CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle sürdürdüğü 84. "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingi bugün Yalova'da düzenlendi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmasına Yalova'da IŞİD ile girilen çatışmada hayatını kaybeden polisleri, Gaffar Okan'ı ve Uğur Mumcu'yu anarak başladı.
Yalova'daki çatışmaya ilişkin soruşturmayı yakndan takip ettiklerini belirten Özel özetle şunları söyledi:
Şehitlerimizin evlatları önce devletimize, milletimize ve bizlere emanettir. Örgütümüz, milletvekillerimiz ziyarette bulundular ilk andan itibaren yanlarında oldular. Ben de görüştüm; bundan sonraki süreçte de hepimizin gözü kulağı bu ailelerin, bu evlatlarımızın üzerinde olacaktır.
Bugün 24 Ocak; içimizin en çok burulduğu tarihlerden bir tanesi. Ben Ankara’dan saat 10.30’daki anma töreninden buraya geldim. Rahmetli Uğur Mumcu Ankara’da karlı bir günde, o ‘biz görelim’ diye görülmeyeni göstermek için kullandığı gözlükleri, ‘yazılmayanı yazmak’ için kullandığı kaleminin kar üstüne düştüğü o günde kaybettik Uğur Mumcu’yu. O zaman da bugünkü IŞİD canileri gibi karanlık odaklar ve onlara yol verenler Uğur Mumcu gibi Cumhuriyet değerlerini savunan, devrimlerine sahip çıkan ve devletin içindeki birtakım yapıların deşifre edilmesi için mücadele eden, bilgi toplayan, kitaplar yazan, konferanslar yazan Uğur Mumcu’yu kaybetmiştik. Ölümünün 31. yılında bir kez daha özlemle, rahmetle ve minnetle anıyoruz.
Ayrıca Diyarbakır’da PKK saldırısında hayatını kaybeden Gaffar Okkan’ı; partimizin Dışişleri Bakanı, TRT Genel Müdürü, Kültür Bakanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin evladı, Bakanı İsmail Cem’i; bunun yanında rahmetli Fatma Girik’i ölüm yıldönümlerinde, bu 24 Ocak’ta, bu acılı günde bir kez daha Cumhuriyet Halk Partisi ailesi adına, Türkiye’nin en köklü, en güçlü, en kalabalık ailesi adına hepsini rahmetle ve minnetle anıyoruz.
" Meydanın böyle tarihi bir kalabalıkla dolması birilerini şaşırtıyor "
Yalova’dayız. Elbette 24 Ocak günü, gerçi bugün beklenenden hava şartlarının daha iyi olduğu bir gündeyiz Yalova’da; ama Ocak’ın ortasında böyle bir meydanda seçim yokken, seçim atmosferi yokken bu meydanın böyle tarihi bir kalabalıkla dolması birilerini şaşırtıyor. Hatta belki dün bu meydana biz araçlarımızı getirdiğimizde birileri buraları dolduramazlar diye bakmış olabilir. Ama bugün Yalova tarihinin, Yalova tarihinin en muhteşem birlikteliklerinden bir tanesindeyiz.
Şüphesiz buraya kışın ortasında böyle bir günde gelmeye, miting yapmaya falan gelmedik. Biz buraya bir hak aramaya, itiraz etmeye, sesimizi yükseltmeye; her türlü adaletsizliğe, emeklilere yapılan adaletsizliklere, emekçilere yapılanlara, her yaştan insanımızın gelecek kaygılarına ve hiç şüphe yok ki bu ülkenin cumhuriyet ile birlikte bulduğu ve asla bırakmadığı seçme ve seçilme hakkına, sandığa sahip çıkmaya, seçtiklerimize ve irademize sahip çıkmaya geldik.
19 Mart, 19 Mart darbesinden sonra 310. günde, bugünün iktidarının yarının iktidarına, bugünün cumhurbaşkanının yarının cumhurbaşkanına darbe girişimine karşı Yalova’ya, 84. eylemimizde direnmeye, mücadeleye ve eyleme geldik. Hepiniz hoş geldiniz!
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"Binlerce kişiye iddianame yazanlar, bir kişiye sekiz aydır, dokuz aydır yazamıyor"
Şimdi, şimdi Bayrampaşa; kazanamadıkları yeri oyunla almışlar. Şimdi Gaziosmanpaşa; kazanamadıkları yeri Yalova taktiğiyle alıyorlar. Gaziosmanpaşa’nın Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe sekiz aydır iddianame bekliyor. Binlerce kişiye iddianame yazanlar, bir kişiye sekiz aydır, dokuz aydır yazamıyor. Niye? Yazsa suçunun olmadığı belli, yazacak bir şey yok, göreve dönecek. Tayyip Bey canlı telefonla görüşmüş Gaziosmanpaşa’daki kifayetsizle; ‘Tebrik ederim, aldın Gaziosmanpaşa’yı’. O da diyor ki; ‘Aldık Reis'im, sağ olun, ellerinizden öperim.’
Bakın, Gaziosmanpaşa’nın, Gaziosmanpaşa’daki milli irade hırsızlarına, milli irade yankesicilerine söylüyorum: Reis eli öpmekle değil, milletin gönlüne girmekle iktidar olunur. Bayrampaşa’da aslanlar gibi emekli öğretmenimiz aslanlar gibi kazanmış seçimi, binbir numara... Bayrampaşa’da seçim kazanılmış, belediye meclisinde birkaç fark var. Belediye meclisindeki fark kadar belediye meclis üyesi tutuklanıyor. İçeridekiler inadına istifa ediyorlar, üç tane daha tutuklanıyor. Aradaki farktakilere, aradaki farka yetecek kadar kişilere olmadık teklifler, baskılar, akıl almaz rezillikler. Torba oyunları, kura hileleri... Yine kazanıyoruz, mahkemeden bozdurmalı. Akıllarınca Bayrampaşa’nın iradesine çökecekler. Buradan Tayyip Bey’e söylüyorum: Bayrampaşa’da da, Gaziosmanpaşa’da da, Yalova’da ne olduysa olacak; milletin dediği olacak!
Mehmet Başkan 21 aydır görevde. Gece gündüz çalışıyorlar ve Yalova’ya hizmet götürmek istiyorlar. 12.600 ton sıcak asfalt serilmiş, bisiklet yolları yapılmış, iki Kent Lokantası yapılmış, Eğitim Araştırma Hastanesi’ne otobüs seferleri ücretsiz olarak konmuş. İki Aile Sağlığı Merkezi inşa edilmiş, üç şubeli Çiçek Kafe faaliyete geçmiş, çok uygun fiyatlarla hizmet veriyor. İstihdam Ofisi bir buçuk yılda 630 kişiyi işe yerleştirmiş. Yalovalı çiftçilere 14 ton sertifikalı tohum ücretsiz dağıtılmış. Sokaktaki canlarımız için Doğal Yaşam Merkezi hizmete girmiş. Gerekli protokoller yapılmış, Atamızın emaneti mirası Yürüyen Köşk’ün restorasyonu da yakında başlıyor.
"Murat Kurum, sana bu tepkinin sebebi bu işi siyasete bulaştırmandır"
Deprem bölgesi Yalova’da kentsel dönüşümün hızlanması için kolaylaştırıcı uygulamalar devreye alındı. Master plan oluşturuldu, rezerv alan planları belirlendi, buna göre imar planı yapıldı. Ve kentsel dönüşüm için belediyemiz döndü bu talebini iletti, kabul etmediler. Kentsel dönüşüm için devasa bir imza kampanyası yapıldı, 25 bin haneden imza alındı yollanıldı; hâlen daha buradan ses çıkarmıyorlar. Karşı tarafta bu sesi duymayan Murat Kurum var biliyorsunuz.
Murat Bey maşallah Yalova’da itibar çok yüksek! Duyar duymaz. Murat Kurum da diyecek ki; ‘Genel Başkan her cumartesi bir yere gidiyor, gittiği yerde beni yuhalatıyor.’ Vallahi Murat Bey, ben Hatay’da Murat Kurum’un M’si ağzımdan çıktı millet başladı, burada da daha bir şey demedim ‘kentsel dönüşüm Murat Kurum’ dedim bak ne diyorlar.
Ben siyasette kimseyi yuhalatmam, gayret ederim olmasın diye; ama daha laf ağzımızdan çıkıyorken bir tepki varsa, bu kent 99’da depremi biliyor. Kentsel dönüşümün önemini biliyor. Hemen şurada Sındırgı’da, Manisa-Balıkesir sınırında 5,5 şiddetinde bir uyarı daha geldi iki gün önce. Bu millet depreme karşı kentsel dönüşüm istiyor. Belediye başkanları üstüne düşeni yapmış, millet imza atmış kentsel dönüşüm istiyor. Murat Kurum, sana bu tepkinin sebebi bu işi siyasete bulaştırmandır. Buradan Murat Kurum’a çağrımdır: Yalova’nın kentsel dönüşümünün önünü açın, yeni bir felaketin sebebi olmayın!
“Ne kadar ücret isteneceğini ilan edin”
Bu Murat Bey’i Hataylılar ‘Boş Senetçi Murat’ diye tanımlıyorlar. Dedim ki; ‘Ya bizim Murat var ya boş senetçi.’ Yazmış böyle geçen hafta, yağmurun altında elinde tutuyor boş senetçi Murat. Kim dedim bu, tefeci mi ne bu? Vallahi dediler tefeciden berbat. En zor günümüzde geldiler, ‘Biz deprem konutlarını bir yıl içinde bitireceğiz’ dediler. ‘Oyu bize verin, görün bir yıl sonra evdesiniz’ dediler. Oyu verdik, bir yıl sonra evlerin yüzde 2’sini bitirebildiler, iki yıl sonra yüzde 30’unu bitirebildiler, üç yıl sonra yüzde 70’ini bitirebildiler; bununla övünüyorlar. Üç yıl konteynerde kalmışım, yağmurun çamurun altında kalmışım; şimdi ‘evin bitti ver anahtarı’ önüme boş senet diktiriyorlar.
Ne diyorlar? Boş senete imza atmazsan anahtarı vermem. Senette iki tane boş yer var sözleşmede: Bir para kısmı, ne ödeyeceğim belli değil; iki faiz oranı, ne yazacakları belli değil. Normalde Afet Kanunu faizi kabul etmez; ama bunlar bir yer bulmuşlar; ‘yok rezerv alan olursa faiz olur’, ‘yok yerinde dönüşüm olursa faiz olur’, ‘yok ev olmaz dükkan olursa faiz olur’, ‘TOKİ olursa faiz olur’... Faizli senedi getiriyor. Depremzedeye avukatlar demiş ki; ‘Faiz kısmını çiz öyle imza at.’ Çizince önünden kağıdı kapıyorlar, yenisini veriyor; ‘Ya boş senete imza atacaksın’ diyor ‘ya da bu evi alamazsın.’
Ben şimdi buradan hem Murat Kurum’a hem Erdoğan’a sesleniyorum: Siz bir kez daha söylüyorum; TOKİ konutları, rezerv alana yapılan konutlar ve esnafın iş yerlerinden ne kadar ücret isteneceğini ilan edin. Bu ödemelerin hiçbirinden faiz veya TÜFE artışı alınmayacağını söyleyin. Bir hafta önce Hatay’da söyledik, her konuya hemen tweet atanlar ses çıkarmadılar. ‘Hadi bir şey söyleyin’ dedik, tweet atmış Murat Kurum; lafı çeviriyor, ‘faiz yok’ demiyor, ‘orası boş kalmayacak’ demiyor. Buradan ‘Boş Senetçi Murat Kurum’a sesleniyorum: Hatay bir haftadır cevap bekliyor. Var mısın, yok musun?
"Topuklayan efenin yanına gitmiş"
Buradan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Bugün gitmiş Aydın’a. Aydın’ı biliyor musunuz? Aydın, Aydın. O topuklayan efe var ya topuklayan efe... Topuklayan efenin yanına gitmiş. Tabii buradan bir gösterelim televizyonlar görsün. Tayyip Bey Aydın’da soğuk havada sıcak bir salonda; salonu doldurmuş, oradan atıyor tutuyor. Buradan sesleniyorum, salon adamı Tayyip Bey Yalova Meydanı’nı görüyor musun, görüyor musun?"
"Bütün arkadaşlarımız tutuklu ama örgütün başı tutuksuz"
Özel, 27 Ocak'ta Aziz İhsan Aktaş soruşturmasına ilişkin davanın başlayacağını anımsatarak "Bu kişi 700 yılla yargılanıyor. Kendisi tutuksuz ama çalıştığı belediyelerin işlerini söylemiş; onlar tutuklu. Dört yılla yargılanan Zeydan Karalar tutuklu. Yine dört yılla, altı yılla yargılanan Adana’nın belediye başkanları Kadir tutuklu, Oya tutuklu, bütün arkadaşlarımız tutuklu ama örgütün başı tutuksuz. "Örgütü kuran benim" diyor ama "itirafçı oldum" diyor; onu salıyorlar, milleti topluyorlar
"Bu itirafların içinde, bu itirafların içinde en çok adı geçen, en çok onların içinde eylemi olan, en çok ihalesi olan Zeydan Başkan da yok, bizim Oya Başkan da yok, Kadir de yok. Dörder seneyle yargılanıyorlar. Ama birinde var, en çok işlemi olan da var. Örneğin bir yere anket yaptırmış, anketin faturası var, parasını Aziz İhsan Aktaş ödemiş. Kim bu? Aydın Büyükşehir Belediyesi. Şimdi, bugün oturduğu, hatta sosyal belediyecilik yapıyor diye övdüğü, Aydın’ın "topuklayan efesi", Aziz İhsan Aktaş’ın ifadesini görünce, Aziz İhsan Aktaş’ın onun adına ödediği fatura önüne konunca; eyvah dedi! Ya AK Parti'ye katılacaksın ya Silivri’ye atılacaksın; koşa koşa AK Parti’ye gitti. İşte buradan açıkça ilan ediyorum, açıkça: Verilmeyecek hesabımız yok. Verilmeyecek hesabı olanlar, topuklaya topuklaya AK Parti'ye kaçanlardır.
Dosyada, dosyada en çok delil, en çok iddia Aydın Büyükşehir için var. En çok çalışma onlar için var. Ama "Benim partime gelirsen seni mahkemeden kurtarırım" diye birilerini transfer eden Erdoğan çıkmış bugün orada, bunların hiç bir tanesi olmamış gibi yalan yere konuşuyor. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunun kadarını ifade edeyim: Belediye başkanımızın kentsel dönüşümle ilgili çabalarının ve sizin talebinizin arkasındayız.
"Yağmur yağmasın' duasına çıkıyorlar"
Bunun yanında Yalova’da bir su sorunu var. Hiç şüphe yok, Türkiye takip etti; geçen aylarda bir sabotaj, bir terör saldırısı Yalova’nın içme suyuna... Onunla ilgili büyük mücadele verildi. Bunu bile istismar etmeye çalışanlar oldu. Oysa Yalova’da Gökçe Barajı’nın su seviyesi yüzde 10’un altına inmiş. İkinci bir baraj yapılması lazım ama barajı yapacak olan AKP’den tık yok. AK Parti Ankara’da olduğu gibi Yalova’da da bu işlere su koyuyor. Baraj yapmıyor, bir de üstüne üstlük çıkmış, yağmur yağmasın diye, yağmur duasına değil, "yağmur yağmasın" duasına çıkıyorlar. Yağmur yağmasın...
Kuraklık olsun; Ankara’da su yetmesin, İstanbul’da su yetmesin, Yalova’da su yetmesin; millet CHP’ye kızsın diye. Biz hem sorumluluklarımızın farkındayız hem AK Parti’nin yapmadıklarının farkındayız. Ama buradan söylüyorum: Çok beklersiniz. Ne Yalova’da, ne Ankara’da, ne İstanbul’da milletimize mahcup olmayacağız. Çatlasanız da patlasanız da yerel yönetimlerde başarılıyız, Türkiye’de başarılı olacağız.
"Çürümeye sevk ediyorlar"
Yetmez; Nacaklı Deresi’nin üstündeki buzki tesislerini verin, vermiyorlar. Elmalık Deresi’nde üçüncü şahıslara ait tesisler var, kaldırmıyorlar. 98’de Demirel Cumhurbaşkanı, Mesut Yılmaz Başbakanken Armutlu yolunun temeli atılmıştı; 24 yıldır bitirmiyorlar. Çiftlikköy’deki Etibank tesisleri 99 depreminde hasara uğramış, AK Parti gelmiş, TMSF ile orayı almış, o günden beri çivi çakmamış, çürümeye sevk ediyorlar.
Ve buradan, bu su meselesiyle ilgili bir gerçeği, Yalova’nın konunun farkında olan, meseleyi objektif değerlendiren çok değerli Yalovalıların huzurundan bütün Türkiye’ye ilan ediyorum: Arkadaşlar çalıştılar, bütçelere baktılar. Yani aslında baraj yapmak, suyu biriktirmek, şehirlere getirmek merkezi yönetimin, dağıtmak belediyelerin işi. Tayyip Bey’in işine gelmiyor, efendim bu da sizin işinizmiş gibi söylüyor ama bir yandan da baraj yatırımı, temiz su yatırımı için sorumluluğu ortada.
"Yüzde 10’unu bu iş için kullanmış"
Bütçeye baktı arkadaşlar. Bütçede, yatırım bütçesi var ya... Yani bir şehre su getireceksen, baraj kuracaksan, su getireceksen yatırım bütçesine bununla ilgili para koyacaksın. İçme suyuna ayrılan kaynak yüzde 1.2! 12,5 Milyar sadece kaynak koymuşlar. İşin kötüsü geçen sene bu 12,5 Milyarın sadece 752 Milyonunu, yüzde 10’unu harcamışlar, yüzde 90’ı duruyor. Yani bugün susuzluk var, geçmişte yatırım niye yapılmadı, niye yatırmadı dediğimizde; İktidar partisi ayırdığı yüzde 1,5’luk paranın bile yüzde 10’unu bu iş için kullanmış.
Peki belediyeler? Bunlar 752 milyon yatırım yaparken, AK Parti iktidarı merkezde; belediyeler son bir yılda 129 Milyar liralık su yatırımı yapmışlar. Yani merkezi yönetimin yaptığının tam 170 katını! Kamuda suya 752 milyon para harcanırken, hizmet binalarına, beylerin oturup keyif çatacakları makam odalarının üstüne çıkacakları binalara 87 milyar lira harcamışlar. Yani bir yerde 87 milyar, bir yerde 700 milyoncuk sadece.
Yani AK Parti, zaten belediyeleri CHP aldı, baraj yaparsam, içme suyu için çalışma yaparsam, sular akarsa bunu CHP’den bilirler diye, ayırdığı küçücük parayı bile harcamayan, sonra da milletin karşısına çıkıp "Efendim su getirmek CHP’li belediyelerin işi" diyen bir iktidar var.
Buradan Yalova’dan açıkça söylüyoruz: Bizim iktidarımızda tüm imkanlar millet için seferberdir. Tüm belediye başkanlarımız canla başla çalışmaktadır. Bugüne kadar millete mahcup olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Ancak bu yorgun, bu bıkmış, bu kötü niyetli, millet dışında milleti değil de kendini düşünen, kendinden başka kimseyi düşünmeyen bu iktidardan ilk seçimde yönetimi alacağız, bu milletin yüzünü güldüreceğiz.
"Her türlü hakka sahip tersane işçiliğini geri getireceğiz"
Yalova’da tersane işçileri bizlere bu mitingi duyunca ulaştılar. Aynı bizim Manisa’daki, Soma’daki dayıbaşı sistemi gibi, işçileri toplayıp tersaneye götüren bir dayıbaşı sistemi, bir taşeron sistemi var. İşçilerin iş sağlığı ve güvenliği önlemleri aksıyor. Maaşlar asgari ücret olarak ödeniyor, bir miktar elden ödeme yapılıyor. Hem devlet kandırılıyor hem de emekçinin hakkı yeniliyor. Çok tehlikeli bir iş kolu olmasına rağmen tersane işçilerin yıpranma hakları kaldırıldı. Kimyasal altında çalışan bu işçiler büyük bir haksızlığa uğruyorlar. Buradan ümit ediyorum; iktidar olacağız, bu kentin makus talihini yeneceğiz. Hem tersane çalışanlarına yıpranma haklarını, emeklerinin hakkını vereceğiz hem de bu taşeron sistemini, bu modern kölelik sistemini bitirip toplu sözleşmeli, sendikalı, her türlü hakka sahip tersane işçiliğini geri getireceğiz.
"Boynumuza astığı büyük yüktür"
Değerli Yalovalılar, Yalova’nın da Türkiye’nin de en büyük sorunu hiç şüphe yok ki ekonomi. Ekonomide bir zamanlar şahlandık, uçuyoruz, kaçıyoruz diyenler şimdi bin bir tane mazeret üretiyorlar. Maalesef tablo çok hazin. Yoksullukta Avrupa birincisiyiz. Yüksek enflasyonda Avrupa birincisiyiz. Yüksek faizde Avrupa birincisiyiz. İşsizlikte Avrupa birincisiyiz. Gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Bu birincilikler maalesef eskiden grekoromende Avrupa birincisiyiz, serbest güreşte Avrupa birincisiyiz, tekvandoda Avrupa birincisiyiz, falan yarışmada Avrupa üçüncüsüyüz derken; şimdi AK Parti’nin kara düzeninde beşi bir yerde var ama bu ödüllerin, galibiyetlerin getirdiği değil, sefaletin getirdiği, AK Parti’nin boynumuza astığı büyük yüktür.
"Hayatında bir gün bile yoksulluk görmemişler"
Bu meydanda yüzde 75-80 emekli var. Bu emeklilere bundan sonrası için ayda 10 bin lirayı reva gördüler, 10 bin lirayı. Biz emekli maaşlarına zaten itiraz ediyorduk. Emekli maaşı 7 bin 500 iken, "olmaz" diyorduk. Tayyip Erdoğan çıktı "En düşük emekli maaşını 10 bin lira yapıyorum" dedi. Yani 7 bin 500 lira olan emekli maaşı 10 bin olacak. Bin lira da verip (seyyanen artış kastediliyor) 10 bin yapacağız deyince, Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu, bütün milletvekillerimiz Meclis'te eyleme geçtiler. O 15 gün boyunca, izlediniz mi, 15 gün boyunca Meclis'i terk etmediler. Dedik ki; emeklilere insanca yaşayacakları bir ücret verelim. Aslında büyük bir fırsat vardı. CHP’nin dışında, daha doğrusu AK Parti dışındaki bütün partiler; CHP, DEM, Yeni Yol grubu, İYİ Parti ve nihayet MHP buna "sefalet ücreti" dedi. Biz de dedik ki; "Gelin bu sefalet ücretini düzeltelim. Bize kalsa bizde asgari ücret de 30 bin lira, en düşük emekli maaşı da asgari ücret kadar olsun." Ama madem siz 17 bin lira yaptınız asgari ücreti, gelin en düşük emekli maaşını asgari ücret yapalım. Gelin hep beraber tüm emeklilere 7’şer bin lira seyyanen zam verelim, her emekliye. Hiç olmazsa bir rahat nefes aldıralım dedik. Ama bir gün boyunca konuştuk. Hayatında pazar filesi taşımamışlar, hayatında bir gün bile yoksulluk görmemişler, ömründe bir öğün atlamamışlar.
"Tabutu meclis'e sokmaya utanıyor"
Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri haklarını teslim edelim, bütün muhalefet milletvekilleri büyük bir direnç gösterdiler, büyük bir mücadele ettiler. Arkadaşlarımız her yolu denedi. En son oylamadan önce "Durun, bir kere daha düşünün, tekriri müzakere yapalım. 10 bine değil, hiç değilse asgari ücrete el kaldıralım, bir daha düşünün" dediler; dinlemediler. Arkadaşlarımız Meclis'in kürsüsüne tabut getirdiler, tabut. O tabutu gördünüz mü tabutu? O tabutu görmeye AK Parti tahammül edemedi. Emekliyi tabuta sokmaya utanmıyor, tabutu Meclis'e sokmaya utanıyor!
Sonra, sonra tuttular, tuttular bu tabuta saldırdılar. Arkadaşlar emeklinin mezar taşını yazmış, üstüne sefalet ücretlerini yazmış, ona saldırdılar. Bugün de çıkmış Tayyip Bey diyor ki; "Cumhuriyet Halk Partisi emekliyi bize kışkırtmaya çalışıyor" diyor. Ya sen emekliyi öldürmüşsün, halen daha, halen daha kışkırtmaya çalışmaktan bahsediyor. Diyor ki "Kürsüye saldırıyor." Kürsüye biz saldırmadık! Kürsüde emeklinin tabutu vardı, o tabuta siz saldırdınız. Buradan, Yalova’dan söylüyorum: Tabuta, mezar taşına vampirler saldırır! Siz emeklinin kanını emen vampirlersiniz! Vampirlersiniz!
"Erken seçime var mısın?”
Ben İstanbul'a seçtirdiğimi de biliyorum, Türkiye'ye seçtireceğimi de biliyorum. Buradan Tayyip Bey'e bir kez daha soruyorum. İstanbul kötü yönetiliyorsa, çok istiyorsun İstanbul'u... Çık meydana! Çık meydana! CHP, AKP bütün belediye meclis üyelerini istifa ettirip İstanbul seçimlerini yenileyelim. Benim adayım belli! Benim adayım belli! İstediğin adayı çıkar. Bir tek şartım var. İstanbullular kararı versin. Eğer İstanbullular demez de,Tayyip Bey atadığı derse, senin dediğin olsun ben genel başkanlığı da bırakacağım. Ama karşımıza çık! İstanbul'a sandığı koyalım. İstanbullu bir kez daha, 5. kez bir kez daha Ekrem derse, seni yenerse, sen tutuksuz yargılamaya var mısın? Türkiye'yi erken seçime götürmeye var mısın? Hodri meydan! Hodri meydan!
Tayyip Bey! Buradan bütün gazetecilere soruyorum, bütün televizyonculara. Tayyip Bey’i gördüğünüz ilk yerde; şimdi Aydın’daysa Aydın’da, Adnan Menderes Havalimanı’nda, haftaya Meclis’te. Nerede bulursanız bu mikrofonu uzatın böyle. Uzatın. "Özgür Özel meydan okuyor" deyin. "İstanbul seçimlerini yenileyelim diyor" deyin. "İstanbul kararını versin, ben gerekirse kendimi ortaya koyuyorum" deyin. "Var mısın, yok musun?" diye sorun bakalım. Var mıymış, yok muymuş?
"Ahmet Özer bütün suçlamaları teker teker çürütmüştür"
"Ahmet Özer'e 6 yıl 3 ay daha hapis cezası verdiler. Suçladıkları Ahmet Özer bütün suçlamaları teker teker çürütmüştür. Ama AK toroslar çetesi 1990'larda millete nasıl kafa tutuyorsa şimdi de bizlere tutuyor. Ama AK Parti hariç tüm siyasi partiler karara tepki gösterdi. CHP bu ülkenin kurucu partisi. Bu kurucu partinin ne belediye başkanına ne milletvekiline kimsenin terörist demeye gücü yetmez, onun alnını karışlarız."
"Bu kumpaslara da teslim olmayız"
Ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu ülkede barış olsun, kardeşlik olsun denildiği bir süreçte; belediye başkanımıza 15 yıl önce taziye telefonu açmış diye, esnaf gezerken bir dükkana girmiş diye, satın aldığı elektrik süpürgesinin parasını yolladığı kişinin bilmem nereyle irtibatı varmış diye, sırf Esenyurt Belediyesi'ne çökmek için kurulan bu kumpaslara da teslim olmayız.
Buradan tüm siyasetçilere sesleniyorum: AK Parti'nin kara düzenine karşı, Ak Toroslar Çetesi'ne karşı; ya bu milletin ve seçtiklerinin, bu milletin seçme iradesinin arkasında duracağız ya da bunlar bizi yüz yıl geriye götürecekler. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir kelime eksik konuşmaya, bir santim eğilmeye, bir adım geri atmaya asla ve asla tahammül etmeyiz, müsaade etmeyiz!
"Meclis'te de saflar ona göre ayrışacaktır"
Dik duranlar bizimle yürüsünler! Teslim olanlar, teslim olanlar bu iktidarla yürüsünler. Bundan sonraki süreçte; dostu düşmanı, bu milletin iyiliğini isteyeni, kötülüğünü isteyeni, bu milletin iyi bir noktaya gitmesini isteyenle geride kalmasını isteyeni millet de ayıracaktır. Bundan sonra Meclis'te de saflar ona göre ayrışacaktır."