İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu: Bu melun örgütün mihmandarlığında sürdürülen sürecin iyi bir senaryosu yoktur

"Örgütün parasının servet barışı adı altında Türkiye'ye gelmesi kaygım var"

Fotoğraf: ANKA

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, KOZA TV canlı yayınında gündeme dair soruları yanıtladı.

Eski Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldığının hatırlatılması üzerine Dervişoğlu, "Bunlar üzüntü verici şeyler. Siyasette, özellikle seçim ve kampanya dönemlerinde maksadı aşan ifadelerin kullanılabilmesi mümkün oluyor. Ben azami ölçüde dilime özen gösteriyorum ama bazı çevreler aynı hassasiyeti sergilemiyor. Siyasette sarf ettiğiniz kelamların yarın karşınıza çıkabileceğini düşünmeniz gerekir. O gün kimsenin işine yaramayan beyanlarınız sonraki zamanlarda bazı stratejilerin parçasına dönüştürülebiliyor. Türkiye’de çok fazla şey oluyor ama ‘iktidara kimse dokumuyor’ türünden eleştiriler var. Bundan dolayı gözden çıkardığı bazı şahsiyetlerle alakalı olarak bugün bazı soruşturmaları yapmak suretiyle kendilerini bir şekilde aklıyorlar. Bu, iktidarın en büyük meziyetlerinden biri. Kendi temizliğini anlatamadığı için başkalarının en az kendisi kadar kirli olduğunu ifade ederek vatandaşın siyasi tercihini şekillendirmek istiyor. AK Parti kendini aklayıp paklayamadığına göre başkaları üzerinden bu işlemi yapmaya yönelik adımlar atabiliyor" ifadelerini kullandı.

"İşin stratejisini düşünmeden olayın üzerine atlanmamalı"

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin de Dervişoğlu, şunları kaydetti:

Kendimize de yapıyoruz’ türünden mesajlar verebilmek için bu kabil yollara tevessül ettiklerini söyleyebilirim. Muhalefetin mal bulmuş mağribi gibi işin stratejisini düşünmeden olayın üzerine atlamasını çok yerinde görmüyorum. Ayrıca Gökçek aleyhindeki iddialar gelini ve oğluyla alakalı. Gelini ve oğluyla alakalı olan bir konuda Melih Gökçek'in soruşturmanın merkezine koyulmasının arkasındaki stratejik hesabın çok doğru okunması gerekir. Türkiye'de bu zamana kadar şunlar konuşulmadı mı, ‘Türkiye'de belediyeler üzerinden bir yolsuzluk soruşturması yapılacaksa, Melih Gökçek yargılanmadan olabilecek bir şey değildir’ deniyordu. Gelini ve oğlunun Almanya'da mülk edinmesiyle alakalı olarak bir soruşturmanın yapılması Gökçek’i böyle bir durumdan kurtarır mı? Kurtarmaz. Çünkü, Melih Gökçek hakkında hazırlanmış kalın kalın dosyalar var. Melih Gökçek bunların hiçbirinden yargılanmıyor. Gelini ve oğlunu, belki de haksız bir mal edinimi münasebetiyle soruşturmaya tabi tutmak suretiyle muhalefet cenahına ‘bak onu bile yargıladık’ hissiyatı veriliyor. Söylenenlerden yargılamıyorsunuz ki mal ediniminden yargılıyorsunuz. Ayrıca o mal da kendisini ait değil, gelini ve oğluna ait. Muhalefet böyle bir durumu, arkasında ne olup bittiğini görmeden hemen sahiplenmemeli.

"Türkiye bir kişiyi temizlemeye uğraşıyor"

Davutoğlu hakkındaki soruşturmanın kapsamını bilmediğini kaydeden Dervişoğlu, "Salt cumhurbaşkanına hakaret dosyasıyla açılabilir ama farklı farklı dosyalar da devreye girebilir. Önemli olan, bu ülkeyi yöneten insanların böyle bir baskı altında yaşadığını gösterme halidir. Bu hal Türkiye’ye yakışmıyor. Türkiye bir kişiyi temizlemeye uğraşıyor. Dolayısıyla her adım atılıyor. Türkiye'de olup bitenlerin tamamı, anayasaya göre yeniden seçilme hakkı olmayan Recep Tayyip Erdoğan'ı bir kere daha seçmek için yapılıyor. Anayasa değişikliği dahi onu esas almak suretiyle yaşama geçirilmek isteniyor" dedi.

Anayasa tartışmalarına değinen Dervişoğlu, "İYİ Parti olarak tek adamlığı tahkim edecek herhangi bir düzenlemenin hiçbir yerinde yer almayız. Ancak gerçekten bir anayasal düzenlemeye ihtiyaç vardır. Bu düzenleme de Türkiye'de parlamenter demokratik sisteme geçişe yönelik bir düzenleme olma özelliği taşırsa, bunu konuşmaya ve tartışılmaya değer buluruz. Sistem değişikliğinin gerekliliği hususundaki görüşlerimizi ifade ederiz" açıklamasını yaptı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Sürecin kendisi provakatif"

Terörsüz Türkiye sürecinde iyi bir senaryonun oluşma ihtimali sorulan Dervişoğlu, şunları kaydetti:

Türkiye'nin onurlu ve eşit vatandaşı Kürtleri, Abdullah Öcalan denen canin vesayetinde tarif etmeye çalışır ve her Kürt’e PKK'lı muamelesi yaparsanız; başka başka olumsuzluklar da kendi kendine gündeme gelir. ‘İyi senaryo için provokasyonlara dikkat etmek gerekiyor’ deniyor ya, asıl provokasyon ‘Abdullah Öcalan gelsin, bu kürsüden konuşsun’ demekle başladı. Sürecin kendisi provokatif bir sürece dönüştürüldü. Bunun sorumlusu biz değiliz. Bunun sorumlusu devlet aklı dayatmasıyla devletin felaketine sebep olacak, milletin hürriyetine, istiklaline, Cumhuriyetine kastedecek adımların atılmasıdır.

"'PKK eşittir Kürtler' denklemini bu millete yutturmalarına izin vermeyeceğiz"

İyi senaryo, iyi niyetle inşa edilir. Terör örgütünün uzantısı olan siyasi partinin sözcüleri, TBMM'de çıksınlar ve üniter devlet yapısıyla bir sorunları olmadığını anlatsınlar. Buna kimse bir şey demez. Cumhuriyet’le bir problemlerinin olmadığını söylesinler. Buna da hiç kimse bir şey demez. Ama bu beyanlar söylenmiyor. Cumhuriyeti, 100 yıllık bir zulüm nizamı olarak tanımlıyorlar. Üniter devlet yapısıyla alakalı yerel özerklik üzerinden federasyon ve konfederasyon taleplerinde bulunuyorlar. Dört parçalı, dört kantonlu Kürdistan'dan bahsediliyor. Dolayısıyla bu melun örgütün mihmandarlığında sürdürülen sürecin iyi senaryosu yoktur. İyi senaryo vatandaşın kalbinde ve vicdanında şekillenir. Zaten bu ülkenin onurlu ve eşit yurttaşları olan Kürtlerin kalbi tertemizdir. Biz, 'PKK eşittir Kürtler' denklemini; bu millete yutturmalarına izin vermeyeceğiz.

"Öcalan'ın kim olduğunu kime hizmet ettiğini doğru anlamak gerekiyor"

Tarih böyle bir şey kaydetmemiştir. Diğer ülkelerde benzer olaylar yaşandığında takip edilen yol ile Türkiye'de takip edilen yol aynı değildir. Örneğin Fransa’da bir terör hükümlüsü var. Çakal Carlos diye anılıyor. Hatırladığım kadarıyla 92-93'ten bu yana tutuklu. Şimdi onun örgütünün tavsiyesi için Çakal Carlos’un mihmandarlığında bir yol haritası tanzim edilebilir mi? Abdullah Öcalan'ın ne olduğunu, kim olduğunu, hangi emellere hizmet ettiğini en başından doğru anlamak gerekiyor. Ben, ‘Kürt eşittir Abdullah Öcalan ya da PKK’ algısının yerleşmemesi gerektiğini, bunun başka fay hatlarını harekete geçirebileceği endişesini dile getiriyorum. Komisyonu kurulmasını isteyen Abdullah Öcalan, Meclis kürsüsüne davet edilen Abdullah Öcalan, kendisine statü aranan Abdullah Öcalan. Dünyanın neresinde bir terör hükümlüsünün yol göstericiliğinde o ülkenin en büyük sorununun çözümü temin edilmiş ki Türkiye'de temin edilsin.

"Örgütün parasının servet barışı adı altında Türkiye'ye gelmesi kaygım var"

Bu örgütün; insan kaçakçılığından, organ kaçakçılığından, uyuşturucu kaçakçılığından, petrol kaçakçılığından her türlü kaçakçılıktan milyar dolarlık bir geliri var. Bu örgüt kendini feshedip, tasfiyesine rıza göstermiş olsa; finansal yapısının da nasıl tasfiye edileceğinin konuşulması durumu söz konusu olur. Türkiye açısından bazı kaygılarım var. Örgütün parasının servet barışı adı altında Türkiye'ye gelmesi… Kurbağa örneği vardır ya; yavaş yavaş ısıtırsanız haşlandığının farkına varmaz. Bizi yavaş yavaş ısıtıyorlar. 9 bin teröristi topluma entegre edeceklermiş. İnfaz diyorlar ama özel af niteliği taşıyor. Bunların hepsi terör uzmanı, patlayıcı uzmanı. Çatışma görmüş insanlar ama işledikleri suçlar devlet tarafından teyit edilebilecek nitelikte değil. Çünkü o tarz veriye sahip olup olmadığımız tartışma konusu. Varlık barışı çıkararak bunların kirli paralarının Türkiye’ye sokulmasının önünü açacağız endişesi yaşıyoruz.

"Cumhuriyetin temel değerlerine ve dinamiklerine aykırı bir durumdur"

Çatı örgütün tamamının silah bıraktığını, emellerinden ve niyetlerinden vazgeçtiğini açıklaması gerekir. Bir kere bu örgüt Türkiye’ye karşı suç işlediğini kabul etmiyor. Bu örgüt af istemiyor. ‘Ben suç işlemedim. Ben özgürlük savaşı verdim’ diyor. Dolayısıyla bir kimlik tanınmasının peşinde koşuyor. Bir ortaklık inşasının peşinde olduğunu söylüyor. Bu, cumhuriyetin temel değerlerine ve dinamiklerine aykırı bir durumdur.

"Kürt cumhurbaşkanımız olmadı mı?"

MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin "Kürt ve Alevi cumhurbaşkanı yardımcıları olsun" önerisini hatırlatan Dervişoğlu, "Ben o zaman bu duruma ‘Lübnanlaşma projesi’ dedim. Kürt’ün cumhurbaşkanı olarak seçilmesine mâni bir hal var mı? Kürt cumhurbaşkanımız olmadı mı? Kürt başbakanımız olmadı mı? Bunların hepsi Cumhuriyet’in bize vermiş olduğu faziletlerin aşınmasına vesile olabilecek adımlar. Bunlar son derece şuurlu kurulmuş yanlış cümleler. Hiç kimse gelip, herhangi bir etnik kökenden olanın bu ülkede devlet memuru olmasını engelliyor mu? Ya da farklı bir dine, mezhebe mensup olanı ‘Sen bunu olamazsın’ dedi mi? Şimdi birileri sanki esirgenmişcesine başkalarına makam bahşediyor. Bu son derece tehlikeli bir durum" dedi.

"Bunlar cumhuriyete karşı bir kalkışma" 

Cumhuriyet’in hedef tahtasına konulduğunu dile getiren Dervişoğlu, "Dolayısıyla bütün bunların Cumhuriyet’e karşı bir kalkışma olduğunu, kısmi bir rahatlık getireceğini ve siyaseten bundan istifade edilebileceğini ama uzun vadede derin yaralar açacağını söylüyorum. Ben aklından bahseden devleti akla davet ediyorum" ifadelerini kullandı.

Süreç kapsamında çıkarılan yasaya değinen Dervişoğlu, "Bu yasa hangi Kürt’ün hangi sorununun çözümünü getirdi? İş bulamayan Kürt, iş mi buluyor? Toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamayan Kürt ya da Türkmen ya da işte farklı etki kökenden gelmiş şerefli Türk vatandaşı, toprağı düşürdüğü terin karşılığını mı alabiliyor? Onlara adalet mi geldi? Kimin hangi sorunu çözüldü?” diye sordu.

 "Bizim için önemli olan Diyarbakırspor"

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Amedspor çıkışı sorulan Dervişoğlu, "Diyarbakırspor, Amedspor olunca Öcalan canisini Meclis kürsüsüne davet eden kişi de benzer bir eleştiri yapmıştı. ‘Amed diye bir yer yoktur’ demişti. Ben de aynı çizgideyim. Bizim için önemli olan Diyarbakırspor. Ancak bu kabil işleri önceden planlayıp bir istismar bataklığı yaratmak isteyenler bir strateji ortaya koyabilirler, özellikle söz söyleme makamında bulunan siyasetçilere düşen şey ise bu süreci doğru okumak ve olumsuz şeylerin olmasını mümkün kılabilecek sözleri sarf etmekten uzak durmaktır. Ben yerinde bulmuyorum. Taraftar gruplarının ya da genç nesillerin bu kabil meseleler üzerinden istismar edilmeye kalkışılması halini son derece tehlikeli bulurum. Diler ve umarım ki bu cümleler o amaçla sarf edilmiş cümleler olmasın. Ümit Bey, devlette önemli kurumlarda ders vermiş bir şahsiyettir. Hangi lafın neye sebep olacağını herkes kadar iyi bilir. İYİ Parti Genel Başkanı olarak ben şunu söylüyorum: Siyasette gündem oluşturmak, mevkii ve mevzi güçlendirmek, ivme kazanmak için bir tek memleket evladının tırnağının kanamasına rıza gösteremem" değerlendirmesini yaptı.

"İttifakımız büyük Türk milletiyledir"

İttifak tartışmalarına ilişkin soruya Dervişoğlu, şu yanıtı verdi:

Cumhurbaşkanlığı seçimi için muhalefetin sinerjisine zarar vermemek gerekiyor. Dolayısıyla muhalefet partileriyle cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi noktasında bir müştereklik elbette ki aranır. Buna hiç kimse itiraz edemez. Çünkü sistem 50 +1'i alın diyor. Siyasi partilerin bunu alabilmesi için de bütün muhalefet unsurlarıyla hem fikir olmayı temin edebilecek bir bütünleşik muhalefet anlayışına ihtiyacımız var. Ama diğer taraftan da bütün siyasi partiler TBMM'de güçlü bir milletvekili sayısıyla temsil edilmek arzusu taşır. Şimdi burada şunu söylüyorum: Yarın seçim yok. Belirlenmiş bir cumhurbaşkanı adayı yok. Ekrem İmamoğlu şu anda tutuklu. Diplomasının iptali münasebetiyle cumhurbaşkanı seçilme yeterliliği elinden alınmış durumda. Dolayısıyla köprü altından akacak çok su var.

Muhalefetin bu konudaki sinerjisine zarar verilmemesi gerekliliğine her fırsatta işaret ettim. Muhalefet partililerinin de birbirlerinin hassasiyetlerine itibar etmesi gerekir diye de söyledim. Şimdi hassasiyetlerimize itibar edilmemesinden kaynaklı birtakım endişeler yaşanıyor. Bu endişelerin tarafı biz değiliz. Seçim takvimi açıklanırsa o zaman cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili yapılması gerekenler de siyasetin gündemine gelir; doğru temsil açısından bir yerde birlikte hareket etmek durumu söz konusu ise o konu da tartışılır. Ancak her zaman söylüyorum; milletin dertleriyle hem dert olmuş onun haliyle hemhal olmaya talip bir siyasi hareket olarak ittifakımız büyük Türk milletiyledir.

"Siyaseten bozgunculuk yapmam"

Muhalefetin sinerjisine zarar vermemek için cümleyi doğru seçmek lazım ama bu ülkenin sorunlarının çözülebilirliğine inanmış ve bunun için çalışmaları projeleri olan bir siyasi partiyi temsilen Türk milleti omuzumu hangi tarihi sorumluluğu yüklerse onun icaplarını yerine getiririm. Bunda geri durmam ama şunu yapmam: Seçimi kazanmaya elverişli zemini başka siyasi partilerle inşa ediyorsak, o seçimin kaybedilmesine vesile olabilecek adımın sahibi olmam. Yani siyaseten bozgunculuk yapmam.

 

 

ANKA 

DAHA FAZLA HABER OKU