Küresel iştah haritasının yeni gözdesi lif. Z kuşağının er meydanı Tik Tok “lif” trendiyle kasıp kavruluyor. Stratejist Sherry Frey’e göre “genç neslin sindirim sağlığı, zindelik, daha iyi cilt ve gelişmiş beyin fonksiyonları beklentisi lif trendini büyütüyor.” Dataessential’a göre “tüketicilerin yüzde 42’si yüksek lifli gıdaların daha sağlıklı olduğunu düşünüyor.” Proteinin tahtını sallayamasa da lif de emin adımlarla küresel beslenme pazarına girdi. Dünya protein ve lif üzerinden yeni bir ekonomik ve stratejik rekabet alanı kurarken, Türkiye üretim, teknoloji ve katma değer tarafında sıkışıp kalmış durumda.
Türkiye’nin Protein Rekoltesi Ne Kadar?
Dünya protein ve lif çılgınlığı yaşarken Türkiye’de protein denilince akla baklagiller geliyor. Lifli sebze meyveler fiyatları yüzünden lüks olmak üzere. Türkiye geniş tarım arazilerine sahip olsa da ürünlerimizin protein değeri düşük. 2024’de 575 bin ton olan nohut 2025’de 413 bin tona, kuru fasulye 279 bin tondan 247 bin tona geriledi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar’a göre, “1990’dan bu yana baklagil ekim alanı yüzde 56,6, üretimi yüzde 33,2 düştü. 1990’da 20,3 milyon hektardaki üretimin 8,7 milyon dekara gerilemesine rağmen miktarın daha az düşmesi giderek artan verim sayesinde.
Baklagil Üretimi Artıyor mu?
2016 ile 2024 yılları arasında yapılan yoğun çalışmalar sayesinde üretim tekrar yüzde 24,5 oranında artırılarak 1 milyon 345 bin tona çıkarıldı. Son 10 yılda toplamda 5 milyonluk baklagil ithalatına 3 milyar 629 milyon dolar para ödendi. Türkiye’nin en önemli protein kaynağına giden milyarlarca dolar. Dünya liften, proteinden devasa ekonomiler yaratırken biz hala standart kuru fasulye pilav, nohut, mercimek yemekleriyle protein almaya çalışıyor onu da ithal ediyoruz. Çok yakın gelecekte buğday rekoltesinden çok protein /lif rekoltesi ölçülecek. TMO hâlihazırda buğday fiyatlarını protein değerine göre belirliyor.
Daha Çok Para Harcıyor Daha Kötü Besleniyoruz
Nature’da yayınlanan bir makaleye göre, atmosferdeki CO2 seviyelerinin artması nedeniyle buğday, pirinç, baklagiller ve bazı tarım ürünlerinin protein, demir oranı yüzde 3 ile 17 arasında düştü. Sebzeler daha hızlı büyüyor, protein değerleri düşüyor. Aynı parayı ödüyor daha az protein satın alıyoruz. Sonuç gizli açlık, yetersiz beslenme. FAO’ya göre gizli açlığın küresel ekonomiye yıllık maliyeti 3 trilyon dolar. Tarımın verim hedefinde artık miktardan çok nitelik var.
Lif Pazarı Büyürken Protein Pazarı da Hız Kesmiyor
Bitki bazlı proteinler, süt proteinleri, bezelye proteini, fermente mikrobiyal proteinler küresel protein pazarının ana sürükleyicileri. Protein konusu sadece bir beslenme tercihi değil, aynı zamanda ekonomik, teknolojik ve hatta jeopolitik bir mesele. NielsenIQ verileri, yüksek proteinli atıştırmalık ve içecek pazarında yıllık yüzde 10 büyüme olduğunu gösteriyor. Süpermarket raflarında, proteinli yoğurt, dondurma, cips, kahve en önde.
Danone, ABD’deki talebi karşılayacak kadar yüksek proteinli yoğurt üretemiyor. Şirket yetkililerine göre, “Danone yeteri kadar proteinli yoğurt üretemediği için tesislerini genişletme kararı aldı.” Chobani protein pazarının keyfini sürenlerden, satışları hızla yükseliyor.
Yüzyılın Savaşları Gıdadan Değil Proteinden Çıkıyor
Protein kelimesi, uygarlıkları yok edebilecek kadar güçlü. Küresel protein pazarı 3 trilyonu geçmek üzere. İklim kaynaklı eksik proteinli gıda ürünleriyle beslenmenin yarattığı gizli açığın gezegene yıllık maliyeti 300 milyar dolar. Yeni teknolojilerin odağında, protein var. Protein sadece baklagillerin içinde saklı değil. Proteinli dondurma, gofret, süt her birinin içindeki protein takviyesi mikroalg, mantar, süt gibi zengin protein kaynaklarından ileri teknoloji ile elde ediliyor.
Yerli ve Milli Protein /Lif Üretmeliyiz
Milky Royal, Aydın’da “ilaç hassasiyetinde gıda üretiyoruz” dedikleri tesiste süt tozu, peynir altı suyu /proteini gibi ürünleri üretiyor. 20 yıl önce “Türkiye’nin protein şirketi olmayı hedefliyoruz” diyen Matlı Grup protein üretiyor. Türkiye her yıl milyonlarca dolar protein, aminoasit, enzim ithal ediyor. Merdiven altı proteinciler bile var. Enzimler, proteinlerin hayvan yemlerinden sporcu içeceklerine, bebek mamalarından kozmetik ürünlere yüzlerce kullanım alanı var. Yıllık 200 milyon dolardan fazla ithalat yapılıyor. Yerli üretim çok düşük.
Huzur İçin Protein Lif
Dünya artık her gıdanın içine saf protein ekliyor. Uzmanlar bağırsakları ikinci beyin ilan ettiğinden beri yatırımlar artık lifli gıdalara yapılıyor. Sadece bağırsaklar değil ruhumuzda arafta, ne yesek mutlu etmiyor, ne içsek sızılarımızı dindirmiyor. Bakliyat üretim geleneği bu kadar güçlü bir ülke olarak dünya protein pazarında güçlü aktör olmamak teknoloji, AR-GE ve öncelik eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre lif alımı hala çok düşük. Harvard School of Puplic Health’a göre “CO2 kaynaklı besin yoğunluğu kaybı, 2050’ye kadar 150 milyondan fazla insanı demir, çinko eksikliğiyle yüz yüze bırakacak.” Mevzu, şımarık homosapiensin protein, lif iştahından çok öte, ölüm kalım meselesi, Türkiye için de fırsat demek.
Proteine Yatırım Yapmayanların Sağlık Harcaması Artıyor
Proteine, life sadece insanlar ihtiyaç duymuyor, hayvanlar da ihtiyaç duyuyor. Türkiye, hayvan yemlerinde büyük ölçüde dışa bağımlı, tahıllarımızın protein değeri düşük. Savaşlar artık bağırsak sağlığıyla, amino asit zincirleriyle, fermantasyon tanklarıyla yapılan bir rekabetle sınanıyor.
Gıda İlaçtır
Precision fermentation ile mikroorganizmalardan özelleştirilmiş protein üretimi, hücre kültürüyle et ve süt üretimi, kişiselleştirilmiş beslenme algoritmaları, önümüzdeki yılın gıdadaki kırılma noktaları. ABD çoktan gıdayı ilaç olarak reçete eden beslenme programlarını başlattı. Bu dönüşüm yalnızca tarımı değil, biyoteknolojiyi, yazılımı, enerjiyi ve dış ticareti etkileyecek düzeyde. Gençleri kırsala davet edeceğimize kırsalda biyoteknoloji laboratuvarları kurup Türkiye’yi dünyanın protein üssü yapsak daha anlamlı olmaz mı?
Beslenmede Fırtına Kopuyor
Amerika, ABD’yi yeniden sağlıklı hale getir “MAHA” programı kapsamında protein ihtiyacının yüzde 50 artıracağını duyurdu. Artık ambalajlarda protein yanında çok fazla lif vurgusu göreceğiz. McDonalds CEO’su Chris Kempczinski de “2026’da baklagiller ve fasulyeden yapılan krakerler ve cipslerin popüler olacağına dikkat çekiyor. Tüketicilerin yüzde 40’i yüksek protein için daha fazla para harcamaya gönüllü.
Proteinli Kahveler Demleniyor
Dünyanın son çılgınlığı proteinli kahveler. 2025’de kahve zincirlerinde en çok, “proteince zenginleştirilmiş latteler, bağışıklık sistemini güçlendiren gazlı içecekler satıldı. Tüketicilerin yüzde 35’i proteince zenginleştirilmiş kahveler istiyor.
Sağlık, Esenlik Marketingi
Peynir altı suyu izolatları, kolajen peptitler, maya, bakteri kaynaklı proteinlere olan ilgi giderek artarken. Kara sinek, un kurdu gibi böcek proteinlerinin de gıdadan gübreye pek çok alanda kullanımı yükseliyor. Küresel sağlık ve esenlik pazarının önümüzdeki beş yılda 1,3 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.
Şimdi Moda Adaptogenler, Nootropikler
Alkollü içecek pazarı daralıyor. Reishi mantarı, Aslan yelesi, stresi azaltan bitkilerden üretilen adaptogen içecekler, proteinli dondurmalar, Antep fıstığı sütü gibi ürünlerin dünya pazarlarındaki yükselişi Türk tarımında markalaşmaya yönelik odak noktalarını gözler önüne seriyor.
Laboratuvarlarda Geleceğin Gıdaları Pişiyor
Küresel beslenme kültürü her yönüyle sınanıyor. Bir tarafta temel besin ve proteine ulaşmaya çalışan erişemediği için karbon kafalı çocuklar kavramıyla üretkenlik kaybı yaşayan yoksul ülkeler. Diğer tarafta daha fazla protein ve lif peşine düşmüş yakası rengarenk boomerlar var. Küresel gıda markalarının laboratuvarlarında protein ve lifçe zenginleştirilmiş atıştırmalıkların ve içeceklerin geleceği pişiriliyor.
Velhasıl, beslenmede güçlü bir fırtına kopuyor. Mesele, yalnızca daha çok üretmek değil, daha nitelikli, daha yoğun ve daha katma değerli üretmek. Dünya protein ve lif üzerinden yeni bir rekabet sahası kuruyor. Artık tarım politikaları ton üzerinden değil, gram protein ve lif üzerinden konuşulacak. Türkiye için kritik soru, baklagil, kuruyemiş ve tahıl zenginliğini sadece ham madde olarak mı satacak, yoksa bu küresel dönüşümü okuyup biyoteknoloji, yem stratejisi, fonksiyonel gıda ve markalı ürün yatırımlarıyla değer zincirinin üst basamaklarına mı tırmanacak?
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish