Dünya Ehlibeyt Kurultayı, üçüncü rehbere biat ettiğini duyurdu

Hasan Kanaatlı, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Dünya Ehlibeyt Kurultayı tarafından bir açıklama yapılmıştır. Açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti'nin yeni seçilen 3 ncü liderinin nasıl biri olduğu hakkında ve yine Dünya Ehli beyt dostlarının kendisine biat etmelerinin bir sakıncası bulunmadığı hususunda, şu bilgiler verilmiştir.

Bismillahirrahmanirrahim

İran İslam Cumhuriyeti, büyük İslam Devrimi’nin mimarı merhum İmam Humeyni’nin (Allah’ın rahmeti üzerine olsun) öncülüğünde ve halkın oyuna, dini demokrasiye, İslami esaslara ve Sakaleyn (Kur’an ve Ehlibeyt) öğretilerine dayanarak kurulmuştur. Şehit Ayetullah Seyyid Muhammed Bakır Sadr’ın ifadesiyle bu cumhuriyet, peygamberlerin rüyasını gerçekleştirmiştir.

 Bu devlet bugüne kadar da kanuna, yasal kurumlara ve anayasal temellere dayalı olarak varlığını sürdürmüştür.

Son günlerde İran İslam Cumhuriyeti, tarihinin en ağır şartlarıyla karşı karşıya kalmıştır.

 Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist rejimin vahşi ve kapsamlı saldırıları, ayrıca İslam Devrimi’nin yüce lideri ve başkomutanı İmam Hamaney’in (Allah’ın rahmeti üzerine olsun) ve birçok askeri komutanın şehadeti gibi büyük kayıplara rağmen, önemli bir tarihi adımı gerçekleştirmeyi başarmıştır.

Bu adım, Ramazan ayının bereketiyle, Kadir gecelerinden birinde, Bedir Zaferi’nin yıldönümünde ve Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s.) şehadet yıl dönümü arifesinde gerçekleşmiştir. 

Bu tarihi gelişme, Uzmanlar Meclisi’nin (Meclis-i Hubregan) yeni İslam Cumhuriyeti liderini seçmesi olmuştur.
Bu bağlamda öncelikle şu hususa değinmek gerekir:

Eğer merhum İmam Humeyni İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu idiyse, şehit İmam Hamaney bu sistemi kurumsallaştırmış, sistemin temellerini ve kurumlarını sağlamlaştırmış ve güçlendirmiştir. Aynı zamanda ileriye dönük bir bakışla ülkenin stratejilerini, genel politikalarını ve kapsamlı gelecek belgelerini belirlemiştir.

İmam Hamaney gençlik yıllarından itibaren ilim tahsiline, toplumsal hizmetlere, istibdada karşı mücadeleye ve İslam hükümetinin gerçekleşmesi için çaba göstermiştir. Devrimden sonra ise İslam ümmetinin savunulması, dünya mazlumlarının meseleleri ve özellikle İslam ümmetinin merkezi meselesi ve İslami birliğin temel unsuru olan Filistin davası için uluslararası mücadele yürütmüştür.

 Küresel istikbarın tüm komplolarına karşı durmuş ve bu mücadele onun istisnai özelliklerinden biri olmuştur.

İmam Hamaney, geçtiğimiz 28 Şubat’ta, Siyonist rejim ile suçlu Amerika’nın ortak gerçekleştirdiği alçakça bir füze saldırısı sonucu şehadet mertebesine ulaşmıştır.

İran İslam Cumhuriyeti Anayasası’na göre, Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Maslahat Teşhis Konseyi’nin seçtiği Anayasa Koruyucular Konseyi temsilcisinden oluşan bir Liderlik Konseyi kurulmuştur. Geçtiğimiz hafta boyunca ülke işleri bu konseyin yönetimi altında yürütülmüştür.

Ancak güvenlik sorunları, düşmanın saldırgan savaşının devam etmesi, sürekli hava ve füze saldırıları ve Uzmanlar Meclisi toplantısının hedef alınacağı yönündeki tehditlere rağmen — hatta Uzmanlar Meclisi binasının ve toplantı yerinin Tahran’da saldırıya uğrayıp yıkılmasına rağmen — Uzmanlar Meclisi kısa süre içinde toplantısını gerçekleştirmeyi ve yeni lideri seçmeyi başarmıştır.
Daha fazla açıklama için şu husus da belirtilmelidir:

Uzmanlar Meclisi; ülkenin tüm şehirlerinden ve bölgelerinden gelen, yüksek ilim ve takva sahibi müçtehitlerden ve müçtehit olan alimlerden oluşmaktadır. Bu meclis, birkaç yıl önce Anayasa’nın 107 ve 111. maddeleri doğrultusunda oluşturulan bir komisyon ve 11 kişiden oluşan bir heyetten seçilen üç kişilik bir komite aracılığıyla, liderlik makamının boşalması halinde bu görevi üstlenebilecek şahsiyetleri inceleme görevini üstlenmiş ve uygun kişilerden oluşan bir liste hazırlamıştır.

Şehit İmam Hamaney’in şehadetinden sonra Uzmanlar Meclisi olağanüstü bir toplantı yapmış ve gerekli şartları taşıyan iki aday arasından Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney’i oyların büyük çoğunluğu ve neredeyse oybirliği ile İran İslam Cumhuriyeti lideri olarak seçmiştir.

“İyi bir selefin hayırlı halefi.”

Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney hakkında şunu söylemek gerekir:

O, anayasa gereği takvalı, cesur, yönetim kabiliyetine sahip ve basiretli alimleri tanıyıp seçme yetkisine sahip temsilciler tarafından seçilmiştir. Uzmanlar Meclisi’nin seçimi de anayasanın belirlediği esaslara, İslami temellere ve ümmet ile ülkenin maslahatına uygun olarak yapılmıştır.
Şehit büyük Ayetullah İmam Hamaney’e, kendisinden sonra lider olabilecek bir alimi işaret etmesi yönünde birçok başvuru yapılmasına rağmen, o ne olumlu ne de olumsuz şekilde hiç kimse hakkında — kendi oğlu da dahil — herhangi bir tavsiyede bulunmayı kabul etmemiştir.

Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney de Uzmanlar Meclisi’nin kararını ilk başta kabul etmekten kaçınmış, ancak ülkenin alimlerinin ve bazı büyük taklit mercilerinin ısrarı üzerine bu sorumluluğu kabul etmiştir.

Dünya genelindeki Ehlibeyt mektebi mensupları bilmelidir ki yapılan seçim tamamen ilke ve esaslara dayanarak gerçekleşmiştir. Her ne kadar seçilen kişi önceki liderin oğlu olsa da kesinlikle bir veraset meselesi söz konusu değildir.

İlmi açıdan Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney yıllardır en yüksek seviyede havza dersleri vermekte ve onun harici dersine yüzlerce kişi katılmaktadır. Bu durum onun fıkıh, usul ve İslami ilimler üzerindeki derin hâkimiyetini göstermektedir.

Takva açısından özellikle mali takvası, dini hassasiyeti, dünya nimetlerinden yüz çevirmesi ve zühdü ile tanınmaktadır. Bunun en açık örneklerinden biri de ülkenin en yüksek makamını kabul etmekten başlangıçta kaçınmasıdır.

Cesareti konusunda da şu yeterlidir:

Gençlik yıllarında, Saddam Hüseyin rejiminin İran’a karşı yürüttüğü sekiz yıllık savaşta birçok operasyona katılmıştır. Düşünün ki bir cumhurbaşkanının oğlu gönüllü olarak cepheye gitmiş ve savaş operasyonlarına katılmıştır.

Siyasi rolü bakımından da zamanın şartlarını bilmesi, yönetim kabiliyeti ve dirayeti; yaklaşık kırk yıl boyunca İslam Cumhuriyeti liderinin güvenilir yardımcısı, danışmanı ve yakın çalışma arkadaşı olmasıyla anlaşılmaktadır. Bu süre boyunca ülkenin tüm büyük karar süreçlerinde ve önemli gelişmelerinde aktif rol almıştır.
Bütün bunlar; onun ilmi, dini kaynaklara vukufiyeti, güçlü ders halkası, takvası, cesareti, savunma savaşındaki tecrübesi ve yaklaşık kırk yıl boyunca şehit liderin yanında devlet yönetiminde bulunması gibi özellikler sayesinde onu seçkin ve benzersiz bir şahsiyet haline getirmiştir ve bu nedenle Uzmanlar Meclisi’nin dikkatini çekmiştir.

Bugün Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney, İran İslam Devrimi’nin lideri olarak 19 Ramazan sabahının ilk saatlerinden itibaren İran İslam Cumhuriyeti’nin, İslam dünyasının ve Ehlibeyt taraftarlarının liderliğini üstlenmiştir.

Biz de Dünya Ehlibeyt (a.s.) Meclisi olarak, İran İslam Devrimi’nin lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney’e tam biat ettiğimizi ilan ediyor; dünyanın dört bir yanındaki Ehlibeyt taraftarlarını, Müslümanları, mazlumları ve özgür insanları; Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist rejimin vahşi saldırılarının yaşandığı bu zor ve hassas dönemde İran İslam Cumhuriyeti’ne ve yeni liderliğe destek olmaya davet ediyoruz.

Ayrıca liderliğe biat edilmesi, destek merasimleri düzenlenmesi ve Müslümanların değerli liderinin başarısı için dua edilmesi çağrısında bulunuyoruz ki herkes hak ve adaletin savunulmasında üzerine düşen görevi yerine getirsin.

Ve’s-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU