ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan ve yaklaşık 7 haftadır süren İran savaşı, Donald Trump'ın en zayıf noktalarından birinin “ekonomik baskı” olduğunu ortaya koydu.
28 Şubat'ta başlayan savaşta İran'ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey askeri yetkili öldürüldü. Ancak ABD ve İsrail, İran'da planladığı rejim değişikliğini elde edemedi.
Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirdiği gibi, ABD'nin müttefikleri olan Körfez ülkelerine de misilleme düzenledi.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
İran, Hürmüz Boğazı'nı ticari gemilere açtığını duyurduktan kısa süre sonra ABD'nin bölgedeki ablukası nedeniyle boğazın yeniden kapatıldığını bildirdi.
Hürmüz'deki belirsizlik, başta enerji piyasaları olmak üzere küresel ekonomiyi alt üst ederken, ABD Başkanı Trump'ın ekonomik baskıya ne kadar direnebildiğini de sınıyor.
ABD Başkanı, her ne kadar küresel petrol sevkıyatının beşte birinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı'na bağımlı olmadıklarını söylese de artan enerji maliyetleri ABD'li tüketicileri de vurdu. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) İran savaşının uzaması halinde küresel resesyon yaşanması riskine ilişkin uyarısı da gidişatın ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor.
Trump'ın bombardımanı sürdürürken 8 Nisan'da diplomasiye ani dönüş yapıp İran'la iki haftalık ateşkes imzalaması da finans piyasaları ve MAGA tabanının bazı kesimlerinden gelen baskının ardından gerçekleşti. Savaş nedeniyle gübre sevkıyatlarının aksaması, Trump'ın kilit seçmen kitlesi olan ABD'li çiftçiler arasında tepkiye yol açtı.
Reuters'ın analizinde, kasımda ABD'de düzenlenecek ara seçimler öncesinde Trump'ın artan iç baskı karşısında savaştan çıkış yolu bulmaya çalıştığına dikkat çekiliyor.
Barack Obama yönetiminde dış politika danışmanı olarak görev yapmış Brett Bruen, şu değerlendirmeleri paylaşıyor:
Trump, kendi seçtiği bu savaşta en zayıf noktası olan ekonomik sorunların yarattığı zorlukları hissetmeye başladı.
ABD'li politika analisti Chuck Coughlin de şunları söylüyor:
MAGA tabanının dışında, ülkenin önemli bir kısmının ve hatta MAGA tabanındaki bazı kesimlerin de yaptığı şeylere şiddetle karşı çıktığının farkında. Bence bunun bedelini ödeyeceği gün yaklaşıyor.
Wall Street Journal'ın analizinde Hürmüz Boğazı krizinin, ABD'nin Körfez müttefiklerini de olumsuz etkilediğine işaret ediliyor.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) petrol ihracatı için başka boru hatlarını kullanıyor ancak Katar, Kuveyt ve Bahreyn alternatif güzergahları olmadığı için uzun vadede gelirlerinde ciddi düşüş yaşayabilir.
Körfez devletlerinin çatışmaların yeniden başlamasını istemediği vurgulanıyor.
Diğer yandan savaştan önceki dönemde de büyük ölçüde yaptırımlar nedeniyle finansal sıkıntılar yaşan İran yönetiminin içinde bulunduğu ekonomik krizin derinleştiğine dikkat çekiliyor.
Tahran yönetiminin bir noktada Hürmüz'ü kademeli şekilde yeniden açıp ABD'ye karşı müzakere kozunu kaybetmek ile Amerikan ablukasına karşı çatışmaları tekrar başlatmak arasında zorlu bir seçimle karşı karşıya kalabileceği ifade ediliyor.
Washington ve Tahran yönetimleri, yeniden Pakistan'da bir araya gelmeyi planlıyor. ABD basınında görüşmenin pazartesi günü İslamabad'da yapılabileceği yazılıyor. Ancak İran haber ajansı Tesnim'in aktardığına göre Tahran yönetimi henüz ikinci tur müzakerelere katılacağını onaylamadı.
Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Guardian, Tesnim
Derleyen: Yasin Sofuoğlu