Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Girne-Mersin seferini gerçekleştirirken alabora olan gemide hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi ve kayıp vatandaşlara da bir an önce sağ salim ulaşılmasını temenni etti.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Yeni adli yılın hayırlara vesile olmasını temenni eden Destici, hukukun üstünlüğünün geçerli olmadığı ülkelerde toplumsal huzur ve barıştan söz edilemeyeceğini vurguladı.
Mustafa Destici, partisinin Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturmayı başından itibaren hassas ve kararlı şekilde takip ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:
Biz meseleye başından itibaren asla kaza demedik. Bugün geldiğimiz noktada özellikle Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'in dosyayla ilgili açıklamalarını da takdirle karşılıyoruz. Burada artık kasten, planlayarak, tasarlayarak öldürmeden, bir cinayetten ve suikastten bahsedilmektedir. Artık mesele netleşmiştir. Biz de bugün bu sürecin bir suikast olduğunu, kaza olmadığını çok açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz. Bu suikastin, tasarlayarak adam öldürme suçunun da bakanlığımız öncülüğünde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yürütülen soruşturmada net bir şekilde ortaya çıkarılacağını, faillerinin bulunacağını, aydınlatılacağını ve hukuk önünde bedelini ödeyeceklerini biliyoruz.
“Türk ve İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı bitmiyor”
Türk-İslam coğrafyasında pekçok katliamların yaşandığını belirten Destici, özellikle Çin'in Uygur Türklerine yönelik katliam yaptığını savundu. Destici, şu görüşleri dile getirdi:
Türk ve İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı bitmiyor. Doğu Türkistan'da hala Kızıl Çin'in işgali zulmü, katliamları fikri ve fiili soykırımları devam ediyor. Çin bütün bu yaptıklarını öpmek ve sanki orada bir işgal yokmuş. O için son dönemlerde Türkiye'den bölgeye heyetler götürüyor. Gazetecileri götürüyor, siyasetçileri götürüyor. En son bilim adamlarını götürdü, üniversite hocalarını götürdü. Ve üzülerek ifade ediyorum ki Çin hükümeti tarafından oraya götürülen bu ekipten. Dönüşte bir kişinin ağzından bile 'Çin zulmediyor, Çin işgali devam ettiriyor, Çin kamplarda binlerce on binlerce Doğu Türkistanlığı ölüme mahkum ediyor. Inanç hürriyetleri yok. Milliyetlerine sahip çıkamıyorlar' demiyor. Bunları duymuyoruz. Sanki her şey bu günahtır. Bu milletine ve mazlumlara ihanettir açıkça ifade ediyorum. Çin işgalcidir, katliamcıdır ve soykırımcıdır. Açıkça ifade edilirim. Bugün bizim dış ticaret açığımızın, cari açımızın da birinci sebebi Çin'de olan ticarettir. Çin'e dört 5 milyar dolarlık satış yaparken 50 milyar dolar üzerinde bir alış yapıyoruz. 45-50 milyar dolarlık bir dış ticaret açımımız var. Bizim cari açımız da zaten bu kadar.
"Türk bayrağını eline almayanlar, Türk pasaportunu da bıraksın"
Herkesin terör belasından kurtulmak istediğini belirten Destici, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin şunları kaydetti:
Bu kadar süreç ilerlemiş Meclis'ten yasa çıkmış olmasına rağmen yapılanları görüyoruz. Amed Spor diye bir takım var. Adı Diyarbakır Spor. Nereden çıktı Amed? Türkiye'de Amed diye bir vilayet mi var? Bir bölge mi var? Federasyonu'nun da kabul etmemesi lazımdı. O isimleri lige almaması lazımdı. Lisanslarının onaylamaması lazımdı. 'Önce adını düzelt gel demesi' lazımdı. Bir tane Türk bayrağı görüyor musunuz statta? Görmüyorsunuz. Daha geçtiğimiz günlerde Mehdi Zana öldü, cenazesi yapıldı. Hangi bayrağı sarıldı? Gördünüz mü bayrağı? Türk bayrağını içselleştirilmiş değiller. Bizatihi terör eylemi yapan teröristlerden bahsetmiyorum, onlar zaten kabul etmiyor. Meclis sıralarında oturup milletvekili maaşı ve emekli maaşını birlikte alanlar da ellerine Türk bayrağı almadılar. Ama ceplerinde ayyıldızlı Türk pasaportu var. Hadi onu da bırak. Delikanlıysan o pasaportu da almayın. Türk bayrağını almıyorsun eline hadi pasaportu da alın. Git Kürdistan pasaportunu al. Bu kadar da iki yüzlü, bu kadar da sahtekarlar.
"Bu kanun mu bizi kardeş yapıyor?"
Elbette terörsüz, teröristsiz Türkiye'den yanayız ama bunlar için de kimliğimizden, dilimizden, devletimizin tekliğinden, ülkemizin bütünlüğünden milletimizin birliğine ve kardeşliğinden de taviz verecek değiliz. Kimse de bizden bu tavizi beklemesin. Biz bin yıldır Kürtlerle bu topraklarda kardeş olarak yaşıyoruz. Bu kanun mu bizi kardeş yapıyor? Kanunla kardeş mi oluyoruz? Bu süreç mi bizi kardeş yapıyor? Biz zaten kardeşiz. Biz Allah'ın emriyle kardeş olmuşuz. Biz bin yıldır bu topraklarda kız alıp kız vererek kardeş olmuşuz. Vatan birliğimiz var. Biz zaten kardeşiz. Kimlerle, Kürtlerle kardeşiz, biz PKK'lılarla kardeş değiliz. Biz vatan hainleriyle kardeş değiliz. Biz siyasi bölücülerle kardeş değiliz. Onların da zaten böyle bir derdi yok. Onun için bölücülüğe devam ediyorlar. En tehlikeli olan noktalarından bir tanesi de sanki Kürtlerle Türkler yeni barışıyormuş, sanki Türklerle Kürtler arasında bir savaş olmuş da bu şimdi barışa çeviriyormuş gibi bir ad oluşturmaya çalışıyorlar. En büyük itirazlarımızdan birisi de bunadır. Kürt meselesi diye bir mesele de yoktur. Terör meselesi var. Bunun da altını çizmek isteriz.
"Tarihte en çok mücadele ettiğimiz ülkeler Çin ve Rusya"
Destici, "Sayın Cumhurbaşkanımız ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti heyeti iki gündür Şangay İşbirliği toplantısına katıldılar. Ve takip ettiğimiz kadarıyla da başarılı bir toplantı ve görüşme trafiği sürdürülmektedir. Tabii Şangay'ın en önemli ya da büyük iki ülkesi var: Rusya ve Çin. Bu iki ülkeye baktığımızda Türk tarihini gözümüzün önüne getirdiğimizde biz en çok mücadeleyi bunlarla yapıyoruz. En çok Türk toprakları işgal edenler bunlar, en çok Türk katledenler bunlar. En çok Türkleri yerinden yurdundan eden, esaret altına alan bunlar" diyerek, geçmişin de unutulmaması gerektiğinin altını çizdi.
ANKA