Bilim insanları, Dünya'nın yeni bir deniz tabanı oluşturduğu ana ilk kez tanıklık etti.
Okyanus tabanında, Dünya'nın tektonik levhalarının buluştuğu sınırlar var. Gezegenin derinliklerindeki bu sınırların bazılarında levhalar birbirine çarparak eski okyanus kabuğunun Dünya'nın derinliklerine doğru dalmasına yol açıyor.
Bazı birleşim noktalarındaysa levhalar birbirinden uzaklaşarak magmanın yukarı çıkmasına ve yeni okyanus kabuğunun oluşmasını sağlıyor. Bu olay deniz tabanı yayılması diye biliniyor.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Dünya kabuğunun büyük bölümünü şekillendiren bu süreçler uzun zamandır bilinse de daha önce hiç yaşandığı sırada yakalanamamıştı.
Fransa'nın Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi'nden bilim insanları, Hint Okyanusu'ndaki tektonik hareketleri izleme amacıyla 2024'te bölgeye bir gözlemevi kurdu.
OHA-GEODAMS isimli gözlemevi, depremlerden ve deniz tabanındaki diğer jeofizik olaylarından kaynaklanan ses dalgalarını okyanus boyunca algılayabilen 15 izleme istasyonundan oluşuyordu.
Saint Paul-Amsterdam volkanik platosunu takip eden ekip, üç yıl sürmesi planlanan araştırmanın henüz ikinci ayında, bir deprem dalgası sonucu deniz tabanının ayrıldığını saptadı.
Araştırmacılar sadece düşük frekanslı sesleri değil, sürecin ayrıntılarını da ilk kez kaydetti. Tektonik levhalar arasındaki sırtın bir kısmı yaklaşık 4 metre çökerken, levhalar birbirinden 1 metre kadar uzaklaştı.
Bulguları hakemli dergi Nature'da dün (8 Temmuz) yayımlanan çalışmaya göre süreç, Dünya'nın derinliklerindeki yüksek basınçlı erimiş magma bölgeleriyle başlıyor. Basıncın zaman içinde artmasıyla magma, kabuğun katmanları arasından yukarı doğru itiliyor ve magmanın yükseldiği bölgenin üzerindeki kayaç tabakası içe doğru çöküyor.
Daha sonra magma hareketinin tetiklediği depremler, tektonik levhaları birbirinden ayırarak magmanın deniz tabanına kadar yükselmesine ve okyanus tabanında yeni bir alan oluşmasına yol açıyor.
Makalenin başyazarı Jean-Yves Royer, ScienceAlert'e yaptığı açıklamada, "Böylesine devasa bir olayı yakalayabileceğimizi hayal bile etmemiştik; olaylar arasında gerilimin birikmesine olanak tanıyan sırtın (belki birkaç santimetre) sabit bir şekilde uzamasını ölçmeyi umuyorduk" diyerek ekliyor:
Bunun yerine 40 yılda bir yaşanan bir olaya tanık olduk ve her iki yönde de birkaç metreye varan yer değişimlerini ölçtük!
Çalışmada yer almayan bilim insanları, sadece iki ay içinde böyle bir gözlem yapan Royer ve ekibinin şansının epey yaver gittiğini söylüyor.
Araştırmacılar tektonik levha hareketleriyle ilgili uzun zamandır merak edilen bir soruyu da yanıtladı.
Levhaların hangi hızda birbirinden ayrıldığı bilinse de kaydedilen deprem verileri gözlenen levha hareketleriyle örtüşmüyordu. Gözlemlenen deniz tabanı yayılmasını açıklayacak kadar deprem aktivitesi yoktu.
Yeni araştırmayı yürüten ekip, bu olaylara depremler eşlik etse de fayların, deprem kayıtlarının düşündürdüğünden çok daha fazla yer değiştirdiğini saptadı. Deniz tabanı yayılmasının çoğunun güçlü sismik dalgalar üretmeden, sessizce gerçekleştiğini tespit ettiler.
Bilim insanları kurdukları gözlemeviyle yer kabuğunun hareketlerini 2027'ye kadar izlemeyi planlıyor.
Royer, "Biraz şansla ama biraz da yetenekle, deniz tabanı yayılmasını ölçmenin artık mümkün olduğunu gösterdik" diyerek ekliyor:
Bu da deniz jeofizikçilerinin önünde yeni ufuklar açıyor.
Independent Türkçe, Science Alert, New York Times, Nature
Derleyen: Büşra Ağaç