CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 104’üncüsü Nevşehir’de yapıldı.
Nevşehirli vatandaşlara birlik çağrısında bulunan Özel, şunları söyledi:
Biz bugün buraya Nevşehir’in güzel insanlarının vicdanına sığınmaya, vicdanına seslenmeye geldik. Biz bugün buraya bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya geldik. Biz bugün buraya tüm kötülüklere karşı birbirimize sarılmaya, birbirimizden güç almaya geldik. Bu şehirde biz yerel seçimlerde Nevşehir Belediyesi’ni hiç kazanamadık. Ama bu şehre kızmadık. Bu şehre küsmedik. Hep kusuru kendimizde aradık. ‘Daha çok çalışacağız, başaracağız’ dedik. Son seçimlerde Taner İnce ile Derinkuyu’yu, Sefer Neslihanoğlu ile Kozaklı’yı, Ali Ertuğrul Bul ile Ürgüp’ü, Birol Demirdelen ile Yazıhüyük Belediyesi’ni kazandık. Hem belediye başkanlarımızı, hem onlara görev verenlere yürekten teşekkür ediyorum. Nevşehir merkez ise bizi seçmedi. İYİ Parti’nin adayı Sayın Rasim Başkanı seçti. Rasim Başkana ve hangi partiden olursa olsun seçilen belediye meclis üyelerine bir kez daha başarılar diliyorum, hepsini tebrik ediyorum, millet kimi seçtiyse başımızın üzerindedir.
"Bir yanda bu şehre yüzünü dönenler, bir yanda oyu alırken koşup, gelip, sonra sırtını dönenler var"
Genel seçimde sizden oy alanlar, sonrasında maalesef bu şehre sırtını döndüler. Bir tarafta bu şehre yüzünü dönenler, çalışanlar, gayret edenler var. Ben Bülent Yumuş’un şahsında il başkanımızın, tüm ilçe başkanlarımıza, tüm örgütümüze, tüm CHP’lilere teşekkür ediyorum. Nevşehir’de milletten oy almak için gayret eden, sandığa güvenen, sandığa inanan herkesin önünde saygıyla eğiliyorum. Bir yanda bu şehre yüzünü dönenler, bir yanda oyu alırken koşup, gelip, sonra sırtını dönenler var. Gelirken baktık, Nevşehir ne yapmış, bu hükümet Nevşehir’e ne yapmış diye. Hesap basit: Nevşehir 2025 yılında 10,5 milyar lira vergi ödemiş. Peki yatırım ne olmuş? 3,4 milyar lira. Düşünün ki Nevşehir gibi bir kentte, İstanbul’dan, Bursa’dan, Kocaeli’den, Denizli’den, Manisa’dan, Gaizantep’ten, buralardan toplanan vergilerin payına düşenden fazlası verilmeli ki Nevşehir burada var olsun, büyüsün, güçlensin. Oysa bırakın genel vergiden fazlasını vermeyi, 10 milyardan fazla vergi alıp bu şehirden, bu şehrin üreticisinden, esnafından, ki öyle vergiler var ki can bezdiren, bu şehre hizmet etmek isteyenler ama bir yandan gelince 3 milyar lira yani 10 alıp, 3 veren, kepçeyle alıp, kaşıkla veren bir anlayış var. Buradan tek sözüm şudur ki Nevşehir’de: Gün gelecek, sandık gelecek, Nevşehir kendine sahip çıkacak bir iktidarı başa getirecek, bir cumhurbaşkanı seçecek, o gün Nevşehir’den alıp da azını verenin değil, artık hak ettiğini misliyle vermenin sözünü veriyoruz Nevşehir’e.
"En kısa sürede Nevşehir’e layık bir çevre yolunun hızla yapılması lazım"
Nevşehir’deki çevre yolu ihtiyacına dikkati çeken Özel, iktidara geldiklerinde çevre yolunu yapacaklarını belirterek, "Bir yandan Nevşehir, bir dokunup bin ahın işitildiği bir şehir. Nevşehir’de daha 10 milyar vergiyi almayı bilenler, 3 milyar yatırım bütçesi koyanlar, Nevşehir’e bir çevre yolu bile yapmamışlar. Dünyanın kamyonu, tırı şehrin içinden geçiyor. Trafiği tıkıyor. Egzoz kokusunu, hava kirliliğini bu şehre getiriyor, gürültü yapıyor ve bu şehri rahatsız ediyor. En kısa sürede Nevşehir’e layık bir çevre yolunun hızla yapılması lazım. Buradan söylüyoruz: Sandık gelip de iktidar değiştiğinde bir yıl içinde o yolu yapacağız, Nevşehir’i bu ızdıraptan kurtaracağız" dedi.
"Küçük işletmelerin tamamını zorluyorlar"
Kapadokya Alan Başkanlığı’nın küçük esnafı bitirdiğini ifade eden Özel, sözlerine şöyle devam etti:
Nevşehir’e yılda 4,5 milyon turist geliyor. Dünyanın dört bir yanından geliyor, Türkiye’nin dört bir yanından geliyor ama ortalama 2 gün kalıyorlar. Şehre katkıları çok az. Bu turistleri şehirde tutmanın, burada konaklama sürelerini uzatmanın ve bu turistin bu kente katkı sağlamasının yollarını mutlaka bulmak gerekiyor. Maalesef bir Alan Başkanlığı kurdular. Kapadokya Alan Başkanlığı. Öyle bir iş ki, küçük esnafı bitirdiler. Küçük pansiyonları bitirdiler. Bir yere ruhsat almak gerektiğinde, bir tarafta Türkiye’nin dev firmaları işlerini takip ediyorlar, izinleri alıyorlar, her türlü işi hızla hallediyorlar ama bir tarafta buranın kendi esnafına gelince burnundan getiriyorlar. Küçük işletmelerin tamamını zorluyorlar. Nevşehir’in insanına değil, İstanbul’daki büyük şirketlere ya da yabancı yatırımcılara parayı kazandıran ve vergiyi de orada yatırttıran, buraya bir faydası olmayan bir düzen kurdular. Bunun için lami cimi yok. Ürgüp’ün, Kapadokya’nın gelen turistinin verdiği vergi de bu şehirde kalacak. Bu şehir dünyanın en büyük güzelliklerinden birinin ev sahibi bu şehir, hak ettiğini fazlasıyla alacak. Söz veriyoruz.
Gençlere de seslenen Özel, "Diğer yandan, gençlerimiz turizmde çalışıyor, ya iş bulamıyor, iş bulursa güvencesiz çalışıyor, asgari ücretle çalışıyor. Bu kentin sefasını başkaları sürerken, cefasını gençlerimiz çekiyor. Buradan bütün gençlerimize umudunu kesmiş, iş bulamayan, bulsa da emeği sömürülen bütün gençlerimize and olsun ki, Nevşehir’in de yüzünü güldüreceğiz, gençlerinin de yüzünü güldüreceğiz" diye konuştu.
"Tarıma verilenin 320 katını faizcilere veren bir iktidarla karşı karşıyayız"
Tarıma ayrılan bütçenin yetersiz olduğunu ifade eden Özel, çiftçilerin yaşadığı sıktınları şöyle ifade etti:
Nevşehir üzümü, kabak çekirdeği, patatesiyle ünlü. Bu topraklara alnının terini damlatanlar var burada. Çiftçiler, köylüler var. Alnının terini toprağa damlatıyorsun, o topraktan bereket fışkırtıyorsun. O bereketle, namusunla kazandığın parayla çoluğuna, çocuğuna bakmaya çalışıyorsun ama her geçen gün biraz daha zorluklar yaşanıyor. Bu sene iki ayda tarıma verilen destek 2 milyar lira. Oysa faize ödenen para 640 milyar lira. Yani tarıma verilenin 320 katını faizcilere veren bir iktidarla karşı karşıyayız. Normalde çiftçilerin desteklemesi kanuna göre gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i olacak. Yani 770 milyar lira çiftçiye destekleme yapılması lazım. Bu sene bütçeye bunun 5’te birini koydular. Yani 640 milyara yakın bir para size verilecek olan parayı size değil, iki ayda faizcilere verdiler. Öyle bir noktadayız ki, kanundakinin 5’te birini çiftçiye reva gören bir anlayış var.
"CHP iktidarında çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV, KDV alınmayacak"
Buradan açıkça söylüyoruz: CHP iktidarında çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV, KDV alınmayacak. Elektrik borçları her ay değil, hasat sonunda para elinize geçince ödenecek. Arada elektrik borcundan dolayı kesinti olmayacak. Planlı üretime geçilecek. Çiftçiye alım garantisi verilecek. Çiftçi ne üreteceğini ve kaça satacağını bilecek. Öyle yollara geçiş garantisi verenler, uçaklara yolcu garantisi, havaalanlarına uçuş garantisi verenler, köprüye geçiş garantisi verenler, İngiltere’nin verdiği paraya karşılık 25 yıl, 30 yıl garantili ödeme yapanlar, kendi çiftçisini kaderiyle baş başa bırakıyorlar. Ne ekeceğini, kaça üreteceğini, kaça satacağını bileceksin. Çünkü bu ülkenin başına çiftçiye 'al ananı da git' diyen bir Cumhurbaşkanı değil, 'çiftçi milletin efendisidir' diyen Atatürk’ün partisinden çiftçiyi, milletin efendisi yapacak bir cumhurbaşkanı gelecek. Söz veriyoruz size.
"Sizi yok sayan, sizi hor gören bir iktidar var"
Sizi yok sayan, sizi hor gören bir iktidar var. İktidarlar milletten dersi aslında oyu aldıktan sonra her adımlarını düzgün atmaları lazım. Milleti kollamaları lazım. Kollamıyorlarsa Meclis’te hesap vermeleri lazım. Ama şimdi öyle bir düzenin içine gelindi ki 'sen oyu vereceksin, birini seçeceksin, sonra kenara çekileceksin' diyorlar. Oyu bir sefer alıyorlar. Ondan sonra dönüp milletin gözünün içine bakmıyorlar. Milletin içine çıkmıyorlar. Tayyip Erdoğan, partisi Adalet ve Kalkınma Partisi, gelip burada bir miting yapıyor mu? Gelip senin hatrını soruyor mu? Çarşı pazar geziyor mu bunlar? Kahvehaneye gelip hatır soruyor mu bunlar? Derdin ne diyor mu bunlar? İşte bu 'sen oyunu vereceksin, sonra kenara çekileceksin' dediği iş. Yoksa buradan söyleyim: Bugün kaybettik, Allah gani gani rahmet eylesin. Hüsamettin Cindoruk. Rahmetli Demirel, Ecevit ile rekabet halindeydiler. Biri barajlar kralıydı, bir tanesi Kıbrıs fatihiydi. Ama meydanlar onlarında. Oyu alıp kenara çekilmek değil, millete gelmek, hizmette yarışmak ve meydan meydan mücadele etmek vardı. Karşımızda oyu alıp milleti kenara itenler, insan içine çıkmayalar, meydanlara, sokaklara çıkmayanlar, çıkanları da hor görenler var. O yüzden bir kez daha söylüyorum: Milletin arasında olmaya, yanında olmaya, sanki seçim varmış gibi her zaman sizin içinizde olmaya devam ediyoruz.
“Mustafapaşa beldesinde seçim var”
Erken seçim istiyoruz. Erken seçim için her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Ama bir yandan da Nevşehir'de 7 Haziran'da bir seçim var. Ürgüp'ün Mustafapaşa beldesinde seçim var. Biliyorsunuz, bu iktidar 31 ilde büyükşehir yaptı. Belde belediyelerini kapattı. Çok sayıda büyükşehir olmayan yerde de belediyeleri aldılar. Şimdi Mustafapaşa, belediyesine kavuşuyor. Benim anneanne Selanik doğumlu, baba tarafı Üsküplü. Mustafapaşa'da da benim akrabalar, hepsi orada haziran ayında oy kullanacaklar. Mustafapaşa'da pırıl pırıl bir adayımız var. Ömer Başkan, Ömer Boz'u partimiz Mustafapaşa'da aday gösterdi. Hem Mustafapaşa'yı Ömer Başkan'a emanet ediyorum ve Ömer Başkan'a Haziran'daki seçimlerde sahip çıkması için Ömer Başkan'ı da akrabalarıma hemşehrilerime emanet ediyorum.
Mersin, Adana ve Ankara Belediye Başkanlarımızla konuştuk. Bugün Ömer Başkan'la ilgili bu otobüsün üstünden şunu memnuniyetle söylüyorum. Ömer Başkan Mustafapaşa'ya seçildiğinde bir omzunda Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in eli olacak, öbür omzunda da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın eli olacak. Söz veriyoruz.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"Korkarım, hazirana kadar orta vadeli programdaki enflasyonu geçecekler"
İktidar Nevşehir'in ve Türkiye'nin sorunlarını çözmekten aciz. Bu işleri artık bir kenara bıraktılar. Ağır bir ekonomik krizin ortasındayız. Orta vadeli program yüzde 16 enflasyon diyordu bu sene için. Üç ayda yüzde 10'u geçti enflasyon. Korkarım, hazirana kadar orta vadeli programdaki enflasyonu geçecekler. Yani emeklimize, memurumuza zam verirken planladıkları işin yarısında bir yıl boyunca olacak enflasyonu senenin yarısında hayata geçirmiş olacaklar. Bu da bir o kadar daha fakirleşmek demek. Zaten hayat pahalılığı durmuyor. Enflasyon yüzde 50'den 30'a düşünce hayat ucuzlamıyor ki. Mal 100 liradan 150 lira olmuşken geçen sene, bu sene 50 lira değil, 30 lira daha zamlanıyor. Yani enflasyon yüzde 30 olunca, yüzde 30 geçen senenin üstüne daha fiyatlara biniyor.
Bu sene ilk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altındaydı. En düşük emekli maaşı 20 bin lira gibi açlık sınırı bugün 33 bin lira. Bir emekliye 20 bin lira veriliyor. Bu emeklilere yapılan iş, dünyanın en büyük haksızlığı. Yıllarca çalıştılar, didindiler. Eller nasırlandı, dirsekler çürüdü, gözlük numaraları büyüdü. Emekliye dendi ki, 'Sen yıllarca çalıştın, artık yeter, devlet sana bakacak'. Bu emekliler, AKP geldiğinde aldıkları en düşük emekli maaşı gidip de kuyumcuya vardığında sekiz çeyrek altın alıyordu. Bugün gelinen noktada iki tane bile çeyrek altın alamıyor. Yani AKP geldiği günden bugüne dörtte birine düşürmüş emeklinin satın alma gücünü.
Eskiden en düşük emekli maaşının yüzde 50 fazlası ortalama emekli maaşıydı. Bugün emeklilerin tümünün aldığı maaşın ortalaması 23 bin lira. Bu iktidar geldiğinde emekliler 1,5 asgari ücret alıyorlardı. Yani, bugünkü 28 bin lira beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz asgari ücrete bakın: 1,5 katı olsa, bugün 42 bin lira alması gereken emekli 20 bin lira alıyor. O beğenmediğimiz asgari ücret üzerinden bile emekliye hiç ilişmeseler, hiç dokunmasalar, 42 bin lira maaş almaları lazım.
"İktidar bugün değişse, 20 bin lira alan emekli, 39 bin lira alacak"
Biz iktidarımızda asgari ücreti bugünkü parayla 39 bin yapacağımızı söyledik. İktidarımızın ilk döneminde direkt en düşük emekli maaşını bir asgari ücret yapacağımızı da söyledik. İktidar bugün değişse, 20 bin lira alan emekli, 39 bin lira alacak. 30 bin lira alan emekli 59 bin lira direkt alacak. CHP olarak bu söylediğimiz söz zor bir söz, tutulmayacak bir söz değil.
Rahmetli Mesut Yılmaz, Sayın Bahçeli, rahmetli Ecevit beğenmedikleri, millete kriz çıkardığı, 'Kötü yönetti' dedikleri dönemde bile bıraktıkları ülkede, emekliler 1,5 asgari ücret alıyordu. İktidarımızın ilk döneminde bir emekli maaşı en az bir asgari ücret olacak. İkinci döneminde eski günlerine ulaşacak, emekliler 1,5 asgari ücret alacaklar. Söz veriyoruz.
"Hiç değilse temmuzda ara zammın mutlaka yapılması gerekiyor"
Bu ülkeyi yönetenlerin vermiş oldukları bir söz var. Sayın Erdoğan diyordu ki 2023 seçimlerinde, 'Enflasyon tek hanenin altına inmedikçe, yani yüzde dokuz ve altında olmadıkça asgari ücrete ara zam yapmalıyız' diyordu. Şu anda enflasyon yüzde 30, bırak dokuzu yüzde 30. O yüzden hem emekli maaşlarına hem memur maaşlarına hem de asgari ücrete ara zam yapılması mutlaka ve mutlaka gereklidir. 'Yüzde dokuzun üstünde enflasyon varsa, ara zam yapacağım. Yılda dört kez bile olabilir' diyordu. Yani martta, haziranda, eylülde diyordu. Hiç değilse bir kez temmuzda bu ara zammın mutlaka yapılması gerekiyor.
"Yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa gelecek"
Artık 'Geçim yoksa seçim var' demenin, bu iktidarı gönderip size, emekliye, çalışana, çiftçiye, memura, esnafa sahip çıkacak bir iktidarı getirmenin zamanı geldi. O sandığı getirecek misiniz? Buradan Erdoğan'a sesleniyoruz. Ey Erdoğan! Duymayabilir. Arka taraf zayıf kaldı. Ey Erdoğan! Sandığı getir! Adayımı bırak! Sandığı önümde, adayımı yanımda istiyorum. Hep beraber o sandığı getireceğiz, bu iktidarı değiştireceğiz. Hepinizin, hem Nevşehir'in hem Türkiye'nin hem emeklinin hem emekçinin hem çiftçinin hem esnafın hem yaş almışların, hem kıpır kıpır gençlerin yüzünü güldüreceğiz. Gençlere de söz olsun. Türkiye'de bütün yasakları bitireceğiz. Yasaklar gidecek. Özgür, yüzü gülen gençlerin Türkiyesi gelecek. Yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa gelecek.
"Şimşek, diyor ki, 'Geçen sene Ekrem İmamoğlu'nu ve CHP'li belediyeleri hapse atıp 60 milyar dolar zarar vermeseydik, bu İran savaşından hiç etkilenmeyecektik'"
Mehmet Şimşek çıktı, kara haberi verdi. Diyor ki, 'Enflasyon düşmeyecek, artacak. Bütçe açığı düşmeyecek, artacak' diyor ve bunların hepsini birden İran savaşına bağlıyor. Hatta 'savaşfilasyon' diye bir şey icat etmiş İngilizce, 'warflation' diyor. 'Savaş var diye enflasyon olmuş.' Bakın, şunu söyleyeyim. Bu Mehmet Şimşek kim biliyor musunuz? 19 Mart darbesinin mali kanadı bu. Ekrem Başkanı gelip sabahın göründe evinden alıp nezarette tutup sonra tutuklayınca bir anda bütün dünya 'Ya Türkiye'de ne oluyor? Darbe oluyor' deyip borsa düştü, yatırımcılar kaçtı, dolar yükselmesin diye bunlar elimizdeki döviz rezervlerini yaktılar. Geçen gün gitmiş bu, Londra'da yatırımcı toplantısı yapıyor. Tam 1 Nisan günü. 1 Nisan gününde 19 Mart'ın olduğu tarihi koymuş böyle ve devamını, 'Çoklu şoklar' yazmış, 'O dönemde' diyor, '60 milyar dolar rezerv yaptık'. Gelmiş İran'a, 'Bu dönemde de' diyor ki, '50 milyar dolar rezervimiz gitti, para kalmadı'. Türkiye'ye para davet ediyor. Kendi ağzıyla itiraf ediyorlar. Diyor ki, 'Biz geçen sene Ekrem İmamoğlu'nu ve CHP'li belediyeleri operasyon yapıp, hapse atıp, ekonomiye 60 milyar dolar zarar vermeseydik, o para dursaydı, şimdi bu İran savaşından hiç etkilenmeyecektik.'
"Elektriğe, mazota, doğal gaza zam gelince her şeye zam gelir"
Bizim Mehmet Şimşek petrol fiyatları yükselince elektriğe ve doğal gaza yüzde 25 zam yapıyor. Yalvardık, yakardık. Dedim ki, 'Bakın petrol fiyatları savaştan dolayı yükselecek. Siz bunu önce ÖTV'den karşılayın' fikrini verdik. Onu gecikmeli ve dörtte üçünü uygulayarak biraz tuttular. 'KDV'yi yüzde 1'e indirin' dedik, dinlemediler. Petrol fiyatı yükselince pompa fiyatlarını yükselttiler. Başta kendileri elektriğe, doğal gaza zam yaptılar. Elektriğe zam gelince, mazota zam gelince, doğal gaza zam gelince iğneden ipliğe her şeye zam gelir.
Domatesin kilosu 65 liradan 150 liraya, sivri biber 40 liradan 200 liraya, salatalık 30 liradan 55 liraya bir anda fırladı. Neden? Üretildiği yerden, İstanbul'daki hale giderken ana maliyet mazot maliyeti. Sen bu fiyatı Avrupa gibi destekleyerek, bu geçiş döneminde aşağıda tutsan hiçbir şeye zam gelmeyecek. Ama sen bunu yapamadığında iğneden ipliğe her şeye zam geliyor ve enflasyonu kontrol edemiyorsun.
Geçen sene darbeye harcanan para kenarda duraydı, bu sene bu zamların hiçbirisi olmayacaktı. Şimdi çıkıp dünyaya bunu anlatıyor, 'Çoklu şoklar yaşadık, paralar olaya gitti'. Şimdi İran Savaşı'na tedbir alacak güçleri kalmadı. Bunun için bir kez daha buradan uyarıyorum. Ekrem Başkan'ı içeride tutmanın, CHP'li belediyelere saldırmanın ve yapılacak bir seçimde bizden korkmanın maliyetini vatandaşa ödetiyorsunuz. Tutuksuz yargılamaya geçin, Ekrem Başkan'ı ve arkadaşları serbest bırakın, Türkiye'yi de bu kötü yönetimin sonucu borçtan, kötü yönetimin sonucu zamdan, kötü yönetimin sonucu yoksulluktan, kötü yönetimin sonucu işsizlikten kurtarın. Ya bunu yapacaksınız ya bu millet ilk sandıkta sizi perişan edecek, sandığa gömecek.
“Bu iddaialar doğru olsa canlı yayınlara söz verenler neden döndüler?”
Türkiye siyasi tarihinin en büyük davalarından biri bir aydır Silivri'de görülüyor. Ekrem Başkanımıza önce diploması sahte, sonra terörist, sonra hırsız dediler. Çok basit bir hesapla bir adam aynı zamanda hem diploma sahtecisi hem hırsız hem yolsuz hem terörist hem ajan olabilir mi? Her suçlamayı bir kişiye atıyorsan o yapışmadı diye yeni iftira atıyorsan, delil bulamayınca davaları basına bile kapatıyorsan demek ki senin derdin bir suçu, bir suçluyu aramak değil bir rakipten korkmak, karşısına çıkmaktan korkmaktır. Şunu hatırlayalım; bir yıl önce Ekrem Başkanı aldıkları gün Sayın Erdoğan çıktı dedi ki; 'bir aya kalmaz insan içine çıkamayacaklar, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar' dedi. Ben o gün 'biz arkadaşlarımıza inanıyoruz, iddianamede hiçbiri olmayacak' dedim. O gün savcı dünya kadar iftiralar atıyordu, Devlet Bey de 'madem ki istiyorlar canlı yayın olsun millet ne var ne yok görsün' dedi. Biz de canlı yayın olsun, iftira da duyulsun dedik. 10 ay bekledik iddianame çıktı. Yaz boyunca üstünde tepindikleri lafların hepsi yalan çıktı. Biz de 'TRT'den verin duruşmaları' dedik. O sözün de arkadı boş çıktı. Meclis'e teklif veriyoruz, 'hayır' diyorlar. Nevşehir'deki AK Parti'lilere, MHP'lilere sesleniyorum; eğer biz suçumuz olsa, veremeyeceğimiz hesabımız olsa canlı yayın ister miyiz? Eğer bu iddaialar doğru olsa canlı yayınlara söz verenler neden döndüler?
"Akın Bey, Murat Çalık'ın da annesi var onu görüyor musun sen?"
Mahkeme görülüyor. İtirafçı olanlar diyor ki; 'savcı seni salacağım' dedi, güvendim, imza attım. 'Evladımla tehdit ettiler, o yüzden imza attım, bunların hiçbiri doğru değil' diyorlar. Bizi kendisi yenemeyeceğini anlayan birisi bir hemşehrinizi tuttu Adalet Bakanı olarak atadı. Yuhlamayın ağırına gidiyormuş. Önce ne kadar siyasi dava varsa, AYM'nin oy birliği ile bozduğu, hak ihlali olan kararların altında imzası olan sonra bakan yardımcılığı gibi siyasi bir göreve gelen birini İstanbul'da bu operasyonu, bu darbeyi bir tek o yapar diye İstanbul'a Başsavcı yaptılar. Gitti orada hukuku katletti, döndü geldi dokunulmazlık için bakan oldu. Bir de gelmiş Nevşehirli olduğunu hatırlamış buralarda dolaşmış. Diyor ki; 'meydanda adım geçiyor, meydanlar yuhluyor babam üzülüyor.' Allah kimseyi memleketinde bu hale düşürmesin. Nevşehir'in vicdanına söylüyorum; Akın Beyin babası var da Ekrem Beyin de bir babası var. Mehmet Murat Çalık'ın bir annesi var, 85 yaşında. Murat Çalık kanser hastası, iki güne bir hastanede, annesi de pencerenin önünde. Akın Bey, Murat Çalık'ın da annesi var onu görüyor musun sen?
"Akın Bey'in babasının ellerini öpe öpe söylüyorum, artık aileyle uğraşmayı bırakın"
Medya A.Ş'de çalışan kadınlara gidip 'çocuk var mı, gözaltındasın kim bakıyor' diyorlar. '85 yaşında annem var bakamaz' diyor. 'O zaman şuna bir imza at git çocuğunu al' diyorlar. Bir bakıyor Ekrem Başkana bir sürü iftira. 'Atmam' diyor o zaman sana iyi yolculuklar. Silivri'ye yolluyor bir hafta sonra bir daha çağırıyor, tekrar 'imza at' diyor. Bu çocukları olan, bakmak zorunda oldukları yaşlı annesi, babası olan kadınları Afyon'a, Düzce'ye sürdüler. Mehmet Murat Çalık'ı annesi rahat ziyaret edemesin diye İzmir'e yolladılar. O cami cemaatinin elinden öpüyorum, Akın Beyin babasına bu soruları soran, vicdanı kaldırmayanların ellerinden öpüyorum. Bu ailelere bir yıldır yapılmayan zulüm kalmadı. Buradan Akın Beyin babasının ellerini öpe öpe söylüyorum, artık aileyle uğraşmayı bırakın. Aileyle, eşle uğraşan, anne ağlatan, babaları kahredenlere yazıklar olsun.
"Bizim iktidarımızda sadece bu kötülükleri yapan bir avuç çete mensubu hesap verecek"
İnandığım bütün değerler üzerine söylüyorum; seçim gelecek, iktidar olacağız. Biz iktidar olduk diye kimseye bize bu yaptıklarını yapmayacağız. AK Partili'nin de MHP'linin de yüreği rahat olsun. Şimdi CHP gelirse 'bize zulmedecekler' diye düşünmesinler. Bizden kimseye kötülük gelmedi, gelmeyecek. Bizim iktidarımızda sadece bu kötülükleri yapan bir avuç çete mensubu hesap verecek, Türkiye'ye huzur gelecek.
"Bu seçim demokrasi isteyenlerle tek adam rejimi sürsün diyenler arasında olacak"
Bu seçim iki parti arasında olmayacak, bu seçim demokrasi isteyenlerle tek adam rejimi sürsün diyenler arasında olacak. Bu seçim bir otokratla Türkiye'nin bütün demokratlerı arasında olacak. Bu seçim Erdoğan'la Türkiye İttifakı arasında olacak. Türkiye İttifakı sosyal demokratların ittifakıdır. Türkiye İttifakı renklerini ay yıldızlı bayraktan alır. Göreceksiniz o sandığı getireceğiz ve Türkiye İttifakıyla Nevşehir'de de birinci olacağız, Türkiye'de de. Geçim olmayan yerde seçim olur dedik, seçimden kaçıyorlar.
"Ara seçimden vazgeçmemiz için erken seçimi getirin, bu işi millet bitirsin"
Erdoğan diyor ki; 'gündemimizde seçim yok'. Bu millet artık size olan güvenini kaybetti, bu millet sandıkta sizi değiştirmek istiyor. Diyor ki; 'iki yılım daha var, dururum seçim yapmam'. Anayasa açık, anayasaya göre Meclis'te sandalyeler boşalınca ara seçim yapılır. Ara seçimin günü geldi. Ya erken seçime gideceksin ya Türkiye'deki boş 7 sandalye için seçim yapılsın. Tayyip Erdoğan son girdiği 2023 seçimlerinde Nevşehir'de olduğu gibi Afyon'da, Hatay'da, Kocaeli'de, İstanbul'da birinci partiydi. Afyon'da milletvekilliği boşaldı, gel sandık koyalım, kaçıyor. Eğer Tayyip Erdoğan kendine güveniyorsan bu seçim bölgelerinin hepsinde sen birinci partiydin. Ben diyorum ki sandığı koyalım, sen bu milletin gönlünden düştün. O sandık bir şekilde gelecektir; ya erken seçim yapacaksın ya da tarihe seçimden kaçan olarak geçeceksin. Emekliler için çalışanlar için ara zam şarttır; demokrasi için ara seçim şarttır. Ara seçimden vazgeçmemiz için erken seçimi getirin, bu işi millet bitirsin.
ANKA
© The Independentturkish