24 Şubat 2022'de Rus tankları Kiev'e doğru ilerlerken, dünya Ukrayna'nın günler içinde teslim olacağını düşünüyordu. Ancak bir hafta sonra durumun beklenenden farklı gelişeceği görüldü. Ukrayna direniyor, aynı zamanda devlet olarak işlemeye devam ediyordu.
Yaklaşık dört yıldır, direnç devam ediyor. Rusya, büyük askeri ve yıkım gücüne rağmen milim milim ilerleyebiliyor. Kimileri bu direncin arkasında sadece batının verdiği silah ve danışmanlık desteği olduğunu düşünüyor. Bu düşünce, bir yandan o silahları kullanan ordunun inancını görmezden geliyor, diğer yandan orduya o gücü veren toplumun nasıl dayandığına hiç bakmıyor. Şu bir gerçek, toplumların da bir dayanma gücü var. Bu gücü sadece inanca sabitlemek de çağımızın alışkanlıklarıyla uyuşmuyor. O inancı, sürekli olarak somut gerçekliklerle desteklemek gerekiyor. O somut gerçeklikler sayesinde savunma azmi ve kararlılığı bir karşılık buluyor.
Ülkede dört yıla yakın bir süredir, elektrik kesintileri yaşandı ama dijital kamu hizmetleri çalıştı, kentler hasar gördü ama mülteci akını yönetildi, altyapı vuruldu ama haberleşme sistemleri ayakta kaldı. Peki bu nasıl mümkün oldu? Cevap, dört yıl önce başlayan sessiz bir devrimde gizli: Ulusal Dayanıklılık Sistemi.
Modern savaşlar artık sadece cephelerde kazanılmıyor. Siber saldırılar, enerji altyapısına yönelik vuruşlar, dezenformasyon kampanyaları ve ekonomik abluka gibi hibrit tehditler, konvansiyonel silahlar kadar öldürücü olabiliyor. Ukrayna, bu yeni savaş paradigmasına karşı hazırlığın canlı bir örneği.
Savaştan Önce Kurulan Kalkan
27 Eylül 2021'de Ukrayna Cumhurbaşkanlığı, 479/2021 sayılı kararname ile "Ulusal Dayanıklılık" kavramına dayanan yedi kritik servisin sürekliliğini garanti altına alan bir sistem kurdu. Bu sistemin temelinde, devletin ve toplumun hibrit tehditlere, doğal afetlere ve geniş çaplı savaşa karşı işlemeye devam etmesi hedefi vardı. Listede şunlar bulunuyordu: yönetimin sürekliliği, kritik kamu hizmetleri, enerji arzı, kontrolsüz nüfus hareketleriyle mücadele, su ve gıda arzı, kitlesel kayıplara müdahale kapasitesi ve haberleşme-ulaşım sistemleri.
Bu maddeler, bugün "NATO'nun 7 Temel Gereklilik" olarak bilinen standartlarla birebir örtüşüyor. (Bu konuyu daha önce yazmıştım. Bakınız: Bir devlet krize veya harbe nasıl hazırlanır: Modern dayanıklılığın yedi temel sütunu) Ancak Ukrayna bu listeyi kâğıt üzerinde bırakmadı—dijitalleşmeden altyapı modernizasyonuna, sivil savunma eğitimlerinden kriz yönetimi simülasyonlarına kadar somut adımlar attı. Her bir madde için ayrıntılı eylem planları hazırlandı ve ilgili kurumlar sorumlu tutuldu.
2014'teki Kırım ilhakı ve Donbas'taki çatışmalardan sonra Ukrayna, Rus saldırganlığının gerçek boyutlarını anlamıştı. Sekiz yıl boyunca süren düşük yoğunluklu savaş, Kiev yönetimine önemli bir ders verdi: Bir sonraki saldırı daha büyük olacak ve devlet mekanizmasının her kademesi buna hazır olmalıydı. Bu vizyonla hazırlanan dayanıklılık planları, 2022'deki tam ölçekli işgal sırasında adeta bir yaşam sigortası işlevi gördü.
Dijital Devlet: Fiziksel Binalar Yıkılsa da Sistem Yaşıyor
Ukrayna'nın dayanıklılık stratejisinin en özgün ayağı dijitalleşmedir. "Diia" adlı mobil uygulama, savaş sırasında devletin en güçlü silahlarından biri haline geldi. Fiziksel devlet binaları saldırıya uğrasa bile, vatandaşlar kimlik doğrulama, sosyal yardım başvurusu, mülk hasar bildirimi gibi kritik işlemleri telefonlarından yapabildi. Milyonlarca yerinden edilmiş insan, Diia sayesinde devletle bağını koparmadan hareket edebildi.
Bu sadece pratik bir kolaylık değil, aynı zamanda psikolojik bir dayanak noktası. Devlet fiziksel olarak parçalansa bile, dijital kimliğiyle var olmaya devam ediyor. Kiev'de bir bina hasar görse de, Lviv'deki bir sığınakta bile kamu hizmetine erişim sağlanabiliyor. Yönetimin sürekliliği, bulut teknolojisi sayesinde coğrafyadan bağımsız hale geldi. Savaş öncesinde başlatılan dijital eğitim programları, yaşlılardan gençlere her yaş grubunun bu sistemi kullanabilmesini sağladı.
Enerji Dayanıklılığı: Dağıtık Sistemin Gücü
Savaş başladığında Rusya'nın ilk hedeflerinden biri, Ukrayna'nın elektrik altyapısıydı. Halen de öyle. Rusya sürekli Kiev’in enerji alt yapısına saldırıyor. Büyük enerji santralleri ve dağıtım şebekeleri, füze saldırılarının ana hedefi haline geldi. Ancak Kiev, 2021'de başlattığı dağıtık enerji üretimi modeli sayesinde darbenin etkisini azalttı. Büyük enerji santrallerine olan bağımlılığı azaltmak için yerel ve yenilenebilir enerji kaynaklarını sisteme entegre eden Ukrayna, bir bölgede elektrik kesilse bile diğer bölgelerin çalışmaya devam etmesini sağladı.
Bu strateji, sadece teknik bir çözüm değil, aynı zamanda stratejik bir hamleydi: Düşmanın tek bir vuruşla tüm sistemi çökertme olasılığını minimize etti. Güneş panelleri, rüzgâr türbinleri ve mikro hidro santraller gibi küçük ölçekli üretim birimleri, enerji şebekesini ademi merkezileştirdi. Kritik altyapı tesislerinin altına kurulan jeneratörler ve yedek güç sistemleri, kesintilerin etkisini sınırladı. Hastaneler, su arıtma tesisleri ve haberleşme kuleleri, elektrik şebekesinden bağımsız olarak günlerce çalışabilecek kapasiteye kavuşturuldu.
İnsani Kriz Yönetimi: Kaosun Ortasında Düzen
Savaşın başlamasıyla birlikte milyonlarca Ukraynalı yerinden edildi. Ancak bu büyük göç dalgası, öngörülemeyen bir kaosa dönüşmedi. Ukrayna'nın 2021'deki hazırlık planları, mülteci yollarını, geçici barınma merkezlerini ve sağlık sisteminin kriz anındaki önceliklendirme kapasitesini önceden tasarlamıştı. İlk günlerde yaşanan kargaşa, bu planlar sayesinde kısa sürede düzene girdi.
Kontrolsüz nüfus hareketleri ve kitlesel kayıplar, savaşın en zorlu sosyal dayanıklılık testleridir. Ukrayna bu testte, önceden yapılmış planlar sayesinde sivil idarenin felç olmasını engelleyebildi. Acil sağlık hizmetlerinden gıda dağıtımına, psikolojik destekten kimlik doğrulamaya kadar tüm süreçler, kriz anında işler halde tutuldu. Özellikle su ve gıda arzı konusunda alınan önlemler hayati önem taşıdı. Stratejik rezervler oluşturuldu, dağıtım ağları güçlendirildi ve alternatif tedarik zincirleri kuruldu.
Kolektif Savunma: Herkesin Sorumluluğu
Modern dayanıklılık anlayışı, savunmayı sadece ordunun değil, tüm paydaşların ortak sorumluluğu olarak görür. Ukrayna'da kritik altyapı operatörleri—elektrik şirketleri, internet sağlayıcıları, lojistik firmaları—devletin hava savunma desteği karşılığında kendi fiziksel güvenliklerini ve siber korumalarını sağlamakla yükümlü kılındı. Bu konu, karşılıklı fayda sağlayan bir ortaklık modeli olarak tasarlandı.
Bu yaklaşım, devlet ile özel sektör arasında benzeri görülmemiş bir iş birliği yarattı. Telekomünikasyon şirketleri saldırı altındaki bölgelerde kesintisiz hizmet sağlamak için mobil baz istasyonları devreye aldı. Enerji şirketleri hasarlı hatları saatler içinde onardı. Lojistik firmalar insani yardım malzemelerini cephe gerisine taşıdı. Ayrıca sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler, devletin ulaşamadığı noktalarda kritik roller üstlendi. Bu kolektif mobilizasyon, Ukrayna'nın sadece askeri değil, toplumsal olarak da ne kadar dayanıklı olduğunun göstergesidir.
Sonuç: Planlama ve İnanç
Ukrayna'nın direniş hikayesi, sadece askeri stratejinin değil, devlet dayanıklılığının ve toplumsal inancın hikayesidir. 2021'de atılan adımlar savaş başladığında hayat kurtardı. Ancak hiçbir plan, toplumun savaşma iradesinin yerini tutamaz. Ukrayna'nın gerçek gücü, teknik hazırlıklarla birlikte her vatandaşın ülkesine olan bağlılığında yatıyor.
Bugün Ukrayna, modern çağın hibrit savaşlarına karşı nasıl dayanılacağının canlı bir laboratuvarı. Ders açık: Dayanıklılık, sadece savaş başladıktan sonra değil, barış zamanında inşa edilen bir sistemdir. Ve bu sistem, yalnızca teknoloji ve altyapıyla değil, toplumun ortak iradesinin gücüyle ayakta kalır. Ukrayna'nın deneyimi, küresel güvenlik mimarisinde yeni bir paradigmanın habercisidir: 21. yüzyıl savaşlarında kazanan, sadece en güçlü orduya sahip olan değil, aynı zamanda en dayanıklı topluma sahip olan ülke olacaktır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish