CHP Grup Başkanı Özgür Özel, saha çalışmaları kapsamında ziyaret ettiği 21’inci il olan Niğde’de esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Kiraz üreticilerinin sorunlarını dinleyen Özel, ardından İstasyon Caddesi ve Yeni Çarşı esnafını ziyaret etti.
Vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan Özel, 100 yaşındaki CHP üyesi Müzeyyen Gökmen’in çiçekli karşılamasının ardından yürüyüşünü sürdürerek, bir bankın üzerine çıkıp halka seslendi.
Özel, "Değerli Niğdeliler, tam 100 yaşında Müzeyyen teyzemiz diyor ki, '16 yaşından beri Cumhuriyet Halk Partisi'ndeyim. 84 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi'ndeyim. Atatürk'le, İnönü'yle, Karaoğlan'la yürüdüm. Bugün de sizinle yürümeye geldim' diyor. Yürekten bir alkış. Hepimiz Müzeyyen teyzenin ellerinden öpüyoruz. Sokağın içinden yürüdük, geldik. Her yerde olduğu gibi Niğde'de de artık insanlar bekliyorlar, karşılıyorlar, bizimle birlikte sel olup akıyorlar. Halkın coşkun akan selinin önünde kimse duramaz. Bunu herkes böyle bilsin" diye konuştu.
Kalabalık arasında üç tekerlekli bir engelli aracının kaldığını aktaran Özel, "Öyle olunca korktuk, izdihamdan zarar veririz diye. Onu kenara almaya çalışırken, 'Kusura bakmayın, kenara geçin' dedik. 'Bilerek size geldim, benim adım Fuat Baş' dedi" ifadesini kullandı. Elindeki tespihi gösteren Özgür Özel, şöyle devam etti:
Bunu gösterdi, 'Sana vermeye geldim. Emanet etmeye geldim. Bunu al git. Partini kurtar, ülkeni kurtar, iktidar ol. Bunu bana geri getir' dedi. Niğde'de Fuat Baş abimin bu emanetini alıyorum. Bir gün buraya geleceğiz. Yine bu bankın üstüne çıkacağız. Emaneti Fuat abiye geri vereceğiz. İsmi unutmamak için, aklımda tutmaya çalışırken bir yere yazmak yerine, Fuat abimi, Niğde'dekilerin Fuat abinin emanetini, Niğde'dekilere ve tüm Türkiye'de bizi takip edenlere kayda geçirmek istedim. Bir kez daha Niğde'ye gelip bu bankın üstüne, artık ana muhalefetin değil, iktidar partisinin genel başkanı olarak çıkacağım. Göstermiş olduğunuz ilgiye, sevgiye minnettarım.
"CHP olarak, yenilgiye alışmadık, alışmayacağız"
Özel, yaşanan öfkeyi gördüğünü, anladığını dile getirerek, şunları söyledi:
Siz şöyle bakıyorsunuz, 'Parti 47 yıldır hep ikinci parti oldu. Bazen baraj altında kaldı. Parti 47 yıldır bu günleri özlüyordu. Adalet ve Kalkınma Partisi kuruldu, yenilgi yüzü görmedi. Özgür Başkan, genel başkanımız, o günkü il başkanımız, şimdiki parti üyemiz Adem Başkan, şimdiki seçilmiş il başkanımız Bünyamin Başkan ve tüm Türkiye'deki genç değişim ekibi aday oldular. İddia koydular. Dedik ki, eğer bir seçimden ikinci çıkarsak partinin başında durmayız. Bana dediler ki, 'Aman yapma. Daha 4 aylık genel başkansın.' Vallahi dedim, iddiayı koyacağız, ya kazanacağız ya bırakacağız, gideceğiz, kazanacak biri gelecek. Bu parti artık kaybetmeyecek. Bunun üstüne, 5 ay sonra belki o gün Niğde'yi kazanamadık ama Niğde'de 1 olan belediyemizi 8'e çıkardık.
"Adalet ve Kalkınma Partisi’ni ilk kez yenilgiyle tanıştırdık"
Türkiye'nin yüzde 65'ini kazandık. 47 yıl sonra, kurulduğu gün gibi Cumhuriyet Halk Partisi'ni Türkiye'nin birinci partisi yaptık. Kurulduğu günden sonra Adalet ve Kalkınma Partisi'ni ilk kez yenilgiyle tanıştırdık. Hani hep Erdoğan şöyle diyordu ya, 'Yarıştı kendim, yarıştı kendim. Ben bunları 11 kere yendim.' Bakın şimdi Niğde'den diyorum ki, Tayyip Bey, sen daha bizim karşımıza yeni çıktın. Bir kere yarıştık onu da ben kazandım. Hadi bakalım.
Ve buradan Tayyip Bey'e söylüyorum, öyle bol bol, geniş geniş konuşuyordun, cesaretin varsa çık karşımıza, ikinci kez yarışalım, ikinci kez seni yenelim. Benim cumhurbaşkanı adayım İstanbul'da, önce Beylikdüzü'nde, sonra üç sefer üst üste İstanbul Büyükşehir'de senin gösterdiğin adayları yendi. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Özgür Özel olarak, Ekrem İmamoğlu olarak, Mansur Yavaş olarak yenilgiye alışmadık, alışmayacağız.
"Bütün anketlerde birinciyiz"
Özgür Özel, kiraz üreticisinin inim inim inlediğini, 2 yıl önce 100 liraya satılan kirazın, bu sene 60 lira, 50 lira olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
Toplama maliyetini neredeyse kurtarmıyor. Öyle olunca perişan oldular. Sen almaya kalkınca kirazı alamayacaksın ateş pahası. Ama üreticinin elinden toplama maliyetini alıyorlar. Faizler büyümüş, biz bütün tarımda kullanılan kredilerin tamamının faizini bir sefere mahsus silmeye, ana parayı da 3 ile 5 yıla bölmeye söz verdik. Bunu buradan tekrar ediyorum. Herkes şunu bilsin ki CHP geldiğinde çiftçi bir kere borçlarından kurtulacak. Hayvancılıkla uğraşanlar borçlarından kurtulacak. Yani bizim iktidarımızda herkes ikinci bir şans elde edecek. Emekliler sefaletten, açlıktan; emekçiler alın terlerinin sömürülmesinden kurtarılacaklar. İşte biz bunu, dünyadaki siyasi akrabalarımız gibi; evdeki hanım çalışamıyorsa ev hanımına da sigorta vaat ettiğimiz için, Türkiye Cumhuriyeti'nin onurlu bir vatandaşı olan herkese temel vatandaşlık geliri vadettiğimiz için, yoksulluğu yönetmeye değil, yok etmeye geldiğimizi söylediğimiz için hem yerel seçimlerde birinci çıktık hem o günden bugüne yapılan bütün anketlerde birinciyiz, en öndeyiz.
"En son bir kişi kalsak da biz bu yoldan dönmeyiz"
İşte şimdi hal böyle olunca Tayyip Erdoğan, artık seçimi kazanamayacağını anlayınca, kendi seçimini kazanacak bir şey söylemek yerine, seçimi bize kaybettirmek için, onu yenecek CHP'yi ortadan kaldırmak için partisinde ana kademenin, kadın kollarının, gençlik kollarının yanında yeni bir kol kurdu. Yargı kollarını kurdu. Eskiden darbeler askerlerin üniformalarıyla yapılırken, şimdi savcı, başsavcı cübbeleriyle yapıldı. Cumhuriyet Halk Partisi'ne karşı yapılan bu operasyonda artık Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidara yürüyen, kazanmayı öğrenmiş, yenilgiye alışmayan ve kendisini yerecek kadroları tasfiye etmeye kalktı. 19 Mart'ta Ekrem İmamoğlu'na yapılan da dün sabah Hüseyin Can Güner'e yapılan da iktidara yürüyen kadrolarımızı zora sokmak, bizi adaysız bırakmak, bizi partimizi elimizden alarak kurumsuz bırakmak ve partiyi genel başkanlığından saldırarak lidersiz bırakma hesabıdır. Tayyip Erdoğan'a buradan söylüyorum ve Niğde'den tüm Türkiye'ye müjdeliyorum, en son bir kişi kalsak da biz bu yoldan dönmeyiz. Bu iktidar yürüyüşünü durdurmayız.
"Beni buraya getiren, sizinle buluşturan milletin gücüdür"
Bu sıcağın altında sizi daha çok tutmamak için sözüm şudur, emin olun ki yolumuz uzun, zorlu ama kararlı şekilde yürüyerek vardığımızda en sonu huzurlu bir yoldur. Bu yol iktidar yoludur. Bu yolu benimle yürümeye var mısınız? Niğde, bugün Niğde'de sel oldu aktı. Yazın ortasında, pazar günü, günün ortasında, güneşin altında bizi bekleyenlere, bize sahip çıkanlara, bizimle olanlara, bu yollarda sel olup akanlara selam olsun. Buraya, bu bankın üstüne, beni sarayın gücü çıkarmadı. Beni buraya, bu bankın üstüne yargı gücü çıkarmadı. Beni bu bankın üstüne paralar, pullar, zengin yandaş kurumlar çıkarmadı. Beni buraya getiren, bu bankın üstünden sizinle buluşturan milletin gücüdür. Milletime inanıyorum. Elimi uzattığım herkes beni kurtarırcasına, kendini kurtarırcasına sarılıyor. Sarıldıklarımın dışında, elini tutamadığım, bana sarılmaya gelip ulaşamamış olanlar var. Hepiniz hakkınızı helal edin. Hepinizi çok seviyorum.
"Sel olup akın, bu ülkenin kaderine el koyun"
Televizyonu başında izleyenlere söylüyorum, 'Ben halimden şikayetçiyim. Gencim, şikayetçiyim. Yaşlıyım, şikayetçiyim. Emekliyim, şikayetçiyim. Emekçiyim, şikayetçiyim. Çiftçiyim, şikayetçiyim. Nasıl kurtulacağım ben?' diyene soruyorum, Niğde'ye bakın. Niğdeliler gibi yapın. Nereye çağrılırsanız oraya gidin. Sel olup akın, bu ülkenin kaderine el koyun. Niğde'yi selamlıyorum, hepinizi selamlıyorum. İyi ki varsınız. Buraya akrabalarımız gelmiş. Niğde'de Lozan Anlaşması'ndan kurtarılan Türklerden, Niğde'deki bir mübadil köyüne, Hasaköy'e yerleştiler, akrabalarım Hasaköy'den bana kitap yazıp yollamışlar. Hasaköy'e selam olsun. Tüm Balkan göçmenlerine selam olsun. Tüm Türkiye'ye selam olsun.
Özel: Savcılarla, “Şu isimlere tutuklama istenirse yapabilecek misin” deyip mülakat yapıyorlar
Özel, Niğde'de Halk Ekmek Fırını açılışının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Özel şöyle konuştu:
Niğde'nin Çiftlik ilçesindeyiz. Arif Başkanımız ilçenin çok kıt kanaatleriyle çok önemli bir işi başardı. Burada da Mansur Yavaş Başkanın emeklerine, PM Üyemiz Erhan Güzel'in gayretlerine de teşekkür edelim. Çiftlik ilçemize bir halk ekmek fırını kazandırdılar. 20 bin kapasitesi var, günde 20 bin ekmek çıkıyor ve 7,5 TL'ye ekmek satılıyor. Bugün burada bir kilo buğday satan, sattığı buğdayla bir ekmek alamaz durumdayken yani 16 lira fiyat açıklandı, 13 liraya buğday alıyorlar, 7,5 liradan halka ekmeğin sunulması çok önemli bir başarı. Bunu büyük şehirler yapıyor, gurur duyuyoruz. Bazı büyük ilçelerde görüyoruz ama Çiftlik ilçesi gibi mütevazi bir ilçenin hem kendisine hem etrafındaki beldelere, köylere katkı sağlayacak böyle bir hizmet vermesinden çok büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum.
"Hizmet odaklı yürüyüşümüzü kimsenin engellemesine izin veremeyiz"
Genel Başkan olduğumda çok önemli hedefler söylemiştim. Mesela bin kreş hedefi vardı. Butlan atandığı güne kadar 790 kreşimiz açılmıştı. 100 tane öğrenci yurdu hedefimiz var. Butlan atandığı güne kadar 77 öğrenci yurdumuz açılmıştı. Halk lokantalarında hedef 100'dü, 175'lere geldik, halk marketlerde hedef 100'dü, 160'ların üzerine çıktık. Bu hizmet odaklı yürüyüşümüzü kimsenin engellemesine izin veremeyiz. Belediye başkanlarımız destek veriyorlar, her anlamda bizimle birlikte olduklarını söylüyorlar. Biz de onlara şunu söylüyoruz: Birinci vazifemiz millete karşı. Çünkü ilk seçildikleri gün millet onlara şehrin, kentin, beldenin, ilçenin altın anahtarını vermedi. CHP iktidarının altın anahtarını verdi. Onlar başarırsa biz başaracağız. Bugün burada Başkandan bahsedince bütün bir Çiftlik halkının övgü dolu sözlerini, alkışlarını gördükçe burada hijyenik şartlarda günde 20 bin ekmeğin böyle üretildiğini gördükçe, kendisinin şahsında Türkiye’deki bütün belediye başkanlarımıza teşekkür ediyorum.
"İmamoğlu'na da Hüseyin Can Güner'e de yapılan saldırı tamamen siyasi"
CHP'nin yapmış olduğu bu hizmetlerden gurur duyarken bir yandan 16 aydır Ekrem İmamoğlu'nun niçin tutuklu olduğunu da buradan anlıyoruz. Çünkü CHP bu icraatlarla iktidara yürüyor. Yapılan hizmetlerin hepsi CHP'yi iktidara yaklaştıran hizmetler. Ekrem İmamoğlu'na yapılan saldırının da Hüseyin Can Güner'e yapılan saldırının da tamamen siyasi olduğunu hepimiz biliyoruz.
Ankara'da çok uzun süredir 'Ankara'daki belediyelere operasyon yapın' baskısı vardı. Ankara'nın önceki cumhuriyet başsavcısı, başsavcı vekilleri ve tüm savcılar, hiçbirisi CHP'li değildi. Ama iktidar talimatıyla operasyon yapan insanlar değildi ve diyorlardı ki 'Belediyelerin nasıl denetleneceği belli.' Belediyeye bir iddia varsa ya da iddia olmasa da rutin denetimle müfettiş gider belediyeyi denetler, bir şey bulursa sorar yanıtını arar. Tatmin olmazsa raporunu yazar, suç duyurusunda bulunur. Belediye başkanının yargılanıp yargılanmayacağına İçişleri Bakanlığı karar veriyor, o da AK Parti'de. Bu usulün izlenmesi lazım.
"Kayda geçirip bu kişileri tutacağız, yargılanacaklar"
Ancak ve ancak bir belediye başkanı suç üstü rüşvetle yakalanırsa o zaman savcılık böyle işler yapabilir. Zaten yakalananı biz de partide tutmadık, tutmuyoruz. Bunları yapmayanları son kararnameyle kimini terfiyen Yargtay'a ama görevden uzaklaştırarak, kimini Türkiye'nin dört bir tarafına sürerek, görev yerlerini değiştirerek, utanılacak bir şey dünya hukuk tarihinde yok ama Ankara atamaların Akın Gürlek'in ekibi geldi yerleşti. İstanbul'dan bir başsavcı yardımcısını Ankara'ya başsavcı yaparak, bütün başsavcı vekillerini kendilerine göre dizayn ederek bir operasyon imkanı yarattılar.
Geçtiğimiz günlerde bir savcıya 'Seni Asliye Hukuk Mahkemesi'ne görevlendireceğiz, Sulh Ceza Mahkemesi'ne görevlendireceğiz. Yarın önüne geldiğinde şu şu isimleri tutuklama istenirse yapabilecek misin' deyip 'Suç varsa, kanıt varsa' diyene 'Sana bunu tutukla dendiğinde gözünü kırpmadan tutuklayabilecek misin' diye mülakat yapıyorlar Ankara'daki atamalar için. Şimdi yeni görev dağılımları ortaya çıkıyor. Bununla ilgili şu anda Meclis’te görevli bir milletvekilinin bir yakınına bunu sorulduğunu, birinci ağızdan duyduk. Eğer bunu isimli, cisimli söyleyecek bir noktaya gelmeleri durumunda bütün Türkiye’ye, bütün dünyanın gözü önünde ilan edeceğiz. Bugün kendilerinin gelecekte tasarladıkları operasyonlara isim vererek, 'Önüne bu geldi, bunu alacak mısın' diye soruyorlar görevliler. Bunları bir noter marifetiyle atanması düşünülen savcının adı ve kendisiyle konuşulan kişi ve verdiği isimler, şunlar önüne geldiğinde çok önemli CHP'li siyasetçilerin isimlerini söylüyorlar, tutuklamada tereddüt edip etmeyeceğini soruyorlar. Noter kaydına geçireceğiz ve böyle bir işe gerçekleştirdikten sonra da milletimize arz edeceğiz. Kendilerini ikna edebilirsek televizyonlarda çıkıp açıklayın. Belki şimdi size soruşturma açarlar. Çünkü reddetmiş teklifi, ‘Bana bir teklif yapıldı’ diyor. Ama kayda geçirip bu isimleri bu kişileri de tutacağız. Eninde sonunda bu siyasi operasyonlar, günü geldiğinde insanların özgürlükleri siyasi sebeplerle kısıtlandığı için gerçek soruşturma konusu haline gelecekler. Bunlar yargılanacak.
"Bu bilgiye ulaşmış durumdayız"
Özel, "Birkaç ay önce ‘Sandığa atıyoruz, günü geldiğinde sandığı açıp hesabını soracağız’ demiştiniz. Bu anlattığınız şey sandığı attığınız şeylerden biri mi" sorusuna da "Bunu evvelsi gün daha bu yeni atamalardan sonra ve görev dağılımları yapılırken adeta mülakat yapar gibi, CHP'li siyasetçilerin ‘Önüne bunun dosyası geldiğinde, tutuklama istendiğinde bunu tutuklayacak mısın, yoksa tereddüt edecek misin’ diye mülakat tarzında soruyorlar kendisine, görev dağılımından önce. Bu bilgiye ulaşmış durumdayız. Bunu kayda geçirtiyorum" diye yanıt verdi.
Independent Türkçe