Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta konumuz Red Bull Cliff Diving.
Bir uçurumun tepesindesiniz. Aşağıda kayalıkların arasından uzanan deniz var. Önünüzde ise yalnızca birkaç metrelik bir platform ve boşluk.
Geriye doğru birkaç adım atıp koşuyorsunuz, platformun ucuna geliyorsunuz ve kendinizi boşluğa bırakıyorsunuz.
Ancak aşağı düşerken sadece düşmüyorsunuz. Havada dönüyor, taklalar atıyor, vücudunuzun pozisyonunu değiştiriyor ve bütün bunları suya mümkün olan en kusursuz şekilde girmek için yapıyorsunuz.
Red Bull Cliff Diving World Series'de erkek sporcular 27 metre, kadın sporcular ise 21 metre yüksekliğindeki platformlardan atlıyor. Bir dalış yalnızca birkaç saniye sürüyor. Sporcular bu kısa sürede saatte 85 kilometreye varan hızlara ulaşabiliyor ve suya giriş sırasında 10 G'ye kadar yavaşlamayla karşılaşabiliyor.
Dışarıdan bakıldığında birkaç saniyelik bir çılgınlık gibi görünen şey ise aslında yıllarca geliştirilen teknik, denge, akrobasi ve zihinsel kontrolün birleşimi.
Her şey Hawaii'de başladı
Cliff diving'in (uçurum dalışı) hikayesi Red Bull'la başlamıyor. Sporun kökleri yüzlerce yıl öncesine, Hawaii'ye uzanıyor.
1700'lerde Hawaii'de yaşayan Kral Kahekili, Kaunolo'nun kutsal kayalıklarından suya atlayan ilk kaydedilmiş dalıcı olarak biliniyor. O dönem bu atlayışlar yalnızca bir gösteri değildi. Eski Hawaii kültüründe "mana" ve "pono" olarak ifade edilen güç ve denge kavramları önemli bir yere sahipti.
"Lele kawa" diye adlandırılan bu atlayış biçimi, zamanla Hawaii'nin kültürel mirasının bir parçası haline geldi.
Bugün Red Bull Cliff Diving World Series'in şampiyonuna verilen kupanın adının Kral Kahekili'den gelmesi de bu tarihsel bağlantının bir göstergesi.
Cliff diving'le yüksekten atlama aynı şey mi?
İki sporun temelinde aynı fikir var: Yüksek bir noktadan atlamak, havada belirli hareketleri gerçekleştirmek ve suya kontrollü biçimde girmek.
Ancak aralarında önemli bir fark bulunuyor.
Yüksekten atlama, daha kontrollü bir ortamda gerçekleştirilen ve kuralları daha sıkı belirlenmiş bir disiplin. Sporcular belirli platformlardan, genellikle sabit havuzlara atlıyor. Dalışların teknik gereklilikleri önceden belirlenmiş durumda.
Cliff diving ise doğayla iç içe. Sporcular bir yarışta kayalıkların üzerindeki platformlardan atlarken başka bir durakta bir köprüden, tarihi bir yapının yanından veya tamamen farklı bir doğal ortamdan suya atlayabiliyor.
Yani sporcu karşısında her zaman aynı sahneyi bulmuyor. Dalga, rüzgar, kayalıklar ve platformun bulunduğu ortam da yarışın bir parçası haline geliyor.
Bu nedenle cliff diving, yüksek atlayışın teknik disiplinini alıp onu çok daha değişken bir ortamın içine taşıyor.
27 metreden aşağı, sadece 2,6 saniye
Red Bull Cliff Diving World Series'de sporcuların önünde 4 dalış bulunuyor. Bunların arasında zorunlu bir dalış, orta zorlukta bir dalış ve zorluk derecesi için üst sınır bulunmayan iki serbest dalış yer alıyor.
Sporcuların performansını 5 hakem değerlendiriyor. Kalkış, havadaki pozisyon ve suya giriş gibi bölümler dikkate alınıyor. Hakemler 1'le 10 arasında puan veriyor ve en yüksekle en düşük puan değerlendirmeden çıkarılıyor.
Ancak birkaç saniyelik bu gösterinin içinde çok daha fazla şey oluyor.
Atlayanlar havada farklı vücut pozisyonları kullanıyor. "Straight" pozisyonunda vücut tamamen düz tutuluyor. "Pike" pozisyonunda dizler düz kalırken kalçadan öne doğru bükülüyor. "Tuck" pozisyonunda sporcu vücudunu küçültüp dizlerini göğsüne çekiyor.
"Free" pozisyonunda ise sporcu daha fazla hareket özgürlüğüne sahipken bacaklarını bir arada ve ayak uçlarını gergin tutmak zorunda.
En dikkat çekici hareketlerden biri ise "flying". Sporcu düz pozisyonda en az bir tam takla attıktan sonra tuck veya pike pozisyonuna geçiyor.
Bütün bunların tamamlanması için yalnızca birkaç saniye var.
Uçurumdan atlamak yetenekten fazlasını istiyor
Bu sporun en önemli taraflarından biri de fiziksel gücün tek başına yeterli olmaması.
Sporcunun 27 metrelik platformun kenarında, saniyeler sonra yapacağı hareketlerin tamamını zihninde canlandırması gerekiyor. Havada vücudun pozisyonunu değiştirmek, dönüşlerin hızını kontrol etmek ve doğru anda açılmak zorunda.
En küçük hata, suya giriş açısını değiştirebilir.
Üstelik suya düşmek de hikayenin sonu değil. Bu yüksekliklerden yapılan dalışlarda sporcuların karşılaştığı kuvvetler son derece yüksek.
Bu nedenle Red Bull Cliff Diving World Series'de güvenlik ekipleri de atlayışların ayrılmaz bir parçası. Sporcular kalp monitörleri taşıyor ve suyun içinde her zaman en az üç tüplü dalgıç acil durum ve kurtarma için hazır bekliyor.
Deniz koşullarının zor olduğu durumlarda ise iniş bölgesine su sıçratarak sporcuların hedef noktayı daha iyi görmesine yardımcı olan bir ekip görevlendiriliyor.
Birkaç saniyelik gösterinin arkasında çok ciddi bir güvenlik organizasyonu bulunuyor.
1997'den bugüne
Cliff diving'in modern bir yarışma olarak şekillenmesi 1990'ların sonuna uzanıyor.
İlk resmi cliff diving yarışması 1997'de İsviçre'nin Brontallo kentinde düzenlendi.
O dönemde bugünkü gibi geniş bir sporcu kadrosu veya sezon boyunca devam eden bir sıralama sistemi yoktu.
Spor geliştikçe yarışmalar da büyüdü. 2009'da Fransa'nın La Rochelle kentinde ilk Red Bull Cliff Diving World Series sezonu başladı.
O tarihten sonra cliff diving, farklı ülkelerde düzenlenen etkinliklerle küresel bir spor haline geldi. Yarışmacılar yalnızca yüksek platformlardan değil, köprülerden, kayalıkların üzerinden ve tarihi yapıların bulunduğu farklı noktalardan atlamaya başladı.
Bu da sporun en ayırt edici özelliklerinden birini ortaya çıkardı: Her yarışın kendine ait bir manzarası var.
Bir hafta okyanusa bakan bir uçurumun üzerindesiniz. Bir sonraki hafta bir köprünün üzerinden akıntıya doğru atlıyorsunuz.
Red Bull Cliff Diving World Series'in en başarılı isimlerinden biri Gary Hunt.
Paris doğumlu ve kariyerinin ilk dönemlerinde Birleşik Krallık adına yarışan Hunt, daha sonra Fransa'yı temsil etmeye başladı. Kariyerinde 11 genel Dünya Serisi şampiyonluğu, 47 yarış zaferi ve 80 podyum elde etti.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bu rakamlar, cliff diving'in yalnızca cesaret isteyen bir spor olmadığını gösteriyor.
Çünkü cesaret, platformun kenarına kadar gelmenizi sağlayabilir. Ancak oradan atladıktan sonra sizi başarıya götüren şey cesaret değil, yıllarca yapılan antrenman, vücut kontrolü, zamanlama ve konsantrasyon.
Belki de cliff diving'i ilginç yapan tam olarak bu.
Yukarıdan bakıldığında sadece uçurum ve deniz var. Sporcu atladığında ise birkaç saniyeliğine gökyüzü bir sahneye dönüşüyor.
Taklalar, dönüşler, kusursuz pozisyon değişiklikleri ve sonunda suya mümkün olduğunca temiz bir giriş...
Sporcunun bütün bunları tamamlamak için yalnızca birkaç saniyesi bulunuyor.
Ve o birkaç saniye, uçurumun kenarında yapılan bir dansa dönüşüyor.
Kaynaklar: Red Bull
© The Independent