PKK yöneticisi Murat Karayılan: Süreç donduruldu, yasal güvence olmadan silah bırakmamız akıl dışı olur

Sürecin ilerlemesi için hukuki adımların şart olduğunu vurgulayan Karayılan, güven ortamının oluşmadığını ifade etti

Fotoğraf: X

Örgüte yakın Fırat Haber Ajansı'na konuşan PKK yöneticisi Murat Karayılan, kamuoyunda “terörsüz Türkiye” olarak anılan sürece ilişkin değerlendirmesinde, sürecin fiilen durduğunu ifade etti. Bölgesel gelişmeler ve siyasi kararların bu noktada belirleyici olduğunu öne sürdü. Karayılan, aylar süren komisyon çalışmalarına rağmen somut adımların atılmadığını savunarak, ortaya çıkan raporların uygulanmamasını eleştirdi. Hükümet ve bazı medya çevrelerinin “örgüt adım atmıyor” yönündeki eleştirilerine karşı çıkan Karayılan, sorumluluklarını yerine getirdiklerini söyledi. Karayılan şunları söyledi:

Evet, şu an itibarıyla süreç dondurulmuştur. Bize yansıyan ve bizim gördüğümüz budur. Belirtilen bu tartışma sonrası, yaşanan bölgesel-konjonktürel gelişmelerin ve yine bir takım iç süreçlerin de etkisiyle karar verici güçlerin böyle uygun gördüğü, adım atılmasının durdurulduğu ya da ertelendiği açıkça görülüyor. Aylarca sürdürülen meclis komisyonu faaliyetlerinin sonucu olarak ortaya çıkan resmi bir rapora rağmen sürecin yürütülmemesinin başka bir izahı olamaz.

Gerçekler ortadayken bazı AKP yetkililerinin ve bazı basın çevrelerinin bizim gereken adımları atmadığımızı söylemesi, uydurulmuş birer siyasi manevra söyleminden başka bir şey değildir. Çünkü biz Hareket olarak bu aşamada üzerimize düşen görevlerin gereğini yaptık. İktidarın adım atması için gerekenlerin hepsini eksiksiz bir biçimde yaptığımız aşikardır. Bunlar kamuoyuna açık olarak yapılan şeylerdir. Bir örgütün 42 yıldır yürüttüğü mücadele tarzı olan silahlı mücadele stratejisini sona erdirmesi ve kendini feshetmesi sıradan bir karar değildir. En stratejik bir karardır. Bu karar ve peşi sıra atılan adımlar duruyorken kimse bizim adım atmadığımızı söyleyemez.

Takvim tartışmalarına da değinen Karayılan, sürecin zamanlamasının kendi taraflarınca belirlenmediğini ifade etti. Sürecin ilerlemesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmadığını savunan Karayılan, özellikle yargı kararlarının uygulanmamasını örnek gösterdi ve bu kapsamda bazı siyasetçilerin serbest bırakılmasının sürece katkı sağlayabileceğini dile getirdi. Kayyum uygulamalarının devam ettiğini belirten Karayılan, bu konuda da herhangi bir geri adım atılmadığına dikkat çekerek şu vurguları yaptı:

‘Örgüt takvime uymadı’ tespiti asla doğru bir tespit değildir. Çünkü bizim açımızdan böyle bir takvim durumu yoktu. Takvimi belirleyen Önderlik ve devlet tarafıydı. Ne o raporda belirtilenlerin gerekleri yapıldı ne de herhangi bir yasal çalışma yürütüldü. Mevcut durumda onu da askıya almış bulunuyorlar. Oysa buna karşı biz her şeyi resmi ve yasalarımıza uygun olarak, geri dönülemez bir biçimde çoğunlukla da kamuoyuna açık bir biçimde yaptık. Kısacası devletin ve iktidarın yasal olarak yaptığı hiçbir pratik yoktur. Güven verici hiçbir yasal durum söz konusu değildir. Örneğin; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının uygulanması gerektiğinden bahsediyordu. Bunlar hemen uygulamaya konulabilirdi. Bu temelde Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Can Atalay, vb. birçok Kürdistanlı ve Türkiyeli siyasetçinin özgürleşmesi gelişebilirdi. Bunun sürece ön açıcı katkıları olabilirdi.

Yine raporda kayyumların artık aşılması gerektiğinden söz ediyordu. Buna dönük de hiçbir pratik adım atılmadı. Başta Mardîn olmak üzere kayyum atanan yerlerin bir kısmında, kayyum gerekçesi olarak gösterilen davalarda beraatler yaşandı. Ona rağmen aynı belediyelerde kayyum politikaları devam ediyor. Yaptıkları basın açıklamasında barış istedikleri için yüzlerce akademisyen görevlerinden men edildi, atıldı. Madem yeni bir barış süreci gelişiyorsa, onların tekrardan işe alınmaları gerekmiyor muydu? Bu yönlü de hiçbir kıpırdama olmadı.

Karayılan ayrıca, devletin güven verici bir yasal çerçeve sunmadığını öne süren Karayılan, sürecin tek taraflı ilerleyemeyeceğini belirtti. Bölgedeki çatışmalı ortama dikkat çeken Karayılan, bu koşullarda silah bırakmanın gerçekçi olmadığını savundu. Sahadaki örnekler üzerinden konuşan Karayılan, silah bırakan bazı grupların dahi güvenlik gerekçesiyle geri dönmek zorunda kaldığını ileri sürdü. Son olarak, mevcut koşullarda tüm silahların bırakılmasının talep edilmesini eleştiren Karayılan, bunun gerçekçi olmadığını ifade etti. Karayılan şu vurguları yaptı:

Kısacası olumluya dönük pratik-yasal hiçbir adım yok. Bunun görülmesi gerekir. Her şeyi tek taraflı karşıdan bekleme yaklaşımı ne kadar adildir. Bu tutum, en hafif deyimle, işi yokuşa sürmedir, teslimiyeti dayatmadır. Sahayı bilen ve gerçekçi düşünen her insan çok iyi bilir ki, pratik sahada bunun gerçekleşmesinin mümkünatı yoktur. Ortadoğu kaynıyor. Her tarafta vızır vızır dronlar, füzeler uçuşuyor. Bütün güçler, hatta alanda bulunan uluslararası güçler de dahil olmak üzere bu zemindeki herkes şu an intişar pozisyonundadır. Mevcut durumda güçlerimizin güvencesi, kurduğumuz güvenlik sistemi ve silahlarımızdır. Yasal bir güvence olmadan bizim bu zeminde silah bırakmamız akıl dışı olur.

Güçlerimiz, birkaç deste veya birkaç yüz kişi değildir. Binlerce kişiden bahsediyoruz. Bakın, 30 arkadaşımız silahını yaktı ve geri dönmeye hazır olduğunu belirtti. Onlar bir yere gidebildi mi? Hayır. Dolayısıyla güvenlik için tekrar sahamıza dönmek zorunda kaldılar. Vaziyet buyken bizden tüm silahları bırakmamızı ve tüm mevzileri boşaltmamızı istemek ve ondan sonra yasal kararlar alınacağını söylemek, sahadaki gerçeklikle ve insanın aklıyla alay etmektir. Bu açıdan bunu bir şart olarak koymak aslında olmazlıkta ısrar etmek anlamına gelir. Kendi tutumunu kamufle etmeye dönük politik bir söylemdir. Esası ise, olmazda ısrar etmedir.


Independent Türkçe

DAHA FAZLA HABER OKU