Yamanın tutmadığı yer: Pentagon'un stratejik çıkmazı

Umut Berhan Şen, Independent Türkçe için yazdı

Güney Kore’deki savunma bataryalarının Orta Doğu’ya kaydırılması, yalnızca bir lojistik hareketlilik veya taktiksel bir yer değiştirme olarak okunamaz. Bu hamle, küresel güç mimarisinin artık dikiş tutmadığını ve Washington’ın kendi yarattığı güvenlik paradigmasının altında ezilmeye başladığını gösteren, stratejik bir iflasın ilanı değilse nedir? Soğuk Savaş sonrası dönemden bu yana ABD’nin üzerine inşa ettiği "aynı anda iki farklı cephede savaşıp, her iki coğrafyada da caydırıcılığı koruma" doktrini, bugün bizzat sahanın gerçekliği tarafından çöpe atılmış durumda.

Bir imparatorluğun gücü, (ABD’yi postmodern bir Roma imparatorluğu olarak varsayıyorum) sadece elindeki füze sayısı veya uçak gemisi sayısı ile ölçülmez; o gücü doğru zamanda, doğru yerde, bölünmeden kullanabilme kapasitesiyle ölçülür. Bugün Amerika, Kuzey Kore gibi nükleer bir tehdidin gölgesindeki Güney Kore’yi savunmasız bırakma pahasına, sırf İran’ı mağlup etmek ve rejimini değiştirmek için çalışıyorsa, bu artık sadece bir "strateji" değil, bir "yama yapma" telaşıdır. Washington, bir cepheyi kapatmadan diğerini beslemeye çalışıyor; fakat bu hamle, küresel satranç tahtasında bir taşı yerinden oynatırken, tahtanın geri kalanındaki tüm dengeleri bozuyor.

Bu kararın altında yatan temel sancı, kaynakların tükenmişliği meselesidir. Yıllar boyunca genişleyen ve dünyanın her köşesinde "düzen kurucu" rolüne soyunan Amerikan askeri makinesi, bugün sadece ekonomik olarak değil, operasyonel olarak da bir dar boğazdan geçiyor. Kuzey Kore’nin nükleer kapasitesini her geçen gün artırdığı, Çin’in Tayvan üzerindeki baskısını bir "kuşatma stratejisi" ile perçinlediği bir dönemde, Hint-Pasifik’ten hava savunma sistemlerini çekip Orta Doğu’nun bitmek bilmeyen vekâlet savaşlarına sürmek, müttefikler nezdinde büyük bir güven aşınmasına yol açmaktadır. Seul yönetimi, perde arkasında ne kadar diplomatik nezaket gösterirse göstersin, kendi güvenliğinin küresel bir "itfaiye operasyonu" için pazarlık masasına yatırılmasından duyduğu tedirginliği nereye kadar saklayabilir ki?

Öte yandan, Orta Doğu’ya gönderilen bu sistemlerin, bölgedeki çatışmaları çözmekten ziyade, mevcut gerilimi bir "savunma sığınağı" anlayışıyla dondurma çabası olduğu da açıktır. Ancak bu, sorunu çözmez; aksine, bölgedeki aktörlere "ABD her an her yerden çekilebilir veya her an her yere kaynak kaydırabilir" mesajını vererek, daha öngörülemez bir ortam hazırlar. Stratejik derinlik, sadece askeri güçle değil, o gücün sürekliliğiyle sağlanır. Bunu Trump’ın da bilmesi lazım Pentagon’un da bilmesi lazım. Bir taraftan askeri varlığını çekmek zorunda kalan, diğer taraftan ise bölgesel bir savaşı engellemek için tüm envanterini seferber eden bir süper güç, artık "belirleyici" değil, "reaktif" bir aktöre dönüşmüştür.

Sonuç olarak, bu sevkiyat, Amerikan dış politikasının "stratejik yalnızlığı" veya "stratejik odak kaybı" diyebileceğimiz bir evreye girdiğinin en somut kanıtıdır. Washington, Hint-Pasifik’teki büyük güç rekabeti ile Orta Doğu’daki tarihsel kaos arasında sıkışmış durumdadır. Bir tarafta yükselen bir Çin ve ciddi bir nükleer tehdit barındıran bir Kuzey Kore; diğer yanda ucu bucağı olmayan, her gün yeni bir cephe açılan Orta Doğu. Bu iki devasa yükü aynı anda taşıyabilecek kapasite, artık mevcut Amerikan doktrininde görünmemektedir. Bugün füze bataryalarını İran'ı pes ettirme pahasına taşıyanlar, yarın o bataryalara başka nedenlerle ihtiyaç duyduklarında, aslında boşalttıkları o eski mevzilerin ne kadar kritik olduğunu acı bir şekilde anlayacaklar. Tarih, bu tür "yamanın tutmadığı" dönemeçlerle doludur ve bizler, bir dönemin sonunun, bu tür zoraki taktiksel geri çekilmelerle nasıl hızlandığına tanıklık ediyoruz.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU