İBB davasında 16. gün: Savunmalar sürüyor

İBB davasının 16. gününde tutuklu sanıkların savunmaları sürerken Ekrem İmamoğlu tahliye kararlarını olumlu bulduğunu belirtti, tutukluluklara ilişkin eleştirilerde bulundu

Kolaj: Independent Türkçe

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davanın 16. gününde tutuklu sanıkların savunmaları alınmaya devam ediyor. Duruşmanın, İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Seyfullah Demirel’in savunması, ardından hakim ve savcılık sorgusu ile avukat beyanlarıyla süreceği belirtildi. Silivri’de görülen duruşma öncesinde bazı gazetecilerin yine salona alınmadığı ve izleyici bölümüne yönlendirildiği aktarıldı.

Duruşmanın başlamasıyla ilk sözü İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu aldı. Mahkemenin verdiği 18 tahliye kararını olumlu bulduğunu ifade eden İmamoğlu, tutuklu yakınlarının yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Bazı sanıkların tutuksuz yargılanması gerektiğini düşündüğünü dile getiren İmamoğlu, davadaki tutukluluk durumlarına ilişkin eleştirilerde bulundu.

İmamoğlu ayrıca tutukluların sabah ve öğle yemek ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik talebini de mahkeme heyetine iletti. Konuşmasının sonunda ise mahkemenin adımlarını yakından takip edeceklerini ve gerekli gördükleri durumlarda tepkilerini dile getireceklerini söyledi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 89’u tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası'nın duruşması 16. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda, devam ediyor.

Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 89 tutuklu sanık katıldı.

Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları da duruşmaya geldi. 

Tutuklu sanıklar jandarma eşliğinde salona getirilirken, izleyici kısmında bulunan sanık yakınları, tutukluların isimlerini söyleyerek selamlamaya çalıştı. Ekrem İmamoğlu, salona getirildiği sırada, tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaşıp, sarıldı, bu sırada izleyiciler yine alkışlarla, "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" “Ekrem Başkan, seni seviyoruz” ve “Ekrem başkanım, her şey çok güzel olacak" sloganları attı.

Aykut Erdoğdu: Aşağıda işkence başladı, ekmek yok, su yok...

Daha sonra sanık sandalyeleri arasından, tutuklu yargılanan Aykut Erdoğdu’nun sesi yükseldi. Erdoğdu, "Aşağıda işkence başladı. Ekmeğin arasında incecik kaşar peyniri koyuyorlardı onu da artık vermiyorlar. Aşağıda yemek yok, su yok, etrafımız pislik içinde. Bu kadar olur mu? Ben milletvekiliyim. Benden kimseye zarar gelmez" dedi.  Ekrem İmamoğlu ile Aykut Erdoğdu uzaktan konuştu. Ekrem İmamoğlu, "Benim notlarım arasında var, söz alabilirsem ileteceğim" dedi.

Mahkeme heyeti, saat 10.36'da duruşmayı başlattı. 

İmamoğlu: Onlarca mağdur kişinin her gün özgürlüğünden mahrum bırakılması can yakmaktadır

Ekrem İmamoğlu, Erdoğdu’nun bahsettiği konu ile ilgili söz aldı ve ek taleplerini de dile getirerek, şunları söyledi:

Bu davada hayra ihtiyacımız çok yüksek. Önce güncel bir hususu size aktarmak istiyorum. Arkadaşlarımızın da bu konuda yoğun şikayeti var. Bazı hazır paket ürünleri alıp buraya getirenler, sabah cezaevinden çıkışta bu ürünleri getirememiş, alamamışlar. Bu hususta mahkemenin bir iradesi var mıdır ya da bu uygulama cezaevine mi aittir? Eğer sadece cezaeviyle ilgiliyse, biz de kendi yazılarımızla cezaevlerine bunu iletebiliriz. Ancak sizin de katkınız olabilir mi diye bu notu iletmek istedim. Bir başka husus, öğle vakti yemek meselesidir. Bu hafta çözülebileceği konusunda katkı talep etmiştik. Komutanlarımızla süreci takip ediyoruz. Yine sizin de katkınız olursa memnun oluruz. Çünkü anladığım kadarıyla bu konuda da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ve buradaki yürütme yetkili olabiliyor.

Bir diğer husus Sayın Başkan, Sayın heyet, Perşembe günü çok geç saatte biten savunmalar oldu ve 18 arkadaşımız tahliye edildi. Tahliyeler elbette bizleri sevindirmiştir. Tahliye öncesi, verdiğiniz kararın bir başlangıç olduğu, bizlerin bakış açısından hem vicdani hem de adalet açısından kıymetli bir değerlendirmedir. Bu yaklaşımınızı önemsediğimizi özellikle ifade etmek isterim. Ancak bu çerçevede bazı hatırlatmalar yapmayı da önemsiyorum.

Yargılamaya farklı bir bakış açısıyla yön verilmesi gerektiğini bir ihtiyaç olarak vurgulamak isterim. Gerçekte onlarca mağdur kişinin her gün özgürlüğünden mahrum bırakılması can yakmaktadır. Bu durum, telafisi mümkün olmayan bir zaman kaybına dönüşmektedir. İnsanların bir gün dahi tutuklu kalmaması gerektiği inancı, sadece bu yargılamaya değil, genel olarak yargıya olan güveni de doğrudan etkilemektedir. Daha önce de ifade ettiğim gibi, burada yürütülen yargılama süreci, hepimiz için yaşamsal bir dayanak olan yüce Türk yargısının itibarına doğrudan katkı sunmaktadır. Alınan her karar, bu itibarı ya olumlu ya da olumsuz yönde etkilemektedir.

"Ağır ameliyat geçirmiş, nekahat dönemini cezaevinde geçirenler var, dikkatle takip edilmeli"

Bugün şunu da söylemem gerekir: Sadece tutuklu olanlar değil, adli tedbir uygulanan kişiler de ciddi mağduriyetler yaşamaktadır. Dosyada da yer aldığı üzere, bazı insanların gelirleri tamamen ortadan kaldırılmış, kurumlarına, şirketlerine ve yaşam alanlarına el konulmuştur. Ev hapsinde olanlar ve farklı adli kontrol tedbirlerine maruz kalanlar bulunmaktadır. Bu durum, insanların hayatlarını derinden etkilemektedir. Daha da önemlisi, burada hâlâ babalarından dolayı tutuklu bulunan evlatlar, akrabalık ilişkisi nedeniyle tutuklanan kişiler vardır. Büyük bir ıstırap içinde olan kadınlar, hayatını bürokrasiye ve devletine hizmete adamış insanların yaşadığı acılar ortadadır. Bana göre birçok insan masumdur ve tamamının tutuksuz yargılanması gerekmektedir. Bu nedenle, yalnızca ara kararları beklemek yerine daha hızlı ve insani adımlar atılmasının, adalet duygusuna büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ayrıca burada olmayan ancak hala bu soruşturma kapsamında tutuklu bulunan şoförler, emekçiler ve bürokratlar da vardır. Ağır ameliyat geçirmiş, nekahat dönemini cezaevinde geçiren kişiler bulunmaktadır. Tüm bunların dikkatle takip edilmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Bir diğer önemli husus ise etkin pişmanlık uygulamalarına ilişkindir. Bu kapsamda bazı uygulamaların, toplumun adalet duygusunu zedeleyecek şekilde, adeta ödüllendirme gibi algılanabilecek biçimde yürütüldüğünü görüyoruz. Hukukçuların da ifade ettiği üzere, bu durum ciddi hak ihlallerine yol açmaktadır. Tüm bu hususları bir hatırlatma ve iyi niyet temennisi olarak ifade etmek istiyorum. Bu tedbirlerin alınması, adil yargılanma sürecine daha sağlıklı bir zemin hazırlayacaktır. Bu da hem bizler hem de tüm Türkiye açısından yargıya olan güveni artıracaktır.  Çünkü bir yandan operasyonlar gündemi yaşanırken, diğer yandan bazı kişiler kısa sürede serbest kalabilmekte, buna karşın hayatını devletine adamış insanların tutuklu yargılanması toplumda ciddi bir çelişki yaratmaktadır. Tekrar altını çizmek isterim, kadınlar, çocuklar, aileler bu süreçten ağır şekilde etkilenmektedir. Omuzlarınızda çok büyük bir sorumluluk vardır. Bizler, adil bir yargılama sürecinde atacağınız her adımda yanınızda olacağız. Ancak aksi durumda da gereken tepkiyi göstereceğimizi ifade etmek isterim. İnşallah bu mahkemede, tüm arkadaşlarımız için hayırlara vesile olacak şekilde tutuksuz yargılama süreci sağlanır.

Mahkeme Başkanı: Tutukluluk değerlendirmelerine süreç içerisinde devam edeceğiz

Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan da Ekrem İmamoğlu'nun dile getirdiği hususlara ilişkin, "Tutukluluk değerlendirmelerinin süreç içerisinde devam edeceğini zaten ifade etmiştik. Dosya kapsamında, bildiğimiz kadarıyla konutu terk etmeme tedbirine tabi olan herhangi bir kişi bulunmamaktadır. Zira duruşma başlamadan önce bu tedbirlerin tamamı kaldırılmıştır" dedi.

Kumanya sorunlarıyla ilgili konunun da daha önce kendilerine iletildiğini aktaran Başkan Aylan, "Şu an için yalnızca akşam yemeğine yönelik sınırlı bir servis imkânı sağlanabildiği belirtilmiştir. Mevzuat açısından bunun tam anlamıyla uygun olmadığı ifade edilmekle birlikte, duruşmaların uzun sürmesi nedeniyle bu yönde bir inisiyatif kullanıldığı anlaşılmaktadır. Cezaevinden getirilen yiyecekler konusuna ilişkin ise mevcut uygulama hakkında net bir bilgim bulunmamaktadır. Esasen bu konuda doğrudan müdahale etme imkânımız da yoktur. Ancak, şifahi olarak gerekli görüşmeleri yapabilirim. Mümkün olması halinde, bu konuda bir çözüm yolu bulunması için girişimde bulunacağım" diye konuştu.

Tutuklu Seyfullah Demirel: Ekrem İmamoğlu değil de başka biriyle çalışıyor olsaydık karşınıza gelmeyecektik

Duruşmada, İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı tutuklu sanık Seyfullah Demirel’in savunması dinlendi. "İhaleye fesat karıştırma” ve “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” iddiasıyla suçlanan Demirel, şöyle konuştu:

Siz genelde bizim savunmalarımız bittikten sonra, ilk gözaltına alındığımızda emniyet tarafından ve savcılıkta verdiğimiz ifadelerle şu anda verdiğimiz ifadeleri kıyaslayarak sorular sormaktasınız. Ancak bana bu soruyu soramayacaksınız. Çünkü benim emniyette ve savcılıkta verdiğim ifadeyle, yani tutuklanma gerekçelerimle daha sonra çıkan iddianame aynı değil. Ortada kalmış bir durumdayız, neyle tutuklandık, neyle yargılanıyoruz biz de şaşırmış durumdayız. İddianamede özellikle bir cümle geçmektedir, 'Sanık Seyfullah Demirel, cezaevinde olduğundan ifadesi alınamamıştır' diyor. Yani cezaevindeysem daha rahat ve sağlıklı bir şekilde ifadem alınabilirdi, her ay SEGBİS mahkemelerine çıkmaktaydık.

Ben, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde göreve gelirken, kayırmacılıkla, partizanlıkla veya herhangi bir siyasetin aracılığıyla, 'bizden biri' veya hemşehri/akraba bağlantılarıyla gelmedim. Bu işleri yaptığım için önerildim, istendim ve kabul edildi. Daha önceki belediyelerde yaptığım tüm ihalelerde ve işlerde ne yaptıysam aynısını İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde de yaptım. Ne ihalenin yeterlilik kriterlerinde ayrı bir metot uyguladım ne de sahada çalışırken ayrı bir teknoloji veya ayrı bir iş gücü getirdim. Daha önceki belediyelerde tutuklanmayıp bu belediyede yaptığım bu işlerden dolayı tutuklanmamı çok manidar görüyorum. Şuna yoruyorum, biz, Büyükşehir Belediyesi'nde Sayın Ekrem İmamoğlu ile çalışmayıp başka birisiyle çalışsaydık sizin karşınıza inanın gelmeyecektik, hatta o kişi CHP'den biri dahi olsaydı sizin karşınıza gelmeyecektik.

"İddia makamı, buradan ‘ihaleyi kısmi teklife açmak zorunludur’ kısmını cımbızla çekip almış"

Demirel, ihaleye fesat karıştırdığının iddia edildiğini, Genel Şartname’nin 17. maddesinin ihaleye katılamayacak olanları düzenlediğini belirterek, "Bu madde, özellikle belediyelerin kurdukları ve ortak oldukları şirketlerin ihaleye katılabileceklerini açıklar. Şöyle devam etmektedir, ‘İdarelerin kurdukları veya ortak oldukları şirketler, o idarelerin ihalelerine katılabileceklerdir. Ancak bu durumda idareler; ihale konusu işin niteliğini dikkate alarak ihaleyi kısmi teklife açmak, yeterlilik kriterlerini ihaleye katılımı artıracak şekilde belirlemek ve rekabeti artırıcı düzenlemeler yapmak zorundadır.’ Bilirkişi ve iddia makamı, buradan ‘ihaleyi kısmi teklife açmak zorunludur’ kısmını cımbızla çekip almış, maddenin diğer kısmını göz ardı etmişlerdir. Oysa madde ısrarla şunu söyler, ‘İşin niteliğini dikkate alarak’ ihaleyi kısmi teklife açmak gerekir. Yani tüm ihalelerin mutlaka kısmi teklife açılacağı gibi bir durum söz konusu değildir" diye konuştu.

Mahkeme Başkanı ile Demirel arasındaki “Bilirkişi” diyaloğu...

Ardından Demirel’in çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme Başkanı, bilirkişilerle ilgili soru sordu. Mahkeme Başkanı ile Demirel arasında geçen diyalog şu şekilde:

Mahkeme Başkanı: "Bilirkişilerle ilgili daha önce de anlattınız, 'Bilirkişiler Karayolları’nda görevli' dediniz, bunu biraz açar mısınız?"

Seyfullah Demirel: "Ben o şekilde öğrendim Sayın Başkan. Dışarıdan bu isimlerin Karayolları’yla bağlantılı olduğu yönünde bilgi aldım."

Mahkeme Başkanı: "Bu bilirkişilerin isimleri nedir?"

Seyfullah Demirel: "Tanımıyorum, bilmiyorum. İsimlerini ilk defa burada duydum."

Mahkeme Başkanı: "Peki, neden böyle bir çarpıtma yapılmış olabilir? Sizin anlatımınıza göre, 'Kendi yaptıkları ihalelerde ve Danıştay’daki savunmalarında farklı bir tutum sergiliyorlar, burada ihlal olarak gösterilen hususları orada savunmuşlar' diyorsunuz…"

Seyfullah Demirel: "Evet Sayın Başkan, birebir öyle. Karayolları bu hususları savunmuş."

Mahkeme Başkanı: "Ancak bilirkişinin bundan bir menfaati olmaz. Bu şekilde yazmasının nedeni ne olabilir? Üstelik bu tür bir değerlendirme kendilerini de bağlar."

Seyfullah Demirel: "Ben de aynı noktaya dikkati çekiyorum."

Mahkeme Başkanı: "Yani kendileri de aynı ihaleleri aynı şekilde yapıyorsa, aynı sorumluluk onları da bağlar. Bu durumda bir bilirkişi neden böyle bir değerlendirme yapar?"

Seyfullah Demirel: "Ben de bunu sorguluyorum. Bizi bağlayan ne var diye soruyorum. Örneğin, bizim ihalemize giren HİKA İnşaat var. 2019 ve 2020 yıllarında iki kez ihaleye katıldı. Yanılmıyorsam Aytaçlar İnşaat ile iş ortaklığı vardı."

Mahkeme Başkanı: "Ancak bunlar teknik konular. Savcılık aşamasında bu şekilde değerlendirilmiş; bilirkişi raporunu hazırlamış, savcı da dosyaya eklemiş. Bu tür teknik hususlar genellikle o kapsamda incelenir."

Seyfullah Demirel: "Sayın Hakim, eğer savcılık ya da emniyet beni dinlemiş olsaydı, bu hususları orada anlatırdım ve inanıyorum ki bu dosya bu hâliyle oluşmazdı. Şöyle ki; ihalemize giren HİKA İnşaat ve Aytaçlar İnşaat’ın geçmişte yaptığı işler Karayolları projeleridir. Ankara’dan İstanbul’a kadar Karayolları’nın kış mücadelesi işlerini yürütmüşlerdir. Bu firmaların yaptığı işlerin listesi bizde mevcuttur, çünkü ihaleye girdikleri için bu belgeleri sunmuşlardır. Ayrıca ihalenin içeriğinde yer alan Danıştay kararı da Elazığ ve Malatya bölgeleri için yapılan ihalelere ilişkindir ve bizim ihaleyle birebir örtüşmektedir. Zaten Karayolları, Elazığ’da, Malatya’da, Erzurum’da, İstanbul’da veya Adıyaman’da hangi işi yapıyorsa, aynı usul ve içerikle tekrar etmektedir. Bu firmalar da bu geçmişleri ve yaklaşık maliyetleriyle bizim ihalemize katılmışlardır."

"İşbirliğiyle hazırlanmış bir iddianameyle karşı karşıyayız"

Daha sonra Ekrem İmamoğlu, söz alarak Demirel’e soru sormak istediğini söyledi.

Sanık Demirel'in, belediyede daire başkanı olarak görev yapan "saygıdeğer" bir çalışan olduğunu söyleyen İmamoğlu, şunları kaydetti:

Çünkü bu insanlar kolay yetişmiyor ve bu insanlardan biz de bir şeyler öğreniyoruz. Kamuoyu da o insanlara kendini teslim ediyor. Belediye olarak İstanbul’da, Türkiye’nin en büyük organizasyon kabiliyetine sahip kuruluşlarından biriyiz, bunu özellikle söylüyorum, bilinmesi lazım. En büyük teşkilatlardan ya da organizasyonlardan biriyiz. Ama bir suç örgütü değil. Bu insanlar özenle seçildiği takdirde gerçekten Türkiye’de büyük menfaat üreten insanlar oluyor. Bu manada bu ilişkilerin açığa çıkması, kamuda nasıl hizmet yapılması gerektiği hususunda da kamuoyunun bilgilendirilmesini sağlıyor. Zira en büyük isyanımız, benim şu anda bile dinlerken, kıymetli daire başkanımızı dinlerken içimin yanmasıdır. Çünkü ifade ettiği şekliyle bilirkişi raporlarıyla ve iddianamenin işbirliğiyle, bakın altını çizerek söylüyorum, işbirliğiyle hazırlanmış bir iddianameyle karşı karşıyayız. Çünkü eğer sistem bu şekilde işleyecekse, daha hapse atamayacağınız bürokrat yok. Herkesi atın hapse. Bu kadar net.

İmamoğlu ardından Demirel'e sorular yöneltti. İmamoğlu ile Seyfullah Demirel arasında şu diyalog yaşandı:

Ekrem İmamoğlu: "Sayın Seyfullah Bey, saygıdeğer daire başkanımız, az önce söylediniz ama sizinle göreve başlamadan önce bir tanışıklığımız, bir muhabbetimiz olabilir de olmayabilir de. Bunu bir suç olduğu için söylemiyorum ama iyi anlaşılması adına, tercih açısından soruyorum, aramızda ideolojik bir işbirliği ya da hayatımızın böyle bir evresi oldu mu, olmadı mı?"

Seyfullah Demirel: "Böyle bir işbirliğimiz olmadı. Tanışıklığımız vardı. Bir kelime söyledi, ‘İdeolojik olarak bir yakınlığımız var mı?’ dedi, yoktur. Sayın Başkanımız 2014 yılında Beylikdüzü Belediyesi’nden Cumhuriyet Halk Partisi’nden belediye başkanı olarak seçildi. Biz de 2014 yılında, kendi belediyemizde avukatlık hizmeti yapacak kadro altında Milliyetçi Hareket Partisi’nden belediye başkanı adayıydık. Bizim Ekrem Başkan’la, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde göreve başlamadan önce herhangi bir tanışıklığımız, herhangi bir görüşmemiz yoktu. Ama belediyeci olduğumuz için herkesin bildiği bir isimdi elbette."

İmamoğlu ile Demirel arasındaki “tuz” diyaloğu salonda tebessüme neden oldu

Ekrem İmamoğlu: "Dolayısıyla biz sahayı, kamuoyunu araştırıp, referansları değerlendirip, önümüze gelen listelerden, yine daha önce size ve sayın heyetinize anlattığım gibi, bir insan kaynakları prensibi ve bilimi çerçevesinde analizler neticesinde size bir görev teklifi yaptık. Az önce söylediğiniz için böyle ifade ediyorum. Yoksa bunu ayrıca soru halinde soracaktım. Görev teklifi şeklinde size yapıldı, siz de bu talebi kabul ettiniz. Bu görüşmelerde ve bu kabul sürecinde, kabulden sonra da zaten size sadece ‘hayırlı olsun’ dedik. Bu görüşmelerde ya da kabulde herhangi bir özel şartımız, herhangi bir özel anlaşmamız ya da herhangi bir yönlendirmemiz oldu mu? Kamu ahlakı ve terbiyenizin dışında bir koşulla karşılaştınız mı?"

Seyfullah Demirel: "Karşılaştık Sayın Hâkim Bey. Şöyle karşılaştık, Sayın Başkanımızla bizim ilk tanışıklığımız Yol Bakım Daire Başkanlığı’nda oldu. Başkanımıza ve üst düzey yöneticilere daire başkanlığının ilk sunumunu yapmıştık. Bu tanıtımdan sonra yerleşkeleri gezerken, tam da bu konuyla ilgili olarak, kış çalışmaları çerçevesinde Sayın Başkanımıza tuz depolarını ve benzeri alanları gösterdik. Bu işin nasıl yapıldığını, kamyonların nasıl hazırlandığını anlattık. Başkanımız orada bize çok ilginç bir talimat verdi. ‘Sayın Seyfullah Bey’ dedi, ‘ben Beylikdüzü Belediye Başkanıyken İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden bir kamyon tuz istedim, bana bir kamyon tuzu çok gördüler, vermediler’ O sırada genel sekreterimiz Davut Bey ile Fırat Bey de yanımızdaydı. Başkanımız, ‘Size talimatım; bölgede hangi belediye olursa olsun, parti ayırmadan, kim ne kadar tuz isterse vereceksiniz. Çünkü İstanbul’da tuz çok önemlidir. İlçe belediyeleri genelde tuz almaz, Büyükşehir Belediyesi temin eder’ dedi. Tabii biz Başkanımızın talimatlarını harfiyen bu şekilde yerine getirmedik; herkese hak ettiği kadar tuzu verdik, herkesin istediği kadar değil. Ama bu süreç boyunca, Sayın İmamoğlu’yla çalıştığım süre boyunca gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, bize gayrimeşru sayılabilecek hiçbir teklif gelmedi. Daha önce çalıştığım hiçbir belediye başkanından da böyle bir teklif almadım. Sayın Başkanım dahil olmak üzere."

“Burada çok sayıda saygıdeğer insan var. Gerçekten içim yanıyor”

Ekrem İmamoğlu: "Dolayısıyla şunu da sormak isterim ama Sayın Hâkim, bu çok ilginç bir hatırlatma oldu. Çünkü Davut Bey, Beylikdüzü Belediye Başkanı’yken, kış koşullarında herkesin Büyükşehir depolarından tuz aldığını biliyoruz ama biz tuz alamadık. Alamadık. Ve bu çok acı bir şeydi. O dönemde burada da bürokratik arkadaşlarımız vardı. Sonra Belediye Başkanı olarak yine alamadık. Sonra müteahhit arkadaşlardan birinin iki-üç kamyon tuz getirdiğini gördüm. ‘Nasıl aldınız?’ dedik. ‘Kantarın başındakilerle anlaştık, aldık’ dedi. Bunları yaşadık yani. Onun için ben, bunu kimseye yaşatmayacağınızı hatırlattığınız için size teşekkür ederim. Biz Seyfullah Bey’le burada son üç-dört haftadır sadece selamlaşıyoruz. Bunlar asil insanlar, çok saygıdeğer insanlar. Burada çok sayıda saygıdeğer insan var. Gerçekten içim yandığı için bunları ifade ediyorum."

Ekrem İmamoğlu, soruşturmadaki bilirkişi tespitlerinin iyi incelenmesi gerektiğini belirterek, "Ben bunu söylemek zorundayım. Gerçekten içim kavruluyor. Ben buradan müdahil dostlarıma da söylüyorum. Ben eksik bir şey söylüyor olabilirim; ben hâkim değilim, avukat değilim. Ama bütün bu bilirkişilerle ilgili inceleme yapılması, gerekirse suç duyurusunda bulunulması gerektiğini düşünüyorum. Ben başka bir salonda, siz de biliyorsunuz, başka bir bilirkişi davasıyla yargılandım. Az önce çok değerli bir soru sordunuz: ‘Birlikişi niye böyle yazsın?’ dediniz. Haklısınız. Niye yazmalı, yazmamalı? Ama ben iddia ediyorum ki, iddia makamıyla bilirkişi arasında, menfaat ilişkisine dayalı bir düzen içerisinde yazılmış raporlar var. Çünkü bu kadar kasıtlı cümleler kurulmaz. Başka tespitler de var. Ben soruları bu nedenle sordum" diye konuştu.

Duruşma, Demirel'in avukatlarının savunmasıyla devam ediyor.

 

Independent Türkçe, ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU