Latin Amerika'yı anlama kılavuzu (III): Şikago Çocukları ve Şili'nin büyük neoliberal dönüşümü

Dr. Batuhan Yıldız Independent Türkçe için yazdı

1957 dolaylarında Şikago Çocukları. (Soldan sağa) Luis Arturo Fuenzalida, Alberto Valdés, Larry Sjaastad, Pedro Jeftanovic ve Sergio de Castro / Fotoğraf: Chicago Boys

Siyasi düşünce tarihinin en “sorunlu” ürünlerinden biri olan ideolojiler, ilk bakışta sıradan insanların çok boyutlu etkileşimleri sonucu doğan, agora veya forum gibi kamusal alanlarda yeşertilen ve uzun günün sonunda yönetici elitler tarafından kitlelere sunulup onaylatılan masum düşünce setleri gibi gözükse de aslında bundan çok daha fazlasıdır. Çünkü pazarlaması yapılan iyi yapılan her ideoloji, hangi zümrelerin yükselişe geçeceğini, hangi güç odaklarının zayıflayacağını ve hangi çevrelerin geleceğe güvenle, hangilerinin ise kaygıyla bakacağını belirleyen bir “-izme” dönüşebilme potansiyeline sahiptir. İşte tam da bu noktada, bu haftaki yazımda çağımızın en tartışmalı felsefi topluluklardan biri olan Şikago Çocukları'nı (Chicago Boys), onların Şili ekonomisinde gerçekleştirdikleri “büyük neoliberal dönüşümü” ve bu başkalaşımın hem Güney Amerika hem de “gelişmekte olan ülkeler” üzerinde yarattığı sosyolojik tahribatı olabilecek en sade biçimde ele almaya çalışacağım.

Öyleyse başlayabiliriz.
 

1957 dolaylarında Şikago Çocukları. Soldan sağa Luis Arturo Fuenzalida, Alberto Valdés, Larry Sjaastad, Pedro Jeftanovic ve Sergio de Castro. Chicago Üniversitesi’nde eğitim alan bu iktisatçılar, ilerleyen yıllarda Şili’nin neoliberal dönüşümünde etkili o
1957 dolaylarında Şikago Çocukları. Soldan sağa Luis Arturo Fuenzalida, Alberto Valdés, Larry Sjaastad, Pedro Jeftanovic ve Sergio de Castro. Chicago Üniversitesi’nde eğitim alan bu iktisatçılar, ilerleyen yıllarda Şili’nin neoliberal dönüşümünde etkili oldu / Fotoğraf: Chicago Üniversitesi Fotoğraf Arşivi
​​​​​​

 

Bölüm 1: Şikago Çocukları'nın düşünce dünyası

Hatırlanacağı üzere, çağın en “hastalıklı” ideolojilerinden biri olan neoliberalizm taraftarlarının bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkan Şikago Çocukları (İng. Chicago Boys) projesinin temelleri, 20. yüzyılın ortalarında Şili Katolik Üniversitesi ile Chicago Üniversitesi arasında kurulan akademik iş birliği anlaşmasıyla atılmıştır. Milton Friedman ve Arnold Harberger gibi iki “dev” iktisatçının tedrisatından geçen mezkûr “şahıslar”, hümanizmayı ve Latin Amerika'ya ait tüm kolektivist değerleri “acımasız” bir biçimde ayaklar altına alarak insan sevgisinin yerini, salt para sevgisinin aldığı “plastik” bir sistemin yılmaz savunucuları olmuştur. Ve uzun günün sonunda memleketleri Şili'ye dönerek, ülkelerinde bir çeşit “karar mercii” haline gelmeye çalışmışlardır. Ancak devletçi ve kalkınmacı fikirlerin oldukça güçlü olduğu siyasal habitatta ABD menşeli hayalleri Şilili vatanseverler tarafından suya düşürülmüştür. Sosyalist lider Salvador Allende'nin 1970 yılında demokratik seçimlerle devlet başkanlığına gelmesi ise ülkeyi bütünüyle farklı bir iktisadi istikamete yöneltmiştir.
 

11 Eylül 1973’te askerî darbe sırasında bombalanan La Moneda Sarayı. Darbenin ardından Pinochet yönetimi, neoliberal ekonomik reformları hayata geçirdi / Fotoğraf: Colección Museo Histórico Nacional (Şili Ulusal Tarih Müzesi Koleksiyonu
11 Eylül 1973’te askerî darbe sırasında bombalanan La Moneda Sarayı. Darbenin ardından Pinochet yönetimi, neoliberal ekonomik reformları hayata geçirdi / Fotoğraf: Colección Museo Histórico Nacional (Şili Ulusal Tarih Müzesi Koleksiyonu

 

Bölüm 2: Latin Amerikan tipi ekonomik tetikçilik

Ne var ki, Allende dönemi de kısa süre içinde büyük bir toplumsal kutuplaşmaya, üretim sorunlarına, mal kıtlıklarına ve giderek kontrolden çıkan “korkunç” bir enflasyona sahne olmuştur. ABD'nin Allende iktidarını zayıflatmaya yönelik “agresif” müdahaleleri de Şili'yi yaşanması oldukça zor bir yer haline getirmiştir. Şikago Çocukları da bu fırtınalı dönemde uygulanmasını istedikleri ekonomik programı ABD'li “efendileri” için büyük bir coşkuyla hazırlayarak bir tür “ekonomik tetikçiye” dönüşmüşlerdir. Kalınlığı nedeniyle “El Ladrillo”, yani “Tuğla” adı verilen bu programda fiyat kontrollerinin kaldırılması, dış ticaretin serbestleştirilmesi, kamu işletmelerinin özelleştirilmesi ve devlet harcamalarının azaltılması öngörülmüştür. Pinochet'nin kanlı darbesinden önce hazırlanan metin, 11 Eylül 1973'ten sonra yeni askerî rejime adeta ruh üflemiştir. Rızanın üretilemediği yerde zor devreye girmiş; toplumun ikna edilmesi yerine itiraz etme imkânları ortadan kaldırılmıştır.
 

Salvador Allende’yi deviren 1973 darbesinin ardından Şili’de yönetimi ele alan askerî cunta. Augusto Pinochet liderliğindeki rejim, siyasi baskı ortamında serbest piyasa odaklı ekonomik reformları hayata geçirdi / Fotoğraf: Şili Ulusal Kütüphanesi Arşivi
Salvador Allende’yi deviren 1973 darbesinin ardından Şili’de yönetimi ele alan askerî cunta. Augusto Pinochet liderliğindeki rejim, siyasi baskı ortamında serbest piyasa odaklı ekonomik reformları hayata geçirdi / Fotoğraf: Şili Ulusal Kütüphanesi Arşivi

 

Bölüm 3: Pinochet dönemi ve sözde şok tedavisi

Yukarıda söylenenlere ek olarak, Milton Friedman'ın 1975 yılında Şili'yi ziyaret ederek enflasyonun düşürülmesi için önerdiği sert “şok tedavisi reçetesi”, bahsi geçen dönüşümün simgesel dönüm noktalarından biri olmuştur. Friedman'ın neoliberal preskripsiyonuna tapınırcasına bağlı kalan cuntacılar, tıpkı Thatcher İngiltere'sinde olduğu gibi, devlet harcamalarını azaltmış, kamu çalışanlarının sayısını düşürmüş, fiyat kontrollerini kaldırmış, ithalat vergilerini indirmiş ve kamu kuruluşlarının özelleştirilmesinin önünü açmıştır. Öte yandan, sosyal devletin geri çekilmesiyle sağlık, eğitim ve gündelik hayatı idame etme alanlarında bireylerin omuzlarına yüklenen sorumluluklar ağırlaşmıştır. Ekonomik reçeteyi hazırlayanlar, “komprador” doğaları gereği yaşanan sıkıntıları “geçici bir uyum maliyeti” olarak görmüş; fakat işini, gelirini veya sosyal güvencesini kaybeden insanlar açısından bu prekaryalaşma hayatın bizzat kendisi olmuştur. Böylece neoliberal dönüşüm, toplumun rızası aranmadan gerçekleştirilen, yukarıdan aşağıya dayatılan açık uçlu bir “haydutluk” biçimi haline gelmiştir.


Bölüm 4: Şili mucizesi'nden eşitsizlik laboratuvarına

Tüm bunların haricinde, Şikago Çocukları'nın mirası üzerine yürütülen tartışmaların merkezinde “Şili Mucizesi” kavramı yer almıştır. Modelin savunucularına göre serbest piyasa reformları enflasyonu kontrol altına almış, ihracatı çeşitlendirmiş, özel yatırımları teşvik etmiş ve Şili'yi Latin Amerika'nın en istikrarlı ekonomilerinden birine dönüştürmüştür. Özellikle demokrasiye geçişin ardından sağlanan büyüme ve yoksulluktaki sözde azalma, reformların başarısının kanıtı olarak gösterilmiştir. Ancak ilk reform yıllarında derin bir durgunluk, yüksek işsizlik ve ağır toplumsal maliyetler yaşanmış; 1982'de patlak veren finansal kriz ise piyasanın kendi kendisini kusursuz biçimde düzenleyebileceği inancını sarsmıştır. Böylece kârların özelleştirildiği, zararların ise toplumsallaştırıldığı çarpıcı bir tablo ortaya çıkmıştır.


Sonuç

Sonuç olarak Şikago Çocukları'nın hikâyesi, bir ülkeyi bir krizden çıkarıp daha büyük bir krizin içine sürükleyen toplumsal türbülanslarla örülü basit bir anlatı değildir. Hikâye, her şeyden önce, neoliberal dönüşümün ağır bedellerini ödeyen Şili halkının, ABD'nin can yoldaşı Pinochet sempatizanı “faşistlerin” ve ayakların baş, başların ise ayak olduğu “garabet” bir şirketokratikleşmenin (bkz. Corporatocracy) hikâyesidir. Bu hikâyenin 2020'li yıllarda herkesi mutlu edecek bir sonla nihayete ermesinin anahtarı ise para sevgisinin yerini insan sevgisinin aldığı, “-izm”lerin kapsama alanı dışında, aydınlanmacı bir dünya görüşünün benimsenmesinde saklıdır. Herkese algı kapılarımızın her daim açık olduğu, mutlak barışın ve toplumsal huzurun hayatın her alanına sirayet ettiği güzel bir hafta dilerim.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU