HAMAS'ın İsrail'e yönelik operasyonu ne anlama geliyor?

Eski Türkiye'nin İsrail Büyükelçisi Dr. Oğuz Çelikkol ve Eski Los Angeles Başkonsolosu Gülru Gezer Independent Türkçe'nin sorularını yanıtladı

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf, İsrail'e karşı başlattıkları Aksa Tufanı'nın ilk aşamasında 5 bin roket ve havan fırlattıklarını duyurdu.

İsrail'in birçok bölgesi roket saldırılarıyla güne uyandı. 

Operasyonun ardından dünyanın gözü yeniden bölgenin üzerinde.

Sosyal medya ve haber ajanslarına yansıyan görüntülere bakılacak olursa İsrail'de bir panik havası olduğunu söylemek mümkün. 
 

WhatsApp Görsel 2023-10-07 saat 13.20.36_9936e663.jpg
Abluka altındaki Gazze Şeridi'nden İsrail bölgelerine giren Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, İsrail güçleriyle çatıştı. Grup, çatışma sırasında ele geçirdikleri İsrail askeri aracını Gazze'ye getirdi / Fotoğraf: AA


Gazze'den onlarca silahlı örgüt üyesinin ülkeye sızdığı haberleri geliyor.

Eski İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı Eli Maron, "İsrail ordusu nerede, polis nerede, güvenlik nerede?" diye soruyor.

Bu soruyu sormasından birkaç saat sonra İsrail ordusu abluka altındaki Gazze Şeridi'n saldırı başlattığını duyurdu.

"Savaş durumu alarmı" ilan edildi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da sosyal medya hesabından "Savaştayız ve kazanacağız" mesajı  verdi.
 


İzzeddin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde ise "Filistin halkımıza Aksa Tufanı savaşına katılmaları çağrısı yapıyoruz" dedi.

Aslına bakılacak olursa İsrail'i felaketin eşiğine getiren 1973 savaşının 50. yıl dönümünde ülke tartışmalı yargı reformu nedeniyle ikiye ayrılmış durumda. 

Son saldırının ise Tel Aviv'i iyice içinden çıkılmaz bir duruma sürükleyeceğini öne sürenler olduğu kadar iç politikada köşeye sıkışmış İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun işine yarayacağını düşünenler de var.

Peki son gelişmeleri diplomatik çerçevede nasıl okumalı? 

Eski Türkiye'nin İsrail Büyükelçisi Dr. Oğuz Çelikkol ve Eski Los Angeles Başkonsolosu Gülru Gezer son durum ile ilgili Independent Türkçe'nin sorularını yanıtladı. 

Meseleye genel bir bakış sunan ilk yorumlar aşağıda, an be an güncel gelişmeler ise Independent Türkçe'nin web sitesi ve sosyal medya hesaplarında.

SORU 1: Hamas'ın İsrail'e yönelik son operasyonu ne anlama geliyor?

Gülru Gezer:

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, hükümetini aşırı sağ ve ultra-Ortodoks siyasi partilerin koalisyonda yer almasıyla kurabilmişti. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, seçildikten 1-2 gün sonra Mescid-i Aksa'ya gitmişti. Geçtiğimiz günlerde yine tansiyon yükseldi. Yahudi yerleşimleri artıyor. Artık kimse iki devletli çözümden bahsetmiyor, sanki rafa kaldırılmış gibi. Maalesef Filistinlilerin de yaşam hakları giderek ellerinden alınıyor. Bu durum altında Hamas ile Gazze'yi birbirinden elbette ayırmak gerekiyor. Son dönemde artan gerginlik kapsamında herhalde bir mukabele aslında bekleniyordu. Operasyonun ardından İsrail ordusu savaş durumu ilan etti. İsrail misliyle mukabele edecektir buna. (EN: Röportajdan kısa bir süre sonra İsrail ordusu beklendiği gibi Gazze'ye yönelik operasyonu başlattı) 
 

gülru hanım.jpg
2003'te Dışişleri Bakanlığı’na giren Gülru Gezer, Avrupa Birliği Dairesi, Şam Büyükelçiliği, Moskova Büyükelçiliği, Türkiye’nin AB Daimi Temsilciliği’nde çalıştı; Dışişleri Müsteşarı Özel Kalem Müdürlüğü ve Bakan Yardımcısı Özel Kalem Müdürlüğü görevlerini üstlendi. 2014'te Los Angeles’a Başkonsolos olarak atanan Gezer, 2021'de Dışişleri Bakanlığı’ndan ayrıldı / Fotoğraf: Twitter


Bana soracak olursanız Filistinliler ile İsrail arasında uzlaşı sürecinin yeniden işletilmesi gerekiyor. Mısır’ın arabuluculuğunda süren ateşkes anlaşmasında somut bir ilerleme sağlamak mümkün olmadı, daha ziyade palyatif birtakım çözümler üzerinden gidildi. Süratli bir şekilde yeniden Filistin ve İsrail arasında iki devletli bir çözüm için aslında müzakere yolunun başlaması gerekir. Ancak dediğim gibi özellikle İsrail tarafından böyle bir yönelim yok. ABD de halihazırda bu meseleyi rafa kaldırmış vaziyette. Sadece sorulduğunda mutat olduğu üzere beyanlarda bulunuyorlar. ABD Başkanı Joe Biden'ın bölgeye yaptığı son ziyarette de kendisi açık bir şekilde aslında bunu belli etmişti. Bölgede gerginliğin tırmanması pek iyi bir durum değil. Biliyorsunuz Lübnan'ın güneyinde bulunan Ayn el-Hilve Kampı'nda da birtakım çatışmalar vardı. Bölgede tansiyon çok yüksek. 

Oğuz Çelikkol:

Ben açıkça bir yeni bir intifada bekliyordum. Çünkü İsrail giderek iki devletli çözümden uzaklaşıyor. Son saldırı Demir Kubbe’nin (EN: Demir Kubbe, İsrailli Rafael Advanced Defense Systems şirketi ve İsrail Havacılık ve Uzay Endüstrisi tarafından geliştirilmiş, taşınabilir bir hava savunma sistemi) tam işlemediğini gösteriyor. Bakın İsrail hapishanesinin de Filistinliler tarafından basıldığı yönünde haberler var. Bunlar tabii çok ciddi haberler... 

SORU 2: İsrail'de yargı reformu nedeniyle başlayan hükümet karşıtı protestolar uzun süredir devam ediyor. Son operasyonun iç güvenlik açısından İsrail Başbakanı Netanyahu'nun elini iç siyasette rahatlatabileceğini düşünenler kadar tam tersi “Artık bu hükümetin sonu geldi” görüşünü savunanlar da var. Ne dersiniz?

Gülru Gezer: 

Ben de operasyonun Netanyahu’nun iç siyasette işine yarayabileceğini düşünmedim değil. HAMAS’ın başlattığı bu operasyon muhakkak iç siyasette Netanyahu'nun elini güçlendirecek bir koz olacaktır. Bunu da Netanyahu çok usta bir siyasetçi olarak fevkalade iyi kullanacaktır maalesef.
 


Tartışmalı yargı reformundan bahsettiniz. Aylardır devam ediyor protestolar. Bu da Netanyahu'ya ilave bir gerekçe muhakkak verecektir. Hem Filistin'e yönelik olarak hem içerideki muhalefete yönelik olarak daha sert tedbirler alma yönünde... 

Oğuz Çelikkol: 

Tabii bunlar daha belli değil ama ümidim bundan sonraki seçimlerde İsrail'de hükümetin değişmesi yönünde. İsrail ikiye bölünmüş vaziyette. Bugünkü İsrail Cumhurbaşkanı Herzog Filistinlilerle diyalogdan yana değil mi? İki devletli çözüme destek veren bir kişiliği var. Netanyahu ise tam tersi… Hatta buna karşılık yeni yerleşim birimleri politikasıyla Batı Şeria'nın yavaş yavaş Yahudileştirilmesi yönündeki politikaları izliyor. O bakımdan ümit edelim ki; İsrail bu olaylardan sonra değişikliğe gider.
 

oğuz bey.jpg
1977'de Dışişleri'ne giren emekli diplomat Dr. Oğuz Çelikkol, Türkiye-İsrail arasındaki kriz döneminde Türkiye Cumhuriyeti'nin Tel Aviv büyükelçiliği görevini yürütüyordu / Fotoğraf: AA


Çünkü İsrail'in Gazze'ye yeni bir saldırısı masum bir sürü Filistinlinin hayatını kaybetmesine yol açacak. Bu da elbette İsrail'e desteğin, özellikle Amerika Birleşik Devletleri gibi Avrupa Birliği gibi yerlerdeki desteğin azalmasına yol açacak. Bunların İsrail kamuoyu tarafından görülmesi gerekiyor. İsrail'in güvenliğini Filistin sorununu çözmeden artık sağlamanın çok zor olduğu herhalde artık herkes bir kez daha görmüştür.

SORU 3: Türkiye'yle İsrail ilişkisinin yakınlaştığı, normalleşmeye başladığı bir dönemde Ankara’nın tutumu nasıl şekillenir sizce? 

Oğuz Çelikkol:

Dışişleri Bakanımızın yerinde olsaydım, İsrail’e karşı uluslararası bir tepkinin doğmasını beklerdim. Türkiye tek başına bütün Filistin-İsrail ilişkilerini değiştirecek bir güce sahip değil, bunu da göz ardı etmemek gerek. Türkiye'nin gücü ancak İsrail ve Filistin'le ilişkilerin devam ettirilmesine, iyileştirilmesine bağlı. Bu, Filistinlilere yardım konusunda da geçerli. 
 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)


Gülru Gezer:

Biliyorsunuz geçmişten bu yana Türk-İsrail ilişkileri İsrail-Filistin ihtilafına endekslenmiştir. Ne zaman İsrail'le Filistin arasında bir gerginlik olmuşsa veya İsrail Filistin'e yönelik olumsuz bir tasarrufta bulunmuşsa o zaman Türkiye diplomatik ilişkilerini ya asgariye indirmiş ya büyükelçisini çekmiştir. Gelinen noktada, özellikle son dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerini İsrail-Filistin ihtilafından gerçekten ayırma yönünde karşılıklı bir niyet vardı.
 


Mescid-i Aksa’ya yönelik artan provokatif eylemler çerçevesinde Türkiye net bir tutum zaten sergiliyor. Önümüzdeki hafta biliyorsunuz Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar'ın İsrail’e gitme durumu vardı. Bir yandan Türkiye-İsrail arasında önemli projelerin gündeme geldiği, iş birliğinin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Elbette İsrail'in HAMAS'ın operasyonuna vereceği yanıtın ölçüsünün ne olduğunu görmekte fayda var. Eğer misliyle mukabele edip sivilleri hedef alacak bir durum oluşursa Türkiye'nin buna kayıtsız kalması kuşkusuz mümkün olamaz. Ama Türkiye son dönemde biraz daha açık, doğrudan İsrail'i karşısına almayan ve iki taraf arasındaki ihtilafı Türkiye-İsrail ilişkilerinden ayırmaya yönelik bir siyaset güdüyor. Dediğim gibi İsrail’in vereceği cevaba göre muhakkak Türkiye de ona göre orantılı bir açıklamada bulunacaktır.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU