Tüm saldırılara rağmen İran neden boyun eğmiyor?

Merak edilen soruyu bölgedeki yetkililer yanıtladı

Savaşın başında ülkenin dini liderini kurban veren İran, İstihbarat Bakanı İsmail Hatib ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani gibi önemli yetkilileri de geçen hafta kaybetti (AFP)

28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in başlattığı savaşta pek çok önemli yetkilisiyle birlikte dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'i de kaybeden İran'ın tüm saldırılara rağmen hâlâ boyun eğmemesi pek çok ülkeyi şaşırtıyor. 

Pentagon'a göre ABD ve İsrail, İran'daki 15 bini aşkın hedefi vurdu. İran, 1200'ü aşkın sivilin öldürüldüğünü bildiriyor. 

Ortadoğu'daki yetkililerle konuşan Washington Post, Tahran'ın bu kayıplara rağmen savaşın bitirilmesine yönelik diplomatik girişimlere olumsuz yanıt verdiğini öne sürüyor.

Bir İranlı diplomat, bir Arap ülkesinin üst düzey yetkilisi ve bölgede görev yapan iki Avrupalı diplomata dayandırılan habere göre İran, küresel ekonomik sisteme kurduğu baskıyı Donald Trump yönetiminin askeri gücünün hafifletemeyeceğine inanıyor. 

Dünya petrol ticaretinin neredeyse beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı önemli ölçüde kapatan İran'ın enerji piyasaları üzerindeki etkisine güvendiği iddia ediliyor. 

Amerikan gazetesine konuşan İranlı diplomat, "Tarihin en büyük askeri süpergücüne karşı yalnızız. Bu saldırganlığı, saldırganlar için aşırı maliyetli bir hale getirmeye çalışıyoruz" dedi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Washington Post'un diğer kaynakları, İran'ın altyapısı zarar görürken Tahran yönetiminin uzun vadede ülkeyi nasıl toparlayacağını düşündüğünü söyledi. 

Kısa vadedeyse saldırılara karşı koyup Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü elde tutmanın bir zafer olarak görüldüğünü ileri sürdüler.

Avrupalı diplomatlardan biri, "Rejim varlığını sürdürdüğü müddetçe petrol ve doğalgaz fiyatlarını kullanarak bölgeyi ve uluslararası piyasaları terörize edebilirler. Onlar bunu galibiyet olarak görüyor. Müzakereye girişmek için herhangi bir baskı hissetmiyorlar" ifadelerini kullandı.

Arap yetkili ve Avrupalı diplomatlar, Katar ve Ummanlı yetkililerin geçen hafta ateşkes için İran'la temasa geçtiğini ve Tahran'ın önce ABD ve İsrail'in saldırılarını durdurmasını talep ettiğini aktardı. 

Erken ateşkes ilanının çatışmaların tekrarına yol açacağını vurgulayan İranlı yetkililerin maddi tazminat gibi pek çok saldırmazlık güvencesi istediği de duyuruldu. 

Gazeteye konuşan İranlı diplomat, "ABD'nin bataklığa saplanmasının en başındayız. Başka bir kaçış yolu yok" dedi.

Avrupalı yetkililerden biri, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani gibi önemli yetkililerin öldürülmesinin Tahran'ı diplomasiden uzaklaştırdığını belirtti. Ölmeden önce Laricani'nin Moskova aracılığıyla Trump yönetimiyle temasa geçmeye çalıştığını öne süren haberler yayımlandığı hatırlatıldı.

Cuma günü ABD'nin gemilere yüklenmiş İran petrollerine yönelik yaptırımları 30 günlüğüne askıya alma kararı aldığı anımsatıldı. 

Ülkedeki iç huzursuzluğun yeniden rejim karşıtı gösterilere yol açabileceği yorumları da haberde aktarıldı. 

Trump'ın tanıdığı 48 saatlik sürenin sonuna geliniyor

Diğer yandan Ortadoğu'da pazar gününe girilmesiyle birlikte ABD Başkanı Donald Trump, Tahran'ın 48 saat içinde Hürmüz Boğazı'nı tamamen açmaması halinde İran'ın elektrik santrallerini vurmaya başlayacaklarını duyurdu. 

Devrim Muhafızları da buna karşılık, İran'daki elektrik santrallerinin vurulması halinde İsrail'in ve ABD üslerine enerji sağlayan bölge ülkelerinin santrallerinin hedef alınacağını açıkladı.

Trump ise tehdidinin "çok iyi" sonuç vereceğini ve bu durumun "İran'ın tamamen yok edilmesine" yol açabileceğini öne sürüyor.

Tahran'ın 6 şartı 

İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı, Lübnan merkezli El Mayadin televizyonuna konuşan bir İranlı yetkiliye dayandırılan haberini dünya kamuoyuyla paylaştı. 

Tahran'ın ateşkes için sunduğu 6 şart şöyle sıralandı: Savaşın yeniden başlamasını engellemek için güvenceler sunulması, ABD'nin bölgedeki askeri üslerinin kapatılması, İslam Cumhuriyeti'ne tazminat ödenmesi, bölgedeki tüm cephelerde savaşların sonlandırılması, Hürmüz Boğazı için yeni bir yasal çerçevenin oluşturulması, İran'a düşmanca yaklaşan medya figürlerinin soruşturulması ve iade edilmesi.

İran ne diyor?

İranlı yetkililerin açıklamalarına göre Tahran, Hürmüz Boğazı'nı tamamen kapatmış değil, sadece "saldırgan ülkelerle bağlantılı gemilere" izin verilmiyor. 

Bu yaklaşım, İran'ın boğazı küresel ticarete kapatan bir aktör değil, askeri baskıya karşı "seçici kontrol" uygulayan bir güç olduğu iddiasına dayanıyor.

Tahran, bölgedeki güvenlik krizinin sorumluluğunu da doğrudan ABD ve İsrail'e yüklüyor. 

İranlı yetkililer, Hürmüz'deki gerilimin kendi eylemlerinden değil, devam eden askeri operasyonlardan kaynaklandığını savunuyor. Bu nedenle Tahran'a göre yaşanan enerji şoku, İran'ın stratejik tercihi değil, "dış müdahalenin kaçınılmaz sonucu".

Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün gerektiğinde daha sert şekilde kullanılabileceğini açıkça dile getiriyor. İranlı yetkililere göre bu seçenek, askeri üstünlüğü elinde bulunduran ABD'ye karşı "asimetrik caydırıcılık" sağlayan başlıca araçlardan biri.

Bu çerçevede İran anlatısı, çatışmayı "ekonomik baskı kurmaya çalışan bir aktörün tercihi" gibi değil, "rejimin varlığını korumaya yönelik zorunlu bir direnç stratejisi" olarak sunuyor.


Independent Türkçe, Washington Post, Mehr, Press TV, AA

Derleyen: Eren Umurbilir

DAHA FAZLA HABER OKU