Paris’te İsrail ve Suriye arasında yapılan ve ABD’nin arabuluculuk ettiği görüşmelerden, üç ülkenin dahil olacağı ortak bir “fusion cell” (entegre istihbarat hücresi) kurulması önerisi çıktı. Görüşmelere İsrail ve Suriye’den üst düzey temsilciler katılırken, ABD heyetinde Başkan Donald Trump’ın danışmanları da yer aldı. Aynı günlerde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da Paris’te bulunması dikkat çekti.
Suriye’yi Dışişleri Bakanı Esad Şabani ve İstihbarat Başkanı Hussein Salameh, İsrail’i ise İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter başkanlığındaki heyet temsil etti. ABD adına görüşmelere ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile Başkan Trump’ın danışmanları Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.
Görüşmeler “olumlu ve yapıcı” geçti
İsrailli bir yetkilinin Axios’a verdiği bilgiye göre, Paris’te yapılan görüşmeler “olumlu” geçti ve taraflar müzakere temposunu artırma, daha sık bir araya gelme konusunda mutabakata vardı. Yetkili, her iki ülkenin de Başkan Donald Trump’ın Orta Doğu vizyonu doğrultusunda bir güvenlik anlaşmasına varma arzusunu dile getirdiğini söyledi.
Axios muhabiri Barak Ravid’in aktardığına göre yetkili, temasların “olumlu ve yapıcı” bir atmosferde gerçekleştiğini belirtti. İsrail heyetinde Yechiel Leiter’in yanı sıra Başbakanlık Askeri Sekreteri Roman Gofman ve Ulusal Güvenlik Danışman Vekili Gil Reich yer aldı.
“Fusion cell” önerisi: Askerî ve istihbarî koordinasyon
Görüşmelerde ABD, İsrail ve Suriye’ye Ürdün’ün başkenti Amman’da Amerikan–İsrail–Suriye ortak bir “fusion cell” kurulmasını teklif etti. ABD’li yetkililere göre bu yapı, Suriye’nin güneyindeki güvenlik durumunu yönetmek, askerden arındırma sürecini koordine etmek ve İsrail güçlerinin Suriye’de ele geçirdiği alanlardan çekilmesine ilişkin müzakerelere zemin hazırlamak üzere tasarlandı.
ABD’li üst düzey bir yetkili, bu yapının klasik bir diplomatik masa olmayacağını, askerî ve istihbarî verilerin gerçek zamanlı olarak birleştirildiği bir merkez olacağını vurguladı. Yetkili, “Fusion cell kapsamında detaylar üzerinde çalışılana kadar, her iki taraf da mevcut mevzilerinde tüm askerî faaliyetleri donduruyor” diyerek sürecin fiilen başladığını ifade etti.
Her tarafın bu hücreye temsilciler göndereceği, hücrenin diplomatik temasları, askerî koordinasyonu, istihbarat paylaşımını, ticari ve sivil ilişkileri aynı çatı altında yürüteceği belirtildi. ABD’nin süreçte 7/24 arabulucu rolü üstleneceği kaydedildi.
Türkiye de diplomasi trafiğinde yer aldı
Paris’teki yoğun diplomasi trafiğine Türkiye de dahil oldu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Asaad el-Şaibani ile Paris’te bir araya gelerek bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldı. Bu temas, görüşmelerin çok taraflı bir diplomatik zeminde ilerlediğine işaret etti.
Bir İsrailli yetkili, Paris’teki temaslar sırasında İsrail ve Suriye’nin güven artırıcı adımlar atma, askerî gerilimi hızla düşürme ve yanlış hesaplamaların önüne geçecek doğrudan bir hat kurulması konusunda mutabakata vardığını açıkladı. Sürecin tamamını denetleyen ve yöneten ana aktörün ABD olduğu vurgulandı.
Sivil alanlar ve “silahsızlandırılmış ekonomik bölge” gündemde
Jerusalem Post’un aktardığına göre, taraflar arasında yalnızca güvenlik değil, askerî olmayan alanlarda da görüşmeler başlatılması yönünde bir anlayış oluştu. Sağlık, enerji ve tarım gibi sivil sektörlerin de müzakere gündemine alınması planlanıyor; ancak bu başlıkların hayata geçirilmesine ilişkin henüz net bir takvim açıklanmadı.
ABD heyeti ayrıca Suriye’nin güneyinde “silahsızlandırılmış ekonomik bölge” kurulmasını önerdi. Bu önerinin, Trump yönetiminin Ukrayna ve Rusya arasındaki Donbas bölgesi için gündeme getirdiği modele benzediği belirtildi. ABD’li bir yetkili, söz konusu bölgenin rüzgar santralleri, tarım alanları, turizm ve Dürzi topluluğunun yaşadığı bölgeleri kapsayabileceğini ifade etti. Yetkili, bölgesel ortakların projeyi finanse etme konusunda taahhütte bulunduğunu, ancak ülke isimlerinin açıklanmadığını söyledi.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise süreci, “inkâr döneminden gerçek iş birliği ve ortak refah dönemine geçiş” olarak tanımladı. Barrack, tarafların şeffaflık ve iş birliği temelinde yeni bir ilişkiye bağlılık göstermesini “cesaret verici” olarak nitelendirdi. ABD Dışişleri de görüşmeleri “olumlu bir adım” olarak değerlendirerek, egemen ülkeler arasında fiilî iş birliğinin refahı beraberinde getirdiğini vurguladı.
Independent Türkçe