Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasındaki ilişkiler incelendiğinde gözler çoğu zaman Beyaz Saray'a çevrilir. Oysa Washington'da dış politikayı etkileyen ikinci, çoğu zaman da daha dirençli bir güç merkezi vardır. Bu merkez, ABD Senatosudur. Silah satışlarından yaptırımlara, NATO politikalarından diplomatik krizlere kadar birçok konuda Senato, yürütme organını sınırlandırabilecek yetkilere sahiptir. Bu yüzden Türkiye açısından Senato'daki dost ve karşıt isimler, zaman zaman başkanlardan daha fazla önem taşımıştır.
Bu gerçeği son yıllarda en iyi yansıtan isimlerden biri Lindsey Graham'dı. Graham, 11 Temmuz'da hayatını kaybetti. 2003'ten beri Senatoda görev yapıyordu.
Cumhuriyetçi senatör, Türkiye konusunda hiçbir zaman tek çizgide hareket etmedi. 2019 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasındaki görüşmenin ardından Senato gündemine gelen Ermeni karar tasarısını bloke etti. Böylece Ankara lehine kritik bir adım attı.
Aynı siyasetçi, Suriye operasyonları ve S-400 krizi sonrasında Türkiye'ye ağır CAATSA yaptırımları uygulanmasını isteyen isimlerin başında yer aldı. Graham'in yaklaşımı ideolojik değildi. Jeopolitik değerlendirmelere ve dönemsel çıkar hesaplarına dayanıyordu.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Peki Senatoda Türkiye karşıtlığını besleyen temel dinamikler nelerdir?
İlk cevap seçim coğrafyasında bulunuyor.
New Jersey, Maryland ve Massachusetts gibi eyaletlerde güçlü Rum ve Ermeni diasporaları bulunuyor. Bu eyaletlerden seçilen senatörler, dış politika tercihlerini büyük ölçüde bu seçmen tabanının beklentilerine göre şekillendiriyor. Türkiye karşıtı girişimler de çoğu zaman insan hakları söylemi kadar iç siyasi dengelerin ürünü oluyor.
Bu grubun en tanınan temsilcisi Robert Menendez'di.
Senato Dış İlişkiler Komitesi başkanı olduğu dönemde Türkiye'nin Washington'daki en sert kurumsal karşıtı hâline geldi. New Jersey'deki yoğun Rum ve Ermeni seçmen nüfusunun da etkisiyle Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması sürecinde aktif rol oynadı. F-16 modernizasyon kitlerinin satışını engellemek için koşullar öngören tasarılar sundu. Doğu Akdeniz'de Yunanistan ile Kıbrıs Rum Yönetimi'nin askerî ve diplomatik olarak önceliklendirilmesini sağlayan düzenlemelerin çıkarılmasına öncülük etti.
Erdoğan tarafından "Türkiye düşmanı" olarak nitelendirilen Menendez'in siyasi kariyeri, yabancı hükümetler lehine nüfuz ticareti yapmak ve rüşvet almak suçlarından federal mahkemede suçlu bulunmasıyla sona erdi. 2006'da başlayan senatörlüğü 2024 yılında bitti.
Türkiye karşıtı çizginin tarihsel kökleri ise 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasına uzanıyor.
Maryland Senatörü Paul Sarbanes, 1977 ile 2007 yılları arasında görev yaptı. Yunan kökenli ilk Kongre üyelerinden biri olarak Türkiye'ye yönelik silah ambargosunun Kongreden geçirilmesinde belirleyici rol oynadı. Daha sonra geliştirilen "7'ye 10" askerî denge anlayışı da uzun yıllar ABD'nin Yunanistan ve Türkiye politikalarını etkiledi.
Cumhuriyetçi Bob Dole ise Ermeni iddialarını Senato gündemine taşıyan en etkili isimlerden biri olarak hafızalarda yer etti. 1969 ile 1996 yılları arasında görev yaptı.
II. Dünya Savaşı'nda aldığı ağır yaraların ardından kendisini tedavi eden Ermeni asıllı cerrah Dr. Hampar Kelikian'a duyduğu kişisel minnet, Dole'u Kongrede Ermeni lobisinin en güçlü müttefiklerinden biri hâline getirdi. Dole, 1990 yılında Ermeni iddialarının resmen tanınmasını öngören S. J. Res. 212 tasarısını Senato Genel Kuruluna taşıdı. Böylece Türkiye karşıtı cephenin güçlenmesinde önemli rol oynadı.
Ancak Senato tarihinde tablo hiçbir zaman tek taraflı olmadı.
Türkiye'nin Washington'daki en güçlü destekçisi olarak kabul edilen Robert Byrd, bunun en dikkat çekici örneklerinden biridir.
Senato tarihinin en uzun süre görev yapan üyelerinden biri olan Byrd, 1978 yılında Türkiye'ye uygulanan silah ambargosunun kaldırılması için yoğun çaba gösterdi. Daha da önemlisi, 1990 yılında Ermeni karar tasarısını 3 gün süren filibuster konuşmasıyla engelledi ve tasarının ilerlemesini durdurdu.
Byrd'e göre Türkiye'nin NATO içindeki stratejik konumu, kısa vadeli siyasi hesapların önüne geçmeliydi.
Türkiye'ye duyduğu ilgiyi şiirler yazarak ve ülkeyi defalarca ziyaret ederek gösterdi. Bu yaklaşımında, kızının evlendiği Türk-İran asıllı damadı Mohammad Fatemi'nin de etkisi olduğu biliniyor. Byrd, Türk-Amerikan dernekleri tarafından altın madalya ile ödüllendirildi. Vefatından sonra adına gençlik kongreleri ve burs fonları kuruldu.
Benzer bir yaklaşımı Richard Lugar da benimsedi.
1977 ile 2007 yılları arasında görev yapan Lugar, Senato Dış İlişkiler Komitesinin saygın başkanlarından biriydi. Türkiye'yi Soğuk Savaş sonrasında da ABD'nin güvenlik mimarisinin vazgeçilmez unsurlarından biri olarak değerlendirdi. Yaklaşımı, etnik lobilerin baskısından çok Amerikan ulusal çıkarlarına dayanıyordu.
Peki, Senatoda bu etkinin oluşmasını sağlayan mekanizma nedir?
ABD'de sistemin yapısı, lobi faaliyetlerini oldukça etkili hâle getiriyor. ABD Anayasası, hükümete dilekçe verme hakkını güvence altına aldığı için lobi faaliyetleri anayasal koruma altında yürütülüyor. Seçim kampanyalarının yüksek maliyeti ve Super PAC sistemi de çıkar gruplarının siyaset üzerindeki etkisini artırıyor.
Senato usul kuralları da bu etkiyi büyütüyor.
Özellikle Dış İlişkiler Komitesi başkanlarının sahip olduğu gayriresmî "bekletme" yetkisi, milyarlarca dolarlık silah satışlarını yıllarca durdurabilecek bir mekanizma oluşturuyor. Türkiye'nin F-16 satış sürecinde yaşadığı gecikmeler bunun en somut örneklerinden biri oldu.
Bir başka değişim de Washington'daki lobi dengelerinde yaşandı.
Uzun yıllar Türkiye'nin en önemli destekçilerinden biri olan Amerikan Yahudi lobisi, Ankara ile Tel Aviv arasında yaşanan siyasi krizlerin ardından eski desteğini büyük ölçüde geri çekti. Bu değişim, Rum ve Ermeni lobilerinin Kongredeki hareket alanını genişletti. 2019 yılında Senatonun Ermeni kararını oy birliğiyle kabul etmesinde yeni dengenin önemli payı vardı.
Türkiye ise bu tablo karşısında profesyonel lobi şirketleriyle çalışmayı tercih etti.
Washington'ın önde gelen danışmanlık firmaları ve eski Kongre üyeleri uzun yıllardır Ankara adına faaliyet yürütüyor. Ancak profesyonel lobi şirketlerinin etkisi, seçmen tabanına dayanan organik diaspora ağlarının oluşturduğu sürekli siyasi baskının gerisinde kalabiliyor. Bu yüzden kısa vadeli diplomatik başarılar elde edilse bile uzun vadeli siyasi dengeyi değiştirmek kolay olmuyor.
ABD Senatosunda Türkiye'ye bakış, dostluk ve karşıtlığın ötesinde kurumsal çıkarların, seçim hesaplarının ve jeopolitiğin kesiştiği karmaşık bir alanı yansıtıyor.
b*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish