Dervişoğlu'ndan Kurtulmuş'a: Sen Türkiye'yi darbeyle mi tehdit ediyorsun?

"Süreciniz batsın, anlayışınız batsın, hainliğiniz batsın"

Fotoğraf: AA

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Dervişoğlu, şunları kaydetti: 

Öncelikle geçmiş Ramazan Bayramımız kutlu olsun diyorum. Allah hepimizi nicelerine çok daha mutlu, sevinçli, sağlıklı şekilde çıkartsın. Nevruzumuz kutlu olsun, kut olsun diyorum. Türkiye’nin, Türk dünyasının, baharı karşılayan, baharı ve uyanışı müjdeleyen bayramı hayırlı olsun. Bizi bize kırdıran, demiri tavında ayıran tüm habis niyetlere ise lanet olsun. Bakınız, bizim için Cumhuriyet bir ateştir. Yakan değil ısıtan, birleştiren, üleştiren bir ocaktır. Bizim için Cumhuriyet, bu toprakların kara kışını yenen eşsiz bir bahardır. İnsanına, toprağına, şehrine, çarşısına, bahar, barış ve bereket gelmiştir. Biz kut deriz, binlerce yıldır aklımızda, bağrımızda, avcumuzda taşırız bu kıvılcımı. 104 senedir, bu topraklara hamdolsun düşman çizmesi girememiş, kundakta bebeler, bebeler elinde analar, analar aklında erler, nesiller yitirilmemiş. Barış getirmiş bu Cumhuriyet, onu tesis etmiş. Hak ve batıla, dost ve düşmana, içeriye ve dışarıya sınır çekmiş. Artık savaşımız tarlada, fabrikada, okulda, hastanede demiş. Bereket için, üretmek için, irfan için, esenlik için teşkilatlanmış. Ve en önemlisi herkes eşit demiş, yurttaş demiş. 

"Senin derdin; imtiyazdır, iktidardır, sultadır"

Bir fikrin, bir tohumun, bir niyetin doğrusu başkadır, eksiği başkadır. Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet'i biz kurduk, onu yaşatacak olan sizlersiniz derken bunu ifade ediyordu. Cumhuriyet rejimi, yurttaşın, ferdin ve onun sathında toplumun, milletin, ortak taleplerini yerine getirmek için vardır. Bu ortak talepler, ortak olmaktan çıkarsa, Cumhuriyet'i yönetenler, ortak çözümler yerine seçilmiş birtakım şahsi çözümler sunarsa, ortaklaşılacak yerde, birtakım ortakçılar, kendi tarlası deyip bir yerleri çitle çevirirse, orada iyi niyetten bahsedilemez. Orada birliktelik olmaz. Sen baharı 'Nevruz' diye mi karşılıyorsun, 'Nevroz' diye mi karşılıyorsun, bizim meselemiz bu değildir. Ama sen, her bahar bayramında, o ateşin üzerinden atlarken bu toprakları, bu insanları ateşe atanları kutsarsan, bunun adına da barış dersen, demokrasi dersen, biliriz ki, senin derdin ne onun, ne bunun sorunudur. Senin derdin; imtiyazdır, iktidardır, sultadır. 

"Efendi, sen Türkiye’yi darbeyle mi tehdit ediyorsun"

'Terörsüz Türkiye' diye tanımlanan akıl yitimi ve kalkışma başlarken daha ilk günden ifade etmiştim, 'Teröriste terörist denmeyecek artık, adı da terörsüz Türkiye olmuş'. Şimdi yine onu görüyoruz. Bir grup etnik saplantılı şımarık, Türkiye’nin dört bir yanında gövde gösterisi yapıyor. Eli kanlı katili övüyor, cümle aralarında da Türkiye’yi ve Türk milletini tehdit ediyorlar. Bursa’yı Amed’e çeviririz diyor, provakatif aymaza bak! Bu vatanın Bursa’sını, Diyarbakırın’dan ayırmaya kalkanların cüretine bak! Sıfatı Meclis Başkanı olan zat da 'Bu süreç başarısız olursa, Türkiye’de sivil siyaset bunun altında kalır' diyor. Laflara bakar mısınız? Attığı taşın düştüğü yere bakar mısınız? Efendi, sen Türkiye’yi darbeyle mi tehdit ediyorsun? Tabii şaşırmaya gerek yok, bunu komisyon kurmakla görevlendiren, sözde meclis başkanvekilini de emireri olarak kullanıyor. Süreciniz batsın, anlayışınız batsın, hainliğiniz batsın. İnsan yakmış adamlar, barış diye nara atıyor olanlara bakar mısınız? TUSAŞ'ı basanlar, kahraman ilan ediliyor, vaziyete bakar mısınız? Türkiye’yi yakmaya çalışanlar, emin olun her zaman kendini yakmıştır. Buna teşne olanların haberi olsun. Türk milletinin kodlarıyla oynamak da, herkes iyi bilsin ki o mangal oyununa benzemez. Haberiniz olsun. Bunu o gaflet dolu aklınıza kalın harflerle yazın. Her boş zamanınızda da aynaya bakıp okuyun o yazılanları. Şimdi meydanlarda olanlar var ama bir de o meydanlarda olanları kutsayanlar var. Oralara mesaj, temsilciler gönderenler var. Zamanı gelince kiminle hesaplaşılacaksa onunla hesaplaşılacağını da bu millet iyi bilsin. 

"AK Partili değilsen ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyorsun"

Ben, kimisine yabancı servislerce kod dahi verilmiş olan bu etki ajanlarının tüm çabalarına rağmen, bu toprakların ferasetine ve irfanına her zaman inandım. Tüm Türkiye’yi dolaştığım ramazan ayı boyunca da bunu bir kere daha gördüm. Hem feraseti hem meseleleri hem de bunun sebebini. AK Partili değilsen, Cumhur İttifakı'nı koşulsuz alkışlamıyorsan, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyorsun. İş hayatında görüyorsun. Atamalarda görüyorsun. Ticarette görüyorsun. Adalette görüyorsun. Siyasette görüyorsun. Bu ayrımcılık, bu kayırmacılık, Cumhuriyet'in eşit vatandaşı olma duygusunu kaybettiriyor. Bu basit bir konu değildir. Bu Türkiye için son derece önemli bir milli güvenlik sorunudur. Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Bölgesi ekonomik açıdan yüksek bir potansiyele sahiptir. Ama ihanet ortaklarının sözlerine, eylemlerine bakın göreceksiniz, hiç birisinin umurunda değildir. Hem ülkemizi hem buralardaki vatandaşlarımızı gereksiz konularla, gündemlerle meşgul etmek yerine, gerçekçi olabilseler, müthiş bir ekonomik kaynak üretebilecekler. Ama bir teröristin aklıyla süreçler başlatıp, bu potansiyeli iyice yok ediyorlar. Oysa Doğu Anadolu ve Güneydoğu bölgelerimiz, uluslararası ticaret açısından fırsatlarla dolu. 

"GAP’ı tamamlamak yerine uğraştıkları işlere bakın"

Sınır kapılarında serbest bölgeler, gümrük merkezleri, lojistik merkezler kurulabilir. Demiryolu ağı zenginleştirilebilir. Bu fırsatlara kafa yormak, GAP’ı tamamlamak yerine uğraştıkları işlere bakın. İşleri güçleri Kürtlere vasi tayin etmek. Teröristbaşına statü aramak. Tarımı ve hayvancılığı bilinçli olarak bitirdiler. Yol boyunca sağlı sollu meralar var. Yol kenarlarında da 'ehli hayvan geçebilir' levhaları var. Ama gel gör ki, o ehli hayvanlar gelip geçmiyor. Ülke et krizi yaşıyor, meralar bomboş ama biz katillere statü derdindeki süprüntülerle uğraşıyoruz. Yem fiyatları, gübre-mazot-tohum fiyatları, bunlardan alınan vergilerle, üretimi engellediler. Entegre tesislerle, süt, peynir, bal üretimiyle markalar çıkabilecekken, oturmuş, bir teröristten nasıl marka yaratabiliriz diye uğraşıyorlar. Bakın buradan açıkça söylüyorum; iş tutan el silah tutmaz. Aş giren evin derdi olmaz. Bizim meselemiz budur. 

"Bu ülkede vatandaşlık sorunu var"

Bölgede enerji üretimi açısından da fırsatlar var. Güneş ve rüzgar enerji santralleri için uygun bir bölge. Kadın kooperatifleriyle üretimi katlama imkanı var. Meslek eğitim programları, genç girişimcilere destek programlarıyla büyük fırsatlar yaratılabilir. Ama projelere dönüp bakan yok. Seçim vaadi dışında, eyleme geçen yok. Varsa yoksa bir teröristin özgürlüğü, terör örgütü yöneticilerin topluma entegrasyonu. Konuştukları bu… 24 yıllık iktidarları boyunca, 2 defa büyük proje diye, milletin önüne bunu koydular. Kimse alınmasın, bu ülkede vatandaşlık sorunu var, cumhuriyet mefhumuna düşmanlık güdenlerin, ağacıların, beycilerin, biatçıların, örgütçülerin, türlü biçimlerde yol açtığı bir yurttaşlık sorunu var. Yani Türk sorunu var. O sebeple, Türkiye’de kimseye özel bir sorun üretilmiyor. Ama artık hepimizin önemli ve ortak bir sorunu var. Kendimizi eşit hissetmiyoruz. İkinci sınıf hissediyoruz. AK Partili değilsek, Cumhur İttifakı'nın uygulamalarına, bu soygun düzenine, bu yağma düzenine, adaletsizliğe, istibdata itiraz ediyorsak, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. Türkiye’nin acil çözüm bekleyen sorunu budur. İkinci sınıf vatandaş duygusu yaratan budur. Bunun da çözümü sandıktır. Bu sistemin bir an önce değişmesidir. Parlamenter sistemin yeniden inşasıdır. Biz bunun kavgasını veriyoruz. 

"Türkiye'yi alıp da bu noktaya nasıl ve kimler getirdiyse hepsine ama hepsine yazıklar olsun"

Anlattıkları masalları boş verin, Türkiye’nin hakikati budur. İspatı mı? Bakın Diyarbakır Silvan’ın Bayrambaşı köyüne gittik. Devletinin, cumhuriyetin yanında saf tutmuş, şehitler vermiş bir ailemize misafir olduk. Terörsüz Türkiye masalı falan umurlarında değil. Yanıbaşlarında inşası devam eden tünel ve baraj inşaatından bahsettiler. 300 işçi çalışıyormuş. Ve bu işçiler 700 kilometre uzaktan getirilmiş. Oysa köyde işsizlik had safhada. Neden buradaki insanlara iş vermiyorlar diye soruyorlar. Sayın Erdoğan; size seslerini duyuramamışlar. Koruyup kolladığınız, ihaleler verdiğiniz o patrona sorun isterim; bu kardeşlerimiz işsizken, neden uzaklardan işçi getiriyormuş? Bakın sizinle bir Kürt kardeşimizin kulağıma fısıldadıklarını paylaşayım. Diyor ki; 'Evet biz de terör bitsin istiyoruz. Evet biz de ölümler olmasın istiyoruz. Ama aynı zamanda, terörün de ölümlerin de sorumlusu olan bir katil, büyük siyaset adamı muamelesi görmesin istiyoruz. Öcalan bizim sözcümüzmüş gibi konuşuyorlar. O bizim sözcümüz değil, evlatlarımızın katilidir'. Bir başkası da şunu söyledi: 'PKK silah bırakmadı. Bölgede vergi adı altında haraç toplama faaliyetleri arttı. Artık kendilerini devletle eşit görür oldular. Çünkü iktidar onları muhatap alıyor'. Terörsüz Türkiye değil, aşsız, işsiz ve saray torpili olmayan herkesi 2'nci sınıf gören Türkiye. Bunların müsebbipleri kimse Türkiye'yi alıp da bu noktaya nasıl ve kimler getirdiyse hepsine ama hepsine yazıklar olsun. Bu dümene ayakdaşlık edenlere de yazıklar olsun.

 

Independent Türkçe

DAHA FAZLA HABER OKU