Lula'nın tarihi geri dönüşü: Brezilya'da zaferin ve yenilginin nedenleri

Emre Tirakioğlu Independent Türkçe için yazdı

Lula da Silva, Brezilya'da 25 Ekim'de yapılan ikinci tur seçimlerini kazanarak dördüncü kez devlet başkanı seçilmesinin ardından yardımcısı Geraldo Alckmin ile zaferini kutluyor / Fotoğraf: Andre Penner-AP

Brezilya'da 25 Ekim'deki başkanlık seçimi, Lula da Silva'nın ilk turdaki dezavantajını aşarak dördüncü kez devlet başkanı seçilmesiyle sonuçlandı. Üç hafta içinde değişen oy dengeleri, artan seçmen katılımı ve kampanyaların son günlerindeki gelişmeler, bu tarihi geri dönüşün nedenlerini anlamak açısından önem taşıyor. Lula'nın nasıl kazandığı ve Flávio Bolsonaro'nun ilk turdaki üstünlüğünü neden koruyamadığı, Brezilya siyasetinde yeni dönemin nasıl şekilleneceğine de ışık tutuyor.


Üç haftada değişen seçim tablosu

Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesinin açıkladığı sonuçlara göre, 25 Ekim'de yapılan başkanlık seçiminin ikinci turunda İşçi Partisi'nin adayı Devlet Başkanı Lula da Silva geçerli oyların yüzde 51,79'unu alarak yeniden seçildi. Liberal Parti'nin adayı Flávio Bolsonaro ise yüzde 48,21'de kaldı. Yaklaşık 4,4 milyon oy farkıyla elde edilen bu zafer, Lula'yı dördüncü kez devlet başkanlığına taşıdı.

Sonuç, üç hafta önceki tabloyu tersine çevirdi. 4 Ekim'deki ilk turda Flávio Bolsonaro yüzde 47,03 oyla yarışı önde tamamlamış, Lula ise yüzde 45,16'da kalmıştı. Aralarındaki yaklaşık 2,2 milyon oyluk fark, ikinci turda Lula lehine 4,4 milyona dönüştü. Böylece Lula, Brezilya'da 1989'da doğrudan başkanlık seçimlerine dönülmesinden bu yana ilk turu ikinci sırada bitirip ikinci turda kazanan ilk aday oldu.

Lula'nın zaferi, ilk turda ortaya çıkan siyasi dengelerin ikinci turda değişebileceğini gösterdi. Bununla birlikte Flávio Bolsonaro'nun yaklaşık 60 milyon oy alması, iki siyasi hareket arasındaki rekabetin güçlü biçimde devam ettiğini ortaya koydu. Seçim sonucu, hem Lula'nın kendi seçmen tabanının ötesine ulaşma başarısını hem de Bolsonaro hareketinin bu yarışta karşılaştığı sınırları değerlendirmeyi gerektiriyor.

Peki, ilk turda önde olan Flávio Bolsonaro neden üstünlüğünü koruyamadı? Lula, hükümetinin ekonomik ve sosyal politikalarına yönelik eleştirilere rağmen üç hafta içinde seçim tablosunu nasıl değiştirebildi?


Seçimi değiştiren oylar nereden geldi?

İki tur arasındaki en dikkat çekici değişim, Lula'nın oylarını rakibine kıyasla çok daha fazla artırması oldu. İlk turda yaklaşık 53,9 milyon oy alan Lula, ikinci turda 64,3 milyona ulaştı. Flávio Bolsonaro'nun oyları ise 56,1 milyondan 59,8 milyona yükseldi. Böylece Lula yaklaşık 10,4 milyon ek oy kazanırken rakibinin artışı 3,7 milyonla sınırlı kaldı. Bu değişimin hangi bölgelerde gerçekleştiği, seçim sonucunun nasıl tersine döndüğünü anlamak açısından önemli.

Lula'nın en büyük oy artışı, ülkenin en kalabalık seçmen kitlesine sahip Güneydoğu Bölgesi'nde yaşandı. İlk tura kıyasla bölgede yaklaşık 4,8 milyon ek oy kazanan Lula, yalnızca São Paulo'da oylarını 2,6 milyon artırdı. Flávio Bolsonaro eyaletteki üstünlüğünü korusa da Lula aradaki farkı azaltmayı başardı. Daha belirleyici değişim ise ülkenin ikinci büyük seçmen kitlesine sahip Minas Gerais'te gerçekleşti. İlk turda yüzde 43,33 oyla rakibinin gerisinde kalan Lula, ikinci turda yüzde 50,43'e ulaşarak eyaleti kazandı. Rio de Janeiro'da da Flávio'nun üstünlüğü önemli ölçüde daraldı.

Kuzeydoğu Bölgesi ise Lula'nın zaferindeki ağırlığını korudu. Bölgedeki 9 eyaletin tamamında seçimi kazanan Lula, yaklaşık 24,5 milyon oy alırken Flávio 10,8 milyonda kaldı. Aradaki 13,7 milyonluk fark, Bolsonaro'nun diğer bölgelerdeki üstünlüğünün ülke genelinde çoğunluğa dönüşmesini engelleyen başlıca unsurlardan biri oldu.

Seçime katılım da ilk tura göre yükseldi. Oy kullananların oranı yüzde 78,92'den yüzde 80,78'e çıkarken sandığa giden seçmen sayısı yaklaşık 3 milyon arttı. Bununla birlikte, katılımdaki artışın doğrudan hangi adaya yarar sağladığını veya ilk turda diğer adaylara verilen oyların nasıl dağıldığını yalnızca bu verilerden belirlemek mümkün değil.

Sonuçlar, Lula'nın yalnızca güçlü olduğu bölgelerdeki desteğini korumakla yetinmediğini, rakibinin önde olduğu eyaletlerde de oy farkını azaltabildiğini gösteriyor. Ancak sandıktaki bu değişimi açıklamak için rakamlardan daha fazlasına, özellikle iki tur arasında yürütülen kampanyalara ve seçmenlere verilen mesajlara bakmak gerekiyor.


Lula seçmeni nasıl yeniden harekete geçirdi?

İlk turda alınan sonuç, Lula ve İşçi Partisi açısından kampanyanın yeniden değerlendirilmesini gerektirdi. Flávio Bolsonaro'nun öne geçmesi, Lula'nın mevcut seçmen desteğinin başkanlığı korumaya yetmeyebileceğini göstermişti. İkinci turda bu nedenle yalnızca hükümetin kazanımlarını anlatmak değil, ilk turda başka adaylara yönelen veya sandığa gitmeyen seçmenlere ulaşmak da önem kazandı.

Bu süreçte sokak çalışmaları ve dijital kampanya belirgin biçimde yoğunlaştı. Özellikle milletvekili André Janones'in öncülüğünde oluşturulan Exército do Lula (Lula'nın Ordusu) adlı WhatsApp kanalı, seçimden 2 gün önce 10 milyon takipçiye ulaştı. Destekçilerin içerik paylaşmaya ve seçmenleri harekete geçirmeye yönlendirildiği bu girişime, ülkenin farklı şehirlerinde düzenlenen gösteriler eşlik etti. Dijital iletişim, kampanyanın son haftalarında seçmen desteğini sandığa taşımaya yönelik çalışmaların önemli araçlarından biri hâline geldi.

Lula, son haftalarda ekonomik ve sosyal vaatlerine de ağırlık verdi. Bolsa Família ödemelerinde yapılan yaklaşık yüzde 15'lik artışın yanında, çalışma haftasının kısaltılmasına yönelik düzenlemeler ve hafta sonları ücretsiz toplu taşıma önerisi, özellikle ailelerin gündelik yaşamını ilgilendiren başlıklardı. Böylece hükümetinin geçmişteki kazanımlarını savunmanın yanında, seçmenin gelecekten beklentilerine de karşılık vermeye çalıştı.

Kampanyanın son günlerindeki televizyon tartışmaları ise adayların seçmenler üzerindeki algısını etkileyebilecek başka bir unsur oldu. 23 Ekim'de TV Globo'da gerçekleşen son tartışmada Flávio Bolsonaro'nun Lula'nın 9 parmağına yönelik alaycı göndermesi dikkat çekti. Lula, 17 yaşındayken fabrikada çalışırken geçirdiği kazada bir parmağını kaybettiğini hatırlatarak tepki gösterdi ve rakibinden özür dilemesini istedi. Flávio daha sonra özür diledi. Lula'nın bu yanıtı, işçilik geçmişini ve çalışma yaşamındaki güvenlik sorunlarını yeniden gündeme taşıdı.

Metrópoles'in tartışmayı izleyen kararsız seçmenlerden oluşan 10 grupla ilgili haberleri, bu ifadenin bazı katılımcılarda rahatsızlık yarattığını ve Lula'nın yanıtının olumlu karşılandığını gösterdi. Bununla birlikte, aynı gruplarda Flávio'nun hayat pahalılığına ilişkin eleştirileri de karşılık buldu. Bu gözlemler bütün seçmenleri temsil etmediği gibi, tartışmanın oy tercihlerini ne ölçüde değiştirdiğini de ortaya koymuyor.

Seçime yalnızca 2 gün kala yaşanan bu tür karşılaşmalar, özellikle henüz kararını vermemiş seçmenlerin adaylara bakışını etkileyebilir. Televizyon tartışmalarında yalnızca açıklanan politikalar değil, liderlerin kullandıkları ifadeler, rakiplerine yaklaşımları ve beklenmedik durumlara verdikleri tepkiler de önem taşıyor. Flávio'nun sözlerinin bazı izleyicilerde yarattığı rahatsızlık ve Lula'nın işçilik geçmişi üzerinden verdiği yanıt, bunun somut bir örneği oldu. Bu olayın seçim sonucuna ne ölçüde yansıdığını belirlemek mümkün olmasa da özellikle birbirine yakın 2 adayın yarıştığı seçimlerde son günlerdeki bu tür gelişmelerin kararsız seçmenlerin değerlendirmelerinde rol oynayabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.


Flávio Bolsonaro neden kazanamadı?

Flávio Bolsonaro'nun yenilgisini anlamak için ilk turdaki üstünlüğünün hangi sınırlara sahip olduğuna bakmak gerekiyor. Babası Jair Bolsonaro'nun siyasi mirası, Flávio'ya geniş bir seçmen tabanı ve güçlü bir örgütlenme ağı sağladı. Ancak bu aile bağı, Bolsonaro hareketine mesafeli seçmenlere ulaşmasını da zorlaştırmış olabilir. İlk turun sonuçları hükümete yönelik değişim talebinin güçlü olduğunu gösterse de bu talebin tamamının Flávio'nun adaylığına destek anlamına gelmediği ikinci turda daha açık biçimde ortaya çıktı.

İlk turdan sonra sağdaki diğer adayların desteğini alması da çoğunluğa ulaşmasını sağlamadı. Augusto Cury, Ronaldo Caiado ve Romeu Zema'nın Flávio'yu desteklemesine rağmen bu adayların seçmenleri aynı yönde hareket etmedi. Datafolha'nın 20-22 Ekim'de yaptığı araştırmaya göre, ilk turda diğer 4 önemli adaya oy verenlerin yüzde 47'si Flávio'yu, yüzde 26'sı Lula'yı destekleyeceğini belirtirken yüzde 21'i boş veya geçersiz oy kullanmayı düşünüyordu. Bu tablo, siyasi liderler arasında kurulan ittifakların seçmen tercihlerine aynı ölçüde yansımayabileceğini gösteriyor.

Flávio'nun ekonomik programı da tartışma konusu oldu. Kamu harcamalarını azaltma ve devletin ekonomideki rolünü daraltma yönündeki vaatleri, hangi alanlarda değişiklik yapılacağı sorusunu beraberinde getirdi. Lula'nın kampanyası, özellikle sosyal desteklerin geleceğine ilişkin endişeleri öne çıkardı. Flávio ise Bolsa Família gibi programları sürdüreceğini ve genişleteceğini açıkladı. Dolayısıyla seçmenlerin karşısında yalnızca mevcut hükümetin bilançosu değil, iki adayın geleceğe ilişkin farklı vaatleri ve bunların ne ölçüde güvenilir bulunduğu sorusu da vardı.

Bununla birlikte, Flávio'nun yaklaşık 60 milyon oy alması, yenilginin Bolsonaro hareketinin siyasi etkisini ortadan kaldırmadığını gösteriyor. Liberal Parti'nin Kongrede ve eyaletlerde elde ettiği kazanımlar da sağın önemli bir siyasi güç olarak varlığını sürdürdüğüne işaret ediyor. Dolayısıyla seçim sonucu, Bolsonaro ailesinin başkanlığa dönüş hedefini durdururken Brezilya siyasetindeki güçlü sağ muhalefeti ortadan kaldırmadı.


Lula'nın önündeki yönetim sınavı

Lula'nın yeniden seçilmesi, hükümetinin politikalarını sürdürebilmesi açısından önemli bir başarı olsa da yeni dönemde Kongrede daha güçlü bir muhalefetle karşılaşacak. Ekim ayındaki yasama seçimlerinde Flávio Bolsonaro'nun Liberal Partisi, 513 üyeli Temsilciler Meclisinde 121, 81 üyeli Senatoda ise 28 sandalyeye ulaşarak her iki kanadın en büyük partisi oldu. Lula'nın İşçi Partisi ise Temsilciler Meclisinde 70, Senatoda 9 sandalyeye sahip olacak. Bu dağılım, başkanlık seçimini kazanmanın yasama organında çoğunluğu elde etmek anlamına gelmediğini bir kez daha gösteriyor.

Lula'nın önündeki temel siyasi görev, kendi partisinin dışındaki güçlerle sürdürülebilir ittifaklar kurmak. Özellikle merkez ve merkez sağ partilerle yürütülecek müzakereler, bütçe ve reformların geleceğinde belirleyici olacak. Bununla birlikte, sağ partilerin tamamının her konuda ortak hareket etmesi beklenmemeli. Bölgesel çıkarlar, siyasi pazarlıklar ve partilerin kendi öncelikleri, Lula'ya farklı konularda destek bulma imkânı da sağlayabilir. Şubat 2027'de Temsilciler Meclisi ve Senato başkanlarının seçilmesi, yeni dönemin ilk önemli siyasi sınavlarından biri olacak.

Ekonomide ise kamu maliyesi ile sosyal politikaların birlikte sürdürülmesi gerekiyor. Kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 82'sini aşması, yüksek faizler ve ailelerin borç yükü, hükümetin hareket alanını daraltıyor. Lula'nın sosyal destekleri koruma, kamu hizmetlerini geliştirme ve ekonomik büyümeyi sürdürme hedefleri, bütçe üzerindeki baskılarla birlikte ele alınmak zorunda. Seçim kampanyasında gündeme getirdiği vaatlerin uygulanabilirliği de bu dengeye bağlı olacak.

Seçim sonrasında siyasi kurumların işleyişi de gündemdeki başlıklardan biri hâline geldi. Flávio Bolsonaro, oy verme süresinin bazı sandıklarda uzatılmasını gerekçe göstererek seçim sonucuna itiraz edeceğini açıkladı. Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesi ise yaşanan teknik ve idari güçlükleri kabul etmekle birlikte oy sayımının güvenli biçimde yürütüldüğünü belirtti. Bu sürecin hukuki seyri, seçim sonrasındaki siyasi ortam açısından ayrıca önem taşıyor.

Lula, zafer konuşmasında seçimlerin kendisine önemli dersler verdiğini belirterek ülkeyi yönetme biçimini değiştireceğini açıkladı. Halkın karar süreçlerine daha fazla katılmasını, dijital iletişimin güçlendirilmesini ve kamu güvenliğinde daha etkin politikalar geliştirilmesini vaat etti. Bu açıklamalar, yeni dönemde yalnızca mevcut politikaların devamının değil, yönetim anlayışında bazı değişikliklerin de gündeme gelebileceğini gösteriyor.

Lula'nın önündeki asıl sınav, seçim kampanyasında bir araya getirdiği desteği somut yönetim sonuçlarına dönüştürmek olacak. Bunu başarması, hem Kongrede kuracağı ilişkilerin hem de ekonomik ve toplumsal sorunlara vereceği yanıtların başarısına bağlı.


Brezilya'nın geleceği ve Latin Amerika

Lula'nın yeniden seçilmesi, Brezilya'nın dış politikasında son yıllarda izlediği çizginin devam etmesine olanak sağlıyor. Latin Amerika ülkeleriyle iş birliğini geliştirmek, uluslararası ortaklarını çeşitlendirmek ve büyük güçler karşısında bağımsız hareket alanını korumak, yeni dönemin de temel öncelikleri arasında yer alacak. Ancak bu hedeflerin uygulanması, Brezilya'nın ekonomik çıkarlarıyla uluslararası ilişkilerde karşılaşacağı güçlükler arasında denge kurulmasını gerektiriyor.

Seçim sonucuna Latin Amerika'dan gelen ilk tepkiler, Brezilya'nın bölgesel önemini bir kez daha gösterdi. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, Lula'nın zaferini demokrasi açısından olumlu karşılarken Uruguay Devlet Başkanı Yamandú Orsi de kendisini tebrik etti. Şili Devlet Başkanı José Antonio Kast ise ekonomik bütünleşme ve organize suçlarla mücadelede iş birliğinin sürdürülmesini vurguladı. Farklı siyasi çizgilerdeki liderlerin açıklamaları, bölgesel ilişkilerin yalnızca ideolojik yakınlıklara dayanmadığını ortaya koyuyor.

Lula açısından en önemli dış politika sınavlarından biri, Donald Trump yönetimindeki ABD ile ilişkiler olacak. Seçim kampanyasında ülkesinin egemenliğini öne çıkaran Lula'nın, Washington ile ticari anlaşmazlıkları yönetirken Çin'le güçlü ekonomik bağlarını da koruması gerekiyor. Bu nedenle Brezilya'nın uluslararası konumunu belirleyecek olan yalnızca siyasi söylemleri değil, ekonomik çıkarlarını gözeterek geliştireceği diplomatik ilişkiler olacak.

Lula'nın zaferi, ilk turda ortaya çıkan dezavantajın güçlü bir seçmen mobilizasyonuyla aşılabileceğini gösterdi. Flávio Bolsonaro'nun yenilgisi ise geniş bir seçmen tabanına ve siyasi ittifaklara sahip olmanın başkanlığı kazanmak için yeterli olmadığını ortaya koydu. Brezilya şimdi seçim rekabetinden yeni bir yönetim dönemine geçiyor. Lula'nın önündeki görev, kendisini yeniden başkanlığa taşıyan desteği ekonomik ve toplumsal sorunlara somut çözümler üretebilen bir yönetime dönüştürmek. Bu sürecin sonuçları, yalnızca Brezilya'nın geleceğini değil, Latin Amerika'daki siyasi ve ekonomik dengeleri de etkileyecek.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU