Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sapanca'da "AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı"nda açıklamalarda bulundu
Sözlerine “Konuşmamın hemen başında şu hatırlatmayı yapmak isterim; Biz milletimizle aracılarla konuşan bir kadro olmadık. Yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya özel önem verdik. Düşüncelerimizi özgürce dile getirdik. Partimiz için mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın uygulamanın gayretinde olduk” diye başlayan Erdoğan Özetle şunları söyledi:
Bir buçuk ay sonra AK Parti'nin kuruluşunun 25. yılını kutlayacağız. Çeyrek asırdır Türkiye'ye hizmet ediyoruz. 25 yıldır durmadan, duraksamadan, ülkemize ve milletimize hizmetkarlık etmenin bahtiyarlığı içindeyiz.
Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir millet değiliz. Ortak bir tarihe, ortak bir vatana sahibiz. Her şeyden önce biz aynı Peygamberin ümmeti olarak aynı ezanı terennüm eden bizi beraber eden bizi tek bir millet eden tek bir dine sahibiz. Anlayışlar farklı olabiliriz. Meseleleri ele alma biçimi farklı olabilir. Yaşam tarzları farklı olabilir. Hepimiz aynı bayrak altonda, gönülleri aynı ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz. Bu ülkede TC kimliğine sahip hiç kimse vatan toprağında öteki değildir.
"Başörtüsü marjinal, radikal değildir"
Bu ülkenin kız çocuklarının baş örtüsüyle okuması, çalışması engellendi. Bu ülkede dindar olsun ya da olmasın kadınlar hür iradeleriyle örtündüler. Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken bir kutuplaştırmanın peşinde değildik. Biz sadece normalleşmenin, adaletin, böylece kaynaşmanın peşindeydik. Şimdi geri kafalı bazı fosiller başörtülere kin kusuyor. Kadınları aşağılıyor tehdit ediyor. Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir. Türkiye makul zemine ulaşmıştır. Başörtüsü marjinal, radikal değildir, belli bir cemaatin ya da ideolojinin sembolü hiç değildir. Yazması, tülbenti, çarşafı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir. Bu tüm zamanların normalidir. Bin yıllık normalimizdir. Bizim 86 milyon hepimizin başka vatanımız, başka milletimiz yok. Biz burada hep birlikteyiz.
“CHP içinde şu anda bir çatışma bir ayrışma var”
Biz bizden farklı düşünüyor diye kimseye husumet beslemedik. Kimse bize kendi öz yurdumuzda ayrımcılık yapamaz. Bu kimsenin haddi de hakkı da değildir. Siyaset aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde anlayışıyla yapılmaz. Siyaset uzlaşmadır. Farklılıkları koruyarak ortak zeminde buluşma çabasıdır. Sayın Bahçeli ile bunu yaptık, Cumhur İttifakı'nı kurduk. Siyasi farklılıklarımız bizi hasımlaştırmamalı. Aramızı açmamalı. Bu ülkede siyasi farklılığı kutuplaştırmaya çeviren en başından itibaren CHP olmuştur. Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o dili konuşmayacaksın, onu öğrenmeyeceksin dediler. Bu milleti ayırdılar, kutuplaştırdılar. Siyasi rekabeti çatışmaya dönüştürdüler.
CHP içinde şu anda bir çatışma bir ayrışma var. Biz CHP içindeki bu kavganın, iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugün de yokuz, yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyularını kazdılar, birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Bir Frankenstein ürettiler, şimdi de ceremesini çekiyorlar. Ama buna rağmen bizim arzumuz ve umudumuz şudur: CHP'nin kendi içindeki dış mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır. Başarabilirler mi, başaramazlar mı elbette bunu biz bilemeyiz. Ancak Türkiye'nin her türlü vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktır. Kendisiyle barışık olmayan, kendi evinde huzur bulunmayan, kendi içinde birlik olmayan, teşkilatlarının biri Şam'dan biri Şark'tan çalan bir yapının Türkiye'ye de milletimize de sunabileceği hiçbir katkı yoktur.
“Milli meselelerde uzlaşıya hazırız”
FETÖ o kalleş darbeyi sadece bize yapmadı, 86 milyona yaptı. FETÖ'yü ülkeden geleceğimiz için temizledik. Siyonizme karşı mücadele verirken kendimiz için şahsi mücadele vermiyoruz. Milletimizin topyekün mücadeleri için yapıyoruz. Bugün terörü bitirirken belli bir kesimin çıkarı için değil milletimiz için istiyoruz. Yol yaparken, köprü yaaprken, savunma sanayini güçlendirirken belli bir kesimi mutlu etmeyi değil Türkiye'mizi düşünüyor, Türkiye'mizi dert ediniyoruz.
Türkiye geçmişte enerjisini, fidan gibi delikanlılarını kaybetti. Sağ dediler, sol dediler, Alevi-Sünni, Türk-Kürt dediler... Raf ömrü dolmuş bayat senaryolarla Türkiye'ye vakit kaybettirilmesini istemiyoruz. Görüş ayrılıklarımız olacaktır, bunlar bizim zenginliklerimizdir. Milli meselelerde uzlaşıya hazırız.
"AK Parti bir Türkiye kitabıdır"
25 yıl boyunca Türkiye'nin bütün renklerinin partimiz içinde olmasına özellikle önem gösterdik. Kutuplaştırma üzerine değil bütünleştirme üzerine önem gösterdik. Çatımızın altında herkese yer vardır. 25 yıldır soframız Halil İbrahim Sofrası'dır. Bunu kimse yanlış anlamasın, bir kitabın binlerce sayfası olabilir, bir kitabın her sayfasında farklı hikayeler olabilir. Ama her kitabın kapağı vardır. Kitabı bütünleştiren bir cildi vardır. Kitabın sayfaları ne kadar farklı olsa da tecrübeli bir editörün elinde kitap bir bütündür. AK Parti işte bir Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var, herkesin hikayesine yer var. Kitabın cildi birdir. AK Parti'nin kitabının şirazesinin dağılmasına müsaade etmeyiz.
“Milletimizin güvenini boşa çıkarmadık”
Zafere ulaşmak için her yolu mübah gören anlayış bizden uzaktır. Biz ilkelerle hareket eder, zaferi de Allah'ın takdirinden umarız. Partimiz 25 yıl önce nasıl duygu ve heyecanla kurulduysa bugün de yoluna devam ediyor. İstikametimiz nettir. Makamlarda eriyip gitmedik. İstikametimizi şaşırmadık, menzilimizden sapmadık. Büyüdük, güçlendik. 25 yıllık destan olduk. Davamızı unutmadık. Kurulduğumuz gün gibi diriyiz, heyecanlıyız, gayretliyiz. Yolu şaşıranlar kendi yollarına gittiler. Öyle zamanlar oldu ki dostlarımızla kendi ellerimizle toprağa vermedik. Gidenlerin yerine yenileri geldi. Bu dava kadim bir davadır. Bu dava bizden önce vardı, bizden sonra da var olacak. Bu mesele kişisel bir mesele değildir. Bu mücadele memleket, ümmet, insanlık mücadelesidir. Milletimizin güvenini boşa çıkarmadık, çıkarmayacağız.
Independent Türkçe