MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC) ile Rawest Araştırma tarafından gerçekleştirilen “Kürtlerde Amedspor Algısı ve Taraftarlığı Araştırması”nı eleştirerek, çalışmanın “bölücülük ihanetini zinde tutmaya çalıştığını” savundu. Bahçeli, kamuoyu araştırma kuruluşlarına yönelik yaptırımlar getirilmesi gerektiğini belirtti.
Bahçeli, yazılı açıklamasında, son dönemde yayımlanan Amedspor ve dindarlık araştırmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Amedspor araştırması bölücülük ihanetini zinde tutmaya çalışmaktadır”
Kürt Çalışmaları Merkezi ve Rawest tarafından yapılan araştırmada Kürtlerin Amedspor’a bakışına ilişkin verilerin derlendiğini, araştırmanın Kürtler içinde her üç kişiden birinin Amedspor’u desteklediğini ortaya koyduğunu belirten Bahçeli, çalışmaya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Son günlerde hedef kitlesi farklı olsa da maksadı aynı olan, emperyalizmin kuklası sözde araştırmacılar tarafından terörsüz Türkiye’nin oluşturduğu barış ve kardeşlik iklimini zehirlemeye dönük girişimler dikkat çekicidir. Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC) ile Rawest Araştırma işbirliği ve Friedrich-Ebert-Stiftung’un desteğiyle yürütülen çalışma olduğu ifade edilen “Kürtlerde Amedspor Algısı ve Taraftarlığı Araştırması” 28 Ağustos 2026 tarihinde açıklanmıştır. Araştırma, Amedspor taraftarı, futbol ile kimlik arasındaki çizginin nasıl yoğunlaştırdığını iddia etmekte, bölücülük ihanetini zinde tutmaya çalışmaktadır”
Bahçeli, Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesinin ardından 4 Mayıs 2026’da kulüp başkanı Nahit Eren’e yönelik yaptığı açıklamayı da hatırlatarak, kulübün başarısından memnuniyet duyduğunu belirtti.
Bahçeli’den “dindarlık araştırması” eleştirisi
Bahçeli, son günlerde yayımlanan bir “dindarlık” araştırmasına da tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:
“Yine, güvenirliği sıfırlamış, ahlaken iflas etmiş bir araştırma ve danışmanlık şirketince kamuoyuna servis edilen bir başka ankette Türk milletinin Allah’a, Meleklere, Kur’an-ı Kerim’e, Peygamberimize, Kadere, Öldükten sonra dirileceğine ve hesaba çekileceğine olan inancı sözde araştırılmış ve olumsuz sonuçlar ortaya konulmuştur. Türk milleti Müslüman bir millettir, manevi değerler üzerinde oynamalar, ancak düşmanları sevindirecektir”
“Sporun kimlik tartışmalarının aracı haline getirilmesinden kaçınılmalı”
Bahçeli, araştırmalar üzerinden toplumsal gerilim oluşturulmaya çalışıldığını savunarak sporun birleştirici niteliğine dikkat çekti:
“Emek emek, ilmek ilmek örülen, milli birlik ve dayanışmanın, toplumsal bütünleşmenin güçlendiği böylesi bir ortamda çeşitli araştırma adı altında Türk milletinin milli ve manevi dinamikleriyle oynanmak, hayırlı gelişmeler sabote edilmek istenmektedir. Barış ve kardeşlik iklimini zehirlemek isteyen dinamikler devrededir. Spor; kardeşliğin, barışın, dayanışmanın ve toplumsal bütünleşmenin en güçlü araçlarından biridir. Bu nedenle spor alanının kimlik siyaseti, ayrıştırıcı söylemler veya siyasi amaçlarla kullanılmasından özenle kaçınılmalıdır. Sporun temelinde rekabetin yanı sıra ahlak, fair-play, karşılıklı saygı ve toplumsal sorumluluk anlayışı bulunmalıdır. Başarı da kuşkusuz bu değerlerden taviz verilmeden elde edilmelidir.
Türkiye’nin toplumsal huzurunu, birlik ve beraberliğini güçlendirmeye yönelik hassasiyet gözetilmeli; spor kulüpleri ve spor organizasyonları, toplumsal barış konularında provokatif girişimlerin aracı hâline getirilmemelidir.”
“Amedspor da dâhil olmak üzere tüm spor kulüpleri toplumsal gerilimleri artırabilecek tutum ve söylemlerden uzak durmalı”
Sporun birleştirici yönüne vurgu yapan Bahçeli, Amedspor da dahil olmak üzere spor kulüplerinin toplumsal gerilim oluşturabilecek söylemlerden uzak durması gerektiğini ifade etti:
“Bu çerçevede Amedspor da dâhil olmak üzere tüm spor kulüplerinin, sporun birleştirici ruhuna uygun hareket etmesi ve toplumsal gerilimleri artırabilecek tutum ve söylemlerden uzak durması önem taşımaktadır. Sporun; siyasetin ve ayrıştırıcı kimlik tartışmalarının değil kardeşliğin, barışın, dayanışmanın ve ortak geleceğimizin meşru zemini olması gerekmektedir. Spor kisvesiyle terörsüz Türkiye hedefini, barış, huzur ve kardeşlik iklimini zehirlemeye kimsenin hakkı yoktur. Haddi de olmamalıdır. Türk milletinin kritik ve hassas dönemini istismara kalkışanlar, zilleti toplumsal zemine indirmeye gayret edenler karşılarında Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve Cumhur İttifakı’nı bulacaklardır”
“Sporun ve kimliğin iç içe girdiğini söylemek gaflettir”
Bahçeli, Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesinin ardından yaptığı açıklamayı anımsatarak, spor ile kimliğin eşleştirilmesini eleştirdi:
“Amedspor ‘un süper lige yükselme başarısı üzerine 4 Mayıs 2026 tarihinde Amedspor Başkanı Sayın Nahit Eren’e hitaben yaptığım açıklamada; “1990 yılında kurularak Türk sporuna renk, heyecan ve yeni bir soluk kazandıran Amedspor’un, kulüp tarihinde ilk kez Süper Lig’e yükselme başarısı göstermesini memnuniyetle karşılıyorum. Bu anlamlı başarıyı Diyarbakır’ımız ve Türk futbolu adına kıymetli bir gelişme olarak değerlendiriyorum.” demiştim ve aynı kararlılıktayız.
Ne olduğu belirsiz bir araştırmadan mülhem siyasetin, sporun ve kimliğin iç içe girdiğini söyleyerek sporu kimlikle eşleştirmek gaflettir. Spora emek veren insanlara da büyük bir bühtandır.”
“Amedspor’u kirli projelerine alet etmek isteyenlerin olduğu anlaşılmaktadır”
Bahçeli, Amedspor’un sporun birleştirici yönünü temsil etmesi gerektiğini belirterek, kulübün siyasi amaçlara alet edilmemesi gerektiğini savundu:
“Siyasi görüşü etnik kökeni, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun spor birleştiren, bütünleştiren herkesi kucaklaması gereken bir aktivitedir. Amed Spor'un Süper lige yükselmesinden ve burada başarılı olmasından milletimiz memnuniyet duymaktadır. Bir Anadolu takımının süper ligde kalıcı olması geçmişte benzer takımlarımızda olduğu gibi büyük bir beklentidir. Bununla birlikte Amedspor’u kirli projelerine alet etmek isteyenlerin olduğu anlaşılmaktadır ve bu provokasyona karşı en başta kulüp yetkililerinin ve Diyarbakır halkının tepki göstermesi gerekmektedir. Bu girişimler terörsüz Türkiye’yi sabote planıdır. Kardeşlik iklimini ve barışı zehirleme girişimidir.
Amedspor süper ligdeki oyunuyla, elde ettiği başarılarla takdirle takip edilen Türkiye’nin bir futbol kulübüdür ve öyle kalmalıdır. Futbol; kaliteli, ahlaklı, milli değerler etrafında dayanışmacı bir anlayışla ve uluslararası düzeyde yükselişlere, milli takım başarılarına odaklanan bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Spor siyasete ve karanlık emellere alet edilmemeli, edenlerden yasalar çerçevesinde hesap sorulmalıdır.”
“Tribünler terörsüz Türkiye karşıtlarının provokasyon alanı haline getirilmemelidir”
Bahçeli, spor kulüplerinin ve taraftarların provokasyonlara karşı dikkatli olması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:
“Başta Amed Spor yöneticileri olmak üzere terörsüz Türkiye’den yana olan herkesi bu konuda duyarlı olmaya, acilen tedbir almaya davet ediyoruz. Tribünler terörsüz Türkiye karşıtlarının provokasyon alanı haline getirilmemelidir. Taraftarlar arasına sızmalar önlenmelidir.”
Bahçeli ayrıca tribünlerde barışı tehdit eden söylemlerin önüne geçilmesi gerektiğini belirtti:
“Amigo kılıklı ihanet şebekelerinin spor, siyaset ve kimlik gibi düzmece yönlendirmelerle barışı tehdit eden bir dil geliştirmesinin önüne geçilmelidir.”
Çerçeve yasa ve komisyon vurgusu
Bahçeli, 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında oluşturulan komisyonlara da çağrıda bulundu:
“7595 sayılı Millî Dayanışma Ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un uygulama aşamasında bu gibi sabotajların önüne geçmek zorunludur. Mezkûr kanunla kurulan komisyonlar bu tarz provokasyonları önleme konusunda titizlikle hareket etmeli, gerekli yaptırımlar ilgili kurumlarca uygulanmalıdır.”
“Türk milleti inançlıdır, ahlaklıdır, imanlıdır”
Bahçeli, spor araştırmasının yanı sıra “İslami anket” olarak nitelendirdiği çalışmaya ilişkin eleştirilerini de sürdürdü:
“Sporla beraber İslami anket adı altında bir başka tahrik, tahribat ve yönlendirme eş zamanlı olarak gündeme sokulmuştur.
Yüzde 99’u Müslüman olan Türk milletini inancıyla, ibadetiyle, değerleriyle olduğundan farklı göstererek köklü medeniyetimizi inkar edecek bir tablo ile zihinler karıştırılmak istenmektedir. Türk milletini köklerinden kopmuş, türedi topluluklar gibi göstermek maksatlıdır.
Bu asil milleti itikadından, imanından, inanç ve değerlerinden yoksun lanse etmek büyük kötülüktür. Bunların kime ve hangi amaca hizmet ettikleri ifşa edilmelidir. İslam milletçe müşerref olduğumuz son dindir. Kutlu ceddimiz asırlar boyunca İslamın sancaktarı olmuştur. İki cihan serveri Peygamber Efendimiz rehberimizdir.”
Bahçeli, Türk milletinin geçmişten bugüne inanç ve değerleriyle şekillendiğini belirterek, bu değerlerin araştırmalar üzerinden tartışmaya açılmasına tepki gösterdi:
“Yahya Kemal Beyatlı’nın "Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi, Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.” mısralarında vurguladığı gibi Türk milleti zaferlerini şehit ve gaza ruhuyla, imanla, inançla kazanmıştır. Gelecek Türk asırları da bilimde, ekonomide, dış politikada bu inanç, iman ve sadakatle gerçekleştirilecektir. İslami araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi gösterme gayreti büyük bir saptırma, önemli bir beşinci kol faaliyetidir.
Türk milleti inançlıdır, ahlaklıdır, imanlıdır, dinine, diyanetine, geleneksel değerlerine, kültürel emanetlerine bağlı ve sadıktır.
Türk milletinin böylesi bir üslupla itham edilmesi, töhmet altında bırakılması ayıplı ve ahlaksız bir komplodur.”
“Yanıltıcı bilgiler sunan kamuoyu araştırma kuruluşlarına yaptırımlar getirilmeli”
Bahçeli, kamuoyu araştırma şirketlerinin çalışmalarının denetlenmesi gerektiğini belirterek, yasal düzenleme çağrısında bulundu:
“Bu anket şirketlerinin toplumda yapmaya çalıştıkları yönlendirme ve tahribat bütün yönleriyle araştırılmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak daha önce gündeme getirdiğimiz üzere, kamu ayu araştırması adı altında bilimsellikten ve gerçeklikten uzak, toplumu yönlendirmeye dönük olarak servis edilen çalışmaların önüne geçmek, bilimsel ve hukuki temelde bunları değerlendirecek ve denetleyecek, uygulamada doğru standartların belirlendiği bir yasal düzenleme yapılmasını öngörüyoruz.
Bu çerçevede kamuoyu araştırma kuruluşlarının ve araştırmacıların nitelik ve yeterliliklerine ilişkin esas ve usullerin belirlenmesini, yönlendirme veya etkileme maksadıyla yalan yanlış, yanıltıcı bilgiler sunanlara cezai yaptırımlar getirilmesini gerekli görüyoruz.”
“Terörsüz Türkiye’den geriye dönüş olmayacaktır”
Bahçeli, açıklamasının son bölümünde “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, sürecin devam edeceğini vurguladı:
“Dezenformasyonla ve algı operasyonlarıyla Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durdurmaya, toplumsal mühendislik hesaplarıyla Türkiye'yi kargaşa ve kaos iklimine sokmaya, ülkemizin rotasını değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.
Terörsüz Türkiye’den geriye dönüş olmayacaktır.
Muhatapları bilsin ki şer cephesinde kurulmaya çalışılan tuzakların farkındayız. Türkiye’nin yaklaşık elli yıldır mücadele ettiği, birçok insanımızın canına ve malına sebep olan terörden ilelebet kurtulma fırsatı ihanet şebekelerini rahatsız etmektedir. Kardeşliğimizin güçlendirilmesi, demokrasinin gelişmesi ve ülkemizin yükselişinin önündeki engellerin kaldırılması Türkiye hasımlarının uykularını kaçırmaktadır. Terör, şiddet ve bölücülüğün zihinlerden de silinmesinden, birlik ve beraberliğin kök salmasından rahatsız olanlar sözde araştırmalar üzerinden toplumu enfekte etmeye çalışsa da milletimizin feraseti kirli oyunları bozacak güçtedir. Terörün tamamen tasfiye edildiği bir Türkiye öngörülebilirliği ve yatırımcı güvenini artıracak, üretim kapasitesini güçlendirecek ve bölgesel ticaret ağlarının merkezinde vatandaşlarımızın refahını artıracaktır. Türkiye’nin terör meselesini; iç cephesini kuvvetlendirmiş, milli birliğini, siyasi ve ekonomik istikrarını sağlamış olarak, milli iradesi içinde çözüme kavuşturması, temel arzumuz ve hedefimizdir. O sebeple gerginlik ve kutuplaşmalara, toplumsal olaylara sebebiyet verebilecek girişimlerden kaçınılmasını hayati önemde görüyoruz.
Emperyalizmin etnik, dini, mezhep temelli ayrıştırıcılık ve kaosu süreklileştirerek siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarsızlık üretme çabası bilinmektedir. Terörsüz Türkiye, bölgemizdeki benzer tahriklere ve çatışmalara karşı da bölgesel istikrar ve barışı hedeflemektedir.
Milletimiz terörsüz Türkiye’nin yanında duruyor ve terörün bütün unsurlarıyla gündemimizden çıkmasını istiyor.
Terörün zehirli havasının siyasi iklimimizden temizlenmesini, ayrık otlarının güven ve huzur toprağımızdan sökülüp atılmasını diliyor. Demokrasi, hukuk devleti, refah ve güven ikliminin pekişerek hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımızı kuşatmasını ve kucaklamasını arzu ediyor. İnanıyoruz ki milletçe provokasyonlara gelmeyecek, bir devlet politikası olan terörsüz Türkiye hedefi, Türk siyasetinin başarısı, inşallah da topyekün milletimizin eseri olacaktır.
Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’yiz.”
Independent Türkçe