Sörf tahtasında suya değmeden ilerliyorlar: Efoil Racing League

Popülerliğini giderek artıran eFoil, sörfü dalgasız ve rüzgarsız yapmanın yeni yolunu sunuyor

Efoil yarışlarında erkekler, kadınlar ve çocuklar kategorileri var (Efoil Racing League)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta eFoil'i ve onun dünya çapındaki organizasyonu Efoil Racing League'i inceliyoruz.

Bir sörf tahtasının üzerinde duruyorsunuz. Altınızda deniz, elinizde küçük bir kumanda var. Dalgayı beklemiyorsunuz, rüzgarı kollamıyorsunuz, sizi çeken bir tekne de yok.

Kumandanın tetiğine bastığınızda tahta hızlanıyor. Birkaç saniye sonra suyla temasınız kesiliyor ve kendinizi denizin yaklaşık 80 santim üzerinde süzülürken buluyorsunuz.

İlk bakışta göz yanılması gibi duran bu deneyimin adı eFoil.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Elektrikli motorla çalışan bu sörf tahtaları, suyun altında kalan hidrofoil (yelkenli teknelerde gövdenin sudan bir miktar ayrılmasi için geliştirilmiş kanat sistemi) sayesinde yeterli hıza ulaştığında tahtayı suyun dışına kaldırıyor. Sporcu da tahtayla birlikte yüzeyin üzerinde süzülmeye başlıyor.

Üstelik bunu yapmak için dalga, rüzgar veya tekne gerekmiyor.

eFoil'in sırrı tahtanın altında.

Sistemin üç temel parçası var: Tahta, dikey bir gövde ve altındaki hidrofoil kanadı. Elektrik motoru da suyun altında, kanadın hemen üzerinde yer alıyor. Tahtanın içindeki şarj edilebilir batarya motora güç veriyor.

Sporcu elindeki kablosuz kumandayla hızı kontrol edebiliyor.

Motor pervaneyi döndürdükçe tahta ileri hareket ediyor. Hız arttığında su, hidrofoil kanadının özel şekilli yüzeyinden geçiyor ve kaldırma kuvveti oluşturuyor. Bu, bir uçağın kanatlarının havada kaldırma kuvveti oluşturmasına benzer bir prensip.

Tahtanın tamamı suyun üzerinde yükseliyor, sporcu da suyun yüzeyinden yaklaşık 30 ila 80 santim yukarıda süzülmeye başlıyor.
 


Suyla temas azaldığı için direnç de büyük ölçüde düşüyor. Bu nedenle dışarıdan bakıldığında sporcu sanki denizin üzerinde uçuyormuş gibi görünüyor.

Tahta kendi motoruyla ilerlediği için sakin bir gölde, denizde veya uygun başka bir su kütlesinde kullanılabiliyor. Sporcu hızını da tamamen elindeki kumandayla belirliyor.

Bu durum eFoil'in en önemli farklarından biri.

Denizin sakin olduğu bir gün, normalde sörf tahtasını kenara bırakmanız için yeterli bir sebep olabilir. eFoil'de ise tam tersine, suyun sakin olması avantaj sağlayabiliyor.

Bu yüzden spor, klasik sörften çok farklı bir his veriyor. Dalgayla mücadele etmek yerine kendi hızınızı belirliyorsunuz ve bir noktadan sonra suyun kendisiyle temasınız neredeyse tamamen ortadan kalkıyor.

Yeni başlayanlar genellikle önce dizlerinin üzerinde ilerliyor. Kumandanın tepkisini ve tahtanın dengesini öğrendikten sonra ayağa kalkıyorlar.

Hız arttıkça hidrofoil tahtayı sudan kaldırıyor.

Sporcunun yüksekliği ise ayrı bir kumandayla değil, ağırlık merkezini değiştirerek kontrol ediliyor. Öne veya arkaya yapılan küçük hareketler, hidrofoilin su içindeki açısını ve dolayısıyla tahtanın yüksekliğini etkiliyor.

Bu nedenle eFoil'de denge çok önemli.

İlk denemelerde ayağa kalkmak zor olsa da hızın kontrolü tamamen sporcunun elinde. Bir şey ters gittiğinde kumandanın tetiğini bırakmak, motorun durmasını ve tahtanın yeniden suya oturmasını sağlıyor.

Ancak hız yükseldikçe işin doğası değişiyor.

Çünkü artık suyun üzerinde değil, suyun yaklaşık yarım metre üzerinde hareket ediyorsunuz.
 


eFoil aslında nispeten yeni bir araç.

2008'de İsveç'teki KTH Royal Institute of Technology'de Profesör Jakob Kuttenkeuler ve 15 öğrenciden oluşan bir ekip, sessiz, elektrikli, dalga oluşturmayan ve bir kişiyi taşıyabilecek yeni bir su aracı geliştirmek için çalışmaya başladı.

İlk elektrikli hidrofoil 2009'da başarıyla test edildi.

Ancak teknolojinin gerçekten bir spor aracına dönüşmesi biraz daha zaman aldı.

2016'dan itibaren daha küçük ve güçlü elektrik motorlarıyla batarya teknolojisindeki gelişmeler, motorun hidrofoilin altına yerleştirilmesini mümkün hale getirdi. 2017'de Lift Foils ve Fliteboard gibi şirketler prototiplerini çıkardı. 2018'de ise ilk ticari eFoil tahtaları satışa çıktı.

Bugün onlarca üreticinin bulunduğu bir sektör oluşmuş durumda.

Hatta pervaneli sistemlerin yanında jet motoruyla çalışan eFoil modelleri bile geliştirildi.

eFoil'in görüntüsü kadar dikkat çekici olan bir başka özelliği de sesi.

Elektrikli motor sayesinde oldukça sessiz çalışıyor. Geleneksel motorlu su araçlarındaki gürültü ve dalga izinin aksine, eFoil kullanan bir sporcu suyun üzerinde neredeyse sessizce ilerleyebiliyor.

Ancak sessiz olması yavaş olduğu anlamına gelmiyor.

Modellere göre değişmekle birlikte eFoil'ler saatte 55 km'ye varan hızlara ulaşabiliyor.

Üstelik gelişen batarya teknolojisi sayesinde tek şarjla 2 saati aşan sürüşler mümkün olabiliyor.

Bu noktada eFoil artık sadece "suda eğlenceli bir oyuncak" olmaktan çıkıyor.

Çünkü yüksek hız, uzun menzil ve teknik kontrol bir araya geldiğinde ortaya yeni bir spor dalı çıkıyor.

eFoil'in gelişmesiyle birlikte sporcuların sadece serbest sürüş yaptığı günler geride kalmaya başladı. Artık hız, teknik beceri ve dayanıklılığın ölçüldüğü yarışlar da düzenleniyor.

Bunun en önemli örneklerinden biri Efoil Racing League.
 


Lig, farklı ülkelerdeki eFoil yarışlarını bir araya getirerek küresel bir sıralama sistemi oluşturuyor ve yarışmacıların performanslarını puanlarla takip ediyor.

Yarışlarda ise mesele sadece en hızlı gitmek değil.

Dar virajlar, hızlanma, frenleme, denge ve hidrofoilin kontrolü büyük önem taşıyor. Bazı parkurlarda sporcular yüksek hızla dönüşler yapmak ve birbirleriyle kafa kafaya mücadele etmek zorunda kalıyor.

Bu da eFoil'in gelecekte nasıl bir spor olabileceğine dair ipucu veriyor.

Üstelik tam da bu hafta sonu eFoil dünyasının önemli etkinliklerinden biri düzenleniyor.
 


2-4 Ekim'de Portekiz'in Cascais kentinde Cascais Efoil Festival gerçekleştiriliyor. Etkinlikte teknik ve dayanıklılık yarışları düzenlenecek. 

Teknik parkurda sporcuların hızlanma, maksimum hız, dönüş kabiliyeti ve tahta-hidrofoil kontrolü değerlendirilecek. Dayanıklılık yarışında ise iki kişilik takımlar Cascais-Carcavelos parkurunda yarışacak.

Yani birkaç yıl önce suyun üzerinde süzülen insanların görüntüsü olarak görülen şey, artık kendi yarış formatlarını ve uluslararası topluluğunu oluşturmaya başladı.

Efoil Racing League'in 2025'teki Belçika yarışında 7 farklı ülkeden 30'dan fazla sporcu katılmış ve yarışmacılar saatte 50 km'nin üzerine çıkmıştı.

Henüz Olimpiyat programında yer alan geleneksel bir spor değil. Kuralları, ekipmanları ve yarış formatları da gelişmeye devam ediyor. 

Dünya genelinde yarışlar düzenleniyor, uluslararası bir sporcu topluluğu oluşuyor ve teknoloji her yıl biraz daha ilerliyor.



Kaynaklar: Efoil Racing League, E-Surfer, The New York Times

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU