Abdülhamid, Yahudilere Kudüs yerine Irak'ı teklif etti

Sultan Abdülhamid'in kesinlikle Kudüs'ü ihmal etmesi söz konusu değildi; ama TV dizilerinde anlatılan Sultan, tamamen bir hayal ürünü. Gerçek Abdülhamid Yahudileri kaybetmeyi asla göze almazdı

Sultan İkinci Abdülhamid, tahta çıkması beklenmeyen bir şehzadeydi. Bu yüzden diğer şehzadelere göre nispeten özgür yetiştirilmişti.

Başta Mısır olmak üzere birçok yurtdışı seyahati gerçekleştirmişti. Ticaretle uğraşmış borsada hayli para kazanmıştı. Kaderin cilvesi Sultan Hamid'e tahtın yollarını açmıştı.

Tahta çıkışı ise kendisi için tam bir travma olmuştu. Amcası Sultan Abdülaziz hâl edildikten sonra şüpheli bir biçimde ölmüş, büyük ağabeyi Sultan Beşinci Murad tahta çıktıktan kısa bir süre sonra ruh sağlığını tamamen kaybetmiş ve tahttan indirilmişti. 

Daha da kötüsü Sultan Hamid, Mithat Paşa'nın kontrolünde olan hükümette 93 Harbi'ne şahit olmuş, devlet adamlarının yanlış kararlarının nasıl büyük felaketlere sebep olduğunu görmüştü.

Lakin onu büyük bir şüphe sarmalına sürükleyecek vaka ise Ali Suavi'nin gerçekleştirdiği Çırağan Baskını'ydı.

Cübbesi ve sarığıyla aykırı fikirleri ile tanınan Galatasaray Lisesi eski müdürü Ali Suavi 93 Harbi sonrası İstanbul'da mülteci durumuna düşmüş Müslüman ahaliyi yanına alarak Çırağan Saray'ını basmış ve burada gözetim altında bulunan Sultan Beşinci Murat'ı tahta çıkarmaya teşebbüs etmişti.

Ali Suavi, Yedi Sekiz Hasan Paşa'nın kafasına vurduğu bir sopa darbesiyle ölmesi darbe teşebbüsünün akamete uğratmıştı.
 

A bdülhamid.jpg
Sultan II. Abdülhamid / Fotoğraf: Wikipedia

 

Bu hadise sonrası Sultan Abdülhamid sonunun amcası Abdülaziz gibi olacağından endişe ederek yanlış kararlar almıştı.

Sultan, olası bir darbe girişimini engellemek, kendisi ve ailesini koruması için İngiliz Büyükelçisi aracılığıyla Birleşik Krallık'tan yardım talep etmişti.

Bu talep Osmanlı'ya pahalıya mâl olmuştu. İngiliz zırhlıları İstanbul Boğazına demir atmış, ardından vehmin sebep olduğu krizlerden birisinde Kıbrıs, İngilizlere tek kurşun atılmadan bırakılmıştı.

Sultan Abdülhamid sakinleşip, kendisine geldiğinde tabir-i caizse iş işten geçmişti. Ata yadigârı topraklar İngilizlere kaptırılmış bu durum Sultan Abdülhamid'i derin bir üzüntüye sevk etmişti.

Kâğıt üstünde Kıbrıs, Osmanlı toprağı olarak kalmışsa da fiili olarak İngilizlere geçmişti. 

Bu hadise Sultan'ın toprak politikalarında daha hassas davranmasına neden oldu. 
 

yahudi göçleri 1.jpg
Yahudi göçleri

 

Musevilere en yakın padişah Abdülhamid idi

Osmanlı Devleti tarih içerisinde Musevi vatandaşlarıyla yakın bir ilişki kurdu.

Musevi tebaanın Osmanlı'da kendilerini birinci derece vatandaş olarak görebilmeleri için devletin tüm kademelerinde görev almalarına imkân tanındı ve bilhassa ekonomik anlamda güçlenmeleri desteklendi.

Nitekim Siyonizm'le mücadeleyi devlet politikasına dönüştüren Sultan İkinci Abdülhamid döneminde dahi Musevi kökenli Nazır Paşalar önemli bir çoğunluğu oluşturuyordu.

Sultan Abdülhamid, sanıldığı gibi Avrupa ve Rusya'da büyük acılar çeken Yahudilerin Osmanlı topraklarına gelerek yerleşmelerine de karşı değildi.

Hatta Siyonizm'in en büyük destekçisi olarak kabul edilen Theodor Herzl ile Sultan Abdülhamid düşman olmadıkları gibi dost oldukları da söylenebilir. 

Nitekim Sultan Abdülhamid'in Herzl'i düşman olarak görmediğini gösteren en önemli delil, devletin en şerefli madalyalarından birisi olan Mecidiye Nişanı'nı Herzl'e takmasından da anlamak mümkün. 

Ayrıca, Yahudilerin İspanya'dan kurtarılarak Osmanlı topraklarına getirilmesinin 400. yılının tüm yurtta coşkuyla kutlanması talimatını veren de Sultan Abdülhamid'di.
 

theodor herzl 2.jpg
Theodor Herzl

 

Siyonistler ve Abdülhamid nasıl karşı karşıya geldi?

Herzl'in Sultan Abdülhamid'e yaptığı, Kudüs başta olmak üzere Filistin topraklarına yerleşme talebi de sanıldığının aksine evvela büyük bir tepki ile karşılanmadı; ama Sultan Abdülhamid bu teklifi kabul etmedi. 

Prof. Dr. Hüseyin Çelik ve Prof. Dr. Vahdettin Engin'in arşiv belgelerinde ortaya çıkarttığı üzere; Sultan Abdülhamid, değerli müttefikleri olarak gördüğü Avrupa Yahudilerini kaybetmemek adına onların Filistin teklifine hayır dese de Irak ve civarında (Mezopotamya) Yahudilerin birarada yerleşmelerine müsaade edeceğini de beyan ediyordu.

Siyonistler ise ekonomik olarak iflas etmiş Osmanlı'nın taleplerine karşı direnemeyeceğini düşünerek Kudüs başta olmak üzere Filistin'e yerleşme fikrini bir ülkü haline getirdi. 
 

 

Sultan Abdülhamid, Siyonistlerin bu tutumunu görmezden gelmemiş ve Avrupalı Yahudilere, Filistin konusunda cephe almıştı.

Nitekim devlet belgelerinden de anlaşılacağı üzere Padişah, Kudüs'e ziyarete dahi gelen her Yahudi'nin yakından izlenmesini emretmiş ve en önemlisi Filistin'deki satılıp alınan her karış toprağı yakından incelemişti. 

Sultan Abdülhamid, Filistin'deki toprakların Siyonistlere satılmasının önüne geçilmesi konusunda devlet memurlarına mütemadiyen talimatnameler göndertmiş, müspet vakıfların Kudüs'teki arazileri alması için desteklemiş ve Kudüs'te şüpheli gördüğü arazileri bizzat satın alarak şahsi mülküne eklemişti.

Belgelerden anlaşıldığı üzere Sultan Abdülhamid, tabiri caiz ise bilhassa Kudüs'te Siyonistlerle köşe kapmaca oynamıştı. 
 

theodor herzl 1.jpg
Theodor Herzl

 

Abdülhamid'den Kudüs'ün istenmesi resmi evrakta

Sultan Abdülhamid'den başta Kudüs başta olmak üzere Filistin bölgesinden para ve siyasi destek karşılığı toprak isteyen Theodor Herzl bu teklifi bir defaya mahsus yapmamıştı.

Herzl'in, zengin iş adamı ve medya patronu Mösyö Newlinsky'i Yıldız Sarayına göndererek Filistin'i istemesi resmi kayıtlara da geçecekti. 

Newlinsky, Girit'teki buhranı da fırsat bilerek Siyonistlerin bu masumane teklifini kabul etmeleri halinde Osmanlı'nın tüm dertlerinden kurtulacağını şu sözlerle bildirecekti:

Hükûmet-i Seniyye'nin ahvâl-i maliyesi Musevî sermayedârânın mu'âveneti olmadıkça ıslâh olunamayacakdır. Bu sermayedârân ise Hükûmet-i Osmaniyye'nin zîr-i idaresinde olarak Arz-ı Filistin'in bir kısmında müstemlekât tesisi müsaadesinden başka bir şey istemiyorlar. Cedd-i celîlü'şşân- ı cenâb-ı padişâhî Sultan Selim Hân Hazretleri vaktiyle memâlik-i garbiyye Musevîlerinin Memâlik-i şahane'ye gelmelerine müsaade buyurmuşlardı. Bu defa zât-ı şahane de Musevîlerin şu mes'ûlünü is'âf buyururlarsa hiçbir zarar görmezler. Çünkü Yahudiler politika ile asla iştigâl etmezler. Diğer tarafdan Hükûmet-i Seniyye müsaade-i matlûbeyi vermediği takdirde Yahudiler maksadlarýna başka yoldan başka vasýtalar ile nâil olacaklardır: Yahudilerin akıllı, servet sahibi olduklarını inde'l-hâce matbûâtla da iş görebileceklerini düşünmelidir.


Mösyö Newlinsky, sözlerinde özetle diyordu ki:

Filistin'i bize verin sizi tüm dertlerinizden kurtaralım. Bu sizi politik olarak da zora sokmaz; çünkü Yahudiler siyasetle uğraşan bir millet değildir, eğer ki siz Yahudilerin teklifini kabul etmezseniz, Yahudiler zaten bir yolunu bulup o toprakları alacaklar.

Abdulhamid'in bu sözlere ne cevap verdiği bilinmese de Kudüs'teki tedbirleri artırmasından anlaşıldığı üzere bu sözler Yıldız Sarayı'nda pek hoş karşılanmamıştı.


Sultan Abdülhamid Kudüs'ün toprak zenginiydi

Sultan Abdülhamid, özellikle Kudüs bölgesindeki toprak alışverişlerini yakından takip ediyordu. 

Siyonistlerin ve siyonizme yakın vakıfların buralardan toprak almasını engellemek için elinden geleni yapıyordu.

Bu minvalde bazı vakıfların bölgede arazileri satın almasına yardım ettiği gibi stratejik noktalardaki bazı arazileri bizzat satın alarak koruma altına almaya çalışıyordu.

Bu teşebbüs öyle bir noktaya varmıştı ki Filistin'in en büyük toprak zengini Sultan Abdülhamid olmuştu. 

Sultan Abdülhamid'in kesinlikle Kudüs'ü ihmal etmesi söz konusu değildi; ama TV dizilerinde anlatılan Sultan, tamamen bir hayal ürünü. Gerçek Abdülhamid Yahudileri kaybetmeyi asla göze almazdı.

Söylendiği gibi Theodor Herzl ile bir düşmanlıkları söz konusu değildi, hatta Herzl, Abdülhamid'i Yahudilerin manevi babası olarak takdim etti.

Sultan ise Herzl'i en yüksek şeref madalyası ile taltif etmektedir. İkilinin anlaşamadıkları konu toprak alıp vermek değil, toprağın lokasyonu ile alakalıydı.

 

 

*Daha ayrıntılı bir okuma için Devlet Arşivleri'nin hazırladığı “Osmanlı Belgelerinde Filistin” çalışması incelenebilir.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU