Fransa’da mezhep savaşı: Ölü Protestan idama mahkûm edildi cesedi asıldı

Gürbüz Evren, Independent Türkçe için yazdı

Görsel: wikipedia

Dünya tarihi, din ve mezhep savaşlarının örnekleriyle doludur.

İslam dinindeki mezhep savaşlarının yankıları, etkileri ve yarattığı ayrılıklar günümüzde de devam etmektedir.

Aynı şekilde Hristiyanlar arasındaki mezhep savaşlarının etkileri, azalmış olsa da sürmektedir.

Fransa’da, 24 Ağustos 1572 tarihinde, günümüzde dünyanın önemli ve saygın müzelerinin başında gösterilen, dönemin Kraliyet Sarayı Louvre’un bahçesinden başlayarak, Paris sokaklarında, binlerce Protestan Fransız katledilmiştir.

Olay, Saint-Barthélemy yortusunun arifesinde meydana geldiği için Saint Barthélemy Katliamı adıyla da tarihe geçmiştir.

Bazı Fransız tarihçiler, bu katliamın abartılmamasını ve din savaşlarının bir parçası olarak görülmesini önermektedir.

Kimi tarihçiler ise yaşananları, Fransız tarihinin utanç sayfaları olarak değerlendirmektedir.

Katoliklerle ‘Huguenotlar’ olarak bilinen Fransız Protestanlar arasındaki 3. Din Savaşı, 8 Ağustos 1570 tarihinde imzalanan Saint-Germain-En Laye Barışı ile sona ermişti.

Bu sırada Fransız tahtında, Kraliçe Catherine de Medecis’in ergenlikten yeni çıkmış oğlu IX. Charles bulunuyordu.

Kraliçe, yeni bir mezhep savaşını önlemek istiyordu.

Bu için Katolik dünyasının önde gelen isimleri Papa ve İspanya Kralı II. Philippe’in muhalefetine rağmen, kızı Prenses Marguerite de Valois’yı, daha sonra IV. Henri adıyla Fransa tahtına çıkacak Protestan Prens Henri de Navarre ile evlendirmeye karar verir. 

Kraliçe, Papa’nın bu evliliği kutsamayacağını bildiğinden, nikâhı kıyması için Bourbon Kardinalini ikna eder.

Protestan soyluların 18 Ağustos 1572 tarihindeki düğüne katılmak için Paris’e gelmesi, Katoliklerin tepkisini toplar, kentteki tansiyonu yükseltir.

Bu sırada Paris’teki hava, sürekli artan fiyatlar, yıllık mahsulün kötü olması ve pahalılık gibi nedenlerden dolayı zaten çok gergindir.

Düğün için yapılan harcamaların fazlalığı ve lüks ise Katolikler arasındaki gerginliğin diğer nedenlerdir.

Bir anda Katoliklerin önde gelen isimlerinden François de Guisse’in, Protestan liderlerden Amiral Coligny’in emriyle öldürüldüğü söylentisi yayılır.

Bu haber Katolikleri harekete geçirir.

Katolikler, 23 Ağustos 1572 tarihinde Amiral Coligny’e başarısız bir suikast düzenlerler.

Kraliyet Konseyi toplantısından çıkan Coligny elinden yaralanır.

Söz konusu olay Protestanların ayaklanmasına neden olur.

Bunun üzerine, durumu değerlendirmek için Louvre Sarayı’nda toplantı üstüne toplantı yapılır.

Hanedana yakın Katolik liderler, Kral IX. Charles’ı, Protestanların güçlenip etkili olmamaları için acil önlemler alınması yönünde ikna ederler.

En önemli çare olarak ise Protestanların topluca öldürülmesi gösterilir.

Kral IX. Charles da önde gelen Protestan liderlerin öldürülmesine ikna olur ve kentin tüm kapıları kapatılır.

Katliamın, Louvre Sarayı’nın karşısındaki Saint Germain Auxarois Kilisesinin çanları çaldığında başlayacağı, gerekli yerlere önceden bildirilmiştir.

24 Ağustos 1572 tarihinde sabaha doğru çan sesi duyulunca, önce düğün için kente gelen Protestan soylular katledilir, ardından Paris sokaklarında 3 gün boyunca, gece-gündüz sürecek olan Protestan katliamı başlar.

Katolik liderler tarafından “Monstre” (canavar), “Bete immonde” (iğrenç yaratık) olarak adlandırılan Protestan lider Amiral Coligny, Louvre’daki yatağında öldürülür.

Amiral Coligny’nin cesedi, bahçede bekleyen kalabalığın önüne atılır.

Coligny’nin cesedini François de Guisse teşhis edecektir.

Öfkesi dinmemiş Katolikler ise Coligny’nin cesedini delik deşik edecek, Paris’in çamurlu sokaklarında sürükleyecek sonra da bir dereye atacaktır.

Üç gün boyunca burada çürümeye terk edilen ceset daha sonra da bacağından, av hayvanlarının takıldığı bir cengele asılacaktır.

Protestanların ünlü lideri Amiral Gaspard Coligny de Châtillon’un cesedine burada da rahat verilmeyecek ve davasının görülmesi için mahkeme önüne çıkarılacaktır.

Kısa süren duruşmanın ardından ölü Coligny bir kez daha ölüme mahkûm edilecek, cesedi, katliamdan kurtulmayı başarmış 2 Protestan ile birlikte darağacında asılacaktır. 

Üç gün boyunca devam eden katliam sırasında yataklarında, evlerinde, sokaklarda öldürülen Protestanların cesetleri, sadece kenti değil, Seine Nehri’ni de doldurur.

Bordeaux, Lyon, Angers, Orléans, Meaux, Bourges, Saumur gibi kentlere de sıçrayan olaylarda, Protestanlar genç yaşlı, kadın çocuk ayrımı yapılmadan kitleler halinde öldürülür.

Evleri ve kiliseleri ateşe verilir, hayvanlarına el koyulur.

Yeni Protestanlar dünyaya gelmeden yok olsun diye hamile kadınlar özellikle aranır bulunur ve öldürülür.

Saint Barthelemy Katliamındaki ölü sayısı ile ilgili çok farklı iddialar vardır.

Fransız kaynaklarındaki ölü sayısı 5 bin ile 80 bin arasında değişmektedir.

Papa XIII. Gregoire, Protestan katliamından büyük mutluluk duyduğunu açıklayarak, bu olayın anısına resimler yapılmasını emreder.

Katliama katılanlar ise kutsal bir görevi yerine getirdiklerini söyleyecektir.

İngiltere ve Almanya, yapılan katliam karşısında büyük bir şaşkınlık içindeyken, İspanya Kralı II. Philippe ise, “En mutlu günümü yaşıyorum” diyecektir.

Bazı tarihçiler, Protestan katliamını Saint-Germain-En Laye Barışı’na şiddetle karşı çıkan İspanya Kralı II. Philippe’in kışkırttığını yazmaktadır.

Katliamdan kurtulan Protestanların büyük bir bölümü Almanya'ya kaçmıştır.

Fransa’da, 1572 yılında nüfusun yüzde 30'u Protestan iken, bugün bu oran sadece yüzde 2'dir.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU