Güler: NATO kriz içinde değil, uyum sağlama sürecinde

"Avrupa, savunma girişimlerine Türkiye'yi de dahil etmeli"

Fotoğraf: AA

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO'nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama sürecinde olduğunu ve ABD'nin NATO'dan çekilme yaklaşımı olmadığını belirtti; Türkiye'nin Avrupa'nın savunma alanındaki girişimlerine dahil olması gerektiğini vurguladı.

Güler, NATO zirvesi öncesinde Reuters ile gerçekleştirdiği yazılı söyleşide zirve için öncelikli konuların müttefiklerin artan savunma harcamalarını göstermek, transatlantik savunma sanayiini güçlendirmeye yönelik adımlar atmak, ittifak içi birliği ifade etmek ve Ukrayna'ya desteği artırmak olacağını söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'yi NATO'dan çekme tehditlerinin ve ABD'nin Avrupa'daki kuvvetlerini azaltma kararı almasının ardından gerçekleşecek NATO zirvesi, 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak.

Zirve, savunma harcamaları, yük paylaşımı ve ABD'nin NATO müttefiklerinin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yeterince katkıda bulunmadıkları yönünde şikayetleriyle ittifakta gerilimin tırmandığı bir döneme denk geliyor.

Güler "NATO, Avrupa-Atlantik güvenliği ve savunması için eşsiz ve temel bir platform olmaya devam ediyor. İçinden geçtiğimiz dönemi bir kriz olarak değil, değişen güvenlik ortamına uyum sağlama süreci olarak değerlendiriyoruz" dedi.

Güler, ABD'nin NATO'dan çekilme yaklaşımı olmadığını ancak Avrupalı müttefikler ile Kanada'nın Avrupa savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmesini istediğini söyledi.

Güler "Zirve'de özellikle Avrupa sütununun nasıl güçlendirileceğine dair somut bir yol haritası çıkarmaya yönelik temas ve gayretlerin yoğunlaşması bekleniyor" dedi ve Ankara'nın daha adil bir yük paylaşımı sistemini desteklediğini, önceliğinin ittifakın birliği olduğunu belirtti.

NATO, Avrupalı müttefiklerden bir kısmının ABD'nin ittifaktan çekilebileceği endişeleriyle daha önce görülmemiş bir baskı altında. İttifak üyelerinin birçoğu, bir süredir ABD'nin çekilmesi halinde kaybedilecek ABD askeri gücü sonucunda oluşabilecek boşlukları doldurmaya çalışıyor.

ABD'nin NATO'nun caydırıcılık ve savunma mimarisinde merkezi bir role sahip olduğuna ve transatlantik bağın korunmasının Avrupa ve Kuzey Amerika'nın güvenliği açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Güler, Ankara'daki zirvenin ittifak üyelerine sorunları açık ve yapıcı şekilde tartışma imkanı sağlayacağını da ifade etti.

Güler "NATO'nun mevcut nükleer paylaşım düzenlemeleri ve ABD'nin genişletilmiş caydırıcılık rolü, ittifakın güvenliği açısından temel önemini koruyor" dedi.

Avrupa'nın güvenlik alanındaki girişimleri

NATO'da en büyük ikinci orduya sahip olan ve son yıllarda savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik önemli adımlar atan Türkiye, dünyanın önde gelen sanayi güçlerinden biri hâline gelmiş durumda.

Fakat, siyasi farklılıklar nedeniyle Avrupa'nın güvenlik alanındaki girişimlerinin çoğuna dahil edilmedi.

Reuters'a açıklamalarda bulunan Güler, Türkiye'ye atıfta bulunarak "Böylesine önemli bir kapasitenin Avrupa'nın savunma girişimlerinden dışlanmasının stratejik açıdan isabetli bir yaklaşım olmadığı kanaatindeyiz" dedi.

Güler, Türkiye'nin Avrupa'dan vizyoner bir yaklaşımla Türkiye ile samimi, gerçekçi ve karşılıklı faydaya dayalı bir iş birliği anlayışın benimsemesini beklediğini söyledi.

NATO üyesi ülkeler, geçen yıl 2035 yılına kadar savunma harcamalarını gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5'i seviyesine yükseltmek üzere anlaşmaya varmıştı.

Güler, Türkiye'nin yüzde 5 taahhüdüne yönelik olarak savunma harcamalarını kademeli olarak artırdığını ve yetenek hedeflerinin tamamını 2029 yılına kadar karşılamayı hedeflediğini söyledi.

Güler, artan savunma harcamaları kapsamında Türkiye'nin öncelikli olarak insansız hava aracı (İHA), anti-dron ve hava savunma sistemleri, hipersonik ve balistik füze sistemleri, milli savaş uçağı KAAN, firkateyn ve uçak gemisi projeleri, insansız sistemler ve siber alanlardaki yetenek projelerine yatırım yapmayı hedeflediğini söyledi.

Güler, "Çelik Kubbe" projesinin de "en kısa sürede" tamamlanacağını ifade etti.

Tamamen kendisine ait tam donanımlı bir füze savunma sistemine sahip olmayan ve hava savunması için NATO'ya ait sistemler ve savaş uçaklarına dayanan Türkiye için hava savunması büyük öneme sahip bir konu.

Güler, Ankara'nın hava ve füze savunma ihtiyacının karşılanması konusunda SAMP-T ve Patriot sistemlerinin tedarik edilmesi de dahil olmak üzere "tüm seçenekleri" değerlendirdiğini de sözlerine ekledi.

Güler, "Bu konudaki temel yaklaşımımız açık: ülkemizin güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan, teknoloji paylaşımı ve ortak üretim imkânlarını içeren, sürdürülebilir ve müttefiklik ruhuna uygun her türlü iş birliğine açığız" dedi ve bu çerçevede ilgili ülkelerle teknik ve siyasi temaslar zaman zaman yürütüldüğünü ekledi.

 

Reuters

DAHA FAZLA HABER OKU