Türkiye, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaşta mevcut pozisyonunu devam ettirirse ABD sonrası Ortadoğu’da yeni düzenin baş mimarı olabilir.
Peki bu nasıl mümkün olabilir?
Bu sadece basit bir iddia değildir. Tarihte birçok defa gerçekleşmiştir.
Birinci Dünya Savaşı’na kadar bölgede Osmanlı düzeni (Pax Ottoman) hakimdi. Fakat Birinci Dünya Savaşı yeni bir gerçeklik yaratmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflamasıyla bölgedeki etkisi azalmış ve yerine 1916’da imzalanan Sykes-Picot anlaşmasıyla Ortadoğu, İngiltere ve Fransa etki alanlarına bölünmüştür. Bu yeni durum da ancak kırk yıl sürmüş ve Ortadoğu’da 1956 yılından itibaren Pax Amerikana (Amerikan barışı) diye adlandırılan bir düzen tesis edilmiştir.
ABD İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeni bir güç olarak dünya sahnesine çıkmıştır. Dünyanın iki kutuplu bir yöne evrildiği bir dönemde ABD öncülüğündeki Batı ve Sovyet öncülüğündeki Doğu Blokları arasında dünyanın birçok bölgesinde mücadele başlamıştır. Bu mücadele alanlarından biri de Ortadoğu’ydu.
1956’da iki kutuplu sistemin en yoğun yaşandığı dönemde Süveyş Krizi olarak bilinen bir kriz ortaya çıkmıştır. Bu kriz genel anlamda İngiltere ve Fransa’nın Süveyş Kanalı’ndaki çıkarları çerçevesinde lanse edilse de derinde Mısır’ın Cemal Abdünnâsır liderliğinde İsrail için bir tehdit olarak ortaya çıkmasıdır. Bunun üzerine İsrail’in kışkırtmasıyla İngiltere, Fransa ve İsrail Mısır’a savaş açmış fakat bölgede Sovyet etkisini artıracağı endişesiyle ABD’nin araya girmesiyle savaş sonlanmıştır. Fakat bu savaşın son bulması İngiltere ve Fransa’nın bölgedeki etkisinin de son bulmasına neden olmuştur. ABD’nin akıllıca hareket etmesi yeni düzenin baş mimarı olmasını sağlamıştır. Günümüzde de buna benzer bir durum yaşanmaktadır.
İsrail kendisi için bir tehdit olarak gördüğü İran rejimini devirmek için ABD’yi kışkırtarak savaşa sokmuş ve ABD’nin yetmiş yıllık Ortadoğu’daki güvenlik kalkanı büyük zarar görmüştür. Bölgede hem ABD askeri üsleri hem de ABD’nin güvenlik sağladığı bölge ülkelerinin İran saldırılarına karşı koyamaması yeni bir gerçekliği ortaya çıkarmıştır. Bu gerçeklik şu ki; Ortadoğu’da sadece askeri bir güçle bir sonuca varmanın mümkün olmadığıdır. Askeri gücün yanında diplomatik kanalların her zaman açık olması ve her iki tarafla da bunu yürütebilme yeteneğine sahip olan devletlerin kazanacağı bir süreç zorunlu olarak ortaya çıkmıştır. Bunu mevcut durumda başarabilecek tek bir aktör vardır. O da Türkiye’den başkası değildir. Hem bölge ve çevredeki askeri üsleri hem yükselen savunma sanayisi ve bölge ülkeleriyle olan diplomatik ilişkileri hem de yakın zamanda Türkiye’nin Suriye’de başardıklarıyla bu yeni duruma en hazır devlet konumunda olduğunu göstermektedir. Yani Ortadoğu’da yakın gelecekte bir Pax Türkiye (Türkiye barışı) dönemi olması büyük bir olasılıktır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish