YouTube, Oscar törenini yayımlayarak Hollywood’u altın çağına döndürebilir mi?

Akademi Ödülleri'ni izleyenlerin sayısının azalmasıyla, internet tabanlı bir platformun ödül törenini canlı yayımlayıp sosyal medyaya yoğun biçimde klip basması Oscar’ın cazibesini artırabilir

(Reuters)

YouTube, Oscar törenini gerçekten kurtarmış olabilir mi? Dijital yayın devi, Tinseltown'ın (Hollywood’un Işıltılı Şehir anlamındaki takma adı -çn.) en büyük partisini 2029 itibarıyla canlı ve de ücretsiz yayımlama hakları için daha geleneksel yayıncıları geride bırakarak bu hafta (16 Aralık) anlaşma imzaladı. 

Bu, birçok açıdan tarihi bir an olup, 1976'dan beri yayın haklarını elinde bulunduran Disney'in sahibi olduğu ABC ile Oscar töreninin yarım asırlık ilişkisine son veriyor. Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi CEO'su Bill Kramer, bu adımın etkinliğin daha geniş ve uluslararası çapta bir izleyici kitlesine ulaşmasını sağlayacağını söyledi. Diğer yandan bu, televizyon endüstrisinin dijital yayıncılık platformlarının yarattığı karmaşaya karşı verdiği mücadelenin bir başka örneği.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

NBC'nin 1953'te ilk kez televizyonda yayımladığı Oscar töreni, geçen yıl küçük bir reyting artışı yaşadı ancak izleyici sayısı uzun süredir düşüşte. Donald Trump gibi önemli bir isim bile geçmişte izleyici sayısındaki düşüşle alay etmiş, 2018'de "TARİHİN en düşük reytingli Oscar töreni" diye övünmüştü. Bunun nedeni olarak "Artık büyük film yıldızlarımız yok Başkanınız hariç! (tabii ki şaka yapıyorum)!" demişti.

Gerçekten şaka mı yapıyordu peki? Örneğin, Birleşik Krallık'taki sinemaseverler Los Angeles'ta gerçekleşen töreni baştan sona izlemek için geç saatlere kadar uyanık kalabilir. Ancak kimin gerçekten bu üç saat süren bu kendini övme festivalini izleyecek zamanı veya isteği var ki? Çoğu kişi sadece en parlak ödüllerle (en iyi film, en iyi yönetmen ve oyunculuk ödülleri) ilgileniyor, yanına biraz da moda gafları ve ara sıra gelen ünlü sağ kroşesi ekledi mi tamamdır. 

Henüz 20 yıl önce kurulan YouTube için bu münhasır haklar, yayını kolay takip edilebilir kısa parçalara (kliplere) bölüp parçalayarak izleyici çekmek, reklam geliri kazanmak ve kendi premium paketini tanıtmak için bir fırsat sunuyor. Bu, dijital yayıncı açısından akıllıca bir iş kararı. Hollywood için de bir kazanç zira Amerikalıların ilgisinin azaldığı bir dönemde Amerikan film endüstrisinin izleyici kitlesini daha da küreselleştirme arzusu ve ihtiyacı var.


Los Angeles dışındaki tepelere devasa "Hollywoodland" tabelasının dikilmesinin üzerinden bir asırdan biraz daha uzun bir süre geçti ve sinema endüstrisinin bugünlerde endişelenecek çok şeyi var. Paramount'un Warner Bros'u agresifçe ele geçirme girişimi, anlaşma tamamlanırsa bir stüdyoyu oyun dışı bırakacak. Çalışanlar kaçınılmaz şekilde işlerinden olacak ve (muhtemelen) seçenekler de azalacak. En azından izleyiciler açısından Netflix'in rakip teklifi daha iyi olurdu. Ayrıca yapay zekanın yıpratıcı etkisi ve genel olarak sinemanın gerilemesi de var.

Disney'in Zootropolis 2'sinin (Zootopia 2) büyük başarısına rağmen, stüdyolar insanları sinemalara çekmekte giderek daha fazla zorlanıyor. Sinemaseverlere sunulan sıkıcı devam filmleri ve franchise yapımları, film eleştirmenlerinin topa tuttuğu stüdyolar kadar sinemaya giden izleyicilerden de kaynaklanıyor. Tüketiciler yeni ve özgün içeriklere yanaşmayınca stüdyolar da onların peşinden gitti. Biraz daha yaratıcı işler görmek isteyen bizler için zor bir durum. 

Nihayetinde geleceğin dijital yayın platformlarında olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak YouTube'un bu kazanımı, birkaç kişinin daha yaşadığı yerdeki sinemalara gitmesini ve özgün fikirlerin daha iyi karşılık bulmasını sağlarsa sinemaseverler için de bir kazanım olabilir.
 

independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Yasin Sofuoğlu

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU