İsrail ve Yunanistan'ın ortak hedefi, 2030'da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) ortadan kaldırmakmış.
Bunu da şöyle yapacaklarmış, Türkiye F-35 programından atılmış, ama Yunanistan 2030'a kadar 20 F-35 savaş uçağını teslim alacakmış, İsrail'in elindeki F-35 sayısı da 2030'da 100'e çıkacakmış.
Hava üstünlüğü tamamen bu ikilinin eline geçecekmiş.
Ve 2030'da Yunanistan, Rum Kesimi, İsrail İttifakı "Poseidon Gazabı" operasyonuyla, Türkiye'nin KKTC'deki askeri alt yapısını çökertip, gelecek takviye güçleri imha edip, adadaki Türk askerini de denize dökecekmişler.
Böylelikle Hafya-Kıbrıs-Girit hattından Avrupa'ya uzanan deniz rotasındaki Türk kontrolünü de ortadan kaldıracaklarmış.
Ayrıca Fransa'yı da yanlarına alarak daha da güçlenmişler.
Türkiye'nin o çok güvendiği NATO'nun 5'nci maddesi çalışmayacakmış. Çünkü söz konusu madde sadece Türkiye'deki Türk askerini koruyor, ama Kıbrıs'ta işgalci olarak bulunan askerlerini korumuyormuş.
İsrailli emekli bir generalin, söz konusu plan için "Tüm bunlar olup biterken Türkiye de bahçede meyve mi topluyor olacak?" sorusu çok hoşuma gitti.
Adam, hedef diye gösterilen bunca hayali, bir soruda çöpe atmış.
Evet, Türkiye'nin sadece 6 F-35'i var, ama bunlar CATTSA Yaptırımları nedeniyle Ankara'ya teslim edilmedi.
Trump'ın bu konudaki girişimleri sonuç verir mi bilinmez.
Ancak bu şer ittifakı 2030'a kadar beklerse, işte o yıllarda Türkiye'nin 5. nesil savaş uçağının yerli motorları da tamamlanmış olacak.
Belli ki Kaan'ı unutmuşlar.
Bu önemli ayrıntı akıllarına gelirse, planlarını bir zahmet revize etsinler.
İsrail'in müttefik seçimlerine hiç dikkat ettiniz mi?
Müttefiklerin tamamı uluslararası su yollarında, boğazlarda ve stratejik deniz geçiş noktalarında ya da yakınlarında yer alıyor.
Yani İsrail denizcilik odaklı ortaklıklar kurmaya dikkat ediyor.
Yunanistan, Çanakkale ve İstanbul Boğazlarına yaklaşımı kontrol ediyor.
Hindistan Hint Okyanusu'na uzanıyor ve İsrail'e, İran'ı güneyden izleme fırsatı veriyor.
Birleşik Arap Emirlikleri Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'na yakın duruyor ve İsrail'e bu stratejik noktalarda bulunma şansı tanıyor.
Ayrıca İran'a yakın durma fırsatını da veriyor.
Kendi kendine bağımsızlık ilan eden Somaliland, Kızıldeniz ve Bab el Mendeb Boğazı yakınında olduğu için İsrail'e bu noktalarda hareket kabiliyeti tanıyor.
Fas, Akdeniz'e girişin olduğu Cebelitarık Boğazı'nın bir kıyısında bulunduğu için İsrail, karşı kıyıdaki İspanya'ya "tam dibindeyim" mesajı veriyor.
Kıbrıs Rum ve Yunanistan ile ittifakı İsrail'e Doğu Akdeniz'de stratejik derinlik sağlıyor.
Kısacası Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Fas, Somaliland, Birleşik Arap Emirlikleri, Hindistan sayesinde İsrail çok daha geniş bir deniz coğrafyasında avantajlar elde ettiğini düşünüyor.
Bir yandan müttefiklerinin sayısını artırıyor, ama diğer yandan daha çok düşman ve rakip yaratıyor.
İsrail, böylesine geniş bir coğrafyada ABD'siz söz sahibi olabilir mi?
Çok yakınındaki Gazze, Lübnan gibi sorunları çözemeyen İsrail'in hedeflediği bu geniş coğrafyada kaybolması sürpriz olmayacaktır.
Çünkü bulunduğu bölgenin biraz dışına çıkıp, örneğin 1000 km uzaklıktaki İran'ı hedef aldığında, başına neler geldiğini gördü.
Delinmez sandığı hava savunma sisteminin İran füzeleri tarafından nasıl delik deşik edildiğine şahit oldu.
Trump'a yalan yanlış bilgiler vererek İran'a saldırtan ve zor durumda kalmasına neden olan eski MOSSAD Başkanı David Barnea, "Rejim değiştirilene kadar İran'a saldırıları artırmaktan başka çare yok" diyerek İsrail'i savaşa yönlendirmeye çalışıyor.
Ama aynı anda Yahudi yerleşimcilerin, Batı Şeria'da Filistinlilere saldırıları yoğunlaştırıp, evlerini, arazilerini gasp etmesi yeni bir intifadaya davet çıkarıyor.
İsrail ordusunun Batı Şeria'daki komutanı, Filistinlilerin patlama noktasına geldiği uyarısını yaparak, bölgeye çok daha fazla askeri birlik gönderilmesini istedi.
Eski Mossad Başkanı, İran'a saldırıların yoğunlaştırılmasını isterken, İsrail Ordusunun gücünün ve enerjisinin Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye'nin güneyinde işgal edilen bölgelere dağıldığını da biliyordur.
Netanyahu'nun, seçim malzemesi yapmak için "çok güçlü düşman Türkiye'ye" gözdağı verdiğini söylediği El Zuhur hava üssüne yönelik saldırı sonrası yelkenleri indirdiğini gördük.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, "Türkiye ile gerilimi tırmandırma niyetinde olmadıklarını ve her zaman diplomatik çözümü tercih ettiklerini" söylemesi önemlidir.
Çünkü bu sözler, İsrail'in nerede durması gerektiğini bildiğinin kanıtıdır.
Netenyahu, seçmenleri etkilemek için kahramanı ve mağduru oynamaya devam ediyor.
Netanyahu bu kez de İran'ın, oğlu Yair'i öldürmek için suikast planı yaptığını öne sürdü.
İstihbarat servislerinin planı deşifre ederek Yair'i İsrail'e getirdiğini söyledi.
Netanyahu ayrıca İran'ın oğullarını öldürecek kişi ya da kişilere 10 milyon dolar vadettiğini iddia etti.
Tüm tuşlara basmasına rağmen anketler, Netanyahu'nun ekim ayındaki seçimi kaybedeceğini ve hapishaneye gideceğini gösteriyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish