ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşı

Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Bu makalede ABD ve İsrail’in İran’a yönelik bütün politik ve askeri konularını ele alacağım. Mevcut Destansı Öfke ve Kükreyen Aslan operasyonu öncesi, mevcut durumu ve geleceğini açıklayacağım. Bunu yaparken günümüz savaş biçimini de tarif edeceğim. Bütün bunlar polemolojik ve politik bir analiz ile durum tespiti manasında kalıcı bir referans sunma imkanına erişecek.

İç Muhasebe

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısını ele almadan önce kendi içimizde bir muhasebe yapalım. Bir imparatorluk bakiyesi güçlü ve kültürün sahibi biz Türklerin dünyaya bakışı elbette ciddi, diğerlerinden farklı olacaktır. Çünkü bizim bir medeniyet iddiamız var ve bu hiç bitmedi, devam da edecek. Diğer gerçek, bulunduğumuz coğrafya dünyanın en sıcak yerlerinden bir tanesi olduğu. Osmanlı da Türkiye Cumhuriyeti de hem ön Asya hem de Avrupa devletleridir, Orta Doğulu değildir. Bunu söylememin sebebi, Orta Doğu kültürlerinin bakış açısı ile bir hayli farklı olmamızdan kaynaklanır. Biz tarih boyunca coğrafyaları ve kültürleri yönettik. Boyunduruk altına girmedik. Ama Orta Doğu… 

Yakın tarih boyunca önce Avrupa ve daha sonra Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Batı medeniyetiyle karşılıklılık bağlamında etkileşim içinde olduk, iki büyük Dünya Savaşı ve ardından Soğuk Savaş yaşadık, sonuçta yoğrulduk. Politikada bile gelgitlerle dolu dönemlerimiz çok. Bugün temsil ettiğimiz değerler; demokrasi, özgürlük ve bağımsızlık ile alakalıdır. Türkiye her zaman için diğer uluslara önderlik edebilecek potansiyeli ile kendini göstermiştir. Daha önce söylediğim o medeniyet sözcüğünün yanına bunu da eklememiz gerekiyor: Önderlik. 

Bu itibarla Amerika Birleşik Devletleri’nin veya İsrail’in, hatta Rusya’nın ve Avrupa’nın ne yapıp ettiği Türkiye’yi cidden ilgilendirir. Bu konularda bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, her birimizin bir düşüncesi olacaktır, olmak zorundadır da.

Dış Muhasebe - Küresel Değişim

Bugünkü olayların ve karakteristik yapısının tarifinin sağlıklı yapılabilmesi için duruma dünyada büyük sorunlu dönemin ortaya çıkması itibariyle bakmak gerekir. Bugünkü tablo yeni başlamadı, ne zamandan itibaren süreç işlemeye başladı, asıl sorun ve etkisi ne oldu? Gelecek için politik referansınız ne? Bu sorular öne çıktı.

Köşe taşlarına bakalım:

  1. Küresel tıkanma: 2008 küresel mali kriz, mevcut sistemin tıkandığının göstergesi oldu.
  2. Küresel deneme: Covid-19 “dünyayı kapabiliyor muyuz ve tedarik zincirleri kesilirse ne olur” denemesi oldu.
  3. Büyük güç hamlesi: Rusya’nın 2019’da Kırım’ı işgali, 2022’de Ukrayna’ya saldırması, enerji krizini, nükleer dengesizliği ve yaptırımlar dünyasını genişletti.
  4. Büyük güç hamlesi: ABD’nin İran’a savaşın başlangıcı.
  • ABD’nin 2020’de Kasım Süleymani’yi öldürmesiyle İran’a savaş başladı.
  • İbrahim Anlaşmaları imzalanarak (2020) Orta Doğu’da düzenin değişimi başladı.
  • 7 Ekim 2023, Hamas, İsrail’e saldırdı ve ertesi gün Orta Doğu’da harita değişimi ateşlendi.
  • 28 Şubat 2026, ABD ile İsrail, İran’a saldırdı ve ABD’nin Orta Doğu projesini tamamlamak istemesi söz konusu. Şimdi bu noktadayız aşağıda daha ayrıntılı inceleyeceğiz. Bunun içinde ABD’nin Çin ile rekabetinden tutunuz, Orta Doğu’yu kontrol etme konuları, “haritaları değiştirmek” dedikleri, Enerji Savaşı vb. bir çok etken ve gerekçe var.
  1. Büyük güç hamlesi: ABD’nin hegemonik gösterisinin başlangıcı.
  • ABD’nin Meksika Körfezi (Meksika, Küba, Panama, Venezuela), Kanada, Grönland, NATO, Uluslararası Kurumları şekillendirme, Avrupa’yı küresel güvenlik politikalarına itmesi…
  • Çin!

Bu gelişmeleri zamanında anlamayarak geçirenler bugün olanları da anlayamazlar! Bazıları anlıyorlarsa da bunu kendi çıkarına kullanmak için fırsat politikası (interaction) yaparlar. Bugün ters-yüz retorik içindeki politikacılara bakmayın siz! 

Yeni Nesil Savaşların Karakteri (5. Nesil Savaş)

Esasında bu konuyu daha önce yazdım, bakınız: Savaşın evrimi: ABD ve İran gerilimi üzerine (23 Şubat 2026)[1]

Burada kısaca bahsedeceğim:

  • Günümüzde savaş kavramı ile operasyon kavramı iç içe geçmiş görülür. Savaş daha grileşmiştir. Bunun içinde suya yol vermek gibi dokunuşları içeren çok sayıda operasyon yapılır. Başka ifade: Domino etkisi!
  • Kesin sonuçlu harp beklememek gerekir. 
  • Amaçlar, yer ve duruma göre, geçici ve durumu kontrol etmek ve istismar etmek üzerine inşa edilir. Zaman bazen uzatılabilir bazen kısa tutulabilir; jeopolitik ile alakalıdır.
  • Bütün bunlar savaş stratejisinin tasarımında daha geniş düşünmenin gerektiği ortaya çıkmaktadır.
  • Savaşın veya operasyonu seyri hibrit yöntemleri içerir. Burada her ne kadar Hibrit Savaş terimi kullanılsa da aslında çoğunlukla hibrit operasyon icra ediliyordur. Artık hibrit yöntemler hâkim: Konvansiyonel güç, siber, enformasyon, vekâlet, ekonomik baskı ve psikolojik harp unsurları entegre ediliyor.
  • Akıllı Güç uygulaması önemlidir; aynı anda veya değişik oranlarda Sert ve Yumuşak Güç uygulanır.
  • Vekalet Savaşı uygulamaları görülür, bölgede terör örgütleri kullanılabilir. Yerel unsurlar (etnik veya mezhepsel) desteklenerek kullanılabilir. Terör örgütü yoksa imal edilebilir.
  • Bazı savaş veya operasyonlar karakteri itibariyle Temassız Savaş olarak yapılır. Bu terimin gereği bir silahlı çatışma olmuyor diye savaş veya operasyon olarak ele alınmak istenmese de aslında değişimin bir diğer görüntüsü de budur, çünkü bu bir “kazanım stratejisi” ile sonuç almayı gerektirir. 
  • Amaç, belirgin bir askeri zaferden öte, bütün dünya dengelerini gözeterek hedefe ulaşmaktır. Savaş artık sadece konvansiyonel çarpışmadan ibaret değildir; ekonomik baskılar, siber saldırılar, bilgi operasyonları, vekil güçler ve kültürel güvenlik unsurları iç içe geçer. Kinetik vuruş/çarpışma gerektiğinde uygulanır. Ancak kombinasyona odaklanmak gerekir; yeter ki kazan! 
  • Amaç, rakibi fiziksel olarak yenmek değil, algılarını manipüle ederek, karar alma mekanizmalarını felç ederek veya toplumu içten bölerek üstünlük sağlamaktır. Bu savaş neslinin yöntemi, "sinsi savaş"ın zirvesidir: Görünmez, her yerde mevcut, süper güçlendirilmiş bireyler veya küçük gruplar bile etkili olabilir; şiddet dağılmış ve fark edilmeyebilir şekilde uygulanır.
  • Temel özellikler: 
    • Daha çok kinetik olmayan araçlar hâkimdir (sosyal mühendislik, dezenformasyon, siber saldırılar, psikolojik operasyonlar, ekonomik manipülasyon, kültürel güvenlik ihlalleri). 
    • Sınırlar bulanıktır (savaş-barış ayrımı yok; barış zamanında bile üstünlük aranır; "barıştayken üstün gel"). 
    • Kimliksiz aktörler devrededir (devlet dışı bireyler, hacker grupları, bot ağları veya vekiller ön planda). 
    • Hedef farklı açıklanmalıdır (zihin ve algı; toplumun kolektif iradesini kırmak, güveni yok etmek, kaos yaratmak. 
    • Çözüm için mutlaka polemolojik bakış gerekir (her vaka özgün, ama ortak nokta inisiyatif, derin analiz ve çok katmanlı araçlar).

Eğer ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarına bakılırsa en başta şunu düşünmeniz yeterlidir:

  • Algıları değiştirmek.
  • Kolektif iradeyi kırmak.
  • Güveni yok etmek.
  • Kaos yaratmak.
  • Bütün bunları ve aşılan süreci kendi inisiyatifiyle yönetmek.

İran Savaşı

Başlaması ve Domino Etkisi

Şimdi gelelim Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik yapıp ettiklerine. Bakın bu savaş yeni başlamadı, Kasım Süleymaniye’nin 2020’de vurulması tarihi, İran’a yönelik savaşın başladığı tarihtir. Bugün bu savaş devam ediyor. Bir daha söyleyeyim isterseniz, Amerika Birleşik Devletleri’nin planı 3 Ocak 2020 itibariyle başlamıştır, bugün plan devam ediyor. Kime karşı? İran’a. 

İran’ın; 1) jeopolitik güç noktasında yer alması ve kontrol edilmesi iştahını kabartması, 2) petrol ve gaz ile büyük ilgisi, 3) Basra körfezi, Aden Körfezi, Doğu Akdeniz gibi kritik coğrafyalara elini uzatması, 4) Şii yayılmacılığı, 5) Rusya ve Çin ile dikkat çeken irtibatı, 6) bölgesel konularda ABD’nin politikaları ile çelişen yönleri, 7) radikal unsurları ve vekilleri kendi gücüyle kullanmak istemesi, 8) eğer Orta Doğu bölgesinde bir barış ve huzur olacak ise burada İran incelenmeden herhangi bir şey yapılamıyor olması vb. çok şey sayabiliriz. 

Öyleyse Kasım Süleymaniye‘den sonra Amerika Birleşik Devletleri‘nin yaptıklarıyla, daha sonra 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail ile Hamas çatışmasını birleştirerek, bundan sonra Amerika’nın iki kez büyük donanmasını ve gücünü bölgeye intikal ettirmesini söylememiz lazım gelir. 7 Ekim sonrası domino etkisi gibi, Hamas ve Hizbullah’tan itibaren, İran içine kadar süren bir operasyonlar zinciri zamanı var. Adına “12 Gün Savaşı” denen operasyon da bu asıl İran Savaşı’nın içerisindedir.

ABD’de Yapısal Durum Değişiklikleri

Şimdi şunu da gözden kaçırmayalım, birinci Trump döneminden (45. Başkanlık) hemen sonra Amerika Birleşik Devletleri Merkez Kuvvetler Komutanlığı‘nın (CENTCOM) görev ve sorumluluk alanı, Afganistan’dan Kuzey Afrika’ya kadar genişletildi. Bu demek oluyordu ki, aynı zamanda sadece Orta Doğu değil, Orta Doğu ve MENA, Amerika’nın artık çalışma alanı oldu. ABD bu bölgeye odaklanıyor idi. Amerika’nın yaptıkları bundan sonra, “Biden dönemi şöyle, Trump dönemi böyle” diye ayrı ayrı anlatmak mümkün; ama sonuçta Trump‘ın 2025 Ocak ayından itibaren (47. Başkanlık) bütün dünyayı değiştirebilecek argümanlarla ortaya çıkmış olması, küresel dengeleri ve uluslararası sistemi ne denli tersyüz edecek davranışlar içerdiği ortada. Bunlar ne benim ne de sizin dikkatinizden kaçıyor.

Trump’ın doktrini; “sert gücü kullanarak dünyaya rehberlik etmek” şeklinde. Rehberlik etmek konusu bütün her soruyu cevaplıyor.

ABD, Savunma Bakanlığı’nı Savaş Bakanlığı şeklinde ilan etti.

ABD silah ve mühimmatı arttırmak için ilgili sektörlere talimat yayımladı.

ABD ve İsrail Gözüyle İran

Şimdi gelelim mi İran’a? ABD ve İsrail gözüyle bakıyoruz: İran, Amerika için engeldi ve diğer açıdan bakılırsa, Amerika için olduğu kadar İsrail için de engeldi. Domino etkisiyle operasyonlar başlatıldı, sonuçta nereye gelindi? Suriye’de, Irak’ta ve diğer bazı yerlerde çok yoğun şekilde bulunan İran gücü ve etkisi geriletildi, bunlar hem İsrail’in hem Amerika’nın operasyonları ile oldu. Bu operasyonların her biri aslında işte tarif ettiğim o asıl İran’a karşı başlatılan savaşın içinde olan konulardır. 

Savaş mı Operasyon mu?

Operasyon ile savaş kavramını iyi anlamak gerekir. Örneğin Putin’in Ukrayna’da 24 Şubat 2022’de “geniş ölçekli” saldırısını başaramayıp, ardından “Özel Operasyon” dediği dar ölçekli tertiplenmeye geçmesini düşünün. Bugünkü durum Özel Operasyon şekliyle devam ediyor. Savaşı bir operasyona dönüştürdü, hatta asıl savaşı, üstü örtülü biçimde (buna “temassız savaş” denir) Batı dünyasıyla… Eğer ilk çıkışında Kiev’i aldaydı, bu Rusya’nın savaşı olabilirdi, ama öyle gelişmedi. 

Savaş kavramı daha geniştir, operasyon belli bir alana, süreye dahildir. Muharebe şeklinde bakın buna. İstiklal Savaşı diyoruz, ama içinde çok sayıda muharebe var. Savaşın sonuçları da farklıdır, savaşta bütünüyle düşman üzerinde egemenlik kurulur. Buna göre düşmanın sahip olduğu veya sahip olmak istediği imkanlar ve iddialar elinden alınır. Operasyon savaşın bütününe dayalı yönlendirmeler veya ara duraklar gibidir. Birinci, ikinci vs. yönlendirme operasyonları ile asıl savaşın kazanılması hesap edilir. Özellikle günümüzde savaş ve operasyon böyle düşünülmelidir.

Baskı Kurmak

Bugünün savaşlarında; yöneticilere yoğun baskı yapıyorsunuz, onların karar verme mekanizmalarını ele geçiriyorsunuz; ülkeye çeşitli şekillerde baskı kuruyorsunuz, ekonomik baskıdan tutun politik baskıya kadar, her türlü baskı var bunun içerisinde. Ama eğer askeri operasyon yapıyorsanız, bu askeri baskı oluyor. Yani burada İran’a yönelik bir operasyon yapılıyor ise bu savaş değil, aslında bu, “askeri baskı operasyonu”dur. Bu kavramı aklımızda tutalım artık. 

Bir diğer husus ise artık savaşlarda hibrit yöntemlerin olmasıyla alakalı biçimde, daha geniş düşünmemiz gerekiyor. İlla yöntem şu olacak veya sebep bu olacak diye bakılmıyor. Zaman konusu da benzer, o zaman başladı, şu zaman biter şeklinde, öyle bilet keser gibi yapılmıyor. Yakaladın, hemen gerekeni yap!

İran’ın Hinterlandını Tahran’a Kadar Sıkıştırmak

İşte savaşlar böyle değişkenlikler gösterirken bugün olan şu: İran’a karşı yapılanlar daha Kasım Süleymaniye’den itibaren ve daha sonra 2023’te Doğu Akdeniz’in Gazze sahilinden başlayarak, bugün Basra Körfezi’ne kadar geriletilen İran’ın, sonuçta hedef alınan bütün operasyonlarla yönlendirilmesine ilişkin. Savaş, süreçleri yönetmektir, düşmanı yönlendirmektir. İran’da hedef yönetici kadro oldu. Neden hedef İran’ı yönetenler? Buna ister rejim deyin ister başka şey, ama sonuçta şu anda bir otoriter rejim var. Rejimi ister dini şekilde açıklayın ister başka şekilde, şu anda Amerika’nın ve İsrail’in çıkarlarına ters. Eğer onların adına düşünürsek, tehdit unsurunu ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. 12 Gün Savaşı (adı bu ama aslında bu bir operasyon idi) yapıldı ve bir de görüldü ki, bunun içerisinde İran’ın hava sahasında Amerika ve İsrail rahatlıkla uçup hedefleri vurabiliyor. İran’ı yapabileceği önemli bir şey var, roket ve drone kullanmak. Bunun dışında örneğin bir Kara gücü var, ki Orta Doğu‘nun en büyük kara gücünden bahsediyoruz; İran kara gücünü neden sınırlarının dışına çıkaramıyor? Türkiye dahil hiçbir yerde, uzmanların tutup, İran kara gücünü neden kullanmıyor diye sorduğunu duymadım. İran konusu geçiyor ise söylenen şey şu, onun şöyle güzel füzesi var, böyle vurucu etki yaratıyor gibisinden. Bakın füzeyle saldırı yapılır, ama ne operasyon ne de savaş kazanılır. Bu eğer füzeyle savaş kazanılıyor olsaydı Rusya Ukrayna’daki savaşı kazanırdı, bitmez.

Şimdi geldik bu 12 Gün Savaşı’ndan sonraki konuya, nükleer silahlarla ilgili anlaşma yapalım dediler. Kesin bir şey söylemeyeceğim, ama eğer ki 1) İran nükleer maddeyi zenginleştirmeyeceğim, Amerika’dan alacağım ve sadece enerji üretiminde kullanacağım deseydi, 2) bütün vekil unsurları bırakıyorum ve onlarla irtibatımı kesiyorum deseydi, 3) petrol fiyatlarını birlikte belirleyeceğiz ve bundan sonra küresel enerji alanında birlikte çalışacağız deseydi, böyle olsaydı Umman‘daki ve Cenevre‘deki görüşmeler sonuç vermez miydi? Sonuç ne? İran savaşı kabul etti! Amerika’nın çıtayı yüksek tuttuğunu biliyoruz. Hegemonik iddiaları yüksek Amerika’nın çıtayı yüksek tuttuğu noktada siz Trump‘ın ne diyeceğini beklediniz? İşte o dönem içerisinde donanmasını tekrar bölgeye getirdi. Bu aslında ABD’nin 12 Gün Savaşı’nda gördükleriyle düşünülürse, gayet cesaretlendirici bir atmosferin oluştuğu durumdu. ABD kendine süreç içindeki yönlendirmelerle sonuca gidilebileceği bir durumu yarattı. Kritik husus neydi? CIA ve Mossad birlikte çalıştılar. İstedikleri şey, bir defa dini ve savunma elitlerini ortadan kaldırmaktı ve yapacakları operasyon için önlerinin açılması gerektiğinden, hava savunma unsurlarını vurmaktı. Ne yaptılar? İlk, komuta yerlerini, depoları, Devrim Muhafızları’nı, savunma sistemlerini, daha sonra da kalan nükleer tesisleri, bağlı savaş gemilerini vb. bütün bunları vurdular. Onlar için amaç hasıl oldu mu? Oldu! 

Şimdi, İran dişlidir, şöyle yapar, böyle yapar, diyebilirsiniz. Yanlış anlaşılmasın, mesela İran tutsun İsrail’i yok etsin. Yapsın! Savaş değil mi bu? Hamasetle bu işler olmuyor; hamaset veya retorik, ne diyorsanız. Şimdi gerçekçi olun, savaşların bu tarih itibariyle oluş şekilleri çok farklı ve burada sonuç alma biçimleriyle sonucun tarifi de çok farklı. Ne yapıyorlar? Süreci yönetiyorlar. Yani suyun akışını yönetiyorlar. Yani burada birden, biz kazandık veya zafer elde ettik değil! Operasyonlar sürüyor. Operasyonların sürdüğü süreç içinde, bütünün içinde, siz savaş ne tarafa doğru yön aldı, su ne tarafa akıyor, diye bakacaksınız. Günümüz savaşları böyle oluyor. Maduro-Venezuela örneği belli; işte şimdi Hamaney-İran örneği ikincisi oldu.

İkinci Aşama: Geliştirme

Takip edenler hatırlayacaklardır, bu İran operasyonunu daha başlamadan 22 Şubat’ta yazdım: ABD'nin İran'a karşı olası sınırlı-darbe stratejisi [2]

Burada belli safhalar vermiştim. Hazırlık (1 ay sürdü), sonra icra safhası. İcra: İlk dalga (24-48 saat), ek baskı (48-96 saat) ve kazanımı geliştirme/yerleştirme (bana göre bu en az 1 yıl sürer). 

Bugün neredeyiz? 96 saat tamamlandı, kazanımı geliştirme/yerleştirme safhasına geçildi. Akıllı Güç uygulamasına tam gaz! Bu sert gücün baskısının devam edeceği, ancak başka hibrit etkilerin de süreceği, giderek durumun (sonlara doğru) sadece yumuşak güçle sürdürüleceği bir süreci içerir.

ABD bugünden itibaren harekatın geliştirilmesi ve İran’da görmek istediği yeni şartları oluşturacak adımların atılması aşamasına geçecek. Bunun açılımı, ne şekilde cereyan edebilir?

  • Bugün Trump tankerlerin sigorta işlemlerine destek vereceğini ve donanma unsurlarının tankerlere refakat edeceğini söyledi. Bu demektir ki, bazı savaş gemileri Hürmüz’den içeriye girecek. İçeriye deniz piyadelerini taşıyan hücum gemisi de girerse durum değişiyor demektir. Özel kuvvet operasyonu söz konusu olabilir. 
  • ABD İran-Irak sınırında karakolları vurarak burayı açıyor. İran’daki Kürt Gruplar (PJAK gibi terör örgütleri) İran tarafında “vekalet” unsuru olarak terör ve ayrılıkçı olayları başlatabilir. 
  • İran’da şu ana kadar örtülü işbirlikçileri vardı, bunlar ile yeni hareketi başlatabilir.
  • İran’ın kontrolü içindeki alanlarda kontrol zayıflarken asimetrik unsurların etkisi giderek artan bir durum değişikliği gerçekleşebilir.

Bu durumda, şartlar değişmiş gibi duruyor ve benim öngörüm tutuyor. Yeni safhaya geçiyoruz demek oluyor. Mevcut askeri faaliyetleri yaparken bu ifade ettiğim yeni faaliyetlerde de ilerlemeler göreceğiz diye düşünüyorum.

Artık ABD ve İsrail’in tartışmasız yanında Körfez ülkeleri var. Üç büyük Avrupa ülkesi de ABD ve İsrail’in destekçisi. İngiltere ve Fransa kendi çıkar be planları ile yavaş yavaş bölgede askeri varlık bulundurma pozisyonuna geçiyor.

Bunlar bir operasyonu geliştirme safhası adımlarıdır.

Diğer yandan İran Uzmanlar Meclisi, Ali Hamaney'in oğlu Mücteba'yı yeni lider olarak seçti.

Yol Haritası

Bundan sonra neleri görebiliriz?

ABD, Trump’ın o söylediği 4-6 haftada kendine ait hedeflerin ele geçirildiğinden emin olduktan sonra operasyonunu bir barış insanı edasıyla yapacağı küresel politik şekle sokabilir.

Neydi ABD’nin operasyon hedefleri (Beyaz Saray açıklamasından), bakalım.

Beyaz Saray, “Destansı Öfke” Operasyonu'nun hedeflerini açıkladı. Resmi açıklamalar bunun bir savaş değil, "büyük bir muharebe operasyonu" olduğunu vurguluyor. Belirtilen hedefler:

  • İran'ın askerden arındırılması: füze güçlerinin, üretim tesislerinin ve donanmasının imha edilmesi;
  • Terörist rejimin ortadan kaldırılması;
  • Amerika Birleşik Devletleri'nin mevcut ve gelecekteki tehditlerden korunması;
  • İran'ın nükleer silahlara sahip olmamasını sağlamak.

Bunlardan hangisi gerçekleşme yönünde yol aldı? İşte bu hedeflerin elde edilmesinde, (bana göre işaret ettiğim) 96 saat sonrasında durum %60’lar seviyesinin üstünde görünüyor. İşte burada Akıllı Güç uygulaması, Hibrit ve Vekalet Savaşı, politika ve ekonomi ile Enerji Savaşı konuları ile bölgesel dizayn (harita konusu) devreye giriyor.

Trump bir süre sonra (4-6 hafta) diyebilir ki: “ABD hedeflerini elde etti, artık barış zamanı!”

İşte burada sözü edilen sadece Destansı Öfke’dir.

İsrail: Genişleme Stratejisi

İsrail ise bu yolu izlemez. İsrail, 1948’den beri uyguladığı gibi, “sorunlu sahalar üretmek ve bu sorunlu sahaları yönetmek stratejisiyle genişlemeyi sürdürmek” politikasıyla kendini düşünür. Bir süre sonra Aslanın Kükreyişi operasyonu tamamlansa bile İran-İsrail Savaşı bitmez. Bu “bitmeyen savaş” (Uzun Savaş) ile vekalet güçleri, asimetrik ve devlet dışı aktörler hep devrede tutulur. İran’ın Mısır’dan sonraki büyük rakibi İran bu şekilde kendi kontrolünde olacak politik atmosferde baskı altında tutulur, İsrail hinterlandını İran’ın kullanmak istediği alanlarda genişletir.

İbrahim Anlaşmaları ve Körfez Politikaları

İşte bu noktada tekrar ABD’nin ileri sürdüğü (ABD politikası) İbrahim Anlaşmaları projesi genişletilir. Bu tamamıyla İsrail’in lehine bir süreci (genişlemeyi) destekler. İsrail Körfez Ülkeleriyle bağlarını daha ileri aşamaya taşır ve özellikle Suudi Arabistan ile de ilişkilerini geliştirme imkânı bulur. 

Bütün bunlar Hürmüz/Basra ve Kızıldeniz jeopolitiğinin kontrolünde ilerlemek, küresel enerji piyasalarında kontrolü elde tutmak manasına gelir, ayrıca İran coğrafyası ile Çin yolu da kontrol edilmiş olur.

O söyledikleri “haritalar değişecek” konusu böyle…

 

Sonuç

Çağımızda bunu da gördük; iki devlet ki biri başat güç, ellerine bir fırsat geçtiğini ve bunu mutlaka değerlendirmek gerektiğini düşünerek, birleşik bir harekât ile çok büyük bir değişimin tetikleyicisi oldular. Çok tartışmalı konu var, bu nedenle 2008’den itibaren bütün küresel ve uluslararası mevzuları vererek anlattım. Eğer tabloyu ve değişimi, mesela savaşlardaki değişimi, anlamadan bugünü tam tarif edemeyiz. Bu nedenle sadece mevcut savaşı vermedim, kuramsal yönden de belli hususları açıkladım.


 


[1] Erişim: https://www.indyturk.com/node/773249/türki̇yeden-sesler/savaşın-evrimi-abd-ve-i̇ran-gerilimi-üzerine

[2] Erişim: https://www.indyturk.com/node/773202/türki̇yeden-sesler/abdnin-i̇rana-karşı-olası-sınırlı-darbe-stratejisi

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU