Türk Jinekolojik Kanser Vakfı Başkanı Prof. Dr. Dursun: Rahim ağzı kanseri, tarihte tamamen önlenebilir ilk kanserlerden biri olabilir

Prof. Dr. Polat Dursun, HPV aşısı ve düzenli taramanın birlikte uygulanması halinde rahim ağzı kanserinin büyük ölçüde önlenebileceğini söyledi

Türk Jinekolojik Kanser Vakfı Başkanı Prof. Dr. Polat Dursun, Independent Türkçe'ye özel açıklamalarda bulundu

Dünya genelinde rahim ağzı kanseriyle mücadelede tarihi bir dönüşüm yaşanıyor.

HPV (İnsan Papilloma Virüsü) aşısının yaygınlaştırıldığı ülkelerde bu kanser oranları dramatik şekilde düşüyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bazı ülkeler ise bu kanseri toplum sağlığı açısından "elimine etme" noktasına yaklaşmış durumda.

Türk Jinekolojik Kanser Vakfı Başkanı Prof. Dr. Polat Dursun, HPV aşısı ve düzenli taramanın birlikte uygulanması halinde rahim ağzı kanserinin büyük ölçüde önlenebileceğini söyledi.

Avustralya, Birleşik Krallık ve İsveç gibi ülkelerde kanser oranlarındaki düşüşe dikkat çeken Dursun, "Bilim elimizde çok güçlü araçlar sunuyor" dedi.

Prof. Dr. Dursun, HPV aşısı ve düzenli tarama programlarının birlikte uygulanmasının rahim ağzı kanserini büyük ölçüde önleyebildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

Bugün tıp tarihinde çok nadir gördüğümüz bir durumla karşı karşıyayız. Bir kanser türünü ortaya çıkmadan engelleyebiliyoruz. HPV aşısı ve düzenli tarama sayesinde bazı ülkeler rahim ağzı kanserini neredeyse ortadan kaldırma noktasına geldi. Rahim ağzı kanseri, tarihte tamamen önlenebilir ilk kanserlerden biri olabilir.


"Avustralya dünyaya örnek oldu"

Özellikle Avustralya geniş kapsamlı HPV aşılama programları sayesinde bu alanda dünyanın en başarılı ülkelerinden biri olarak gösteriliyor.

Bilimsel projeksiyonlara göre Avustralya’nın önümüzdeki yıllarda rahim ağzı kanserini "nadir görülen kanser" seviyesine düşürmesi bekleniyor.

Birleşik Krallık ve İsveç gibi ülkelerde de özellikle genç kadınlarda rahim ağzı kanseri ve kanser öncüsü lezyonlarda ciddi düşüşler kaydedildi.

Dursun, bunun tesadüf olmadığını vurgulayarak şöyle konuştu:

Bu başarıların arkasında 3 temel unsur var: yaygın aşılama, düzenli HPV taraması ve erken tedavi. Bilimsel veriler artık çok net. HPV aşısı yalnızca enfeksiyonu değil, kanseri de önlüyor.
 

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

 

"HPV sandığımızdan çok daha yaygın"

HPV’nin toplumda son derece yaygın olduğuna dikkat çeken Dursun, yaşamı boyunca kadın ve erkeklerin büyük kısmının HPV ile karşılaşabileceğini söyledi.

Dursun, şunları bilgileri paylaştı:

HPV cinsel yolla bulaşan en yaygın virüslerden biridir. Çoğu insan hayatının bir döneminde HPV ile karşılaşır. Ancak önemli olan şu: Kalıcı yüksek riskli HPV enfeksiyonları yıllar içinde kansere dönüşebilir.


Rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 99’unun HPV ile ilişkili olduğunun artık bilimsel olarak ortaya konduğunu belirten Dursun, HPV’nin yalnızca serviks kanseriyle sınırlı olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

HPV; rahim ağzı kanseri dışında vajen, vulva, anüs, penis ve bazı baş-boyun kanserleriyle de ilişkilidir. Bu nedenle HPV yalnızca kadınların değil, toplumun tamamının sorunudur.


"HPV aşısı cinsel yaşamı değil, kanseri önlüyor"

Toplumda HPV aşısıyla ilgili yanlış inanışların bulunduğunu ifade eden Dursun, bilimsel verilerin aşının güvenliği konusunda son derece güçlü olduğunu belirtti.

Dursun, şu değerlendirmede bulundu:

Dünya genelinde yüz milyonlarca doz HPV aşısı uygulandı. Bugüne kadar elde edilen veriler, aşının son derece güvenli olduğunu gösteriyor. HPV aşısı gençleri cinsel olarak teşvik eden bir uygulama değil; kanseri önleyen bir halk sağlığı müdahalesidir.
 

Kolaj: Independent Türkçe
Kolaj: Independent Türkçe

 

"Erkek çocuklarının da aşılanması önemli"

Birçok ülkede artık yalnızca kız çocuklarının değil erkek çocuklarının da rutin HPV aşı programına dahil edildiğini söyleyen Dursun, bunun toplum bağışıklığı açısından önemli olduğunu belirtti.

Dursun, şu noktaya dikkat çekti: 

HPV sadece kadınları etkileyen bir virüs değil. Erkekler hem taşıyıcı olabilir hem de HPV ilişkili kanserlere yakalanabilir. Bu nedenle modern aşılama stratejileri kız ve erkek çocuklarını birlikte kapsıyor.


"Türkiye aslında tarama konusunda güçlü bir altyapıya sahip"

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen HPV tarama programlarının önemli olduğunu belirten Dursun, özellikle KETEM merkezlerinde ücretsiz HPV-DNA taraması yapılmasının büyük avantaj olduğunu söyledi. Dursun, şunları kaydetti:

Türkiye, 30-65 yaş arası kadınlarda HPV-DNA bazlı tarama uygulayan öncü ülkelerden biri. Kadınlarımız, Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM) ücretsiz tarama yaptırabiliyor. Bu çok değerli bir sistem.


Tarama katılım oranlarının artırılması gerektiğini vurgulayan Dursun, "En büyük eksik farkındalık. Kadınların önemli bir kısmı HPV taşıyıcısı olduğunu bilmiyor çünkü enfeksiyon çoğu zaman belirti vermiyor" dedi. 


"Ulusal aşı takvimine alınması tarihi bir adım olur"

HPV aşısının ulusal aşı takvimine alınmasının Türkiye açısından tarihi bir dönüm noktası olacağını ifade eden Dursun, şunları kaydetti: 

HPV aşısı ulusal programa girdiğinde yalnızca bireyleri değil gelecek nesilleri de korumuş olacağız. Bu, uzun vadede hem hayat kurtaran hem de sağlık harcamalarını azaltan stratejik bir yatırımdır.


DSÖ’nün hedefi: Rahim ağzı kanserini ortadan kaldırmak

Dünya Sağlık Örgütü rahim ağzı kanserini elimine edilebilir ilk kanserlerden biri olarak tanımlıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2030 hedefleri ise şöyle:

  • 15 yaşına kadar kız çocuklarının yüzde 90’ının HPV aşısı olması 
  • Kadınların yüzde 70’inin HPV-DNA testiyle taranması 
  • Kanser öncüsü lezyon veya kanser saptanan kadınların yüzde 90’ının tedavi edilmesi 

"Rahim ağzı kanseri kader değil" diyen Dursun’a göre Türkiye’nin bu hedefe ulaşabilmesi mümkün. 

Dursun, "Bilim elimizde çok güçlü araçlar sunuyor. Aşı, tarama ve erken teşhis birlikte uygulandığında binlerce kadının hayatı kurtarılabilir" dedi.  


Türkiye hedefin neresinde?

Dünya Sağlık Örgütü’nün rahim ağzı kanserini ortadan kaldırmaya yönelik hedeflerinin Türkiye açısından da ulaşılabilir olduğunu belirten Dursun, bunun için aşılama ve tarama oranlarının artırılması gerektiğine dikkat çekti.

Dursun, Türkiye’nin mevcut durumuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

Bu hedefe ulaşabilmek için toplumun büyük kısmının aşılanması ve taranması gerekiyor. Bunlar olmadan bu hedefe henüz ulaşamayız. Bu strateji, 2030 yılına kadar ulaşılması gereken ‘90-70-90’ hedeflerine dayanır: 15 yaşına kadar kız çocuklarının yüzde 90’ının aşılanması, 35-45 yaş arası kadınların yüzde 70’inin taranması ve yüzde 90’ının tedavi edilmesi.


"Kadınların bilinçlenmesi şart"

Kadınlarda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Dursun, toplumun farklı kesimlerinin bu konuda daha görünür rol üstlenmesi gerektiğine işaret etti.

Dursun, şu değerlendirmede bulundu:

TV programları artmalı, yazılı ve görsel medya ve sosyal medyada bu konuda haberler yapılmalı. Toplumdaki bilim insanlarının, sanatçıların, kanaat önderlerinin bu konu ile ilgili destekleyici açıklamalarının artması gerekiyor.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU