NATO Zirvesi ve Macron ile Miçotakis'in açığa çıkan sinsi planı

Gürbüz Evren Independent Türkçe için yazdı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, 2023 NATO Vilnius Zirvesi'nde bir araya geldi. İki liderin savunma ve bölgesel güvenlik alanındaki iş birliği NATO dengeleri açısından yakından izleniyor / Fotoğraf: AA (Arşiv)

Ankara'daki NATO Zirvesi'ne ilişkin gelişmeleri takip ederken, ABD Başkanı Trump'ın, Hamaney'in cenazesi için 3 Temmuz'da yaptığı değerlendirmeyi anımsadım.

Trump, ABD-İsrail ittifakı tarafından öldürülen İran'ın dini lideri Hamaney'in cenaze törenine katılacak yetkililere işaret ederek, "Tek bir atışla hepsini etkisiz hâle getirebiliriz, ama bunu yapmayacağız" dedi.

Trump'ın dengesiz ve nezaketten uzak bu sözlerinin benzerini, Rusya Devlet Başkanı Putin ya da İranlı bir yetkili söylese büyük tepki toplardı.

Putin, Ankara'daki NATO Zirvesi için toplanan 32 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanlarını işaret ederek, "Tek bir atışla hepsini etkisiz hâle getirebiliriz, ama bunu yapmayacağız" deseydi neler olabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Aynı yorumu İranlı bir yetkili dillendirse, sanırım kıyamet kopardı.

Yazıya bu sözlerle başlamamın nedeni, Trump'ın her an yeni bir sorun yaratabilecek bir siyasetçi olduğunu hatırlatmaktı.

Hatırlayalım; geçen yıl Trump, NATO üyesi Danimarka'nın toprağına açıkça göz dikmişti.

Grönland'ı satın almak, olmazsa ilhak etmek istediğini açıklamıştı.

Düşünebiliyor musunuz, NATO'nun patronu ülke, İttifak üyesi bir başka ülkeyi açıkça tehdit ederek toprağını isteyebiliyor.

Yine NATO üyesi Fransa ve Yunanistan, bir başka NATO üyesi Türkiye'ye karşı askerî ittifak kurabiliyor.

Yetmiyor, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, "Türkiye ile savaş çıkarsa Yunanistan'ı destekleyeceğiz" diyerek meydan okuyor.

NATO'nun geldiği hâle bakar mısınız?

Aslında birisi, mesela Fransa'nın Ankara Büyükelçisi İsabelle Dumont, Macron'a gidip, "Başkanım, ‘Türkiye ile savaş çıkarsa Yunanistan'ı destekleriz' sözleriniz Türkleri çok korkuttu. Elçilik kapısına gelip, ‘Madam, ne olur Macron'a söyleyin, bize kıymasın' diye yalvardılar" demeli.

Hey gidi Macron, bizi güldürdün; Brigitte Hocan da seni güldürsün inşallah.

Ankara'daki NATO Zirvesi'ne katılmak üzere gelen bir Fransız diplomat ve bir Yunan gazeteciden ilginç bilgiler edindim.

Herkes Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un sabah koşusunu Seğmenler Parkı'nda mı yoksa Dikmen Vadisi'nde mi yapacağına yoğunlaşmışken, o ortamı gerecek bir planla Ankara'ya gelmiş.

Buna göre Fransa ve Yunanistan, Türkiye'yi rahatsız edecek bir adım atmaya hazırlanıyormuş.

Macron ve Miçotakis ikilisi, 7 ülkenin de desteğiyle Kıbrıs Rum Kesimi'nin NATO'ya üyeliğini önerecekmiş.

Yunan gazeteci, öneriye destek verecek 7 ülke arasında Kanada, Almanya ve İngiltere gibi devletlerin de olduğunu söyledi.

Bu gazeteci, Almanya, İngiltere ve Kanada'nın tavrının net olmadığını, Başbakan Miçotakis ile yaptıkları görüşmelerde sadece "Olabilir, neden olmasın" demekle yetindikleri bilgisini de paylaştı.

Fransız diplomat ise Fransa ve Yunanistan'ın bu adımının Türkiye ile ciddi tartışmalara yol açacağını bilen Macron'un, teklifi gayriresmî olarak yapabileceğini söyledi.

"Neden gayriresmî?" diye sorduğumda ise Macron'un amacının, Rum Kesimi'nin NATO üyeliği ihtimalini Türkiye'ye karşı bir baskı aracına dönüştürmek ve konuyu İttifakın gündeminde canlı tutmak olduğunu aktardı.

Zirve için Ankara'ya gelen, daha önce Türkiye'de ve İsrail'de görev yapmış bir Amerikalı diplomattan aldığım değerlendirmeyi de paylaşayım.

Amerikalı diplomata göre ABD, İsrail'in NATO üyeliğini Ankara'daki Zirve'de gündeme getirecekti.

Ancak bu konuda uzun süredir gizli görüşmeler yürüten Amerikalı yetkililer, sadece Türkiye'nin değil, 25 NATO üyesinin de İsrail'in üyeliğine karşı çıkması üzerine geri adım atmış.

Bu yüzden ABD, İsrail'in üyeliğini gündeme getirmeyecek.
 

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmeler, son yıllarda Doğu Akdeniz ve bölgesel güvenlik başlıklarında NATO içindeki farklı yaklaşımların sembollerinden biri oldu / Fotoğraf: AFP (Arşiv)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmeler, son yıllarda Doğu Akdeniz ve bölgesel güvenlik başlıklarında NATO içindeki farklı yaklaşımların sembollerinden biri oldu / Fotoğraf: AFP (Arşiv)

 

Peki NATO Zirvesi'nde ne konuşulacak?

Peki, NATO Zirvesi'nde ne konuşulacak ve 3.0 denilen yeni konseptte Türkiye'ye ne rol verilecek?

Uzun ve derin stratejik analizleri akademik makalelere bırakarak bir özet yapalım.

Yeni savunma anlayışına göre tehditler sadece uçak gemilerinden, savaş uçaklarından, süpersonik füzelerden ya da tanklardan ibaret değil.

Düşük maliyetli drone sürüleri, enerji hatlarının hedef alınması, kritik altyapıya yönelik saldırılar, dezenformasyon dalgaları, siber saldırılar, denizaltı kablolarına yönelik sabotajlar ve ülkelerin seçimlerine etki operasyonları artık yeni tehditler arasında yer alıyor.

NATO'nun yeni savunma anlayışı da işte bu gerçekleri dikkate alarak şekillenecek.

Hatırlayalım; 1.0, Soğuk Savaş dönemini; 2.0 ise Soğuk Savaş sonrasını anlatmak için kullanılıyordu.

Kısaca 3.0 konsepti, NATO'nun yeniden somut bir askerî güce, savunmaya ve tabii ki caydırıcılığa yönelmesini içeriyor.

Ama daha da önemlisi, NATO'nun liderliğini artık tek başına ABD'nin değil, Avrupa'nın da üstlenmesini kapsıyor.
 

NATO 3.0 olarak adlandırılan yeni dönemde Türkiye, savunma kapasitesi ve stratejik konumuyla İttifakın geleceğinde daha etkin bir rol üstlenmeye hazırlanıyor / Fotoğraf: AA
NATO 3.0 olarak adlandırılan yeni dönemde Türkiye, savunma kapasitesi ve stratejik konumuyla İttifakın geleceğinde daha etkin bir rol üstlenmeye hazırlanıyor / Fotoğraf: AA

 

Peki, Avrupa'nın bu liderliği üstlenmesi için gerekli savunma sanayisi, silah ve mühimmat stokları ile güçlü bir askerî yapılanması, ordusu var mı?

İşte bu sorunun yanıtında Türkiye devreye giriyor.

Türkiye, son 20 yılda çok büyük aşamalar kaydeden güçlü savunma sanayisine, İHA ve SİHA gibi hava araçlarındaki küresel üstünlüğe, İttifakın ABD'den sonra en güçlü ve operasyon tecrübesine sahip ordusuna sahip.

Tam da bu nedenlerle Türkiye, NATO 3.0 konseptinin önde gelen aktörü olmaya adaydır.

Önemli olan ise Türkiye'nin bu rolü nasıl oynayacağı ve edilgen mi, yoksa sözü geçen ve dinlenen bir ülke mi olacağıdır.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU