsever Öğretmen Grubu, 1979’da binlerce öğretmenin imzasıyla 10 maddelik "Öğretmenlerin Ortak Açıklaması"nı yayımlayarak okullardaki kargaşaya karşı çıkmak başta olmak üzere acil ihtiyaçları dile getirmiştir.
 

1997’de kitle örgütlerinden oluşan Eğitim Hakkını Savunma Komitesi’nin Millî Eğitim Bakanlığı’na sunduğu eğitimle ilgili talepler
1997’de kitle örgütlerinden oluşan Eğitim Hakkını Savunma Komitesi’nin Millî Eğitim Bakanlığı'na sunduğu eğitimle ilgili talepler

 

Öğretmen Dünyası dergisi, Ocak 1980 tarihli ilk sayısında "Acil Talepler" sayılabilecek "Millî Eğitim Bakanlığından Taleplerimiz" başlığı ile 7 ana maddede isteklerini dile getirmiştir. 1984’te yeniden Acil Talepler listesi üzerinde çalışarak bunu Danışma Kurulu toplantısına sunmuş, M. Rauf İnan, Prof. Şerafettin Turan ve S. Nabi Özerdim’in onayını almıştır. Ancak, Kenan Evren’in Cumhurbaşkanı, Turgut Özal’ın başbakan, Vehbi Dinçerler’in Millî Eğitim Bakanı olduğu yönetimin Aydınlar Dilekçesi hakkında yasal takibata geçilmesi üzerine bu bildirgeyi imzalayanlar hakkında da savcıların harekete geçmesinden çekinen bazı aydınların imza vermeye yanaşmaması üzerine "Bildirge"nin yayımlanmasından vazgeçilmiştir. Ağustos 1997’de kitle örgütlerinin ortak imzalarıyla Millî Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’a sunulmuştur. Bu bildirgelerde değişmeyen ana noktalar laiklik, parasız eğitim, okulda demokrasi, yöneticilerin öğretmenler tarafından seçilmesi ve örgütlenme özgürlüğüdür.

Arşivden çıkan ve ilk kez yayımladığımız 2,5 sayfalık, yazı makinasında yazılmış tek nüshalık, altında Mayıs 1984 tarihi bulunan "Eğitim Bildirgesi" 11 maddedir ve şöyledir:


Eğitim Bildirgesi

Aşağıda adları ve imzaları bulunan biz öğretmen ve eğitimciler, Türk millî eğitiminin içinde bulunduğu sorunların çözümünde bütün öğretmenlere düşen büyük sorumluluğun bilincinde olarak aşağıdaki temel sorunları ve bunlar için önerdiğimiz çözüm yollarını devlete, eğitim topluluğuna ve kamuoyuna sunmaktan onur duyuyoruz.

1. Türkiye toplumunun bağımsızlık gibi vazgeçemeyeceği şeylerden biri de demokrasidir. Bugün okullarımızda en gerekli olan da demokrasi eğitimidir. Geleceğin demokrat toplumunu oluşturacak olan çocuklarımızın ve gençlerimizin yetiştirilmesinde, kişilik sahibi olmalarında, görüşlerini özgürce dile getirebilme, eleştirebilme, başkalarının görüşlerini dinleyebilme, okuduklarını ve dinlediklerini usa vurma yoluyla doğruyu bulabilme yeteneklerine sahip olabilmeleri için çalışılmalıdır. Okul hayatı bu amaçlar doğrultusunda düzenlenmeli, temsilcileri özgür seçimle belirlenen öğrenci eğitsel çalışmalarına ve etkinliklerine önem verilmelidir.

2. Bugünkü eğitim düzeninde programlar çok yüklüdür. Öğrenciden her şeyi bilmesi istenmektedir. Bilgiler de ezber yoluyla öğretilmektedir. Bunun sonucu olarak her yıl yüz binlerce öğrenci sınıfta kalmaktadır. Sınıfta bırakılanlar, devlet ve aile bütçesine büyük yük getirmektedir. Eleyici eğitimden vazgeçilerek, programlar basitleştirilmeli; okullar kitaplardaki bilgilerin ezberleneceği yerler olmaktan çıkarılarak; deney ve gözlem araçları, işlik ve uygulama bahçeleri, kitaplıklarla donatılmalıdır. 1983’te başlayan, okullara kitap ödeneği ayrılması, iyi bir başlangıçtır.

3. Türk millî eğitimi son düzenlemelerle laik kimliğinden oldukça uzaklaştırılmıştır. Zorunlu din eğitimi çocukların ve gençlerin olduğu kadar, ana babaların da vicdan özgürlüğüne aykırıdır. Eğitim ancak bilimi kılavuz edinmeli, küçüklerin din eğitimi aileye bırakılmalıdır.

4. Üçlü ve ikili eğitim, Türk millî eğitiminin yıllardır kanayan bir yarasıdır. Öğrencilerin bütün gün öğrenim görmesi ve sosyal etkinliklerde bulunabilmesi için; bina, öğretmen, araç-gereç sorunlarını hızla çözecek, çabuk sonuç alıcı bir yatırım programına ihtiyaç vardır.

5. Mesleğin gerektirdiği bilgi ve becerileri kazanabilmeleri için öğretmen adayları kaynağından yetiştirilmeli, öğretmen okulları yeniden açılmalıdır. Öğretmenler, sürekli araştırma ve yenilenme çabasına özendirilerek ve olanaklar sağlanarak, saygınlıkları korunmalıdır. Devlet, öğretmenleri, geçim güvencesine kavuşturmalı, onları kazanç getirecek ek işler yapmaktan kurtarmalıdır.

6. Memurların disiplin cezalarının kaldırılması yolundaki tasarıları memnunlukla karşılıyoruz. Soruşturmasız ve savunmasız olarak, görevlerine son verilen öğretmenler hakkındaki bu kararlar kaldırılmalıdır. Bu konuda kanunlar göz ardı edilmemeli, soruşturması biten veya beraat eden her öğretmen ve eğitimcinin mesleğe dönmesi sağlanmalıdır.

7. Türkiye öğretmenleri, meslek örgütlerini, mesleğin ve eğitim topluluğunun çıkarlarına olduğu kadar ülkenin çıkarları doğrultusunda yönetip yönlendirecek deneylere ve birikimlere sahiptirler. Dünyada meslek örgütleri bulunmayan hemen yalnızca Türk öğretmenleridir. Öğretmenlerin meslek örgütleri kurabilmeleri, mesleğin sorunları ve özlük sorunları konusunda görüşlerini serbestçe dile getirebilmelerini engelleyen yasal ve idari engeller kaldırılmalıdır.

8. YÖK sistemi, aşırı merkeziyetçi niteliği ve bilimsel, yönetsel özerkliğe ters düşen yapısıyla, bilim ve eğitim hayatımızda önemli bir gerilemeye yol açmıştır. Keyfî uygulamalar yüzünden, beklenen yararlar sağlanamamıştır. Türkiye’de uzun yıllar boyunca süregelen özerk üniversite ortamının yeniden sağlanabilmesi için YÖK sistemi değiştirilmelidir.

9. Okuma-yazma seferberliği, işlevsellik yönüne ağırlık verilerek sürdürülmelidir. Halk bu konuda özendirilmelidir. Öğretmenler, bu çalışmada görev almayı, bir meslek sorumluluğu sayarlar. Örgün eğitim ile yaygın eğitimin bütünlüğü ilkesinden hareketle okullar, birer halk eğitim merkezi durumuna getirilmelidir. Öğretmenler, toplum kalkınması ve eğitiminde önderlik sorumluluğunu yüklenmelidirler.

10. Her kademede paralı eğitime doğru gidişi kaygıyla izlemekteyiz. Diğer nedenlerden kaynaklanan eğitimde fırsat eşitsizliğini arttıracak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Yapılan düzenlemelerde, eğitim olanaklarından eşitçe yararlanılabilmesi ilkesi güdülmeli, ilk ve ortaöğretimde öğrencilerin ders kitapları diğer araç ve gereçlerle parasız sağlanmalıdır.

11. Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı, eğitimin yığılmış ve ağır sorunlarını ancak öğretmenlerle birlikte, öğretmenlere güven içinde olursa hafifletebilir. Bu güven ifadesinden biri de, okul ve eğitim müdürlüklerinin o birimde çalışan öğretmenlere danışılarak atanmasıdır.

Mayıs 1984

Eğitim Bildirgeleri veya "Acil Talepler" listelerinde de görüldüğü gibi eğitimin sorunları ve ihtiyaçları zaman içinde değişiklik göstermektedir.

Yukarıdaki "Bildirge"nin hazırlanışından beri geçen 42 yıl içinde eğitim sorunlarında büyük değişiklik olmuştur.

42 yıl içinde sınıfta kalma, üçlü ve ikili eğitim, öğretmenlere örgütlenme yasağı, okuma-yazma seferberliği, disiplin cezaları konuları çözümlenerek gündemden düşmüş, eğitimde laiklik, YÖK, paralı eğitim ve öğretmenlerin kaynağından yetiştirilmesi gibi konular sorun olmaya devam etmektedir. Özellikle laik eğitim sorunu giderek ağırlaşmaktadır.
 

"Eğitim Bildirgesi"nin ilk sayfası
"Eğitim Bildirgesi"nin ilk sayfası

 

1997'de bakanlığa sunulan kitle örgütlerinin ortak istekleri

"Bakaya" kalmış ve yeni çıkacak sorunların çözümü noktasında umutsuz olmamak gerekir. Yeter ki bu istekler, kitlelerin isteğine uygun ve mantıklı olsun. Yeter ki onlar için mücadele edecek kişiler olsun…

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU