İsrail’de, 27 Ekim’de yapılacak seçimler yaklaştıkça Başbakan Netanyahu’nun umutlarını azaltacak gelişmeler yaşanıyor.
Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırılarının yıl dönümünde, Netanyahu’yu zor duruma düşürecek ciddi iddialar geldi.
Netanyahu’nun eski askerî sekreteri General Avi Gil, saldırı öncesine ve sabahına ilişkin önemli bilgiler paylaştı.
General Gil, 7 Ekim saldırısı hakkında Başbakan Netanyahu’ya verdiği bilginin saatinin değiştirilmesinin istendiğini ama bu talimata uymadığını söyledi.
Bunun üzerine söz konusu saat değişikliğini Genelkurmay Başkanı’nın kayıtlara girerek yaptığını aktardı.
Mısır istihbarat servisi başkanının Tel Aviv’e gelerek Netanyahu’nun istihbarat yetkililerine Hamas’ın saldırı hazırlığında olduğu bilgisini verdiğini de hatırlatan Gil, bu görüşmenin inkâr edilmesini anlayamadığını belirtti.
"Mısır uçağı İsrail’e indi ve 67 dakika kaldı" diyen Gil, bugüne kadar sessiz kalmasının nedeninin 7 Ekim saldırılarıyla ilgili bir komisyon kurulmasını beklemek olduğunu, ancak 3 yıl boyunca bu gerçekleşmeyince konuşmaya karar verdiğini belirtti.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
7 Ekim saldırısı hakkında halka anlatılanlarla yaşananlar arasında çok büyük farklılıklar olduğunu söyleyen General Gil, görevde bulunduğu dönemde gördüğü tüm olayları not ettiğini ve 16 defter doldurduğunu, kurulacak bir soruşturma komisyonuna bunları vereceğini kaydetti.
General Gil, "Netanyahu aldığı uyarılar ve bilgileri kullanarak rehinelerin hayatını kurtarabilecekken kendi siyasi kariyerini tercih etti" yorumunu da yaptı.
General Avi Gil’in yaptığı açıklamaların ardından muhalefet liderleri, Netanyahu’ya çok ağır eleştirilerde bulundular.
Muhalefetin önemli isimlerinden eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman, Netanyahu’yu vatana ihanetle suçladı.
Anketlerde ilk sırada yer alan Yaşar Partisi lideri, eski genelkurmay başkanlarından Eisenkot da "Hiçbir şey Netanyahu’yu seçimden sonra kuracağımız devlet soruşturma komisyonundan kurtaramayacak" dedi.
Netanyahu sadece içeride değil, dışarıda da ortakları tarafından dışlanıyor.
7 Ekim saldırılarından sonra koşarak İsrail’e giden ve Netanyahu’ya en güçlü desteği veren Avrupalı liderler, Gazze katliamı ve Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimci terörü nedeniyle önce yavaş yavaş geri çekildiler.
Uyarıları dinlemeyen Netanyahu ile aralarına mesafe koyan Avrupalı liderler sonrasında da açıkça eleştirmeye başladılar.
Öyle ki İsrail’in en güçlü destekçileri İngiltere ve Fransa’dan diplomatik ilişkileri etkileyen sert açıklamalar geldi.
2 ya da 3 ülke dışında tüm Avrupa Birliği ülkeleri Netanyahu’ya karşı tavır aldı.
İsrail ise bu tepkilere İngiltere’nin Kudüs Konsolosluğunu kapatarak yanıt verdi.
Netanyahu en büyük şaşkınlığı Trump’ın tavrı karşısında yaşadı.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuşma yapmak üzere New York’a giden Netanyahu, ilk kez Trump ile görüşemedi.
ABD’de sadece 8 saat 40 dakika kalabilen Netanyahu, Trump randevu vermediği için İsrail’e dönmek zorunda kaldı.
Sadece Trump değil, Dışişleri Bakanı Rubio da Netanyahu’ya randevu vermedi.
Trump her ne kadar Netanyahu ile görüşmediyse de BM’de konuşma yapmak üzere ABD’ye gelmesine izin vermesini manidar bulanlar var.
Gerek Avrupalı liderlerin gerekse Trump’ın aldığı tavır, onları Netanyahu’nun işlediği suçlara ortak olmalarından kurtarabilir mi?
İşte orası çok şüpheli.
Son zamanlarda Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimcilerin askerlerin de yardımıyla Filistinliler üzerinde estirdiği teröre yönelik tepkilerini dile getiren Avrupalı liderler, Gazze katliamı sırasındaki sessizliklerinin ya da cılız karşı çıkışlarının nedenlerini de anlatmak zorundalar.
Netanyahu, BM’deki konuşması öncesi 78 ülke tarafından protesto edildi ve delegasyonlar salon dışına çıktı.
Ama Netanyahu’nun hedef kitlesi delegasyonlar değildi.
Konuşması tam anlamıyla İsraillilere yönelik bir seçim propagandasıydı.
Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında verilen tutuklama kararına rağmen korkmadan New York’a gidip İsrail’i eleştirenlere en ağır sözleri eden bir kahraman profili oluşturmayı hedefliyordu.
Bu profili de İsrailli seçmenlere pazarlamanın derdindeydi.
Bunu yaptı ve İsrail’e kahraman edasıyla döndü.
Netanyahu yaklaşık 20 yıl başbakanlık yaptı ama hiçbir ABD ziyaretinde uçağı, hakkındaki tutuklama emri nedeniyle garip rotalar izlemek zorunda kalmamıştı.
BM’deki protesto ve uçağının rota değişiklikleri, Netanyahu’nun dünyanın önemli bir bölümü tarafından dışlanmışlığının en somut örneğidir.
Bu arada,
İsrail’in 7 cephede savaş yürüttüğü tezini sıklıkla tekrarlayan Netanyahu, seçim kampanyasında özellikle Türkiye’yi öne çıkarıyor.
Türkiye’nin İran’dan daha tehlikeli bir düşman hâline geldiğini savunan Netanyahu, iktidarı kaybetmesi hâlinde İsrail’in Türklerle mücadelede zayıflayacağını söyleyerek İsrailli seçmenleri etkilemeye çalışıyor.
Türkiye’nin Suriye’nin güneyine inmesini engellemek için hava operasyonları düzenleme emrini verdiğini hatırlatan Netanyahu, Türk tehlikesini sadece kendisinin önleyebileceğini ileri sürüyor.
Netanyahu’nun çırpınışları ve Türkiye’yi seçim malzemesi yapması onu kurtaracağa benzemiyor.
Çünkü kamuoyu anketlerinin sonuçları, Netanyahu’nun iktidarı kaybedeceğini gösteriyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish