Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifinin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri devam ediyor.
Genel Kurul’daki tarihi oturumda söz alan Özgür Özel, partisinin teklif karşısındaki tutumunu açıkladı. Özel, siyasi iktidarın uygulamalarına yönelik ağır eleştiriler yöneltirken, buna rağmen barış umudunu siyasi hesapların önüne koymayacaklarını söyledi.
Özel, partisinin teklifin aleyhinde oy kullanma hakkının bulunduğunu belirterek, “Bu teklife ‘hayır’ deme hakkını millete sorsanız hiç şüphe yok ki en çok Yeni Parti grubunundur” dedi.
Partisine yönelik soruşturmalar, belediyelere yönelik uygulamalar ve cumhurbaşkanı adayının tutuklanmasını hatırlatan Özel, buna rağmen sürece destek vereceklerini belirtti.
“Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık”
Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Partisine butlan atanan, cumhurbaşkanı adayı tutuklanan biziz. Bu teklife hayır dememiz için binlerce tepki alan biziz. Bize ‘O masada neden oturuyorsunuz?’ dediler. Bize yapılanları en çok biz biliyoruz. Bu yasaya hayır deme hakkına en çok biz sahibiz. Ama bu hakkı milletin barış hakkının önüne koymayan bizleriz.”
Özel, sürecin Erdoğan’ın değil, barış umudunun masası olduğunu savunarak, “O masa Erdoğan'ın değil barış umudunun masasıdır. Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık, koymayacağız. Barışın önünde durmayacağız” dedi.
Bir daha ölüm yaşanmaması gerektiğini belirten Özel, şehit aileleri, gaziler ve güvenlik güçlerine ilişkin hassasiyetlerini de dile getirdi.
“Bir anne daha evladının tabutuna sarılmamalı. Esas olan şehit ailelerinin, gazilerin, tüm güvenlik güçlerimizin ve tüm vatandaşlarımızın yüzüne bakamayacak duruma düşmemektir.”
“Kürt meselesi şiddetle değil siyasetle çözülmeli”
Toplumsal barışın üniter devletin alternatifi değil, onun güvencesi olduğunu söyleyen Özel, yurttaşların devlete ve Cumhuriyet’e bağlılığının korkuyla değil, eşitlik, özgürlük ve aidiyet duygusuyla güçlenebileceğini belirtti.
Özel, Kürt meselesinin demokratik çözümünün devletin ve ulusal bütünlüğün güçlenmesine katkı sağlayacağını savundu.
“Kürt meselesinin demokratik çözümü de cumhuriyetimizi devletimizi ve ulusal bütünlüğümüzü güçlendirecektir.”
Özel, partisinin bu konudaki tutumunun seçim takvimlerine veya anketlere göre değişmediğini belirterek, “Bu mesele şiddetle değil siyasetle çözülmelidir. Gizli pazarlıklarla değil milletin gözü önünde milletin rızasıyla çözülmelidir. Bir kişinin iradesiyle değil Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin demokratik meşruiyetiyle çözülmelidir” ifadelerini kullandı.
“Tüm tahriklere rağmen masada kaldık”
Özel, partisinin süreç boyunca komisyonda kalmaya devam ettiğini ve katkı sunduğunu söyledi.
“Tüm tahriklere, bütün sabotajlara rağmen masada kaldık. AK Parti ve diğer partilerle birlikte bazen aynı salonda buluştuk. Bazen ayrıştık ama meselenin kendisinden hiçbir zaman kopmadık. Yapıcı katkımızı hiçbir zaman esirgemedik.”
Komisyon raporuna imza attıklarını hatırlatan Özel, partisinin sürecin başından itibaren tutumunu “Destekleyeceğiz, katkı sunacağız ve denetleyeceğiz” sözleriyle özetledi.
“Siyasi iktidar süreci özensizlikle yönetti”
Özel, hükümetin süreci yürütme biçimine de sert eleştiriler yöneltti.
Müzakerelerin kapalı kapılar ardında yürütüldüğünü ve muhalefetin sürecin dışında tutulmaya çalışıldığını savunan Özel, komisyon tarafından oluşturulan ortak iradenin özel görüşmeler ve siyasi hesaplarla sınırlandırıldığını söyledi.
Özel, “üç kişinin bildiği metin” üzerinden yürütülen süreci eleştirerek, teklifin AK Parti milletvekillerinden dahi gizlendiğini ileri sürdü.
“Barışın hukuku milletin gözünden kaçırarak yazamayız. Yazılamaz. Toplumsal uzlaşma yangından mal kaçırır gibi olamaz. Millet sonunda kendisine bilgi verilecek bir sürecin seyircisi değildir. Millet bu ülkenin sahibidir, ta kendisidir.”
“Teklifin içeriği de hazırlanış biçimi kadar sorunlu”
Özel, teklifin içeriğine ilişkin en önemli eleştirisinin ise komisyon raporundaki demokratikleşme başlıklarının yasa teklifine yansıtılmaması olduğunu söyledi.
Komisyon raporunun yedinci maddesinde siyasi tutuklular, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi gibi başlıkların bulunduğunu belirten Özel, bu düzenlemelerin teklif metninde yer almadığını ifade etti.
Özel, uzun tutukluluk, gizli tanık düzeni ve siyasallaşmış yargı gibi sorunlara yönelik herhangi bir demokratik adım bulunmadığını belirterek, Can Atalay ve Selahattin Demirtaş konusunda da düzenleme yapılmadığını söyledi.
“Barışın önünde durmayacağız”
Özel, teklifin kabul edilmesinin ardından demokratikleşme mücadelesinin devam edeceğini belirtti.
“Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi için barışın önünde durmayacağız. Korku olmadan, ayrımcılık olmadan ortak geleceği inşa etmek için barışın önünü açacağız. Biz ölüm değil, hayat olsun diye; korku değil umut olsun diye bu sorumluluğu alacağız.”
Özel, terörün kalıcı olarak sona erdirilmesinin demokrasiyle mümkün olacağını savunarak, “Terörün kökünü ancak demokrasi kazır” dedi.
“Bugün silah faslının kapanması için bir kapı aralanıyor”
Özel, partisinin komisyon raporuna attığı imzanın arkasında olduğunu belirterek, raporun hem silah bırakma ve hukuki geçişi düzenleyen altıncı bölümüne hem de demokratikleşme sorumluluğunu ortaya koyan yedinci bölümüne imza attıklarını söyledi.
“Bugün silah faslının kapanması için bir kapı aralanıyor. Biz o kapıyı kapatan taraf olmayacağız. Ama asıl mücadele şimdi başlayacak. Demokrasi, eşit yurttaşlık, kalkınma mücadelesi.”
Özel, bundan sonraki süreçte kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması, ifade özgürlüğü, bağımsız yargı ve seçilmişlerin iradesinin korunması için mücadele edeceklerini ifade etti.
“Yöneticilerimiz evet diyecek, milletvekillerimiz kendi illerine göre karar verecek”
Özel, konuşmasının sonunda partisinin teklif karşısındaki oy tutumunu netleştirdi.
“Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya evet diyeceğiz.”
Ancak milletvekillerinin kararını kendilerinin vermesi gerektiğini belirten Özel, her milletvekilinin seçildiği ilin beklenti ve hassasiyetlerini dikkate alacağını söyledi.
“Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerde ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır.”
Özel, bu tutumun milletvekillerini yalnızca serbest bırakmak anlamına gelmediğini, aksine onları temsil ettikleri toplumsal kesimlerin beklenti, endişe ve umutlarını dikkate alma sorumluluğuyla karşı karşıya bıraktığını belirtti.
Konuşmasını barış, demokrasi ve adalet vurgusuyla tamamlayan Özel, “Biliyoruz ki barış, demokrasi ve adalet bu ülkenin ilacı olacak. Bu ilaç birimize değil hepimize şifa alacak” dedi.
Independent Türkçe