Tanzimat Fermanı’ndan Islahat Fermanı’na: Osmanlı egemenliğinin uluslararasılaşması ve yeni çatışma alanları (1839–1856) (2)

Hasan Köse, Independent Türkçe için yazdı

Görsel: yesiltopuklar.com

1839’da ilan edilen Gülhane Hatt-ı Hümayunu, Osmanlı siyasal tarihinin en önemli kırılma noktalarından biridir. Ancak bu belgeyi yalnızca reform programı olarak okumak eksik bir değerlendirme olur. Tanzimat Fermanı, imparatorluk egemenliğinin meşruiyet dilinin değişmeye başladığı ve devletin koordinasyon kapasitesinin yeni araçlarla yeniden örgütlendiği bir dönemin başlangıcını temsil eder. Bu nedenle Tanzimat ile Islahat Fermanı arasındaki dönem, Osmanlı egemenliğinin yalnızca iç yapısında değil, aynı zamanda uluslararası sistem içindeki konumunda da gerçekleşen köklü bir dönüşümün ifadesidir.¹

19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Osmanlı Devleti artık yalnızca iç güç dengeleriyle yönetilen bir imparatorluk değildi. Avrupa güç sistemi, uluslararası diplomasi ve mali ilişkiler imparatorluğun siyasal yapısını doğrudan etkiliyordu. Bu nedenle Tanzimat sonrası dönemde egemenlik yalnızca merkez ile taşra arasındaki bir mesele olmaktan çıkmış, aynı zamanda uluslararası sistem ile Osmanlı devleti arasındaki ilişkilerle belirlenen çok katmanlı bir güç alanına dönüşmüştür.²

Bu dönemin siyasal sahnesinde öne çıkan başlıca aktörler arasında Sultan Abdülmecid, Mustafa Reşid Paşa, Âli Paşa, Fuad Paşa, Koca Hüsrev Paşa, Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Napoléon III, Lord Palmerston, Çar I. Nikolay ve Mehmed Emin Âli Paşa gibi isimler yer alıyordu. Bu aktörlerin her biri Osmanlı egemenliğinin farklı gravite alanlarını temsil ediyordu: saray, modern bürokrasi, taşra güçleri ve uluslararası diplomasi.

Bu dönemde Osmanlı egemenliğini şekillendiren başlıca çatışma alanları şu şekilde ortaya çıkmıştır:

  • saray – modern bürokrasi gerilimi
  • Avrupa güç sistemi – Osmanlı egemenliği
  • millet sistemi – eşit vatandaşlık tartışması
  • kapitülasyonlar – ekonomik egemenlik sorunu
  • Kırım Savaşı – uluslararası egemenlik dengesi
  • medrese – modern eğitim sistemi çatışması
  • klasik mali yapı – modern maliye sistemi gerilimi

Bu çatışma alanları birlikte değerlendirildiğinde Tanzimat reformlarının neden yalnızca iç düzenleme değil aynı zamanda uluslararası bir siyasal dönüşüm olduğunu anlamak mümkün olur.

Saray – Bürokrasi Gerilimi

Tanzimat reformlarının en önemli sonucu Osmanlı bürokrasisinin güç kazanmasıdır. 19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde devlet yönetiminde saray kadar etkili yeni bir güç ortaya çıkmıştı: modern bürokrasi.

Bu yeni bürokratik elitin en önemli temsilcileri Mustafa Reşid Paşa, Âli Paşa ve Fuad Paşa idi. Bu devlet adamları Avrupa diplomasi sistemini yakından tanıyor, yabancı diller biliyor ve modern devlet yönetimi tekniklerini savunuyorlardı. Tanzimat reformlarının büyük bölümü bu bürokratik elit tarafından hazırlanmıştır.³

Buna karşılık saray çevresi ve geleneksel yönetici elitler reformların hızından ve kapsamından her zaman memnun değildi. Bu nedenle Tanzimat dönemi Osmanlı siyasetinde saray ile bürokrasi arasında yeni bir güç dengesi oluşturdu.

Bu süreç Osmanlı egemenliğinin görünmez yapısında önemli bir değişim yarattı: egemenliğin merkezinde artık yalnızca padişah değil, aynı zamanda bürokratik yönetim de bulunuyordu.

Avrupa Güç Sistemi ve Osmanlı Egemenliği

19. yüzyılın ortalarında Avrupa siyaseti büyük ölçüde Doğu Sorunu etrafında şekilleniyordu. Bu sorun Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflaması halinde Avrupa güçlerinin nasıl bir politika izleyeceği sorusunu içeriyordu.

Bu dönemde Avrupa’nın üç büyük gücü Osmanlı siyaseti üzerinde belirleyici rol oynuyordu:

  • Rusya (Çar I. Nikolay)
  • İngiltere (Lord Palmerston)
  • Fransa (Napoléon III)

Rusya Osmanlı topraklarında genişlemek isterken İngiltere ve Fransa Osmanlı devletinin tamamen çökmesini istemiyordu. Bu nedenle Avrupa güçleri Osmanlı reformlarını yakından takip ediyordu.⁴

Tanzimat reformlarının bir kısmı da bu uluslararası baskıların sonucunda gerçekleşmiştir.

Millet Sistemi – Eşit Vatandaşlık Tartışması

Osmanlı toplum yapısı uzun süre boyunca millet sistemi üzerine kurulmuştu. Bu sistemde Müslümanlar ile gayrimüslimler farklı hukuki statülere sahipti. Gayrimüslim topluluklar kendi dini liderleri tarafından yönetilen yarı özerk cemaatler halinde örgütlenmişti.

Tanzimat reformları bu sistemi değiştirmeye başladı. Tanzimat Fermanı bütün tebaanın can ve mal güvenliğini garanti altına alıyordu. Bu gelişme Osmanlı toplumunda yeni bir siyasal tartışma başlattı: eşit vatandaşlık.

Bu tartışmanın bürokratik temsilcileri arasında Mustafa Reşid Paşa ve Âli Paşa bulunuyordu. Buna karşılık geleneksel ulema çevreleri bu reformlara temkinli yaklaşıyordu.

Bu gerilim Osmanlı egemenliğinin meşruiyet temelinde önemli bir değişim yarattı.

Kapitülasyonlar ve Ekonomik Egemenlik

Tanzimat döneminde Osmanlı egemenliğini sınırlayan en önemli unsurlardan biri ekonomik bağımlılıktı. Avrupa devletlerine verilen kapitülasyonlar, Osmanlı ekonomisinde yabancı tüccarlara önemli ayrıcalıklar sağlıyordu.

Bu durum Osmanlı devletinin mali egemenliğini zayıflatıyordu. Avrupa ticaret ağlarının genişlemesi yerli ekonomik yapı üzerinde büyük bir baskı yarattı.⁵

Bu dönemde ekonomik alandaki dönüşümün önemli aktörleri arasında Mehmed Emin Âli Paşa, Mustafa Reşid Paşa ve Avrupa finans çevreleri yer alıyordu.

Kırım Savaşı ve Uluslararası Egemenlik

1853’te başlayan Kırım Savaşı, Tanzimat döneminin en önemli siyasal olaylarından biridir. Bu savaş Osmanlı Devleti’nin İngiltere ve Fransa ile birlikte Rusya’ya karşı ittifak kurduğu bir uluslararası çatışmaydı.

Bu savaş Osmanlı egemenliğinin uluslararası sistem içinde nasıl yeniden tanımlandığını gösterir. Osmanlı Devleti bu savaşta tek başına hareket etmiyor; Avrupa güçleriyle birlikte hareket ediyordu.⁶

Kırım Savaşı sonunda imzalanan 1856 Paris Antlaşması, Osmanlı Devleti’ni Avrupa devletler sisteminin resmi bir parçası olarak kabul etti.

Bu gelişme Osmanlı egemenliğinin uluslararasılaşmasının en açık göstergesidir.

Islahat Fermanı

1856’da ilan edilen Islahat Fermanı, Tanzimat reformlarının devamı niteliğindedir. Bu ferman özellikle gayrimüslim tebaanın haklarını genişletmeyi amaçlıyordu.

Islahat Fermanı’nın hazırlanmasında Avrupa devletlerinin önemli rolü vardı. İngiltere ve Fransa, Kırım Savaşı sonrasında Osmanlı devletinin bu reformları gerçekleştirmesini istemişti.

Bu nedenle Islahat Fermanı yalnızca iç reform değil, aynı zamanda uluslararası siyasal baskıların bir sonucudur.

Sonuç

Tanzimat ile Islahat Fermanı arasındaki dönem Osmanlı egemenliğinin uluslararası sistemle yeniden tanımlandığı bir dönemdir. Bu süreçte egemenlik yalnızca merkez ile taşra arasındaki bir mesele olmaktan çıkmış; diplomasi, ekonomi ve uluslararası hukuk aracılığıyla çok katmanlı bir yapıya dönüşmüştür.

Bürokrasi ile saray arasındaki güç dengesi, millet sistemi ile eşit vatandaşlık tartışması, kapitülasyonlar ve uluslararası diplomasi Osmanlı egemenliğinin görünmez yapısını yeniden şekillendirmiştir.

Islahat Fermanı bu dönüşümün hukuki ifadesi olarak ortaya çıkmıştır.

Devam edecek…

Dipnotlar

  1. İlber Ortaylı, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, İstanbul: İletişim Yayınları, 2011.
  2. Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye, İstanbul.
  3. Carter Findley, Bureaucratic Reform in the Ottoman Empire, Princeton University Press.
  4. Stanford J. Shaw, History of the Ottoman Empire and Modern Turkey, Cambridge University Press.
  5. Suraiya Faroqhi, The Ottoman Empire and the World Around It, I.B. Tauris.
  6. Erik Jan Zürcher, Turkey: A Modern History, I.B. Tauris.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU