Törene, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz'ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Akhan, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Çelik'in okuldaki mesai arkadaşları, öğrencileri ve çok sayıda meslektaşı ile eğitim sendikalarının temsilcileri katıldı. Öte yandan; eğtim sendikaları öğretmen cinayetiyle ilgili yurt çapında eylem yapıp, iş bıraktı.
Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 11. sınıf öğrencisi F.S.B'nin (17) bıçaklı saldırısında ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen yaşamını yitiren öğretmen Fatma Nur Çelik'in (44) Türk bayrağına sarılı cenazesi okula getirildi.
Dev Türk bayrağı asılan okulun bahçesinde yapılan törende, öğrencileri, mesai arkadaşları, meslektaşları ve eğitim sendikasının temsilcileri Çelik için dua etti.
Bakan Yardımcısı Yılmaz, buradaki konuşmasında, meslektaşlarının cenaze törenine iştirak ettikleri bu hüzünlü günde sözün bittiği yerde olduklarını vurgulayarak, "Topluma, insanlığa faydalı olmak, ilimle ona ışık olmak için hayatını, ömrünü vakfetmiş çok kıymetli bir meslektaşımızın elim bir hadiseyle aramızdan ayrılmasının hüznünü yaşıyoruz. Bu okulumuzun avlusundaki ve Türkiye'mizdeki bütün meslektaşlarımız, ben de öğretmenlik yapmış bir kardeşiniz olarak derin acıyı yüreğimizde hissediyoruz." dedi.
Kanuni tedbirlerin alındığını dile getiren Yılmaz, "Bunlarla ilgili çalışmalar her zaman yürütülüyor. Sayın Bakanımızın öncülüğünde Öğretmen Meslek Kanunu'nda öğretmenlerimize yönelik tehdit, hakaret ve her türlü cana kastedecek şeylere yönelik suçun artırılmasına dair bir kararımız Türkiye Büyük Millet Meclisi'mizde kabul edildi. Aynı şekilde okullarımızda disiplin cezaları ağırlaştırıldı ama şu var ki cezaların ağırlaştırılması, kanunların olması, toplumumuzdaki bu hadiselere bizim daha da dikkat etmemizi gerektiriyor." diye konuştu.
Yılmaz, meslektaşı Fatma Nur Çelik'i rahmetle yad ettiğini belirterek, konuşmasına şöyle tamamladı:
Sevgili Peygamberimiz, insan öldükten sonra amel defterinin kapanacağını ancak üç şey hariç kapanmayacağını buyuruyor. İşte onlardan bir tanesi de talebelerine ilim öğreten insan olarak zikredilir. Fatma Nur Çelik hocamızın amel defterinin kapanmayacağını bilerek, onu hayırla, dualarımızla yad ederek gönlümüzdeki hüznümüzle ahirete uğurlamanın hüznünü birlikte yaşamış oluyoruz. Öğretmenimize Rabb'imizden rahmet diliyorum, kıymetli ailelerine ve yakınlarına, meslektaşlarımıza taziyelerimizi iletiyoruz. Milletimizin, hepimizin başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin.
"Öğrenciyle diyaloğu iyi olan bir öğretmenimizdi"
Çelik'in mesai arkadaşı motorlu araçlar teknolojisi öğretmeni Harun Demirel de gazetecilere, uzun yıllar birlikte çalıştıklarını anlatarak,"Kendi halinde, kimseyle problemi olmayan, öğrenciyle diyaloğu iyi olan bir öğretmenimizdi. Çok üzgünüz, canımızı, kıymetli hocamızı kaybettik." ifadelerini kullandı. Saldırıyı gerçekleştiren öğrencinin psikolojik rahatsızlığı olduğunu, okuldaki rehber öğretmenlerin buna ilişkin tutanaklarının bulunduğunu aktaran Demirel, "Rehber öğretmenine 'Bu okulda birilerine zarar vereceğim.' cümleleri kuran bir öğrenci. Daha önceden de Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde yatmış, 8 günlük tedavi süreci sonrası velisinin isteği üzerine bir imza karşılığında 20 Şubat'ta çıkarılmış. Elinde bıçakla bir hafta on gündür, belki de daha önceden de geldi, fark etmedik." diye konuştu.
Demirel, saldırgan öğrencinin olay günü birkaç sınıfa daha girdiğini, öğretmenler engellemese belki de daha fazla kişiye zarar vereceğini söyledi. Özel eğitim sınıfı öğretmeni Emine İlbeyli ise bir meslektaşını kaybetmenin verdiği üzüntüyü yaşadığını ifade ederek, Çelik'e Allah'tan rahmet diledi. Üsküdar'daki bir lisenin müdürü İlhan Küçükünal, Çelik'i birebir tanımadığını ancak bir anneyi, bir eğitimciyi son yolculuğunda yalnız bırakmamak için geldiklerini belirtti.
Çelik'in öğrencileri Ömer Tuğra Kaya ve Kuzey Tatlı, öğretmenlerinin herkesle çok iyi anlaştığını, elinden geldiği kadar herkesi dersten geçirmek için çabaladığını ve onu çok sevdiklerini dile getirdi.
Öğrencilerden Kübra Bayraktar, olayın kendi sınıfında olduğunu, saldırgan öğrencinin bir anda içeri girip bıçağını çıkardığını anlatarak, yaşadıkları şoku atlatamadıklarını ifade etti. Mezun öğrencilerden Semih Eren, çok üzgün olduğunu belirterek, öğretmeninin tüm öğrencilere yardım etmeye çalışan iyi ve yardımsever biri olduğunu kaydetti. Törene katılan bazı öğretmen ve öğrencilerin yakalarına Çelik'in fotoğrafını taktıkları görüldü. Çelik için bazı öğretmen arkadaşları da Kur'an-ı Kerim okudu.
Tören alanındaki öğretmenler, "Şiddete Dur De!" sloganıyla olaya tepkilerini gösterdi. İlçe Müftüsü Abdulselam Özdere, yaptığı tezkiye konuşmasının ardından helallik istediği ve dua ettiği Çelik'in cenaze namazını kıldırdı. Çelik'in cenazesi, teşrik tekbirleri, dua ve alkışlarla yarın öğle vakti kılınacak namazın ardından defnedileceği Konya'ya uğurlandı.
Eğitim sendikalarından, öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik için Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylem
Eğitim sendikaları, İstanbul’da öğrenci tarafından öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik için Milli Eğitim Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e, "Eğer okulun kapısına güvenlik koymuyorsan, sosyal hizmet desteğini sağlamıyorsan, öğretmenlerin tuttuğu raporların gereğini yapmıyorsan bu ölümün sorumlusu sizsiniz" diye tepki gösterdi. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak da "Yaşananların birinci derecede sorumlusu AKP iktidarı ve onun Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'dir" dedi.
Eğitim-İş, Eğitim Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen, Öğretmen Sendikası, Anadolu Eğitim Sendikası, Tüm Öğretmenler Sendikası ve Türk Eğitim Sendikası üyeleri, İstanbul'da bir öğrenci tarafından bıçaklı saldırıyla öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik için iş bırakma eylemi öncesi, Milli Eğitim Bakanlığı önünde açıklama yaptı.
Eğitim sendikalarının eylemine, CHP Gaziantep milletvekili Hasan Öztürkmen, CHP Ankara Milletvekili Aliye Ayşe Timisi, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Başkanı Orhan Yıldırım da destek verdi.
"Okullarda şiddete dur de! Artık yeter!" pankartı taşıyan gruptakiler, "Öğretmen düşmanı Yusuf Tekin istifa", "İş yerinde ölmek istemiyoruz", "Susma sustukça sıra sana gelecek" ve "Birleşe birleşe kazanacağız" sloganları attı.
Irmak: "Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur"
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, öğretmen Fatma Nur Çelik'in ailesine ve öğrencilerine başsağlığı dileyerek, şunları söyledi:
Bu saldırı asla münferit bir saldırı değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak kalıcı ve önleyici politikaları hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı, bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bu okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebiliyorsa, bu durum güvenlik mekanizmalarının yetersiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir. Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir, olamaz. Bütün bu yaşananların birinci derecede sorumlusu AKP iktidarı ve onun Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir. Peki, bu sorumluluk koltuğunda oturan bakanın bu sorunları çözeceğine dair umudumuz var mı? Onlarca, yüzlerce şiddet olayı yaşandı. Hangisi önlendi? Ya da önlenmesi için hangi irade gösterildi? 17 MESEM öğrencisi, gencecik çocuklar bu uygulamalarda can verdi. Hiç duydunuz mu bakanın bu ölümlere dair bir sözünü ya da yüzünde bir keder gördünüz mü? Bakın, daha dün neredeyse aynı saatlerde Adana Bekir Hanife Akata İlkokulu’nda bir velinin lise çağındaki çocuğu, başka bir veliyi kalbinden ve karnından bıçakladı. Ağır yaralı; belki şu saatlerde hayatını da kaybetmiş olabilir. Bu şekilde onlarca şiddet olayı yaşanıyor. Sadece basına yansıyanlar toplumun gündeminde yer alabiliyor.
Irmak: "Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez"
Irmak, Milli Eğitim Bakanlığı'na çağrıda bulunarak, okul güvenliği konusunda, bütünlüklü, bilimsel, katılımcı bir politikanın derhal hayata geçirilmesini, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirmesini, her okulda yeteri kadar, yeteri sayıda uzman personel görevlendirilmesini istedi. Başkan Irmak, "Sayın Bakan, okullara gönderdiğiniz imamların bu işleri önleyemediğini artık zihninize, beyninize yerleştirirseniz iyi edersiniz" dedi.
Öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik olayının tüm yönleriyle aydınlatılmasını isteyen Kemal Irmak, şöyle devam etti:
İhmali bulunanlar, ki bunların başında bakan Yusuf Tekin gelmektedir, tüm sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemeli. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamını talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya hep beraber devam edeceğiz. Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla bir kez daha eğiliyor. Benzer acıların bir daha yaşanmaması için birlikte mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi burada ifade ediyoruz.
Özbay: "Erdem göster, sorumluluk üstlen ve istifa et"
Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay da açıklama yaptıkları yerdeki polis barikatlarına tepki göstererek, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e, "Bu barikatları buraya kuracağınıza, güvensiz hale gelen okullara sahip çıksanız, hastanelere sahip çıksanız. Sayın Bakan, senin sorumluluğunda olan bir okulda, öğrencilerinin gözü önünde bir öğretmen öldürüldü. Senin kapının önüne bu ülkenin eğitim emekçileri yaklaştırılmazken, gerekli güvenlik tedbirlerine neden aynı hassasiyet gösterilmiyor?" diye sordu. Özbay, şunları söyledi:
Söylesene kamuoyuna, var mı tek bir okulunda, tek bir okulunda kamunun istihdam ettiği güvenlik personeli? Tek bir okulda var mı? Bugün okulların kapısında gördüğünüz bazı güvenlik personellerinin durumunu da en iyi sen biliyorsun. Okul aile birliklerinden verilen parayla orada duruyorlar. Yani kapıda tek bir kadrolu güvenlik yok. Tek bir kontrol mekanizması yok. Okulda rehberlik hizmetini yapacak rehber öğretmen sayısı ile öğrenci sayısı gerçekten işin gerektirdiği orantıda değil. Tespit edilen risklere yönelik bir sosyal hizmet destek ağı yok. Şimdi gerçekten bunca insanın, bir öğretmen öldürüldüğünde bunun münferit bir olay olduğuna, tek bir faili olduğuna inanmamızı mı istiyorsunuz? İnanmıyoruz. Çok net söylüyoruz, eğer alışveriş merkezlerini koruyor, okulu koruyamıyorsan, kendi makamına çelik barikatlar kurduruyor ama okulda öğretmene, çocuğa sahip çıkmıyorsan, hani dedin ya erdem, değer, saygı diye, erdem göster, sorumluluk üstlen ve istifa et.
Özbay:"Öğretmenimiz göz göre göre öldürüldü ve bunun sorumlusu çok net bir şekilde sizsiniz"
Okullarda çocuklarımızın açlığına ve yoksulluğuna şahitlik ediyoruz. Ailelerinin yaşadığı yoksulluk nedeniyle ortaya çıkan psikolojik sorunlara şahitlik ediyoruz. Çocuğun gelecek umudu kalmadığı için okul ortamında akranlarıyla ve öğretmenleriyle yaşadığı sorunlara şahitlik ediyoruz. Diyoruz ki asıl bu sorunları ortadan kaldırmaya kafa yormak gerekirken, bununla ilgili hiçbir sorumluluk üstlenmediğini biliyoruz. Sayın Bakan, okullara güvenlik görevlisi koymamışsın. Temizlik görevlisi koymadın. Yemek vermedin ama biliyoruz ki en son İstanbul’da yaşanan olayda rehber öğretmenlerimizin tutanakları var, tespitleri var, öğretmenimizin uyarısı var. Öğretmenimiz göz göre göre öldürüldü ve bunun sorumlusu çok net bir şekilde sizsiniz. Milli Eğitim Bakanlığı’nı yönetiyorsan, senin kapında güvenlik varsa bu ülkenin çocuklarının kapısında da güvenlik olacak. İcazet aldığın Cumhurbaşkanına da diyeceksin ki okullar, en güvenli olması gereken yerler artık güvenli değil. Çocuklar ölüyor, öğretmenler ölüyor. Eğer okulun kapısına güvenlik koymuyorsan, sosyal hizmet desteğini sağlamıyorsan, öğretmenlerin tuttuğu raporların gereğini yapmıyorsan bu ölümün sorumlusu sizsiniz.
AA, ANKA