"Uzayı zapt eden dünyayı da zapt eder": Trump'ın akademisi, 2028 hedefleri ve polemolojik bakış

Gürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı

Trump, Houston'daki Johnson Uzay Merkezi'nde ABD Uzay Akademisi'nin kurulmasına ilişkin yürütme emrini imzaladı / Fotoğraf: Aubrey Gemignani-NASA

28 Ağustos 2026'da Houston'daki Johnson Uzay Merkezi'nde Artemis II mürettebatına madalya verilirken imzalanan yürütme emri, kimileri için dünyada bir eğitim hamlesi gibi görünüyor olabilir. Hatta konuya Trump'ın yeni bir oyunu diye bakan da olabilir.

Bütün bunlara ilave, örneğin Elon Musk gibi isimlerin ve NASA'nın çalışmalarını yakından bilenlerin görüşüyle, bundan yıllar önce başlatılan projelerin birikimi, somutlaşmaya başladığı dönemde insanlık adına bir değişim anı, diye de bakılabilir. Ben konuyu çok önceleri yazmaya başlayanlardanım, çalışmaları açıklamanın ötesinde, stratejik ve savaş bilimi manasındaki yerini de ifade ettim. Bugün yine kaldığım yerden devam ediyorum.

Trump'ın lanse ettiği olay kısaca şöyle: ABD Uzay Akademisi kurulacak; komisyon 120 günde müfredat, yer ve yükümlülükleri belirleyecek. Aynı konuşmada 2028 Ay inişi ve nükleer tahrikli Mars aracı hatırlatıldı. Bir hafta önce de "yılda bin fırlatma hedefi" konmuştu.

Bunu haber olarak okuyan, "uzay yarışı yeniden başladı" diyebilir. Polemoloji açısından bakınca mesele başka yerdedir. "Polemoloji: Savaş Bilimi ile Küresel Güvenlik Analizi" kitabımda ve Politika Merkez'deki yazılarımda tekrarladığım ilke şudur:

Savaş bütündür, dinamiktir ve nesil değiştirir. Zafer aranmaz; durum değişikliği aranır.

28 Ağustos paketi de budur. Keşif töreni görünümü altında, uzay alanında kalıcı üstünlük mimarisi kurulmaktadır.
 

Trump, Artemis II mürettebatına madalya verirken Uzay Akademisi’nin kurulmasına ilişkin yürütme emrini imzaladı (Houston Public Media)
Trump, Artemis II mürettebatına madalya verirken Uzay Akademisi’nin kurulmasına ilişkin yürütme emrini imzaladı (Houston Public Media)

 

Aralık 2025'te Independent Türkçe'de yayımlanan "Uzay Jeopolitiği" yazımda bu nokta netti:

Uzayı zapt eden dünyayı da zapt eder.


Dördüncü Sanayi Devrimi'ni jeopolitiğin merkezine koyduğumu, uzayın artık kara-deniz-hava üçlüsüne eklenen dördüncü (ve siber ile bilişsel alanlarla birlikte altıncı) savaş alanı olduğunu yazmıştım. O metindeki tezler bugün resmî ABD politikasının diline oturuyor: Uzay alanı, Amerikan üstünlüğü, ticari-ilk, nükleer itici, lunar ileri karakol. (Ayrıca Colorado'da bir uzay-robotik sistemler şirketinin adı da aynı, Lunar Outpost.)


Akademi: Barıştayken üstün gelmenin insan kaynağı

Kitabımda işaret ettiğim üzere, polemolojinin üçüncü ilkesi "barıştayken üstün gel, çatışma olursa yönet." Trump'ın imzasını attığı Akademi tam bu ilkenin kurumudur. Uzay Kuvvetleri büyüyor, ticari fırlatma patlıyor, Ay'ın ötesine lojistik sistem kuruluyor. Bunları işletecek, savunan ve büyütecek kadro kendiliğinden yetişmez, hazır edilir.

Modern askerî akademiler (örnek, ABD'de West Point) modeli tesadüf değildir: Üst derece teknik eğitim, üst derece disiplin, üst derece kamu hizmeti ve üst derece hizmet yükümlülüğü. ABD'deki mezunlar hem Uzay Kuvvetleri'ne hem NASA'ya hem sivil sektöre gidecekler. Bu, "çok alanlı savaş"ın personel kaynağıdır.

"Savaşta Teknoloji Kullanımı" yazımda belirttiğim gibi, yeni nesil savaşta inisiyatif teknolojiyi sahada uygulayan bilinçte toplanır. Modern askerî akademi o bilinci devlet eliyle, erken ve üstün çerçevede üretmeyi amaçlıyor. Bu, hamaset değil. Yüksek siyasetin gereğidir. Politik Uyanış'ta yazdığım gibi:

Stratejik güç birikimi rastgele olmaz; kurum, kadro ve kültür üst üste konur.


Ay: Sembol değil, dünya ile uzay arasındaki (cislunar) düğüm

Artemis II Nisan 2026'da tamamlandı. Artemis III 2027'de alçak yörüngede ticari iniş araçlarını (Starship HLS ve/veya Blue Moon) test edecek. Artemis IV 2028 başında ilk iniş, Artemis V aynı yıl ikinci iniş ve üs unsurları. Hedef 2030'da kalıcı üs.

"Uzay Jeopolitiğiyazımda Artemis Accords'u ve Ay madenciliğini (su buzu, He-3, ISRU) ayrıntıyla işlemiştim. 1967 Dış Uzay Anlaşması egemenliği yasaklar; Artemis Anlaşmaları ise kaynak kullanımına ve "güvenlik bölgeleri"ne kapı açar. Çin-Rusya ILRS hattı karşı bloktur. Dolayısıyla 2028 inişi yalnızca Apollo nostaljisi değildir. Cislunar uzayda konum, lojistik, enerji ve norm koyma mücadelesidir.

Burada stratejik seviyeleri hatırlatmak gerekir. Sistemin merkezindeki liderlik ve sanayi seviyesine inmeden, dış halkadaki "gösterişli iniş" yetmez. ABD tam da bunu yapıyor: Akademi (insan), yüksek kadans (lojistik halkası), nükleer tahrik (enerji halkası), ticari HLS (endüstri halkası). İniş, bu mimarinin görünür ucudur.
 

Space Reactor-1 Freedom nükleer tahrik sistemi – NASA
Space Reactor-1 Freedom nükleer tahrik sistemi – NASA

 

Nükleer tahrik ve bin fırlatma: Oyun değiştirici unsurlar

SR-1 Freedom, 2028'de Mars'a gidecek ilk nükleer elektrik tahrikli gezegenler arası araç olarak duyuruldu. 20 kW'lık füzyon reaktörü, SkyFall helikopterleri. Bu, 1960'ların SNAP deneylerinden sonra ilk ciddi derin uzay nükleer tahrik denemesidir.

"Yeni Üstünlük Mücadelesi ve Savunma Anlayışı" yazımda "oyun değiştiricilik" ve "sistemlerin sistemi mimarisi" kavramlarını kullanmıştım. Nükleer tahrik menzili ve enerjiyi, yılda bin fırlatma hedefi ise kütleyi ve yedeklemeyi değiştirir. Solar panele bağlı araç derin uzayda sınırlıdır. Nükleer tahrik [akan] "suyun yolunu yönlendirmek" türünden dokunuştur: "Görünürde teknik, sonuçta operasyonel paradigma kayması."

20 Ağustos'taki "Golden Age of Space Transportation" (Uzay Taşımacılığının Altın Çağı) memorandumu ticari önceliklidir. Devlet tempo ilkelerini koyar, özel sektör ölçek verir. SpaceX'in kadansı (düzenli ve öngörülebilir iş ritmi, lojistik çözüm) olmadan bin fırlatma hedefi kâğıtta kalır. Bu, analizlerimde yazdığım "entegre mimari, sürdürülebilir lojistik ve hızlı yakınsama" formülünün uzaya uygulanmasıdır.


Trump stratejisiyle süreklilik

Tezlerim-10'da Trump'ın küresel stratejisini, "toplam hâkimiyet ve Çin çevreleme hattı" olarak okuduğumu yazmıştım. Uzay hamlesi bu hattın dikey uzantısıdır. Dünya'da enerji koridorları, Venezuela, Hürmüz vb. kaynak ve sevk alanları, petro-dolar ve endüstriyel taban mücadelesi varken, aynı mücadele cislunar alanda ve Mars lojistiğinde tekrarlanır. Trump politikası değerlendirilirse elbette bu bir el yükseltmedir.

ABD'nin 2025 NSS belgesindeki "Önce Amerika!" ve teknolojik-nükleer üstünlük ilkesi, uzay akademisi ve nükleer tahrikte somutlaşıyor. Liberal düzenin sallantıda olduğu, realizmin kazandığı tezimi "Jeopolitik Tezler" yazımda işlemiştim. Uzay politikası da o realizmin dilidir:

Ortak insanlık söylemi durur, çerçeve Amerikan üstünlüğüdür.


Çok alanlı ve tam spektrumlu savaş tariflerimde (Politika Merkez ve Independent Türkçe) uzayı zaten kara-deniz-hava-siber-bilişsel dizisine eklemiştim. Bugün resmî Washington aynı diziyi "uzay alanı" (space domain) diye adlandırıyor.


Türkiye için not

"Uzay Jeopolitiğiyazımda Türkiye'nin Fergani, Çelik Kubbe ve bağımsız aktör adaylığını ifade ettim. Türkiye, Artemis Accords'a henüz taraf değil. Bu, hem esneklik hem boşluk demektir. ABD'nin akademi ve yüksek kadans hamlesi, uzayda norm koyanın kim olacağını hızlandırıyor. Normu kaçıran, sonra "ortak mülk" söyleminin fiilen sahiplenilmiş alanlarda yaşandığını görür.

Yüksek siyaset (bu da benim "Politik Uyanış" kitabımda genişçe yazdığım ve makalelerimde tekrarladığım bir tanımdır), uzayı "haber konusu" olmaktan çıkarıp "stratejik güç birikimi"nin bir halkası olarak görmektir. Aksi halde 5. nesil savaşın cephesiz, algı ve altyapı odaklı doğası yine kaçırılır.


Sonuç

Burada yazılarımdan ve tezlerimde fazlaca alıntı yapmamın nedeni konuya yakınlığım, bütün hususları bir bütünlük içinde gördüğüm, gelişmelerin ve stratejilerin çerçevelendiği bir ileri adım şeklinde değerlendirdiğim, neticede bugünü insanlıkla ilgili bir mihenk taşı şeklinde okumamdır.

Dolayısıyla bana göre 28 Ağustos paketi ABD için bir söylem değildir; bir durum değişikliği inşasıdır. Akademi insan kaynağı, yüksek kadans lojistiği, nükleer tahrik enerji ve menzili, Artemis ise cislunar düğümü temsil eder. İnsanlık retoriği meşruiyet üretir; asıl iş, uzayı zapt ederek dünyadaki güç tarifini yeniden yazmaktır.

Polemolojinin temel uyarısı: Savaş nedir bilmeden konuşmayınız. Uzay artık seyirlik yer değil; içinde bulunulabilen, lojistik sistem kurulabilen ve üstünlük iddia edilebilen yerdir. Bunu gören, haberi değil mimariyi okur.

Sorum şu: Siz ne okudunuz?

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU