Özel'den Bahçeli'ye: Herkes tarafını yeniden belirleyecek, AK Parti'nin kara düzenine destek veren tarihin kara deliğine gider

Erdoğan’a çağrıda bulunan Özel, “Yüreğin yetiyorsa 6 Şubat günü Hatay'a beraber gidelim” dedi

Fotoğraf: AA

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Özel'in konuşmasından satır başları şu şekilde:

Hafta sonu deprem bölgesinde, Hatay’daydık. Aslında bir 6 Şubat - 7 Şubat arası, depremin olduğu hafta deprem bölgesinde olacağız. Bütün milletvekillerimiz, Parti Meclisi üyelerimiz, Cumhurbaşkanlığı aday ofisindeki gölge bakanlarımız, politika başkanlarımızla beraber hep birlikte bölgede olacağız, ben de bölgede olacağım. Hatay’da bir miting yapma, Nisan ayı için planladığımız bir durumdu. Ancak Sayın Erdoğan’ın deprem bölgesine gitmesi, orada söyledikleri söylemedikleri, yaptıkları yapmadıklarıyla Hatay’da büyük bir infial oluştu. Ve Hatay’ın değerli 3 milletvekilimiz, il örgütümüz Hatay halkının Hatay’da bir miting istediğini söylediler.

Dedik hava soğuk, dediler olsun. Yağmur varmış, dediler olsun. Mutlaka Genel Başkanımızı, doğruları konuşmak ve Hatay’ın duygularına ses olmak için burada bir mitingde olması lazım. Biz de kalktık geçtiğimiz cumartesi günü Hatay’a gittik. Özetle durum şu; Sayın Erdoğan’ın deprem bölgesiyle ilgili şöyle bir muradı var: Deprem bölgesinde tüm sorunlar çözülmüş, tüm sıkıntılar bitmiş, herkesin keyfi yerindeymiş, kimsenin derdi, tasası, endişesi, isyanı yokmuş ve buna bölge ses çıkarmasın, geri kalan 70 il de buna inansın, bu da Erdoğan’ın hanesine olumlu yazsın. Bütün hesap bu.

"İktidar olmakla sahtekar olmak başka şeylerdir"

Sayın Erdoğan eğer yüreği yetiyorsa 6 Şubat günü istiyorsa Hatay'ı birlikte dolaşalım. 'Ben varım' desin birlikte gidelim. Sayın Erdoğan'a söylüyorum. Oradaki törene bir şey yok, ittifak ortağınla birlikte Osmaniye'deki töreni yap. Ardından gel birlikte gidelim, Hatay'ın sokaklarını gezelim. Ben sana Hatay'a ne yaptığımızı ya da diğer 10 ile ne yaptığımızı anlatayım, sen de milletin gözünün içine bak, inkar et bakalım. Var mısın? Var mı cesaretin?

İktidar olmakla, iktidar olmakla sahtekar olmak başka şeylerdir. Türkiye Cumhuriyeti iktidarı her türlü eleştiriyi alabilir, her türlü icraatı yapabilir ama muhalefete karşı sahtekarlık yapamaz kardeşim, sahtekarlık yapamaz. Sor bakalım deprem bölgesine tam donanımlı ordu sahaya çıktı mı çıkmadı mı? Hatay'da depremin 33'üncü günü Hatay'da çadır sırası bekleyen var mıydı yok muydu? Dünya kadar deprem vergisi topladın, oraları hazır edemedin deprem altındaki insanlara bile IBAN yolladın.  

"Kartalkaya davasını sonuna kadar takip edeceğiz"

Maalesef tatsız bir konu, çok yakıcı bir konu daha. Yarın Kartalkaya’da içimize düşen acının 1. yılı dolacak. Kartalkaya’da 36’sı çocuk 78 kişi feci şekilde yanarak hayatını kaybetti. O günden bugüne hepimizin yüreği yanmaya devam ediyor ama hiç şüphesiz adalet bekleyen ailelerin yüreği yanıyor. Kayıplara bir kez daha Allah’tan rahmet, acılı ailelerine sabır diliyoruz. Tabii bu bir kaza değil, denetimsizlik ve ihmalin ağır bir sonucu. Giden canların hesabının sorulması, bir daha aynı acıların yaşanmaması için tam olarak adaletin tesis edilmesi gerekiyor. Kartalkaya davası Cumhuriyet Halk Partisi’nin onur davasıdır. Sonuna kadar takip edeceğiz. 

Yemeksepeti kuryelerine destek

Bir moto kuryenin yapabileceğinden iki kat, üç kat fazla iş istiyorlar. Sonra da şöyle diyorlar: 'Sen benim çalışanım değilsin ha. Sen esnafsın. Bağ-Kur'unu kendin ödeyeceksin.' Yani şimdiki deyimle SGK primini. 'Motorun bakımını sen yapacaksın, kaskını sen alacaksın. Kaza yaparsan mesul olan sensin. Hastaneye düşersen SGK baktırırsa olur gerisine ben karışmam. Sen esnaf kuryesin' diyor. Ve inanılmaz bir emek sömürüsü ve güvencesizlik var. Bu arkadaşların önemli bir kısmı, bir şirket üzerinden uğradıkları haksızlık için eyleme gittiler 3 gündür, bugün eylemin 3. günündeler. Normalde bu eyleme sipariş vermeme desteği yapacaktık. Sonra bir hesap yaptık. Dedik ki; bu hizmet aksamazsa bu firma 3 günlük ciro kaybına razı olur. Moto kuryenin varlığının önemi görünsün diye, bir fikir de moto kuryelerin hakkını yiyenlere bir boykot yapalım diye var. Şimdi moto kuryelerin 5 tane talebi var. Paket başına ödenen ücret şeffaf, öngörülebilir ve sabit bir yapıya kavuşturulsun.Teşvik sistemlerinin erişilebilir, adil ve objektif kriterleri olsun.Mesafe bazlı ücretlendirmeden, gerçek yakıt, bakım ve zaman maliyetleri dikkate alınarak yeni bir ücretlendirme sistemine geçilsin.Olumsuz hava koşullarında ücretli izin hakkı olsun. Kar yağıyor, valilik yasaklıyor ya, moto kurye o gün para almıyor. Yani valiliğin yasağı moto kuryenin maaşından gidiyor.İş sağlığı ve güvenliği önlemleri uygulansın. Kurye temsilcilerinin çalışma koşullarını ilgilendiren karar alma süreçlerine doğrudan dahil edilsin. Yani kuryelerin seçtikleri temsilciler dahil edilsin. O firmaya söylüyoruz; bu 3 gün boyunca boykot, bu 3 gün boyunca eylem yapıldı. Sonra bu taleplerle masaya oturulacak. Bu talepleri yerine getirirsen getirirsin. Getirmezsen, vallahi senin en kuvvetli müşterin bizleriz. Bizim sözümüze kıymet verenlerdir. Kafamızı bozma, senin karşında moto kuryenin arkasında dururuz. Net söylüyorum.

Devlet Bahçeli'ye çağrı

Sayın Devlet Bahçeli çıktı, "emekliklere verilen ücret sefalet ücretidir" dedi. Değerli büyüğümüz emeklilere bir büyüklük yapsın. Önergeyi sen ver. Biz kayıtsız şartsız sizin verdiğiniz iyileştirmeye destek vereceğiz.  Diyor ki ben ittifak ortağıyım, iktidar ortağıyım. Aslan gibi siyaset yapacağız burada.  Türkiye'de yaşayan kimseye bu sefalet ücreti yakışmıyor. Devlet bey siz burada bir büyüklük yapın Cumhuriyet Halk Partisi destek versin. Hem sefalet ücreti deyip hem de Ak Parti'ye giden oylar ittifakta kalsın, emekliyi ezen düzen devam etsin. Bu kara düzeni değiştireceğiz Devlet bey, bitiyor bu kara düzen. Herkes tarafını yeniden belirleyecek. Ak Parti'nin kara düzenine destek veren Ak Parti'yle birlikte tarihin kara deliğine gider.  

Suriye mesajı

Şimdi gelmiş burada olan bitene bakıp bir şey yapmaya çalışıyorlar. Yaşanan acının herkese ders olmasını, artık sorunların diplomasiyle çözülmesini arzu ettik, talep ettik. Politikalarımızı buna göre kurduk. Diplomasiye, masada oturmaya ve herkesin verdiği sözleri tutmasına önem veriyoruz. Gerilim ortamının kimseye kazandırmayacağı görülmelidir. Suriye'de akrabalarımız olan Kürtler için hassasiyet duyuyoruz, akrabalarımız olan Suriye’deki Aleviler için hassasiyet duyuyor, endişe duyuyoruz. Suriye’deki Arapları, Kürtleri, Türkmenleri, Dürzileri ve Alevileri kardeşimiz, akrabamız, komşumuz, ayrılmaz parçamız olarak görüyoruz. Saldırgan söylemlerin tamamını reddediyoruz. Yeniden Kürt eşittir terörist şeklinde söylem oluşturmaya çalışanlara Türkiye’deki Kürt kardeşlerimizi de Suriye’deki akrabalarını da incitmeyin diyoruz.

Şimdi gelmişler burada, bu günlerde yine olan bitene bakıp bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Burada sağduyulu, akılcı ve Türkiye’yi de düşünen bölgeyi de düşünen sözler söylemek lazım. Yaşanan acıların herkese ders olmasını, artık sorunların diplomasiyle çözülmesinin öğrenilmesini ve çatışmaların bitmesini, Suriye’deki tüm acılı süreçler boyunca hep arzu ettik, talep ettik. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarını her zaman savunduk. Tüm inanç ve kimliklerin anayasal güvence altında yaşamasını istedik, istemeye devam ediyoruz. Politikalarımızı ve siyaset dilimizi buna göre kurduk. Ancak yeniden çatışmalı bir ortama sürüklendiğini üzülerek takip ediyoruz Suriye’nin.

Bu yüzden diplomasiye, masada oturmaya, varılan mutabakatlara sahip çıkmaya ve herkesin verdiği sözleri tutmasına vurgu yapıyoruz. Suriye’deki gelişmeleri yakından izliyor, sorumlulukla değerlendiriyoruz. Gerilim ortamının Suriye’de, Türkiye’de, bölge ülkelerine de kazandırmayacağı görülmeli; herkes aklıselimle hareket etmelidir. Kolaycı yargılardan bilinçli bir kopuş gerçekleşmeli; serinkanlı, uzun vadeli, barışçıl bir akıl inşa edilmelidir.

Bu akıl hepimizin güvenliğini, sürdürülebilir barışı, silahtan ve gözyaşından kalıcı bir kurtuluşu, demokratikleşmeyi, eşitlik temelli kardeşliği ve kalkınmayı sağlayacak olan akıldır. Bu akıl, birbiriyle kardeş olan ülkelerimizin, kimliklerimizin ve inançlarımızın ortak aklıdır. Emperyalist heveslerden ve çıkarlardan hiçbir zaman fayda gelmediği ve gelmeyeceği görülmeli; gerçek kurtuluşun kardeş olan tüm kimliklerimizin ortak gelecek inşasıyla sağlanacağı idrak edilmelidir. Bu anlayışla Suriye’de taraflar arasındaki mutabakatın kesin bir biçimde uygulanmasını temenni ediyoruz. Herkesi de savaşı körüklemeye değil, barışı ve kardeşliği savunmaya davet ediyoruz.

 

Independent Türkçe

DAHA FAZLA HABER OKU