Trump’ın Davos konuşması, realizm ve Türkiye için Arktik formül

Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Aslında bir hayli düşündüm, o kadar çok Trump, Grönland, Arktik vb. yazmışım ki, yazabileceklerim yeni bir şey olmayacak, tekrardan öte gidemeyeceğim… Ben de önce bazı hatırlatmaları yapmakla yetineyim dedim; çünkü dünya düzeninde çok önemli değişiklikler olurken, bunun jeopolitik yansımalarını realist pencereden göstermek görevim. Buna bir de pek akla getirilmeyen öneriyi eklemek istedim: Realist bakışla Türkiye için neyi önermeliyim? Buna bir tarih de verdim: 2030-2040. İşte bu makalede bunları okuyacaksınız.

Trump'ın 21 Ocak 2026 Davos Konuşması

Grönland'ı "dünya koruması için" ABD'ye almak istediğini tekrarladı, "zorla olmayacak" diyerek yumuşattı ama "hayır derseniz hatırlarız" tehdidiyle baskı yaptı. Avrupa'yı (göç, enerji, NATO yük paylaşımı) sert eleştirdi, ABD'nin "güçle barış sağladığı"nı vurguladı, hidrokarbon/nükleer enerjiye odaklandı, rüzgâr enerjisini "aptallık" diye niteledi. 

Genele bakarsak, ABD hegemonik dönüşü, "işlemsel diplomasi" ve Arktik/Kuzey Kutbu'nda Çin-Rusya'ya karşı dominasyon, diyebiliriz.

Benim bugüne dek yazdıklarıma baktım. Son olanlardan başlayayım. Bunları Trump'ın bugünkü söyledikleriyle karşılaştırdım.

  1. Grönland'ın stratejik değeri (nadir toprak elementleri değil, savunma/Arktik hakimiyeti): "Grönland stratejik konuma sahip, Kuzey Kutbu'nda Çin-Rusya tehdidine karşı hazırlık şart" şeklinde; Trump "dünyayı korumak için bir parça buz", "ABD korur hem kendini hem Avrupa'yı", "buz parçası ama 100 feet kazmak lazım" diyor.
  2. Avrupa'nın yetersizliği ve NATO yükü: Avrupa'ya "uyuyorsunuz, Kuzey Denizi enerjisinde bir şey yapmıyor" diye eleştiri getiriliyor; Trump, Avrupa'ya göç/şehirler üzerinden veryansın ediyor, NATO'da "ABD çok veriyor, az alıyor" diyor.
  3. ABD'nin silahlanma/teknoloji dominasyonu ve enerji politikası: "Silahlanmak, teknolojik-silah ile dominasyon ABD’nin önceliği" ve "hidrokarbon ve nükleer ilerliyor"; Trump "ABD ekonomisi başarılı, hidrokarbon/AI önemli, rüzgâr aptallık" diyor.
  4. Genel çerçevede anladığım şu: "Bir Dünya Savaşı’na hazır olma dönemini" ve "ABD geri döndü" anlayışını görüyorum. Trump "ABD geri döndü, en büyük, en güçlü" diyor.

 

Daha önce yazdım (Independent Türkçe'de: "Trump yönetiminin dış politikası: Realizmin zaferi mi, kontrollü kaos mu?" ve "Trump'ın stratejisi, doktrini, savaşı ve Venezuela" makaleleri), bugün farklı bir şey görmedim. Trump'ın bugünkü konuşması, benin öngördüğün "realist güç kullanımı, hegemonik tutum, Arktik baskısı" ile neredeyse birebir eşleşiyor; sürpriz yok, doğrulama var.

Uluslararası Toplumun İkiye Bölünmesi Karşılaştırması

Dünya, Trump sonrası için net ikiye ayrılmış görünüyor: 

  1. Benim yakın olduğum realist/işlemsel görüştekiler: "Trump ne söylediyse yapıyor, yeni dünya düzeninin gerçekliği bu" diyor. Bu kesim (yani çoğunlukla ABD iç hizipleri, bazı Asya/Orta Doğu realistleri ve benim gibi jeopolitik yazarlar), Trump'ı "güç dengesi"nin somutlaştırılması olarak görüyor. Grönland hamlesi "kontrollü kaos"un parçası; liberal düzen çöktü, büyük güçler nüfuz alanlarını netleştiriyor. "Kurallar temelli düzenin sonu", "Arktik askerileşme", "işlemsel diplomasi hakimiyeti"; bunlar “Trump'ın zaferi” olarak okunuyor.
  2. Liberal/uluslararası hukukçu kesim, AB liderleri, bazı NATO üyeleri: "Uluslararası düzeni yıktırmamak adına Trump'ı eleştiriyor". Grönland'ı "egemenlik ihlali", "NATO'yu tehdit", "güç haklı kılar" mantığı olarak görüyorlar. Davos'ta sert tepki (Danimarka "nankör" diye anılıyor ama direniyor), "tarifelerle baskı DTÖ ihlali", "emperyalizm" suçlamaları yükseliyor. Bu kesim, benim "liberal düzenin çöküşüne doğru" tezimi doğrulasa da onlar "yıkılmasın" diye direniyor.

Bir kez daha ortaya çıkan husus şu, tezlerim net realist: Trump'ın yaklaşımı "realizmin zaferi", “kontrollü kaos” ile yönetilen bir dünya ve bu, en azından yakın zaman için kaçınılmaz. Liberal eleştiriler ise "illüzyon"; güç dengesi olmadan düzen olmaz.

Bir kez daha ortaya çıktığı üzere Trump tezlerimi realizmin gereği açıklıyorum. Tezlerim klasik realizm (Morgenthau, Waltz) üzerine kuruludur. Bu nedir? Devletler güç maksimizasyonu yapar, anarşik sistemde güvenlik ancak güç dengesiyle sağlanır. Liberal düzen (kurumlar, kurallar) illüzyon; büyük güç rekabeti kalıcı.

Tezlerim ile Trump’ın Davos konuşması karşılaştırması için vereceğim referansları aşağıya listeledim. 

"Liberal düzenin gerilemesi/çöküşü": Realizmin zaferi (makale: "Jeopolitik tezler, realizm, liberal düzenin gerilemesi ve bölgesel dinamikler", Independent Türkçe, 2025).

Trump'ın "kaos stratejisi" ve sert güç kullanımı: Kontrollü kaos ve hegemonik tutum (makaleler: "Trump’ın gücü kullanma biçimi", "Trump yönetiminin dış politikası: Realizmin zaferi mi, kontrollü kaos mu?", "Trump'ın stratejisi, doktrini, savaşı ve Venezuela").

"Politik Uyanış: Stratejik Güç Birikimi ve Akılcılık Üzerine" (2024): Stratejik özerklik, güç birikimi, realist vizyon (2040 vizyonunda büyük güç rekabeti kalıcılaşır).

"Polemoloji: Savaş Bilimi ile Küresel Güvenlik Analizi": Hibrit üstünlük, teknolojik dominasyon (Trump'ın AI/hidrokarbon vurgusuyla örtüşür).

"Türklerin jeopolitiği ve vizyonu" (2025): Ulus-devlet bilinci ve realist güç politikası.

Arktik Jeopolitiği Meselesi

Türkiye'de Arktik jeopolitiği (Kuzey Kutbu, Grönland, buz erimesi sonrası rotalar, nadir topraklar, büyük güç rekabeti) konusunu ilk ve en tutarlı şekilde ele alan isimlerden biriyim. Hem kitaplarımda hem makalelerimde bu konu erken dönemde (2023 öncesi bile) stratejik olarak işlendi, realizm çerçevesinde öngörülen konular var, ortada.

Arktik/Kuzey Kutbu tezlerimin kronolojik ve tematik özeti şöyle:

Önce şunu söyleyeyim, çalışmalarım, klasik jeopolitik teorilerden (Mackinder, Spykman) günümüze evrilen "yeni sınır" olarak Arktik bölgeyi konumlandırır: Küresel ısınma, buz erimesi, yeni deniz rotaları (Kuzey Deniz Yolu), enerji/mineral kaynakları, askerileşme ve Çin-Rusya-ABD üçgeninde güç mücadelesi. Bu tezler, liberal düzenin çöküşüne paralel olarak "kontrollü kaos" ve hegemonik rekabetin yeni alanı olarak Arktik'i işaret etmektedir.

2023 Temmuz'unda X'te, Gulf Stream’ın çöküşünü ve Kuzey Kutbu’nun canlı türleri etkileşimini tartıştım; iklim jeopolitiğinin askeri/stratejik boyutunu vurguladım.

2025 Ocak'ta Grönland'ı detaylı analiz ettim: Trump'ın talebi stratejik hamlesini, Thule Üssü'nün tarihini, Inuit halkını, buz erimesi sonrası kaynakları, Atlantik-Pasifik bağlantısını (%40 kısalma), Rusya'nın kıyı üstünlüğünü, NATO'nun İskandinav genişlemesiyle Arktik kapısını anlattım. Bu, Trump'ın 2026 Davos konuşmasındaki "buz parçası ama savunma için şart" tezine birebir öncülük ediyor.

Politik Uyanış: Stratejik Güç Birikimi ve Akılcılık Üzerine (2024): Stratejik özerklik ve güç birikimi bağlamında Arktik, büyük güç rekabetinin kalıcılaşan alanı olarak geçiyor (2040 vizyonunda Arktik petropolitik ve hibrit üstünlük).

Polemoloji: Savaş Bilimi ile Küresel Güvenlik Analizi (2022-2023): Hibrit savaş, teknolojik dominasyon ve yeni alanlar (Arktik dahil) askeri strateji tezlerinde tampon bölgeler olarak işleniyor (örneğin Çin-Rusya ortak Arktik tatbikatları örnek).

Kitaplarımda uzay jeopolitiğiyle paralel Arktik, "yeni mavi rekabet" alanı ve Atlantik'ten Pasifik'e kuzey-güney ekseninde genişleyen güç mücadelesi yer alıyor.

"Jeopolitik değişim ve güç mücadelesinin yeni alanları" başlıklı makale: Kuzey Kutbu'nda Rusya-ABD-Çin rekabeti, Sibirya erimesi, küresel ticaret yolları.

"Büyük güçlerin arka bahçelerine müdahale stratejileri" başlıklı makale (8 Ocak 2026): Arktik Bölge deniz trafik alanları arasında (Panama, Süveyş vb. ile), Çin'in Grönland dahil yatırımları.

"Askeri stratejik tezler" başlıklı makale (14 Aralık 2025): Coğrafi ara bölgeler (Arktik dahil) kalıcı ileri savunma hattı; Çin-Rusya Arktik tatbikatları örnek.

"Trump'ın gücü kullanma biçimi" başlıklı makale (20 Ocak 2026): Arktik (Grönland talebi) neo-Monroe Doktrini kapsamında hakimiyet alanı.

Bu tezler jeopolitikte Türkiye'de öncüdür. Çoğu yazar iklim veya hukuk kalırken, ben jeopolitik-realist merkezden (güç dengesi, hegemonik tutum, işlemsel diplomasi) ele aldım. Trump'ın bugünkü konuşması (Grönland savunma, Çin-Rusya tehdidi, hidrokarbon önceliği) benim 2025 başı Grönland analizimi teyit ediyor: "Stratejik konum, Avrupa'nın yetersizliği, ABD koruması" tam benim çizgim.

2030-2040 Arktik Jeopolitiği: Buz Erimesi Sonrası "Kutup İpek Yolu"nda Türkiye'nin Stratejik Konumu

Küresel ısınmanın hızlandırdığı buz erimesi, 2030-2040 döneminde Kuzey Kutbu'nu (Arktik) tam anlamıyla yeni bir jeopolitik merkez haline getirecek. Kuzey Deniz Yolu (Northern Sea Route – NSR), "Kutup İpek Yolu" olarak anılan rotalar, nadir toprak elementleri rezervleri, hidrokarbon ve kritik minerallerin erişilebilirliği, bölgeyi Atlantik-Pasifik arasında %30-40 kısalan ticaret koridoru yapacak. 

Trump'ın 21 Ocak 2026 Davos konuşmasında Grönland'ı "dünya koruması ve ulusal güvenlik" için yeniden talep etmesi ("güç kullanmam ama hatırlayacağız" tehdidiyle yumuşatılmış baskısı) bu dönüşümün hızlandığını gösteriyor. ABD hegemonik dönüş peşinde; Rusya NSR'yi militarize ediyor; Çin "Kutup İpek Yolu" vizyonuyla yatırımlarını derinleştiriyor.

Türkiye, Arktik Konseyi'nde 2013'ten beri gözlemci statüsüne sahip olsa da, pasif kalmakta ısrar ediyor. Oysa realizmin gereği, büyük güç rekabetinin yayıldığı her alanda stratejik özerklik ve güç birikimi arayışıdır. 

Yukarıda verdiğim referanslarda yer alan tezlerimde Arktik'i "yeni sınır" olarak konumlandırdım: Hibrit üstünlük, teknolojik dominasyon ve güç dengesi burada kalıcılaşacak. Trump'ın hamlesi tezlerimi doğruluyor. 

Şimdi soru: Türkiye 2030-2040'ta Pasifik-Atlantik köprüsü olarak nasıl konumlanır ve ne gibi kazanımlar elde eder?

1. 2030-2040 Senaryosu: Arktik'in Jeopolitik Dönüşümü

  •  Buz erimesi ve rotalar: NSR'nin yıllık navigasyon süresi 2030'da 150 güne, 2040'ta 200+ güne çıkacak. Süveyş/Panama'ya alternatif olarak küresel ticaretin %5-10'u buraya kayacak. "Kutup İpek Yolu" Çin-Rusya ortaklığında şekillenecek; LNG tankerleri, yük taşıyıcılar artacak.
  • Kaynak rekabeti: Nadir topraklar (lityum, kobalt, neodimyum) Çin hakimiyetini kıracak yeni rezervler açılacak. Hidrokarbon (Yamal LNG gibi) ve nükleer enerji ön planda kalacak. Trump'ın "rüzgâr aptallık, hidrokarbon/nükleer ilerliyor" vurgusu bu trendi teyit ediyor.
  • Askeri boyut: Rusya buz kırıcı filosunu (50+ gemi) genişletiyor; ABD Thule/Pituffik üssünü güçlendiriyor; NATO (Finlandiya/İsveç üyeliğiyle) Arktik kapısını tutuyor. Çin "yakın-Arktik devlet" olarak fiili varlık kuruyor. Kontrollü kaos hâkim: İşlemsel diplomasi, hibrit tehditler artacak.

2. Türkiye'nin Mevcut Durumu ve Fırsat Penceresi

Türkiye'nin Arktik Konseyi gözlemciliği bilimsel işbirliğiyle sınırlı kaldı. Ancak stratejik coğrafya (Boğazlar, TANAP-TürkAkım, Karadeniz-Pasifik bağlantısı) ve hibrit yetkinlikler (SİHA, deniz harp teknolojileri) avantaj sağlıyor. Trump'ın Avrupa'yı eleştirmesi ve NATO yük paylaşımı sorgulaması, Türkiye'ye "kuzey şemsiyesi" rolü için kaldıraç yaratıyor.

3. Türkiye'nin Potansiyel Kazanımları (2030-2040 Vizyonu)

Realist bakışla, pasiflik dışlanma getirir; aktiflik ise somut kazanımlar. Bu prensip üzerine inceleyelim:

  • Enerji ve Ticaret Koridorlarında Köprü Rolü: NSR'nin açılmasıyla Pasifik-Atlantik ticaretinde Türkiye "güney kuzey köprüsü" olur. TANAP-TürkAkım'ı Arktik LNG akışına entegre etmek: LNG terminalleri, depolama, yeniden ihracat. Kazanç: Enerji güvenliği artar, transit geliri yükselir, Avrupa'nın "şemsiye ihtiyacı" (göç, enerji, terör) Ankara'yı vazgeçilmez kılar.
  • Nadir Toprak ve Kritik Mineraller Tedarik Zincirinde Tarafsız Tedarikçi: Arktik rezervleri Çin hakimiyetini kıracak. Türkiye, Rusya/Çin dengesinde tarafsız konumunu kullanarak tedarik zincirine girer: Madencilik teknolojisi ihracı, işleme tesisleri. Kazanç: Yüksek teknolojili sanayi sıçraması, ihracat çeşitliliği, jeopolitik kaldıraç.
  • Hibrit ve Teknolojik Üstünlük İhracı: Polemoloji tezlerime göre hibrit savaş Arktik'te kritik. Türkiye'nin SİHA/elektronik harp, deniz güvenliği teknolojileri (buz kırıcı destekli filo unsurları) Rusya'ya alternatif olur. Çin'le ortak projeler mümkün. Kazanç: Savunma sanayii ihracatı patlar, Arktik'te fiili varlık (ortak tatbikatlar, teknoloji paylaşımı).
  • Diplomatik ve Stratejik Özerklik Kazanımları: Trump'ın "güç kullanmam ama..." yaklaşımına karşı Avrupa'ya kuzey enerjisi/güvenlik teklifi: Ankara, Arktik Konseyi'nde "Arktik-dışı girişimci" rolü üstlenir. BRICS+ veya alternatif yapılarla (Arktik+) dahil olur. Kazanç: NATO içinde vazgeçilmezlik artar, çok kutuplu dünyada dengeleyici güç olur.
  • (Uzun Vadeli Vizyon) Türk Jeopolitiğinin Kuzey Kanadı: Politik Uyanış kitabımda vurguladığım stratejik güç birikimi: Arktik'i "kuzey kanadı" yap. Ulus-devlet bilinci ve realist güç politikası ile 2040'ta Türkiye, Pasifik-Atlantik arasında köprü konumunu pekiştirir. Pasif kalınırsa fırsat kaçar; aktif olunursa küresel güç dengesinde sıçrama yaşanır.

 

Sonuçlar

  • Realizmin Gereği Oluyor! 

Trump'ın Grönland baskısı, NATO sorgulaması, enerji dominasyonu… Bunların hepsi "güç maksimizasyonu" ve "güvenlik ikilemi"nin doğal sonucu. Realizmin "gereği" oluyor: Liberalizm çöktü (bu yönde ilerleniyor), işlemsel güç politikası hâkim.

  • Fırsat mı, Risk mi? Karar Zamanı!

2030-2040 Arktik, realizmin en çıplak hali olacak: Güç maksimizasyonu, güvenlik ikilemi, işlemsel diplomasi. Trump'ın Grönland hamlesi buzdağının görünen yüzü. Türkiye için bu, pasif gözlemcilikten stratejik aktörlüğe geçiş fırsatı. Enerji rotaları, kritik mineraller, hibrit ihracat ve diplomatik kaldıraç; hepsi erişilebilir. Politika güncellemesi artık zorunluluk: Ankara'nın "stratejik özerklik" hamlesi, kuzeyde yeni bir sayfa açabilir. Yoksa büyük güçler arasında sıkışıp kalırız.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU