Fatih Erbakan: Kaynaklar; faize, imtiyazlı holdinglere ve kamudaki israfa gidiyor

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Esenyurt'ta iftar programına katıldı

Fotoğraf: Yeniden Refah Partisi X Hesabı

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, "İşsizlik almış başını gitmiş. Geniş tanımlı işsizlik 10 milyonun üzerine çıkmış. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimiz 5,5 milyonu bulmuş. 5 milyon 500 bin, bir Avrupa ülkesinin nüfusu kadar. 10 milyonluk işsizler ordusu bir Avrupa ülkesinin nüfusu kadar. Niçin böyle oluyor? Çünkü borç-faiz ekonomisi uygulanıyor da onun için. Kaynaklar, gelirler canavarlara gidiyor. Bir; faize, iki; imtiyazlı holdinglere, üç; kamudaki israfa gidiyor. Böyle olunca bizim emeklimize, asgari ücretlimize, küçük esnafımıza, çiftçimize, köylümüze imkân kalmıyor" dedi. 

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Esenyurt'ta iftar programına katıldı. Erbakan, iftar sonrası partiye üye olanlara rozetlerini takdı. İftar öncesi konuşan Erbakan, şunları söyledi: 

Bugün Türkiye'de asgari ücretli açlık sınırının altında bir gelirle hayatta kalma mücadelesi veriyor. İki asgari ücret neredeyse yoksulluk sınırının yarısı düzeye gelmiş durumda. En düşük emekli maaşı açlık sınırının altında, yoksulluk sınırının beşte biri düzeyinde. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyetinin 50 bin lira olduğu, tek başına bir insanın kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmesi için gereken paranın 50 bin lira olduğu bir günde; 20 bin liralık emekli maaşından, 28 bin liralık asgari ücretten söz ediyoruz maalesef. Çiftçi ve köylümüz de perişan durumda. Yüksek girdi maliyetleri, düşük taban fiyatları, düşük destek ve teşvikler, yasal olarak tarıma ayrılması gereken payın çok altında pay ayrılması sebebiyle çiftçinin, köylünün yaşadığı sıkıntılar; düşük süt fiyatları, zirai don olaylarında yeterli desteğin sağlanmaması ve yine çiftçimizle, köylümüzle beraber küçük esnaf bu iş yeri kiralarıyla, bu faiz oranlarıyla, bu döviz kurlarıyla hepsini geçelim; Alım gücünün neredeyse sıfır olduğu bir piyasa dolayısıyla ayakta kalmaları, evlerine ekmek götürebilmeleri mümkün değil. Son 5 yılda 620 bin esnaf kapısına kilit vuruyor.

"2026 yılında devletin faize vereceği bu parayla Türkiye genelinde 750 bin konut inşa edilebiliyor"

İşsizlik almış başını gitmiş. Geniş tanımlı işsizlik 10 milyonun üzerine çıkmış. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimiz 5,5 milyonu bulmuş. 5 milyon 500 bin, bir Avrupa ülkesinin nüfusu kadar. 10 milyonluk işsizler ordusu bir Avrupa ülkesinin nüfusu kadar. Niçin böyle oluyor? Çünkü borç-faiz ekonomisi uygulanıyor da onun için. Kaynaklar, gelirler canavarlara gidiyor. Bir; faize, iki; imtiyazlı holdinglere, üç; kamudaki israfa gidiyor. Böyle olunca bizim emeklimize, asgari ücretlimize, küçük esnafımıza, çiftçimize, köylümüze imkân kalmıyor. Bu sene devletin bir senede bütçeden ödeyeceği faiz miktarı 2,74 trilyon lira. 60 milyar doların üzerinde bir meblağ demek. Her ay 5 milyar dolar faize para ödeniyor. Her bir Allah'ın günü 160-170 milyon dolar faize para ödeniyor. Buna can dayanır mı? 2026 yılında devletin faize vereceği bu parayla Türkiye genelinde 750 bin konut inşa edilebiliyor. İstanbul şartlarında 500 bin konut, 500 bin adet 3 artı 1 inşa edilebiliyor. Devletin faize vereceği bu parayla 60 bin KOBİ kurulabiliyor. Bunların her birinde ortalama 20 istihdamdan 1 milyon 200 bin – 1 milyon 300 bin istihdam bu faize verilen parayla sağlanabiliyor. Bu faize verilen parayla sadece yüzde 5'ini vererek Türkiye'deki 3 bin SMA hastasının hepsinin tedavisini yaptırabilmeniz mümkün. Faize verilen parayla bir seferde 215 bin öğretmeni atayıp 20 sene boyunca maaşlarını verebilmeniz mümkün. Yine faize ödenen bu paranın sadece yüzde 20'siyle 2 milyon 500 bin memur emeklimize 20 bin lira seyyanen zam yapabiliyorsunuz. 11 milyon asgari ücretliye de bir sene boyunca ayda 22 bin lira devlet olarak eline para verebiliyorsunuz. Şimdi asgari ücreti 22 binden 28 bine çıkarttılar.

"Neden millet perişan halde?"

Ailenin korunması ve güçlendirilmesine ayrılan payın 126 katı faize veriliyor. Bağımlılıkla mücadeleye ayrılan payın 183 katı faize gidiyor. 'Aile yılı' dedik, 'uyuşturucuyla mücadele edeceğiz' dedik devlet olarak. Ne oldu? Bağımlılıkla mücadeleye verilen paranın 183 katı, ailenin korunması için ayrılan payın 126 katı faize gidiyor. Kırsal kalkınmaya ayrılan payın 45 katı faize; sanayinin geliştirilmesi ve üretimin desteklenmesine ayrılan payın 15 katı faize; tarıma ayrılan payın 6 katı faize gidiyor. Neden millet perişan halde? Neden millete, emekçiye, emekliye, dar gelirliye, çiftçiye, köylüye, küçük esnafa gerekli destek yok, kaynak yok? İşte bu faiz canavarından dolayı. Neden bu faiz canavarıyla muhatabız? 23 seneden beri iktidarda oldukları hâlde denk bütçeyi yapamadıkları için. Denk bütçe yapamadıkça borçlanıyor, borçlandıkça da bu faizi ödemek mecburiyetinde kalıyor. 

"Kaynaklar, imkânlar millet yerine canavarlara gidiyor"

Şimdi bir diğer canavar; imtiyazlılar canavarı. Bu sene 2,4 trilyon lira, yani 50 milyar doların üzerinde bir para gelir vergisi ve kurumlar vergisi muafiyeti olarak bütçeye geçmiş. Ne demek bu? Zenginden, gelir seviyesi yüksek olandan, işverenden, patrondan alınacak olan vergilerden muafiyete gidiliyor. 2,4 trilyon lira 50 milyar doların üzerinde bir para yapıyor. Bunun en azından 1 trilyon lirası iki elin parmaklarını geçmeyecek imtiyazlı holdinglere bir kıyak olarak gidiyor. 1 trilyon; 8 veya 10 tane holding. Gelir vergisi ve kurumlar vergisi muafiyetiyle bunlara sağlanan bir kıyak. 238 milyar lira da kamu-özel iş birliği projelerinden; köprülerden, otoyollardan, havaalanlarından bunlara gidiyor. 1 trilyon 250 milyar lira imtiyazlılara. 2,75 trilyon faize; etti size 4 trilyon. 2 trilyon da israfa gidiyor; etti size 6 trilyon. 6 trilyon demek 150 milyar dolara yakın bir para demek. Kaynaklar, imkânlar var. Ama kaynaklar, imkânlar millet yerine canavarlara gidiyor.

"Yerdeki konvoylar yetmiyor, şimdi havada konvoylar yapılıyor"

Rahmetli Erbakan Hocamız başbakan olduğu dönemde maaş zamlarını yapacağı zaman kendisine sorduklarında, 'Hocam iyi diyorsunuz da bu kaynağı nereden bulacağız' dediklerinde, 'Önce vereceğiz, sonra bulacağız' demişti. Bu önce millet anlayışı demektir. Önce millet anlayışı. Şimdi aynı anlayışa ihtiyaç var. Aynı ruha ihtiyaç var. Önce millet anlayışıyla ne yapılacak? Bir defa kamudaki israfı önleyeceksin. Lüks ile şatafatla bir yere varılmaz. 'İtibardan tasarruf olmaz' diyerek altı uçakla gidilen yurt dışı gezileri, 150 araçlık protokol makam konvoyları, saraylar; bununla beraber özel helikopterler, özel uçaklar, kamudaki hava aracı kiralamalarına verilen milyarlarca liralar, yerdeki konvoylar yetmiyor, şimdi havada konvoylar yapılıyor. Dolayısıyla bunların önlenmesi, bununla beraber imtiyazlı holdinglere haksız kaynak aktarılmasının önlenmesi, Erbakan Hocamız gibi rantiyenin hortumlarının kesilmesi ve yine Erbakan Hocamızın 54. hükümette yaptığı gibi Yeniden Refah Partimizin ortaya koyduğu Milli Kaynak Paketleri'nin hayata geçirilmesi ve böylece Allah'ın izniyle yeniden denk bütçenin gerçekleştirilmesi sağlanır.

"Bu aziz milletin yüzünü geçmişte olduğu gibi yine Milli Görüş'le, yine refahla güldüreceğiz"

Denk bütçenin gerçekleştirilmesi demek, biraz evvel söylediğim yıllık 2,7 trilyonluk 60 milyar dolarlık faizden kurtulmak demek. Peki imtiyazlı holdinglerden kurtardık. İsraftan kurtardık. Faizden kurtardık. Ne yapacağız bu muazzam imkânı? Bu muazzam imkânı aynen Erbakan Hocamızın başbakan olduğu dönemde yaptığı gibi millete aktaracağız. İşçiye, memura, emekliye, çiftçiye, köylüye, girişimciye, sanayiciye, küçük esnafa, KOBİ'lere aktaracağız ve onların yüzünün gülmesi, onların bolluk ve berekete kavuşması sağlanacak. Ve yine bu imkânlarla bu borç-faiz ekonomisinin canavarlarından kurtaracağımız paralarla, yani israftan, yani imtiyazlı oliglerden ve faizden kurtaracağımız imkânlarla 81 ilimize yüzlerce refah projesini hayata geçireceğiz. İstihdama yönelik, üretime yönelik, ihracata yönelik projelerle Türkiye'nin dış ticaret açığını ortadan kaldıracağız. Üreterek, ihraç ederek zenginleşeceğiz ve yeniden büyük Türkiye hâline geleceğiz. Bu mümkün mü? Evet, mümkündür. Ne lazım? Milli Görüş ruhu lazım. 50 senelik, 55 senelik tarihimiz Milli Görüş ne zaman iş başına geldiyse milletin yüzünü güldürdüğünü göstermiştir. Bağ-Kur emeklisine yüzde 320 maaş zammı yapan bir görüştür Milli Görüş. Bugün emekliye yüzde 320 zam yapsanız 20 bin lira maaş alan emekli önümüzdeki ay maaşının 84 bin lira olduğunu görür. Bu olay Türkiye'de yaşandı. Milli Görüş'ün bereketiyle yaşandı. Şimdi yine aynısı yapılabilir. Rantiyeden, imtiyazlı oliglerden, faizden, israftan kurtarılan imkânlar asıl sahibi olan millete aktarılacak ve Türkiye'de yeniden bolluk ve bereket dönemi başlayacak. Bu aziz milletin yüzünü geçmişte olduğu gibi yine Milli Görüş'le, yine refahla güldüreceğiz inşallah.

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU