Hepimizin önyargıları vardır. Önyargıları düzeltmek çok zordur. Çünkü uzun süre alan yaşanmışlıkların sonunda oluşmuşlardır.
Fakat önyargıları masum saymak da mümkün değildir. Biraz araştır, doğrusunu öğren, saplantıların olmasın.
Bu yılki Edremit Kitap Fuarı'nda, orta yaş üstü olduğunu sandığım bir kadın, özürlü arabasında oturan, bir şeyler söylemeye çalışan fakat ne dediği de anlaşılamayan yetkin bir kızı taşıyordu. Masadaki kitaplara şöyle bir baktı, geçerken:
"Bu benim kızım" dedi; "Ona okuyabileceğim kısa yazılardan oluşan kitap arıyorum."
Masadaki Kurtuluş Savaşı Öyküleri kitabını işaret ettim.
"Bunlar Kurtuluş Savaşı ile ilgili kısa olaylar. Bunu alabilirsiniz" dedim.
Kitabı niçin almayacağını şu iki sözcükle anlattı:
Ben Kürt'üm.
Kurtuluş Savaşı'nın Türklerin bir savaşı olduğu, Kürtleri ilgilendirmediği konusunda önyargıları olduğu anlaşılıyordu. Kürt siyasi önderleri "Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda Kürtler de Türklerle birlikte çarpıştı" diyerek ülke yönetiminde ortaklık iddia etmeye hakları olduğunu ileri sürseler de Kürt kamuoyunda Kurtuluş Savaşı'na karşı bir ilgisizliğin olduğu açıktır.
Bunun anlaşılabilir nedenleri vardır.
Kızına okumak için kitap arayan ve Kurtuluş Savaşı Öyküleri'ni beğenmeyen kadına uzun açıklamalar yapmak için zaman dardı. "Müşteri" kaçırmamak için bu kez tezgâhtaki Kart Kurt Kürt kitabını gösterdim.
Buna ne dersiniz?
"Almam" dedi. Bu söz Kürtleri aşağılamak için kullanılır.
Ama bu kitap belki de bu aşağılamayı kınamak için yazılmıştır. Okuyup anlamak lazım değil mi?
"Ben Kürt, Kızılbaş ve komünistim. Yurt dışında yaşıyorum" dedi.
"Bu masadaki kitapların hepsi size gider" dedim.
Ne olursa olsun, ben onun tanıdığı, adını duyduğu biri değildim. Türk olduğum anlaşılıyordu. Benim kitabımı ne diye alsındı?
Ona açık konuştum. Konu bir kitap alıp almamaktan çıkmış, önyargı ile mücadeleye dönüşmüştü.
"Siz önyargıları olan birisiniz. Öğrenmeye kapalısınız. Sizi ikna etmek mümkün değil. Yapabileceğim bir şey yok!" dedim.
Böyleleri için "Allah ıslah etsin!" derler.
***
30 Ağustos'ta 124. yılını kutladığımız Büyük Zafer vesilesiyle de bu önyargıları hissetmemek mümkün değil.
Bu zaferle en çok öğünenler kuşkusuz askerlerdir çünkü bu bir askerî zaferdi. İkinci olarak askerler de içinde olmak üzere Türk burjuvazisi bu zaferle öğünmektedir.
Çünkü Büyük Zafer'den sonra Türk milliyetçiliği güçlendirilmiş ve iktidar (ekonomik kaynaklar) burjuvazinin elinde kalmıştır.
Erk sahipleri, ele geçirdikleri topraklar ve işletmelerle zengin olurken Nâzım Hikmet'in Kuvayı Milliye'de anlattığı gibi Zafer'den önce Kartal'da bahçıvan olanlar zaferden sonra da Kartal'da bahçıvan olmaya devam etmişler, bir kısmı bu imkânı da bulamamıştır. Gönül isterdi ki Büyük Zafer'in yarattığı güçle bütün topraksızlıklara toprak verilseydi.
Köylü tefecinin elinden kurtarılsaydı, Zafer Bayramı bütün köylerde de coşkunlukla kutlanırdı.
***
Kurtuluş Savaşı'na önderlik eden kadro, bu kavgaya girişirken savaşı kazanabilmek için şu dört unsura dayanmak zorunda olduklarını gördüler.
1. İçerdeki Müslümanlık,
2. Türk, Kürt, Çerkez, Laz olarak anılan Müslüman halklar. ("Millet" kavramı bunları kapsıyordu.)
3. Sosyalizm ve sosyalist dünya,
4. Ezilen halklar.
Bu savaş dönemi ile ilgili sonradan çizilen resim, savaşın Türkler tarafından ve yalnız Türklük için verildiğini ileri sürdü.
Oysa şimdi yazacaklarım sizi şaşırtabilir:
İstiklal Marşı'nda tek bir "Türk" sözcüğü yoktur.
1921 Anayasası'nda tek bir Türk sözcüğü yoktur.
Mustafa Kemal Paşa'nın Temmuz 1921'de toplanan Maarif Kongresi açış konuşmasında da tek bir Türk sözcüğü yoktur!
Şimdi bu gerçekleri anlatıp Türkiye'nin kuruluşunda milliyetçiliğin değil yurtseverliğin, bağımsızlığın ve halkçılığın bulunduğunu anlatmak da kimseyi ikna etmiyor.
Şartlanma yalnız Kürt, komünist ve Kızılbaş'ında değil, Türk, Sünni ve Atatürkçü'sünde de var.
Galiba, önyargıları aşmak, şartlanmalardan kurtulmak ve gerçeklere ulaşmak için gereken meraka da sahip değiliz.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish