Satrancın en eğlenceli halini FM Yasin Emrah Yağız anlattı: "İçinde fırtınalar kopan bir oyun"

At oturtma, küşleme, tüpsüz dalış ve perişan matı, Yasin Hoca'nın kullandığı satranç terimlerinden yalnızca birkaçı

FM Yasin Emrah Yağız'ın satranç kanalı Satranç Dünyam'ın 142 bin abonesi var (FM Yasin Emrah Yağız)

Adrenalin'den herkese merhaba, bu hafta satranç oyuncusu ve eğitmeni FM Yasin Emrah Yağız'la röportaj yaptık. 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

FM Yasin Emrah Yağız, satrancı yalnızca bir oyun olarak değil, aynı zamanda bir deneyim olarak anlatan isimlerden.

Enerjik anlatımı, canlı yayınları ve Satranç Dünyam etrafında oluşan güçlü topluluğuyla bugün çok geniş bir kitleye ulaşıyor. Ancak bu yolculuğun temeli, çok daha erken yaşlarda başlayan bir meraka dayanıyor.

Yağız, satrançla tanıştığı ilk günü net olarak hatırlamadığını söylüyor ama o ilk temasın bıraktığı etkiyi çok iyi biliyor. Taşların nasıl hareket ettiğini öğrendiği anda bu oyunun sıradan bir oyun olmadığını fark ettiğini anlatırken, satrancın kendisine hissettirdiklerini şu sözlerle özetliyor:

Satranç sadece taşların hareket ettiği bir oyun değil; karakterin, sabrın ve zihnin aynı anda sınandığı bir mücadele.

Zamanla bu merak tutkuya dönüşüyor; turnuvalar, analizler ve çalışmalar derken satranç hayatının merkezine yerleşiyor.
 


Bugün yaptığı yayınları ve kurduğu platformu da o çocukluk merakının bir devamı olarak görüyor. 

Tek fark şu: Artık bu tutkuyu onbinlerce insanla birlikte yaşıyoruz.

Satranca başlarken onu etkileyen isimlerse kendi oyun anlayışını şekillendiren önemli referanslar olmuş. Özellikle Garry Kasparov’un oyunlarındaki agresiflik ve hakimiyet duygusu, onun kuşağı üzerinde güçlü bir etki bırakmış.

Onun oyunlarını izlediğiniz zaman şunu hissediyorsunuz: adam sadece oynamıyor, rakibini satranç tahtasında domine etmeye geliyor.

Yağız, daha sonra Magnus Carlsen'le bambaşka bir yaklaşım gördüğünü ifade ediyor: Sabır, teknik ustalık ve derinlik. Bu iki zıt ama tamamlayıcı tarzdan çıkardığı en önemli ders ise net:

Satranç tek bir oyun tarzından ibaret değil. Farklı ustalardan öğrenip kendi stilinizi oluşturmanız gerekiyor.

Satrançta başarı denildiğinde sık sık gündeme gelen "zeka mı disiplin mi?" tartışmasınaysa net bir cevap veriyor. Ona göre belirleyici olan şey disiplin.
 


Yıllar içinde çok zeki olup kaybolan pek çok oyuncu gördüğünü, buna karşılık sabırlı ve istikrarlı çalışan oyuncuların mutlaka bir noktaya ulaştığını vurguluyor. Bu yaklaşımını şu sözlerle özetliyor:

Satrançta kazanan genellikle en zeki olan değil, en uzun süre mücadele edebilen olur. Satranç bir sprint değil, maraton.

Türkiye’de satrancın son yıllarda yakaladığı ivme de dikkatini çeken önemli konulardan biri. Özellikle Yağız Kaan Erdoğmuş gibi genç yaşta uluslararası başarılar elde eden oyuncuların ortaya çıkmasını çok değerli buluyor.

Yeni jenerasyonun epey güçlü geldiğini vurgularken, yine de gelişmesi gereken alanlar olduğunun altını çiziyor:

Özellikle uluslararası turnuva deneyimi, profesyonel antrenman sistemleri ve uzun vadeli oyuncu gelişim programları çok önemli.

Türkiye’nin satranç potansiyeli çok büyük. Doğru sistemle dünyaya damga vuran oyuncular çıkarabiliriz.

Turnuva satrancının dışarıdan göründüğü kadar sakin olmadığını da vurguluyor.
 


Tahta başında aslında ciddi bir psikolojik savaş yaşandığını, küçük bir hatanın ya da zaman baskısının oyunun gidişatını tamamen değiştirebildiğini söylüyor.

Ona göre üst düzey satranç, yalnızca doğru hamleleri bulmak değil, aynı zamanda rakibi zorlayan kararlar alabilmekle de ilgili.

Bazen en iyi hamle değil, rakibi en çok rahatsız eden hamle kazanır. Üst seviyede satranç biraz da zihinsel dayanıklılık oyunudur.

Satranç anlatımına getirdiği yaklaşımsa onu farklı kılan en önemli unsurlardan biri. Yasin Hoca, dışarıdan bakıldığında ciddi ve mesafeli görülen bu oyunu, yayınlarında son derece eğlenceli ve enerjik bir hale getiriyor.

Ona göre satranç eğitimi çoğu zaman gereğinden fazla ciddiye alınıyor. 

Satranç çok derin bir oyun ama bu onun sıkıcı olması gerektiği anlamına gelmez.

Ben yayınlarda özellikle şunu göstermeye çalışıyorum: insanlar gülerken de satranç öğrenebilir.

Hatta bence öğrenmenin en güçlü yollarından biri bu. Çünkü satranç öğrenmenin en iyi yolu bazen ciddi olmak değil, eğlenmektir.

Bu bakış açısı, Satranç Dünyam projesinin de temelini oluşturuyor. Yağız, uzun yıllar oyunculuk ve antrenörlük yaptıktan sonra Türkiye’de satranç öğrenmek isteyen büyük bir kitle olduğunu fark ettiğini söylüyor.
 


Ancak bu kitleye ulaşan doğru ve erişilebilir içerik her zaman yeterli değil. Satranç Dünyam bu ihtiyaca cevap verme amacıyla ortaya çıkıyor.

Dijital platformların sunduğu imkanların altını çizerken, tek bir yayında onbinlerce insana ulaşabilmenin önemine dikkat çekiyor. Nihai hedefiniyse net ifade ediyor:

Satrancı sadece turnuva salonlarında oynanan bir oyun olmaktan çıkarıp herkesin hayatında olan bir oyun haline getirmek.

Uzun vadedeyse bu projeyi yalnızca bir yayın platformu olarak değil, çok daha geniş bir yapı olarak konumlandırıyor.

Güçlü bir eğitim platformu, ciddi oyuncular yetiştiren bir akademi ve uluslararası bilinirliği olan bir marka.

Ama en önemlisi şu: Türkiye’den dünya çapında oyuncuların yetişmesine katkı sağlayan bir yapı olması.

Yasin Hoca'nın yayınlarının bir diğer dikkat çekici yönüyse zamanla kendi dilini ve kültürünü oluşturmuş olması.

Yayın sırasında spontane ortaya çıkan ifadelerin, esprilerin ve anlatım biçimlerinin satranç camiasında yayılmaya başlaması başta onu şaşırtmış.
 


Ancak zamanla bu dilin turnuvalarda ve sosyal medyada kullanılmaya başladığını görmek, bunun küçük bir kültüre dönüştüğünü fark etmesini sağlamış. Bu durumun kendisi için en keyifli gelişmelerden biri olduğunu söylüyor.

Bugün her yaştan insanın onun yayınlarını izleyerek satranca başladığını görmekse ayrı bir sorumluluk yüklüyor.

Yeni başlayanlara verdiği tavsiye sade ama güçlü:

Satrançta herkes kaybeder. Büyük ustalar da kaybeder.

Önemli olan kaybetmemek değil, her oyundan bir şey öğrenmek.

Sabırlı olun, merakınızı kaybetmeyin ve oyunun tadını çıkarın. Gerisi zaten geliyor.

FM Yasin Emrah Yağız, köşemizin adına özel olarak sorduğumuz adrenalin sorusunu da şöyle yanıtlıyor: 

Açık konuşayım: O adrenalin satrancın en güzel taraflarından biri.

Özellikle hızlı zaman kontrollerinde oynarken kalp atışınız hızlanır, zaman azalır, chat hareketlenir…  O anlar gerçekten çok keyifli.

Çünkü satranç dışarıdan sakin görünse de aslında sakin görünen ama içinde fırtınalar kopan bir oyun.


 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU