“Çerçeve Yasa” teklifi TBMM Genel Kurulu’nda: Partiler söz aldı

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul'un gündeminde, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi bulunuyor

Fotoğraf: AA

Teklifin görüşmelerine geçilmeden önce grubu bulunan partilen grup başkanvekilleri gündem ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Bülent Kaya, ülkenin bir yılı aşkın bir süredir çatışmalı bir süreci, silahlı bir örgütün silahlarını bırakacağı ve örgütün tasfiye edileceği bir sürece doğru götürdüğünü ifade eden Bülent Kaya, sürecin hem ülkenin hem de milletin lehine sonuçlanacağına yürekten inandığını belirtti.

Sürecin kolay olmadığını ve fırsatların yanı sıra bünyesinde riskler barındırdığını vurgulayan Kaya, "Ama elbette fırsatların çok olduğu yerde de tehditlerin olmaması zaten eşyanın tabiatına aykırıdır. Dolayısıyla bu fırsatları olumlu yöne çevirmek, risklerden de kaçarak uzun bir yol yürüyüşünün belki de bugün ilk adımını hep birlikte atmış olacağız" değerlendirmesinde bulundu.

"Özgürlükler güvenliğe feda edilmeye çalışıldı"

İlk olarak vatanın ve ülkenin bir tehdit altında olmaktan çıkarılmasına dair sürecin hep birlikte yönetilmesi gerektiğini ifade eden Kaya, "Daha sonra da bu silah bırakmanın bir gereği, bir şartı da değil ama ülkemizin hukukla, adaletle, demokrasiyle, ekonomik kalkınmayla mutlaka belli bir tarihi mecraya doğru girmesi için hep beraber adımlar atmamız lazım. Çünkü bugüne kadar silah, terör, şiddet bir şekilde bu ülkeye özgürlük ve demokrasi getirmek isteyenlerin önüne sürekli bir engel olarak çıkarıldı ve özgürlükler güvenliğe feda edilmeye çalışıldı"  diye konuştu.

Örgütün silah bırakmasıyla her şeyin bitmediğini ve eski günlere dönülmesinin ülkeye haksızlık olacağını dile getiren Kaya, sürece dair kaygıları olanların anlaşılması ve fırsatlar ile risklerin birlikte aşılması gerektiğini savundu. Kaya, "Bunları birlikte aşabilmenin yolu tek olmaktan geçmiyor. Artık bu çatışmalı ve kutup siyasetinden vazgeçerek gerçekten memleketin meseleleri üzerinde kafa yoran siyasal eleştirilerini ya da önerilerini itiraz üzerinden değil, bu memleketin ihtiyaç duyduğu programlar üzerinden yani hizmet, eser ve gerçekten program siyasetine dönüştürmesi lazım" dedi.

Çömez: "Terörü bitirmek için 24 yıldır ne yaptınız?"

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, 'Terörsüz Türkiye"yi "güzel bir ifade" olarak niteleyerek, "Türkiye terörsüz olmalı. Ama Türkiye aynı zamanda teröristsiz olmalı, ihanetsiz olmalı ve hainsiz olmalı. Teröre destek olan, terörün arkasında duran, terörden medet uman ve terörle arasına mesafe koyamayan herkesi, bütün yapıları, bütün anlayışları, bütün tutum ve davranışları Gazi Meclis'in çatısı altında kınıyorum" dedi.

Aylardır "barış" kavramının özellikle seçilerek istismar edildiğini iddia eden Çömez, "Sayın AKP yetkilileri, 24 yıl önce iktidara geldiniz. İktidara geldiğiniz zaman bu ülkede terör neredeyse sıfır mesafesindeydi ve sizin iktidarınız döneminde terör yavaş yavaş tırmanmaya başladı. Peki terörü bitirmek için 24 yıldan beri ne yaptınız? Terörü bitirebilmek için mesela hangi demokratik adımları attınız? Hangi hukuki adımları attınız? Hangi ekonomik adımları attınız? Hangi kültürel adımları attınız? Hangi istihbari, askeri ve hangi diplomatik adımları attınız? Terörün arkasındaki hain şebekeleri çökertmek için hangi adımları attınız? Ve attıysanız neden başarılı olamadınız? Olamadıysanız bugün sizi hangi şeydir ki bu noktaya getirmiştir; terörle pazarlık yapan, terörün karşısında diz çökmüş bir noktaya getiren sebep nedir" diye sordu.

"Millet günü geldiğinde size sandıkta hesap soracak"

Çömez, 2014 yılında TBMM çatısı altında bir yasa çıktığını hatırlatarak, şu ifadelere yer verdi:

Bu çıkan yasa size, Sayın Cumhurbaşkanı'na ve kabine üyelerine, Bakanlar Kurulu'na tam bir yetki veriyordu. 2014'ten beri bu yasanın size verdiği yetki ve selahiyeti kullandınız mı? Kullanmadıysanız neden kullanmadınız ve terör neden bu noktaya geldi? Ne diyordu İçişleri Bakanı'nız hala, hala kendisinin resmi web sitesinde duruyor; diyordu ki 'Cumhuriyet'in 100. yılında dağlarda bir tek terörist kalmayacak.' Bunu sizin İçişleri Bakanı'nız söyledi. Ne oldu da, ne oldu da dağlarda bir tek terörist kalmayacak diyen İçişleri Bakanı'nın partisi bugün terörle pazarlık yapar ve onunla oturup bir masa etrafında ülkenin kaderiyle ilgili pazarlık yapar hale gelmiştir? Sayın Erdoğan'ın konuşmasında diyordu ki 'Operasyonlar sayesinde PKK'nın ülke içinde eylem yapamaz, sınırlara da yaklaşamaz hale getirildiğini görüyoruz ve biliyoruz.' Buradan sesleniyorum; ülke içinde eylem yapamayan, sınırlara yaklaşamayan PKK'nın elebaşlarıyla, Kandil'deki terör baronlarıyla, onların İmralı'daki uzantılarıyla ve cani başıyla sizi hangi şeydir ki pazarlık masasına oturtmuştur ve neden onlar ile bu noktaya gelmişsinizdir? Neden bir kere çıkıp da 'Biz bu işi beceremedik, 24 yıldan beri biz bu noktada hiçbir adım atmadık, atamadık' dediniz?

"Yaşananların bir utanç vesikası olduğunu" savunan Çömez, "Sizin için tarihin kara sayfalarına yazılacak bir utanç günüdür. Böylesine bir ihanet projesinin yasalaşacağı günü özel önerge getirerek getirdiniz Sevr'in imzalandığı güne ve Pazartesi'ye getirdiniz. Niye Pazartesi'ye getirdiniz? Çünkü Meclis pazartesi günleri canlı yayın yapmıyor. Niye utanıyorsunuz? Niye korkuyorsunuz? Niye burada konuşulanların millet tarafından görülmesini ve bilinmesini istemiyorsunuz? Ama şunu sakın unutmayın aziz Türk milleti kimin, neyi, ne zaman, ne amaçla, nasıl yaptığını gayet iyi görüyor ve biliyor. Günü geldiğinde hem size sandıkta hesap soracak ve günü geldiğinde tarihin kara sayfalarında bu ihanet projesinin arkasında kim durduysa, kim buna onay verdiyse, kim alkış tuttuysa, kim yanında olduysa, kim destek verdiyse tarihin kara sayfalarında yerini alacaktır" diye konuştu.

Türeli: "Yasa teklifine destek vereceğimizi ifade ediyoruz"

CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, CHP'nin Kürt sorununun çözülmesi için öncülük yapan bir siyasi parti olduğunu söyleyerek, 1989 yılında Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) tarafından hazırlanan "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Raporu"na işaret etti. Kürt gerçekliğinin kabul edilmesi, ana dil yasaklarının kaldırılması, demokratikleşmenin sağlanması ile ekonomik ve toplumsal sorunları çözecek bir kalkınma hamlesinin başlatılmasının o dönemde önerildiğini hatırlatan Türeli, ne yazık ki o dönemde sorunun çözülemediğini ifade etti.

CHP olarak her zaman çözüm önerileri ortaya koyduklarını vurgulayan Türeli, "CHP olarak silahı, şiddeti ve terörü bitirecek, demokratikleşmeyi tüm kurum ve kurallarıyla tesis edecek, üniter devlet yapısını güçlendirecek, hukuk devletini koruyacak ve toplumsal barışı sağlayacak çözüm önerilerini her zaman ortaya koyduk. Bu yoldaki çabaları destekledik. Hepsinden önemlisi 'Çözümün adresi Türkiye Büyük Millet Meclisi olmalıdır' dedik. Eğer bu sorun şimdiye kadar çözülemediyse bunun nedeni, sürecin açık ve şeffaf bir biçimde yürütülmemiş olması ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu sürecin dışında kalmış olmasıdır" diye konuştu.

Türeli, teklife destek vereceklerini yineleyerek, "Görüşülmekte olan yasa teklifine terörün kalıcı olarak sona erdirilmesi, silahların tamamen devreden çıkarılması, bölgesel güvenlik düzenlemelerinin hayata geçirilmesi ve demokratik siyasetin güçlenmesiyle Cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlandığı yeni bir dönemin başlayacağı düşüncesiyle destek vereceğimizi ifade ediyoruz" dedi.

Koçyiğit: "Yasa teklifini demokratik yeniden kuruluşun başlangıcı olaarak görüyoruz"

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, uzun yıllardır ağır bedel ödeyen Türkiye halklarının önünde önemli bir imkan olduğunu belirterek, sorunların demokratik siyaset, hukuk ve müzakere ortak zemininde çözülmesi, barışın kalıcılaştırılması ve demokratik toplumun birlikte inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Önlerindeki yasa teklifini Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında demokratik yeniden kuruluşun önemli bir başlangıcı olarak gördüklerini ifade eden Koçyiğit, "Elbette teklifin eksiklikleri var. Bunu hem komisyonda hem burada hem de kamuoyunda ifade ettik. Fakat bundan sonrası da bu eksiklikleri gidermek gibi bir sorumluluğumuz da var. Bugün bizim önümüzdeki en büyük sorumluluk aslında bugün atılan bu adımı büyütmek, bu başlangıcı büyütmek. Çünkü barış yalnızca bir yasayla gelmez, gelmeyecek. Barış hukukta, siyasette ve toplumsal yaşamın bütün alanlarında atılacak demokratik adımlarla ancak kalıcı hale gelebilir" dedi.

Barışın kalıcı hale gelmesi için atılması gereken adımlara dikkati çeken Koçyiğit, demokratik siyasetin alanını genişletmek, hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamak, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlamak zorunda olunduğunu belirtti. Koçyiğit ayrıca, ana dilin kamusal yaşamda ve eğitimde özgürce kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması, seçilmişlerin ve halk iradesinin güvence altına alındığı bir demokratik düzenin hep beraber geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

"Kürt sorununun çözümünü demokratikleşme mücadelesinden ayrı görmüyoruz"

DEM Parti olarak sürece tarihsel ve stratejik bir perspektifle yaklaştıklarını kaydeden Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:

Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünü Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinden ayrı görmüyoruz. Tarihsel Kürt-Türk ilişkilerinin eşit hukuk ve demokratik siyaset temelinde güçlenmesini Türkiye'nin ortak geleceğinin temel meselelerinden biri olarak görüyoruz. Bizim demokratik cumhuriyet hedefimiz tam olarak budur. Bütün kimliklerin, bütün inançların, kültürlerin ve toplumsal kesimlerin eşit yurttaşlık temelinde kendisini özgürce ifade ettiği yeni bir gelecek, ortak bir yaşam. Kürtlerin, Türklerin, Arapların, Alevilerin, Sünnilerin, işçilerin, köylülerin, gençlerin, emekçilerin, çiftçilerin, emeklilerin ve toplumun bütün kesimlerinin kendisini bu ülkenin eşit, özgür ve onurlu bir yurttaşı olarak hissettiği yeni bir Türkiye'dir.

Emir: "Silahların susması adına atılacak her adımı önemsiyoruz"

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun da yapılan çalışmalara değinerek, "Biz silahların susması adına, terörün kalıcı olarak bitmesi adına atılabilecek her adımı, gelebilecek her öneriyi benimsiyoruz, ciddiye alıyoruz, önemsiyoruz. Bu kanun teklifiyle ilgili ilgili olarak biz bugüne kadar kimi eleştirilerimizi, önerilerimizi komisyonda gündeme getirdik. Üzülerek söylemeliyim ki bu teklifin geliş biçimi, getiriliş biçimi, imzalanış biçimi, komisyonda en haklı eleştirilerimize karşı dahi noktasına, virgülüne dahi dokundurulmayışı, ortak aklın çalıştırılmayışı önemli eksiklikler olmuştur" ifadelerini kullandı.

Emir, YENİ Parti’nin "çerçeve yasa" teklifine ilişkin tutumunu Genel Başkan Özgür Özel tarafından ayrıntılı bir şekilde açıklanacağını bildirdi.

Gül: "2028'de de insanlığın erdoğan'ın tecrübesine ve liderliğine ihtiyacı var"

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, 10 Ağustos 2014'ün Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk demokrasi ve siyasi tarihinde ilk defa milletin oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilmesinin sene-i devriyesi olduğunu belirterek, konuşmasına başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın milletten aldığı yetki ve güçle hem bölgesel tüm krizlerde hem küresel tüm krizlerde hem ülkenin huzuru, refahı için her zaman milletin yanında olduğunu ifade eden Gül, "O yüzden bundan sonraki dönemlerde de 2028'de de Türkiye'nin ve dünyanın, siyasetin, insanlığın Recep Tayyip Erdoğan'ın tecrübesine, birikimine, kararlı liderliğine ihtiyacı var. İnanıyorum ki milletimiz yine Cumhurbaşkanımızın yanında olacak, tekrar yoluna güçlü adımlarla devam edecektir. Tekrar milletimize vermiş oldukları güçlü destek için şükranlarımızı sunuyoruz" dedi.

"Sevr emperyaslistlerin projesiydi"

Gül, bugünün Anafartalar Zaferi'nin yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:

Ben kanun gündemine girmeyeceğim çünkü birazdan kanunu yeterince maddeleriyle, ayrıntılarıyla konuşacağız, görüş ve önerileri alacağız. Ancak şunu ifade etmek isterim ki bugün 10 Ağustos dediğimizde Anafartalar Zaferi'nin 109. yılında Çanakkale Destanı'nı hatırlıyoruz. Orada göğüs göğüse çarpışan Diyarbakırlı, Ağrılı, Karslı, İzmirli, Trabzonlu yiğitlerin nasıl omuz omuza vererek bu aziz millet için şehit olduklarını, bu aziz millet için bir Cumhuriyet, bir devlet kurduklarına şahit olduğumuz tarihi bir gündür. O yüzden başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.

Bugün Sevr'in yıl dönümüymüş de bugüne getirmişiz. Bugün bizim için anlamlı olan gün Çanakkale'de destanı yazılan Anafartalar Destanı'dır. Çanakkale ruhudur. Nasıl bin yıl önce Sultan Alparslan'la bu kapılar hep beraber açıldıysa; Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle kıyamete kadar Çanakkale'de omuz omuza şehit olmuşların kıyamete kadar kardeşliği için yapılan bir mücadeledir. Dolayısıyla Sevr bir emperyalistlerin projesiydi. Sykes-Picot'yla özellikle bu meseleleri bölgede kaşımak üzere, Türkiye'yi zayıflatmak üzere emperyalistlerin kurduğu bir oyundu. Bu oyunu Gazi Meclis emperyalistlerin kardeşliğimizi bozma çabasını da bugün çıkaracağı kanunla paçavraya çevirecek, tarihin çöp tenekesine atacaktır.

Çömez: "Google'a bakarak öğrendiğiniz tarihle hareket etmeyin"

İYİ Partili Çömez, AK Partili Gül'ün konuşması üzerine söz talebinde bulunarak "Siz 'Çanakkale'de beraberdik' diyorsunuz ya Çanakkale'de hep birlikteydik. Ama bizim aramızda o Çanakkale'de hainler yoktu, teröristler yoktu. Bu ülkeyi bölmek isteyenler yoktu, arkasındaki emperyalist kitleler yoktu. Orada gecesini gündüzüne katan, canını feda eden Anadolu aslanları vardı, hep birlikteydik. Onu istismar etmeyin" dedi.

"Google'a bakarak öğrendiğiniz tarihle hareket etmeyin" diyen Çömez, bugünün 10 Ağustos ve Sevr'in imzalandığı gün olduğu hatırlatarak, "Size söyledik, 'yapmayın bu tarihi' dedik. Çünkü alçak terör örgütü yapmış olduğu toplantıda 'biz Sevr için geldik buraya' diyor. Bir tek kelime laf söylemediniz. Öyle Google'a bakarak tarihleri araştırıp konuşmayın. Çanakkale'de biz hep birlikteydik, el birliğiyle mücadele ettik. Bu ülkeyi nasıl kurduk? Hep beraber kurduk" diye tepki gösterdi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan'dan çerçeve yasaya "şartlı destek"

Teklifin geneli üzerine değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan, süreçteki kaygı ve beklentileri şeffaf bir şekilde hem muhataplarıyla hem de milletle paylaştıklarını belirterek, "Terörsüz Türkiye" ifadesini müphem bulduklarını ve asıl ihtiyacın "yaşanabilir bir Türkiye" olduğunu ifade etti.

Meseleyi sadece kanun teklifine "evet" veya "hayır" demekten ibaret görmediklerini dile getiren Arıkan, Türkiye'nin kendi sorunlarını kendi insanlarıyla, kendi Meclisi'yle ve kendi hukuk düzeni içerisinde çözebilme iradesinin önemine dikkati çekti. Kaygılarının kendilerini yeniden kutuplaşma ve çatışma siyasetine sürüklemesine izin vermeyeceklerini vurgulayan Arıkan, toplumsal dayanışmayı, kardeşliği, hukuku, millet iradesini ve ortak geleceği güçlendirecek bir anlayışla sürece destek verdiklerini ifade etti.

Verilen desteğin herhangi bir siyasi aktöre koşulsuz destek veya iktidarın uygulamalarına verilmiş bir onay olmadığını belirten Arıkan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kanun teklifinin her maddesi Türkiye'nin meselelerini Türkiye'nin iradesiyle çözebilme çabasındadır. Bu 'evet', Türkiye'nin iç işlerine hiçbir küresel gücün, hiçbir emperyalist odağın müdahale etmemesi için verilmiştir. Siyonist yayılmacılığa karşı Türkiye'nin daha güçlü, daha bağımsız, daha dirençli olması için verilmiştir. Biz terörün sona ermesine 'evet' diyoruz. Silahların susmasına 'evet' diyoruz. Kardeşliğe 'evet' diyoruz. Hak ve özgürlüklere 'evet' diyoruz. Hukukun üstünlüğüne 'evet' diyoruz. Meclis iradesine ve istişareye 'evet' diyoruz. Ancak şiddetin meşrulaştırılmasına 'hayır' diyoruz. Millet iradesinin devre dışı bırakılmasına 'hayır' diyoruz. Kapalı kapılar ardında yürütülen süreçlere 'hayır' diyoruz. Yeni vesayet anlayışlarına 'hayır' diyoruz. Türkiye'nin geleceğinin başka hesaplara teslim edilmesine 'hayır' diyoruz."

Milli Görüş'ün terör, devlet, kardeşlik, adalet ve toplumsal bütünlük üzerine ortaya koyduğu yaklaşım ele alınmadan doğru yönün tayin edilemeyeceğini savunan Arıkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terör meselesinin çözümü bir partinin seçim hesabı değil, Türkiye'nin kazanması meselesidir. Silah bırakma ve tasfiye bu süreç için sadece başlangıç noktası olarak görülmelidir. Türkiye adaletsizlik, ekonomik eşitsizlik, siyasi kutuplaşma ve kimlik çatışması üzerinden bir düzene devam ederse yeni yeni sorunlar üretilecektir. Saadet Partisi sürece daha başından, en başından kategorik biçimde karşı çıkmayı, kâhinlik yapmayı Milli Görüş müntesebatıyla bağdaştırmamıştır. Çözümün adresi Erbakan Hocamızın sürecin en karanlık dönemlerinde yaptığı konuşmalar, çağrılar ve çözüm önerilerindedir. Evet, bugün bir kez daha yüksek sesle tekrar ediyoruz; kalıcı çözüm adalet, hukuk, toplumsal bütünleşme ve kardeşliği birlikte inşa etmekten geçmektedir." 

Partisinin "Çerçeve Yasa" teklifine şartlı destek sunduğunu açıklayan Arıkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Saadet Partisi 'Çerçeve yasaya karşı mıyız veya destekliyor muyuz?' ikilisine hapsedilemez. Burada mesele sadece bir terör örgütünün tasfiyesi değil, terörü yeniden üreten zeminin bütünüyle ortadan kaldırılması meselesidir. Halihazırda yürüyen süreçle ilgili Saadet Partisi'nin değerlendirme süreci, silahların tamamen bırakılmasına dönük yöntem ve usuller, terör örgütünün tasfiyesini gerçekleştirme potansiyeli, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünün tartışmaya açılıp açılmadığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çözümün merkezi statüsünün devamlılığı, şiddete bulaşmamış insanların topluma yeniden kazandırılmasının nasıl mümkün olacağı etrafında şekillenmektedir. Saadet Partisi olarak yalnızca 'Çerçeve yasayı destekliyoruz' veya 'Çerçeve yasaya karşıyız' noktasında değiliz. Bundan daha büyük bir teklifi Saadet Partisi olarak biz ortaya koyuyoruz. Mesele yalnızca terörü bitirmek değil, mesele terör bittikten sonra nasıl bir Türkiye'yi inşa edeceğimizdir. O nedenle partimiz 'çerçeve yasaya' şartlı bir destek sunmaktadır.

Birincisi, terörü ortadan kaldırmak devletin asli görevidir. Devlet kendi ülkesinde silahlı bir yapının varlığını olağanlaştıramaz. Devletin egemenliğine alternatif bir silahlı otorite kabul edilemez. Dolayısıyla silahların bırakılması, örgütsel yapının tasfiyesi, devlet otoritesinin ülkenin her noktasında tartışmasız biçimde tesis edilmesi konusunda taviz verilemez. İkincisi, terörü meydana getiren şartlar ortadan kaldırılmadan yalnızca silahlı unsurlara odaklanmak, hastalığın kendisini değil, belirtilerini tedavi etmektir. Bu 'çerçeve yasa' terörü mü tasfiye ediyor yoksa terörü meydana getiren sebepleri mi ortadan kaldırıyor, bunun cevabını vermeliyiz."

"Zorlukların bazılarının aşılamadığını görüyoruz"

Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, muhalefetin görüşlerine, önerilerine önem verilmesi gerektiğini belirtti.

Yeni Yol Grubu Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, teklifin geneli üzerine konuştu. Böyle bir süreç yönetiminin bazı ön kabullere ihtiyacı olduğunu ifade eden Ekmen, bunlardan ilkinin herhangi bir girişimin kamu düzeni zafiyeti yaratmaması gerekliliği olduğunu vurguladı. Özellikle 2013 sürecinin bu konuda kötü bir hafızaya sahip olduğunu belirten Ekmen, "Örgütün Kürt meselesinden neşet etmiş olmasına rağmen Kürtler adına liderlik ve temsiliyet makamının oluşturulmasına da izin vermemek gerekir. Kürtler de tıpkı diğer unsurlar kadar çeşitli, farklı siyasi görüşlere ve organizasyonlara sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ilgilendiren bütün konularda olduğu gibi kendilerini ilgilendiren konulara da bu çeşitlilik ve temsiliyet dengesi içinde müdahil olacaklardır" diye konuştu. 

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hak ve özgürlüklerinin veya devletin yapısal dönüşümünün zeminine işaret eden Ekmen, "Bir başka konu da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hak ve özgürlükleri veya Türkiye Cumhuriyeti devletinin yapısal dönüşümünün müzakere alanı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin komisyon salonlarıdır, Genel Kuruldur, siyasettir, milletin Meclisidir" dedi.

Geçmişe kıyasla bu girişimin başarılı olma ihtimalinin kuvvetli olduğuna inandıklarını dile getiren Ekmen, bu kuvvet sebeplerini ve süreçteki aktörlerin rolünü şöyle aktardı:

"Bu kuvvet sebeplerinin başında kendine özgü hikayesi, siyasal duruşu ve yaptığı çağrıyla süreci tetikleyen Sayın Devlet Bahçeli'nin rolüdür. Bu vesileyle bir kere daha teşekkür ediyoruz. Örgütünün metodolojik dönüşümünü yönetmek iddiasıyla ön şart ileri sürmeden bu çağrıya cevap veren Abdullah Öcalan, çağrıyı süreçlenebilecek bir olguya taşımıştır. Üçüncü avantaj, ciddi eleştiri ve farklılıklara rağmen Meclis'te oluşan güçlü konsensüstür. Bu bağlamda Sayın Mahmut Arıkan, Sayın Ahmet Davutoğlu ve Sayın Ali Babacan'ın açık ve net destek, tavsiye ve eleştirilerini de hatırlatmak gerekir. Bugüne kadar devlet merkezli, süreç bozucu bir olayın yaşanmamış olması da devlet kurumlarının süreçteki pozitif rolüne ve uyumuna işaret eder. Sayın İbrahim Kalın ve MİT Başkanlığının hak ettikleri özel takdiri de kayda geçirmek gerekir. Sürecin yönetiminde ve bugüne gelmesinde Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın devlet başkanı olarak oynadığı pozitif rol açıktır."

Kalkınma yolu ve benzeri kuşak yollarının güvenlik ihtiyacı, Orta Doğu'daki silahlı grupların tasfiye süreci ve Avrupa'nın güvenlik mimarisinde Türkiye'ye artan ihtiyaç gibi birçok sebebin bölgesel ve uluslararası konjonktürde fırsat ve imkanlar yarattığını kaydeden Ekmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu süreç başlatıldığında Sayın Devlet Bahçeli en önemli referansı iç cephenin tahkimine vermişti. Bu tahkim için Şerafettin Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Yalçınkaya ve benzeri AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını, KHK'lilerin yaşadığı sorunlara ilişkin adım atılmasını bekledik, durduk. Aksine, ceza usul hukukunu ve kişilerin masumiyet karinesini yok sayan birçok soruşturma gördük, yargı eliyle siyasetin dizaynına dair birçok yeni örnekle karşılaştık. Bu kadar kuvvetli bir desteğin olduğu, bu kadar paydaşın başarısı için fiilen ve kavlen dua ettiği bir sürecin çok daha dikkatli yürütülmesi gerekirdi. Geride kalan zamanda Türkiye'nin daha demokrat, daha çoğulcu, daha özgürlükçü bir hukuk devleti olacağına dair inanç güçlendirilememiştir. Atılması gereken birçok adım atılmamış ve bu durum sürece olan güveni zayıflatmıştır. Bu meselenin ortadan kalkmasıyla, bu demokratik dönüşümün gündeme alınmasının önünde bir engel kalmayacağını savunuyor, bu yönde gelişmeler bekliyoruz."

MHP’li Feti Yıldız: Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar arkasındayız

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen "çerçeve yasa" teklifinin bir af düzenlemesi niteliğinde olmadığını söyledi. Yıldız, "Huzurunuza getirdiğimiz teklifin özel af olduğu iddiası var. Bu mantığı devam ettirirsek, eğer her af düzenlemesinde bir kısım, bir miktar cezanın cezaevi dışında çekilmesini esas alırsak, COVID-19 izninde insanları 3 yıl, 5 yıl dışarı çıkardığımız kanun içinde de nitelikli çoğunluk ararsınız. Bu duruma düşmeyi hiçbiriniz istemezsiniz herhalde" dedi.

TBMM Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu'nda "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi. 

Teklifin geneli üzerinde partisinin görüşlerini  açıklayan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, terörsüz Türkiye sürecinin, küresel ve bölgesel krizlerin yoğunlaştığı bir dönemde devletin bekası, kardeşlik hukuku ve ortak tarih bilinci üzerinden bölgesel istikrarsızlıkları minimize etmeyi amaçladığını, terörü bir sebebe veya tarihi arka plana dayandıranların farkında olarak ya da olmayarak terörü meşrulaştırdığını savundu. Terörün bir sorun çözme aracı ve meşru bir yöntem olarak görülemeyeceğini vurgulayan Yıldız, asıl hedefin soyut ve fiktif tartışmalara feda edilemeyeceğini kaydetti.

"Siyasi hayatımızda yeni bir kapı aralanmıştır"

Sürecin başlangıcına ilişkin tarihler vererek MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin adımlarına dikkati çeken Yıldız, şu ifadeleri kullandı:

"1 Ekim 2024’te, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yasama yılının açılış töreninde, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin bundan tam 677 gün önce, DEM Partili milletvekilleriyle tokalaşması ve onlara hitaben söylediği sözler siyasi hayatımızda yeni bir kapıyı aralamıştır. Yine 22 Ekim’de Milliyetçi Hareket Partisi Grup Toplantısı'nda, yaptığı tüm ezberleri bozan tarihi çağrı Türk siyasetinde bir dönüm noktası olmuştur. Bu tarihi çağrı Türk siyasetinde bir milattır. Yüzyılın en cesur, dönüştürücü siyaset hamlesidir. Bu hamle, PKK’nın kendini feshetmesini ve silahları bırakma kararı almasıyla sonuçlanmıştır."

"Müstakil düzenlemelerin af veya cezasızlık algısına yol açmaması gerektiği şerhi düşülmüştür"

12 Mayıs 2025'te kongresini toplayan terör örgütü PKK'nın kendini feshetmesiyle sürecin yeni bir boyut kazandığını belirten Yıldız, yarım asra yakın bir süredir Türkiye'nin enerjisini ve ekonomik refahını sömüren yapının tasfiye edildiğini dile getirdi.

TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun uzlaşma ikliminin yaratılmasındaki rolüne değinen Yıldız, 5 Ağustos 2025'te TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında başlayan komisyon çalışmalarında 12 siyasi partiden 11'inin katılımıyla 51 üyeli bir yapı oluşturulduğunu aktardı. Komisyonun 21 kez toplanarak 132 kişi ve kurumun görüşüne başvurduğunu, 88 saatlik çalışma sonunda 4 bin 199 sayfa tutanak tutulduğunu bildiren Yıldız, komisyonda 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla bir raporun ortaya çıktığını belirtti.

MHP'nin sürece olan desteğini yineleyen Yıldız, "Müstakil ve geçici yasal düzenlemelerin, af veya cezasızlık algısına yol açmadan, kapsayıcı olması gerektiği şerhi düşülmüştür. Terörsüz Türkiye süreciyle dürüst ve samimi adımlar, dış dayatmalara kapalı öneriler, bin yıllık kardeşliğe ve ortak yaşama dönük tasarruflar Milliyetçi Hareket Partisi tarafından her zaman desteklenecektir. Yüreğimizle, gönlümüzle Terörsüz Türkiye’nin yanındayız" dedi. 

Kanun teklifinin gerekçesini açıklayan ve af iddialarına yanıt veren Feti Yıldız, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

"Teklif, mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir. Bazı arkadaşlarımız maalesef kanunun gerekçesini ve lafzını okumadan bunun bir af olduğunu iddia edecek kadar gerçekten uzağa düşmektedir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri, bütün sonuçlarıyla varlığını korumaktadır. Suçun vasfına, mahkumiyet kararına ve ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik öngörülmemektedir. Huzurunuza getirdiğimiz teklifin özel af olduğu iddiası var. Bu mantığı devam ettirirsek, eğer her af düzenlemesinde bir kısım, bir miktar cezanın cezaevi dışında çekilmesini esas alırsak, COVID-19 izninde insanları 3 yıl, 5 yıl dışarı çıkardığımız kanun içinde de nitelikli çoğunluk ararsınız. Bu duruma düşmeyi hiçbiriniz istemezsiniz herhalde."

Independent Türkçe, ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU